En son en çok neye şaşırdınız?
Rusya’nın Ukrayna’ya girmesine şaşırdım açıkçası.
En son en çok neye hayır dediniz? Hayatınızda hayır der misiniz?
“Hayır Deme Sanatı” isimli bir kitap okuyorum. Kitabı okuyunca fark ettim ben çok hayır diyemiyorum. Aslında çoğumuz diyemiyoruz ve en büyük sıkıntılarımızdan birisi bu.
Hayır demeyi öğrenenler, zamanla sadece hayır mı diyor? Evet diyebileceği şeylere de mi hayır diyor? Dengeyi tutturamıyoruz gibi sanki.
Bu, kendimizden ödünler vermeye başlıyoruz anlamına geliyor, evet ve hayır kelimelerini kullanmadığımız zaman. Evet ben bunu yaparım ya da hayır bunu yapmam cümlelerini kullanmamız lazım. Ben kullanabilen birisi değilim. O yüzden en son neye hayır dedim gerçekten bilmiyorum.
Sizin karakteriniz ile oynadığınız karakterlerden hangisi benziyor?
Biraz “Ozan” karakteri diyebiliriz. Ozan’dan çok var ben de.
Ona aslında öyle olmadığını anlatır mısınız?
Ben, onu hiçbir zaman yapmadım. Hiçbir zaman kötü bir niyetim olmadı kimseye karşı. Dolayısıyla gerçekten kimseyi üzmek istemem. Seni de üzmek istemem. O yüzden kötü bir şey aklımın ucundan geçmedi. Böyle düşünmene de üzüldüm.
Gönül alır mısınız?
Gönül almak, benim meziyetimle alakalı bir şey değil. Gönlünü verecek kişinin tavrı ile alakalı. Gönül almayı bilirim. Evimde de eşimle tartıştığım zaman bazen onun canını sıkabiliyorum. Hemen gönlünü alırım.
Onun gönlünü almanız, onun sevgisi ve karakteriyle ilgili mi? Kalbine dokunabiliyor musunuz?
Birinin bana kırgın olmasını çok önemserim. Bir ağabeyim var, çok saçma sapan bir şeyden dolayı kırıldı. Gittim sarıldım, özür diledim, bunun için mücadele ederim. Ama bazen başarılı olamadığım anlar da oluyor.
Onu nasıl sevdiğinizi tarif eder misiniz? Emre Karayel nasıl sever? Sevginin sizdeki yansıması nasıldır?
Öperim ben. Oğlumu da öperim, karımı da öperim, annemi de öperim, kardeşimi de öperim, yeğenlerimi de öperim… Bence güzel bir şey, tavsiye ederim.
Babalık duygusu, herkes için farklı olabiliyor. Ama çocuğu dünyaya gelenler, gerçekten farklılaşıyor. Nasıl bir his? Baba olmak, Emre Karayel’de neyi değiştirdi?
Hayatta kalma isteği geldi. Daha çok yaşayayım, daha sağlıklı olayım, onunla daha çok zaman geçirebileyim. Başıma bir şey gelirse o ne yapar kaygısı oluştu. Benim öyle bir şeyim yoktu. Babam da gidince doğduğu günden itibaren hayatta kalmam ve sağlıklı olmam lazım diyorum. Bunun için de elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Mesleğinizden ötürü çok sosyal ve çok yoğunsunuz. Böyle insanların aile hayatını yönetmesi, zor mu? Eşinizin anlayışı mı önemli?
Eşimin anlayışı değil; desteği çok önemli.
Evliliği yönetmek, çok zor değil mi?
Çok zor. Evlilik; büyüyen bir aile, gittikçe değişen bir yapı, kadın ve erkek ilişkisi. Biz “Oksimoron” oyununda da bunu anlatıyoruz. Kadın ve erkek doğal oksimoron zaten. Onların bir araya gelip bir evin içerisinde yaşaması zaten çok zor. İster istemez farklı sıkıntılar olabiliyor. Anlayış, güven ve destek bu işin anahtarı.
“Son Yaz” ve “1 Kadın 1 Erkek” projeleri ile ilgili aklınızda kalan bir anı var mı?
Alperen, Ali, Funda, Hafsa, Şebnem, Sinan… Çok keyifli bir setti. Diziyi tekrar izlesem şurada şu olmuştu diyebilirim. Ama bu soru sorulunca insanın aklına gelmiyor. Gelmeyince de hiçbir anım yokmuş gibi hissediyorum. Bu da beni üzüyor. Kavga sahnesi çekerken kamera döner dönmez kendimizi yere atıyorduk.
Dilediğiniz kişiye, dilediğiniz bir soruyu 83 milyonun izlediği bir programda sorma imkanı verildi size. Bu kim olurdu ve ona ne sorardınız?
Dünyanın en zengin insanı Amazon’un sahibi Jeff Bezos’a sorardım. Niye bu kadar parayı tutuyorsun, dağıtmıyorsun hepimize? Neden tek başına yiyorsun dünyada bu kadar aç insan varken?
Emre Karayel Kimdir?