Ana SayfaÜnlülerYeşilçam Filmlerinin Bilinmeyen Gerçekleri

İlgili Postlar

Yeşilçam Filmlerinin Bilinmeyen Gerçekleri

Türk sinemasının “altın çağı” olarak anılan Yeşilçam dönemi, yalnızca beyazperdedeki filmlerle değil, kamera arkasındaki renkli hikâyeleriyle de kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bugün televizyonlarda defalarca izlenmesine rağmen eskimeyen bu filmlerin perde arkasında, sinemaseverlerin çoğunun bilmediği ayrıntılar saklı.

Yeşilçam aslında bir sokak adı

Türk sinemasıyla özdeşleşen Yeşilçam kelimesi, aslında İstanbul Beyoğlu’nda bulunan bir sokağın adı. 1950’li ve 60’lı yıllarda film yapım şirketlerinin, yönetmen ve oyuncu yazıhanelerinin bu sokakta toplanması nedeniyle Türk sinema sektörünün tamamı zamanla “Yeşilçam” adıyla anılır oldu. Tıpkı Amerikan sinemasının “Hollywood” ile özdeşleşmesi gibi.

Hababam Sınıfı’nın okulu bir Osmanlı sarayı

Türk sinemasının en sevilen film serilerinden Hababam Sınıfı’nda öğrencilerin okuduğu o meşhur okul, gerçekte bir okul değil. Çekimler, İstanbul Kandilli’de yer alan Adile Sultan Kasrı‘nda yapıldı. Osmanlı döneminden kalma bu yapı, filmdeki özel lise atmosferini birebir yansıttığı için tercih edildi ve bugün Yeşilçam hayranlarının ziyaret ettiği simge mekânlardan biri hâline geldi. Rıfat Ilgaz’ın romanından uyarlanan seri, aradan geçen yarım asra yakın süreye rağmen televizyonda en çok tekrar izlenen yapımlar arasındaki yerini koruyor.

hababam sınıfı

Efsane filmlerdeki sesler çoğu zaman başkasınındı

Yeşilçam’ın az bilinen geleneklerinden biri de dublajdı. Dönemin teknik koşulları nedeniyle filmler sessiz çekilir, diyaloglar sonradan stüdyoda seslendirilirdi. Üstelik birçok ünlü oyuncu, filmlerde kendi sesiyle değil, profesyonel seslendirme sanatçılarının sesiyle izleyici karşısına çıkardı. Yani izleyicilerin yıllarca “efsane repliklere” eşlik eden o sesler, çoğu zaman perdedeki yıldızlara değil, adları jenerikte bile geçmeyen dublaj ustalarına aitti.

Şoray Kanunları: Sete kural koyan yıldız

Türk sinemasının “Sultan”ı Türkan Şoray, kariyerinin zirvesindeyken kabul edeceği filmler için kendi kurallarını koydu. Sinema tarihine “Şoray Kanunları” olarak geçen bu kurallar arasında öpüşme sahnelerinin yer almaması gibi maddeler bulunuyordu. Dönemin en çok iş yapan oyuncusu olan Şoray’ın bu kuralları yapımcılar tarafından tartışmasız kabul edildi ve yıldız oyuncunun sektördeki gücünün simgesi hâline geldi.

Türkan Şoray

Cüneyt Arkın: Dublörsüz sahnelerin doktor kökenli yıldızı

Malkoçoğlu ve Battal Gazi filmlerinin unutulmaz ismi Cüneyt Arkın’ın az bilinen yönlerinden biri, sinemaya geçmeden önce tıp eğitimi almış bir doktor olmasıydı. Aksiyon sahnelerinin büyük bölümünde dublör kullanmamasıyla tanınan Arkın, at üstünden atlayışlardan dövüş sahnelerine kadar pek çok tehlikeli çekimi bizzat gerçekleştirdi ve bu sahnelerde çeşitli sakatlıklar yaşadığını yıllar sonra verdiği röportajlarda anlattı.

Haftada bir film: Yeşilçam’ın inanılmaz temposu

Yeşilçam’ın altın yıllarında Türkiye, yılda ürettiği film sayısıyla dünyanın en üretken sinema sektörleri arasında gösteriliyordu. 1970’lerin başında yılda 300’e yakın filmin çekildiği dönemde, bir filmin tamamlanması çoğu zaman yalnızca birkaç haftayı buluyordu. Aynı oyuncuların aynı anda birden fazla sette çalıştığı, senaryoların bazen çekim sırasında yazıldığı bu tempo, Yeşilçam’ın kendine özgü üretim kültürünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak anlatılıyor.

Dünyayı Kurtaran Adam nasıl dünya çapında kült oldu?

Cüneyt Arkın’ın başrolünde yer aldığı 1982 yapımı Dünyayı Kurtaran Adam, düşük bütçesine rağmen yurt dışında Turkish Star Wars adıyla kült mertebesine ulaştı. Filmde dönemin koşulları nedeniyle bazı uzay sahnelerinde ve müziklerde yabancı yapımlardan alınan görüntü ve ezgilerin kullanılması, filmi yıllar sonra dünya çapında sinema meraklılarının koleksiyonluk yapımlarından biri hâline getirdi.

Kemal Sunal’ın gizli akademik kariyeri

Yeşilçam’ın en sevilen komedi oyuncusu Kemal Sunal’ın az bilinen bir yönü de akademik merakıydı. Perdede canlandırdığı “Şaban” tiplemesinin aksine gerçek hayatta sessiz ve ciddi bir kişiliğe sahip olduğu bilinen Sunal, kariyerinin ilerleyen yıllarında üniversite eğitimini tamamladı ve kendi filmlerindeki güldürü öğelerini konu alan bir yüksek lisans tezi hazırladı. Usta oyuncu böylece hem araştıran hem de araştırılan olarak Türk sinema literatürüne geçti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler