Ana Sayfa Blog Sayfa 941

Yaprak Medine’den Samimi Açıklamalar

Star Tv ekranlarında yayımlanan “Menajerimi Ara” dizisiyle yıldızı parlayan Yaprak Medine geçtiğimiz gün bir röportaj verdi. Yaprak Medine’den samimi açıklamalar geldi. İşte o röportaj;

İlk işiniz Menajerimi Ara dizisinde Beren karakteri ile dikkatleri çektiniz. Sonrasında da ilgiyle izlenen ‘Son Yaz’ dizisine dahil oluşunuzun hikayesiyle başlayalım mı sohbetimize?

‘Menajerimi Ara’ sonrası birçok işle görüşmeye başlamıştık zaten. O süreçte ‘Son Yaz’ dizisinde ‘Cemre’ karakteriyle de yollarımız kesişti. Audition metni Cemre’yi sevmem için yeterli olmuştu bile ama Cemre’nin dışında, zaten çok beğendiğim bir işti. Hatta daha biz görüşmeye başlamadan ablamın annemle, benim ‘Son Yaz’ kadrosunda yer almam konusunda bir konuşması olmuş. Ben bunu daha sonrasında öğrendim. Artık ablamın güzel enerjisinden midir, tesadüf müdür bilmiyorum ama benim için dahil olmaktan onur duyduğum bir iş oldu.

‘Menajerimi Ara’ dizisinde, ilk oyunculuğunuzda canlandırdığınız; durumları lehine çevirmeye çalışan, hırslı bir karakterdi Beren. Yeni işiniz ‘Son Yaz’da karşımıza çıkan Cemre nasıl biri?

Cemre, mafyanın içinde büyümüş ama o dünya düzenine hiç inanmamış. Aile bağları kuvvetli, samimi, her şeyi tartan, zeki, güçlü, anaç bir kadın.

Son Yaz’ dizisindeki rolünüzü kabul etmenizdeki en büyük etken ne oldu peki?

Her şeyiyle içinde bulunmak istediğim bir işti zaten. Çalışmaya başladıktan sonra da bu isteğimde ne denli haklı olduğumu gördüm. Ekranda iyi bir iş görmek var ama onunda dışında, o ekrandan göremediğiniz şahane bir ekip var. İşini her detayıyla sahiplenip, titizlikle çalışan insanlar hepsi. Böyle insanlarla çalışıyor olma şansını yakalayıp üzerine iyi bir iş çıkarmaktan daha ilgi çekici ne olabilir ki?

Farklı bir karakteri canlandırırken kendinizden kattıklarınızın payı ne kadar ve neler?

Aslında kendi içinizde o karaktere yer açıyor olmak ona en büyük katkı bence. Onu tanımaya çalışmak, merak etmek, keşfetmek. Ki aslında ona kattığınız her şey de onu anlamakta yatıyor.

Kendi karakterinizin en belirgin özellikleri nelerdir peki?

En orantısızı anaçlık… Kontrol edemediğim bir şekilde tüm ilişkilerimi annelik üzerine kuruyorum. Bunu yapmam için insanları tanımam bile gerekmiyor. Hemen sahiplenip, koruyup, kollamak istiyorum. Onun dışında işkolik bir yanım var. Normalde yaşadığım her şeyi eğlenceli hale getiririm. Sadece işimle ilgili bir problem yaşadığımda aşırı obsesifleşiyorum.

Oyunculuğa ilk göz kırpışınız ne zaman, nasıl…

9 yaşındayken… Ablam okul tiyatrosundaydı. Ben de zaten sürekli onunla çalışmalara katılırdım, onları izlerdim. Orada olmaktan çok mutlu olurdum. Çalıştıkları oyunun bir noktasında iki küçük kız çocuğu gerekti. Ve oyunculukla ilk bağım; o. Aslında küçücük ama bana dev gibi gelen sahnede oldu. Ablam da beni tiyatroya soktu. Sahneye bir saniye çıktım ve rolüm sahnede koşmak. Üçüncü sınıfa giden bir çocuk için dünyanın en güzel duygusuydu. Ortaokul sürecinde sürekli okul tiyatrosundaydım. Üniversitede aileme konservatuara gitmek istediğimi söyledim. Onlar da benim önce altın bilezik olarak adlandırılan bir meslek seçmemi istediler.

Ve üniversitede diyaliz bölümünde okuyup donduruyorsunuz. Sonra… Planlarınızın arasında sağlık okumak var mıydı?

Yoktu. Kaptanlık, pilotluk gibi meslekler düşünüyordum. Şans eseri bir şekilde Sağlık Meslek Lisesi’ne gittim. Üniversitede yine diyaliz bölümünü kazandım. Birkaç ay gittikten sonra üniversiteyi dondurdum. İkinci yıl yine istemedim. Bu sefer donduramadığım için üniversiteyi bıraktım. O sıra hemşirelik yapıyordum. Hemşireliğimin üçüncü senesinde modellik yapmaya başladım.

Hemşireliği bırakıp, modelliğe geçişiniz peki?

Hem modellik yapıyordum hem hemşirelik. Artık yetişemiyordum. Arkadaşım ‘İstediğin şeyi yapmak için neyi bekliyorsun?’ dedi. Arkadaşımdan önce kendime bile bahane bulamadım. İki gün sonra istifamı verdim.

Hemşireliğinizin üçüncü yılında modellik teklifi almanız enteresan. Nasıl oldu bu gelişme?

İnstagram’dan küçük bir butik sosyal medya hesaplarında paylaşmak için böyle bir teklifle geldi. Kendi hallerinde telefonla fotoğraflar çektikleri bir sistemleri vardı. Ama ben o dönemde kendi halinde bile fotoğraf çekmeyen biriydim. ‘En kötü ne olabilir ki?’ diyerek bir cesaret oraya gidişim hayal bile edemeyeceğim modellik kariyerimin ilk adımı oldu.

Modellik yaparken, Oyunculuk kıvılcımını ateşleyen neydi?

Çocukluğum konservatuvara gitme isteklerimle geçmişti zaten ama bu istek ve arzular aile kalkanlarına çarpıp sonuçsuz kalmıştı. Konusu açılmışken, bugüne kadar hiç bahsetmediğim bir konudan bahsetmek istiyorum. Çocukken kendi isteklerinizle ailenizinki çakıştığında, onlardan bağımsız kendi çabalarınızla bir şeyler yapmayı deniyorsunuz. Ben de her şeyden bihaber, oyuncu olmak için birinin bahsettiği bir ajansa gitmiştim. Hani şu insanların hayallerini sömürüp bunu ticarete dönüştürenlerden. Yıllar sonra ise o kıvılcımı yeniden ateşleyen, güvendiğim bir menajerle tanışmam oldu.

Sanatla ilgili işler yapmak isteyen hemen her bireyin ailenin istediği altın bileziği takmanızın özgüveniyle mi daha rahat oyunculuk hayalinizin peşine düştünüz?

Modelliğe başlamam, benim için istediğim yola gitme vaktimin geldiğinin belirtisiydi. Çocukken aileme karşı gelecek cesaretim yoktu. Ama şimdi bir şansım vardı.  Ailem bu noktada beni destekledi. Bir meslek sahibi olunca, onların da içi rahatlamış oldu. “Artık istediğin her şeyi yapabilirsin” dediler.

Pilot, kaptan gibi meslekleri düşlerken, sağlık okumanız, akabinde oyunculuk yapmanız hayata dair neleri küpe yapıyor insanın kulağına?

Bu aralar John Lennon’un ‘Hayat, sen plan yaparken, başına gelenlerdir.” sözünü söyleyip duruyordum tam.

İlk oyunculuk tecrübeniz çok deneyimli oyuncularla, çok izlenen ‘Menajerimi Ara’ dizisiyle oldu. İlk işinizde değerli ve çok sevilen Canan Ergüder, Barış Falay ve Ayşenil Şamlıoğlu gibi usta isimlerle çalışacağınızı öğrendiğinizde neler geçti aklınızdan?

Hayatımdaki en önemli olaylardan biriydi ‘Menajerimi Ara’ hikayem. Hayranlıkla izlediğim insanlarla çalışma arkadaşı olmanın duygusunu tarif edemem size. Ekibi ilk gördüğümde çığlık attım. (Gülümsüyor) Beni çok mutlu etmişti. Çalışmaya başladığımda da gerçekten hepsini çok sevdim. Hem çok heyecanlı, hem çok hayran, hem de çok meraklıydım.

 Yarım Kalan Aşklar dizisinde de rol adınız.

Benim rolüm iki bölümdü. O projeyi bir kısa süreli de olsa deneyimli hoca ve oyunculardan bir şeyler öğrenme deneyimi olarak gördüğümüz için kabul etmiştim. O zaman Menajerimi Ara yoktu. Benim karakterim genç bir kız. Sevgilisiyle yolculuk yaparken bir adama çarpıyor. Onu kurtarmaya çalışırken can havliyle adamı öldürüyor. Öldürdüğü adam dizinin başından itibaren sürekli mafya tarafından öldürülmeye çalışıyor, ama minnacık, kolej etekli bir kız onu yanlışlıkla öldürüyor.

Oyunculuk, bir insanda neleri dönüştürüyor?

Her şeyi. Her şeyden öte kendinizi tanıyorsunuz. Maalesef ki biz kendimizden uzaklaştırıldığımız, duygularımızı tanımadığımız bir sistemin içinde yaşıyoruz. 0 yüzden kendimizi tanımanın önemini de anlayamıyoruz. Anladığınızda tüm düşünce biçiminiz, çizgileriniz, karakteriniz dönüşüme uğruyor. Yaşadığınız her anda daha fazla olmaya çalışıyorsunuz. Beden ve zihninizin sizden bağımsız neler yaptığını görüyorsunuz. Kısaca farkındalığınızı arttırıyorsunuz da diyebiliriz.

‘Gerçekler daima ortaya çıkar’ diye cümleniz aklımda kalmış. Peki size yol gösteren, düsturunuz, gördüğünüz, hayata dair en önemli ve en öncelikli gerçeğiniz nedir?

Ailemin içime işlediği değerler. Merhamet sevgi, saygı, birlik ve beraberlik, sevgi, dostluk… Ben hayatımı bu gerçeklere oturtuyorum. Tüm hayatımı da o çerçevede yaşamaya çalışıyorum.

‘Bugün mutluluktan müebbet yesek yarın af çıkar’ demiş bir karakter… Nedir mutluluğun sırrı?

Mutluluğun sırrını bilecek mertebede hissetmesem de, benim mutluluğumun sırrı her şeyi sevmek, iyiyi kötüyü sevmek.

Sinan Akçıl: Artık Çocuk İstiyorum

Geçtiğimiz gün Muğla’da verdiği konserde sevenleriyle buluşan Sinan Akçıl samimi açıklamalarda bulundu. Sinan Akçıl “Artık çocuk istiyorum” itirafıyla gündeme damgasını vurdu. İşte Akçıl’ın o açıklamaları;

Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl Nişanlandı

Yeniden evlilik kararı alan ünlü çift, aile arasında nişanlandı. Sinan Akçıl, Burcu Kıratlı’yı tekrar ailesinden istedi. Burcu Kıratlı’nın kahve ikram ederken çektiği görüntülerini paylaşan Akçıl ,”Işıklar altındayız diye sanma ki geleneksiz göreneksiziz. Anlı şanlı bir isteme oldu. İlk seferinde çok konuşulmuştu, bu sefer söz sırası aşkta. Bırakın o konuşsun. Yakında” diye yazdı.

Burcu Kıratlı ise nişan fotoğrafını, “Bu yola daha emin adımlarla ailelerimizle ilk adımı (ikinci kez) attık. Aile her şeydir. Aile güçtür ve sevgidir” diye yazarak paylaştı.

Burcu Kıratlı Kimdir?

Sinan Akçıl ile Burcu Kıratlı’nın Nişanında Ortaya Çıkan Gerçek!

Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı İkinci Kez Nikah Masasına Oturdu

İlişkileri bir dargın bir barışık devam eden Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı, geçtiğimiz aylarda ikinci kez evlilik kararı almıştı. Yeniden hayatlarını bir araya getirmek isteyen ünlü çift 22 Şubat’ta nikah masasına oturdu. İlk evliliklerini Amsterdam’da yapan Akçıl ve Kıratlı, bu kez İstanbul Beşiktaş’taki lüks bir otelde kıyılan nikah sonrası mutluluğa ‘evet’ dediler.

Sinan Akçıl Kimdir?

Sinan Akçıl: Artık Çocuk İstiyorum

Muğla’da konser veren Akçıl’ın sahneye çıkmasıyla birlikte yağmur tekrar başladı. Yağmur’da ıslanan hayranlarını gören ünlü sanatçı sahneden inerek hayranlarının arasında şarkılarını söyledi. Burcu Kıratlı’da yağmurdan ıslanmasına rağmen eşini sahnede yalnız bırakmadı.

Sahnede hayranlarına seslenen Akçıl eşi Burcu Kıratlı’nın da geldiğini söyleyerek, “Ben aşık olduysam herkes aşık olur. Yıllarca bu çocuk ne yapıyor diye bir sürü laf söz edildi. Alın evlendim, hatta çocuk istiyorum” dedi.

Yılmaz Erdoğan: Komedinin Eski Tadı Yok

Uzun bir aradan sonra röportaj veren Yılmaz Erdoğan “Komedinin eski tadı yok” dedi. İşte Yılmaz Erdoğan’ın o röportajı;

‘Kin’ Güney Kore uyarlaması bir film. Size nasıl geldi?

Film gündemdeydi. Başka yazar arkadaşlarla uyarlamalar denendi ama istenen sonuç herhalde alınamadı. Sonra Necati Akpınar “Bir sen baksana” dedi. Ben de zaten polisiye türünde bir şey yapmak istiyordum. Yaparak öğrenmek diye çok sevdiğim bir model var, buna da öyle baktım.

Bizde sanki uyarlama yapmak daha kolay gibi bir algı var. Öyle mi?

Orijinalini yapmak için de, iyi uyarlama yapmak için de iyi yazmak lazım. Senaryo yazmayı bilmek ve orijinal hikâyenin anlattığı toplumda geçerli ama bizde geçerli olmayan yönlerin, bizdeki karşılıklarını görmek lazım. Bunun için de orijinal senaryo yazma yetisinde olmak gerek. Kolay yönü zamanlaması. Orijinalini yazan kişi iki sene düşünüp yazmış.

Kin size ne ifade ediyor?

Dünyanın başına gelmiş bütün felaketlerin kaynağının kin olduğunu düşünüyorum. Polisiye öyküler çok fazla önerme istemezler ya da onun üzerinde çok fazla durmayabilirler. Bizim orijinal filmde de çok fazla böyle bir kaygı yoktu. Ben ona bizim ‘önerme’ dediğimiz şeyi ekledim. Dolayısıyla kin kavramının nereden kaynaklandığını, intikam denen şeyin özünün nerede olduğunu falan arayan bir film oldu. Mesela intikamla ilgili polisiye türde yapılan filmlerin çoğu bilerek ya da bilmeyerek intikamı över. Biz burada tam tersini yapmaya çalıştık.

Hiç kin ya da intikam duygunuz oldu mu?

(Gülüyor) Zarif şekillerde, acıtmadan… İntikam denemez de, bazen birisinin hak ettiğini düşündüğüm bir sözü, yıllar da geçse söylemişliğim vardır. Akrep burcunun bir özelliği galiba.

Filmin sorduğu sorulardan biri de kendi intikamını almak mı yoksa adaleti seçmek mi…

Adalet tabii… İntikam hiçbir zaman hiçbir işe yaramayan, sadece yok edici bir kavram.

Yılmaz Erdoğan Yangın Bölgesinde

Duygu Sarışın’ın canlandırdığı karakterin kolunda ‘Herkes için adalet’ yazan bir dövme var. Hayatta herkes için adalet mümkün mü?

Bu şuna benziyor: “Bu dünyada herkes için mutluluk denen şeyi görecek miyiz?” Sanmıyorum ama bu çaba hâlâ en büyük erdem olarak kalacak.

Siz umutlu musunuz?

Ben sonuçta mizahçı bir insanım. Mizah konusunda çok usta bir ismin bir lafı vardı: “Mizahçılar hayal kırıklığına uğramış idealistlerdir. İşi makaraya vurmaktan başka çare bulamamışlardır.” Dolayısıyla mizahçı umutlu da olmaz, umutsuz da… İroniktir bu.

Hayatta hayal kırıklıklarınız oldu mu peki?

Dünyada çekilen acıları düşündüğümde Allah’a çok şükür, durumum hiç fena değil. Ama hayal kırıklığına uğramadan yaşamak ya da mutsuz olmadan yaşamak mümkün değil.

Filmde karakteriniz Harun kendini korumak için delillerle oynuyor. Siz bir suç işleseniz kendinizi korumak için ne kadar ileri gidersiniz?

Filmlerde karakterlerimizin yaptığı şeylerle bizim sınanmamız ilginçtir. Ama şunu söyleyeyim; canlandırdığım Harun Çeliktan karakterinin yaptığı şeyi hepimiz kolaylıkla yapabiliriz. Sesini kes, olaylara karışma, kariyerin yürüsün… Orada hem kariyer endişesi kaynaklı bir tercih var hem de şahsen bir hedef alınma durumu söz konusu. Onu çözeyim derken emniyetin karşısına ceset asılınca olaylar karışıyor. Orada tabii bir anlık kendini düşünmek, egoist tavır, aslında bütün hayatını da mahveden bir şeye dönüşüyor.

Filmdeki ‘İyi insan olmak kolay, zor olan adil olmak’ sözü çok konuşuldu…

Bu Victor Hugo’nun bir sözü. Bu filmle ilgili araştırma yaparken, gazeteci bir arkadaşımızın yazısına rastladım. Bir polis yetkilisiyle yaptığı röportajın izlenim kısmında emniyette duvarda bu yazının olduğunu yazmış. Tam bu filme yakışacak söz diye düşündüm.

İyi olmak kolay mı gerçekten?

O iki polis arasındaki bir diyalogda geçiyor. Sen çok iyi kalplisin de, adil olmak için bazen katı olman gerekir gibi… Şunu düşün, çok iyi kalpli bir hâkim ne yapsın? Yani herkese beraat mı versin? Böyle adalet mi olur? Adaleti sağlamak için sevimsiz olmayı da göze almak gerekir. Şöyle de denebilir, adil olmayan biri iyi olabilir mi?

Sizin için hayatta iyilik mi adalet mi daha ağır bastı?

Adil olan iyidir zaten, her zaman sevimlilik olmayabilir tabii…

“Bir tek seni severdim, sevmeyi bilseydim” diye bir laf var filmde. Bunu hissederek mi yazdınız?

Evet, bu lafı söyleyen, filmin önemli figürlerinden Duygu Sarışın. Hayatının tamamını intikam, kin duygusuna havale etmiş birisinin sevgiyle ilgili ciddi bir problemi vardır diye düşünerek yazdım. Hayattan, hayatın kendisinden nefret eden biri ancak tüm bunları yapabilir. Kimseyi sevemez. İşte zaten o da kardeşine bunu söylüyor: “Bir tek seni severdim, sevmeyi bilseydim…”

Peki siz hayatta sevmeyi becerdiniz mi?

(Gülüyor) Fena değilim canım, sevecen bir insanım.

O kadar güzel aşk sözleriniz var ki… Yıllardır gençler birbirlerine sizin mısralarınızla ilanı aşk ediyor. Aşkı yazan, çeken, oynayan bir adam olarak siz aşkı nasıl anlatırsınız?

Aslında benim yazdığım her şiir ya da her öykünün sevgiyle olan kısmı bunu aramakla ilgili olabilir. ‘Evet şudur’ diyebildiğim gün herhalde bir daha o konuyu yazmam.

İnsan ‘Budur’ diyebilir mi?

Aşk ona hiç izin vermiyor. Çünkü bir akılla, mantıkla izah edilecek yönü var, bir de seni sabaha kadar uyutmayan, aylarca seni ülser eden bir yanı var. Sana hâkim olan, senin çok tanımlayamadığın… Nicedir başımıza gelmemekle birlikte, öyleydi yani (gülüyor). Mesela bir şiirimde aşkı “Bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak” diye tanımlamıştım.

Bir tarafınızla romantik, bir tarafınızla sert bir duruşunuz var. Sizi çözmesi zor…

Bence romantizmin tanımında bir yanlışlık yapıyoruz.

Ne gibi?

Şiirlerin ne dediğine bakarsak, romantik bir konu değil ama algısında öyle bir şey var. Bir yumuşaklık… ‘Sana bakmak Allah’a inanmaktır’ dediğimde, benimle Tanrı arasında bir mesele o. ‘Seni çok seviyorum, ne kadar güzelsin’ meselesi değil.

Bunu çoğu kişi sevgilisine söylüyor.

Biraz felsefe işi. Felsefe dediğimiz şey kelimelerle resim yapmak eylemi olduğu için hayatta hepimizin bildiği bir şeyi, bir durumu bazıları tanımlayabiliyor. Bazılarının mesleği bu. Yani, nasıl bazıları sıhhi tesisatı çok sıhhi bir şekilde yapabiliyorsa bu da bir meslek. Bence yazarlığın, hangi türde yazarsan yaz, temelinde bu var. Olması gerekir. Filme gelirsek; senaryolarda karakterin davranışları, söylediği sözler, onun yaptığı tespitleri senin daha önce yapman ve o karakterlerin içindekini yeniden tanımlaman gerekir. Daha sert bir mücadele aslında içerideki.

Peki, size dönersek… Kolay kızan bir adam mısınız yani?

Güzel kızan bir insanım (gülüyor). Ama zaman geçtikçe eskiden kızdığım şeylerin çoğuna kızmıyorum.

Ne değişti?

Bu kadar kızmayan halimi daha çok seviyorum. Yani daha tatlıyım. Mesleğin ilk yıllarında bir şeyi ispat etme çabası ve aslında geriden geriye yaşadığın bir güvensizlik hali de var. O zamanlar film çekimleri sırasında bir aksilik görünce, bu kişi benim filmimi mahvedecek duygusuna daha çabuk giriyorsun. Şimdi ‘Yok bir şey olmaz, hallederiz’e daha çok yaklaşıyorum. Bu halimi de daha çok seviyorum. Ama öfke mizahçının, anlatıcının bir numaralı malzemesi. Yani bir şey senin asabını bozmuyorsa, seni rahatsız etmiyorsa onu da yazmıyorsun zaten.

Yılmaz Erdoğan olmak zor mudur?

Bilmiyorum, ona sormak lazım. Ben Yılmaz’ım.

Şunu demek istiyorum Yılmaz Erdoğan olunca hep çıta yükseliyor. Şimdi ne gelecek? Bizi tatmin edecek mi? Böyle yaşamak zor olmuyor mu?

Senin kastettiğin şey ünlü kişi, yoksa ben 1967 yılında Yılmaz Erdoğan oldum (gülüyor). İşlerden bir iş seçtim, onu yapıyorum. Ama dediğin o beklenti meselesine gelirsek, ilk ‘Bir Demet Tiyatro’yu yaptığımızda hiçbir beklenti yoktu. ‘Vizontele’yi yaparken de ilk filmimdi ve bir beklenti yoktu. O gün bugündür de beklenti falan benim umurumda değil. Nasıl yazıyorsam, nasıl yapıyorsam… Tek dikkat ettiğim şey kendimi tekrar etmemeye çalışmak. Yeni türlerde denemeler yapıyorum. İşte ‘Kin’ de onlardan biri. Dışarıdan bakınca dediğin gibi düşünülmesini anlıyorum ama sabah yataktan kalkınca “Evet, Yılmaz Erdoğan gene uyandı” demiyorum. Normal kahvaltımı yapıyorum. Hatta onu artık geciktirmeye çalışıyorum, acıkıncaya kadar yemiyorum falan (gülüyor).

53 yaşındasınız. Hiç hayat muhasebesi yaptınız mı?

Tabii, her insan gibi…

Nasıl bir hayattı sizinki?

Tam muhasebe gibi giderler, gelirler olarak düşünmüyorum. Ama bu benim her gün yaptığım bir şey. Hâlâ hayallerim var mı, ona bakıyorum. Çünkü motivasyonu oradan alıyorsun. Evet, kabul etmek lazım, meslekte buralara geldiğinde bu sefer senin maceran, tatmin duygusuyla ilgili oluyor. ‘Tamam’ dersen artık yapmak istemezsin. Ben benzin hâlâ var mı, ona bakıyorum.

Var mı?

Yapmak istediğim çok şey var. Sanırım bu ömür kafamdaki ya da bilgisayardaki projeler bitmeden daha erken biter. O yüzden sorduğun muhasebenin iş, kariyerle ilgili kısmı bu. Öbürü de beni ilgilendiriyor zaten.

Köyceğiz’e yerleştiniz. Nasıl karar verdiniz?

Pandemiyi değil ama bu gidişatı görmüştüm. İstanbul depremi vs… Hatta bir gün hiç hesap etmediğimiz bir Trafik felaketinin buna yol açacağını düşünüyordum. Kilitlenen ve bir daha açılmayan bir trafik. Bütün şehir bir otoparka dönecekti, hâlâ da öyle bir ihtimal var. Sonra ‘Ben ne yapıyorum’ sorusuyla çok vakit harcadım. Ardından ‘Bunları yaparken ne yaşıyorum, mutlu muyum’ diye sordum kendime. Tamam, başarılı veya başarısız filmler yapıyoruz ama mutluluk… Ben ne hissediyorum? Sonra, sağlık durumları… Detaylarını ‘Münaşaka’ oyunumda anlatıyorum, isteyen oradan dinleyebilir. Dolayısıyla böyle bir karar verdim. Ama işte bütün dünya o noktaya geldi. ‘Oralarda ne işin var’ diyenler şimdi ‘Yer var mı? Biz de gelip kalabilir miyiz’ demeye başladı.

Oraya yerleşince hayattaki öncelikleriniz değişti mi peki?

Tabii. İyi ki buradayım duygusuyla uyanıyorum. Gündemim toprak ve gökyüzü. Orada buradaki kadar televizyon açmıyorsun.

Neler yapıyorsunuz?

Mesela susam var hayatımda. Bu sene susamlarımız biraz aralıklı aralıklı yetişti ama gene 200 kilo falan çıkmıştır. Şu an kurutuluyorlar.

Bayağı kendiniz yetiştirip o ürünlerle mi besleniyorsunuz?

Tabii, senin karşındaki adam bu sene 1 ton nefis organik buğday yetiştirmiş biri. Sonra altın çilek de ektik, nefis oldu. Meğer o toprağı severmiş. Göndereyim sana.

Bu kadar formda görünmenizin sebebi bu yaşam tarzı mı?

Köyde herkesin bisikleti var, oradan oraya bisikletle gidiyor, sürekli biniyorsun. Devamlı spor da yapıyorsun.

Hiç yaşlanmıyorsunuz, bunda etkili mi bu yeni hayat?

Evet, herkes gidip bir köye yerleşemeyebilir ama her sabah bir kaşık zeytinyağı içebilirsiniz. Tüyolarımı da veriyorum…

 

Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na Bebek Hediyesi!

Geçtiğimiz günlerde bebek beklediği haberleriyle gündeme gelen Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu’nun ebeveyin olma heyecanı devam ediyor. Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na bebek hediyesi geldi. İşte detaylar;

Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu Bebek Bekliyor

Haziran ayında nikah masasına oturan Taner Ölmez ve Ece Çeşmişoğlu’ndan mutlu haber geldi. Bir süre önce dünyaevine giren çiftin bir süre sonra anne baba olacakları öğrenildi.

Ölmez ve Çeşmioğlu’nun bebek heyecanı yaşadığı sosyal medyadan yapılan bir duyuruyla öğrenildi. Taner Ölmez hafta başında eşinin fotoğrafını yayınladı. Fotoğrafta güzel oyuncunun karnının büyümeye başladığı görüldü.

Taner Ölmez Kimdir?

Taner Ölmez “Mucize Doktor”un ardından Alef adlı dijital diziyle setler dönmeye hazırlanıyor.

Ece Çemişoğlu ve Taner Ölmez’in Bebeklerinin Cinsiyeti Belli Oldu

Taner Ölmez’in sosyal medya hesabından duyurduğu paylaşıma sevenlerinden tebrik mesajları yağdı. Heyecanla anne-baba olmayı bekleyen genç çiftin bebeklerinin cinsiyeti de belli olduğu söyleniyor. Ölmez ile Çeşmioğlu’nun kızları olacağı öğrenildi.

Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu Evleniyor!

Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na Bebek Hediyesi!

Bu sene Haziran ayında sade bir törenle evlenen oyuncu Taner Ölmez, eşi Ece Çeşmioğlu’na dünyaya gelecek bebekleri için doğum hediyesi aldı. Baba olma heyecanı yaşayan Ölmez’in 5 aylık hamile olan eşine 400 bin TL değerinde spor bir araba satın aldığı ortaya çıktı. Mutlu çiftin bebek heyecanı sosyal medyada hesaplarından yaptıkları paylaşımla duyurmuştu. Yeni projesi için hazırlıklara devam eden Ölmez yakında “Alef” dizisiyle ekranlara dönecek.

Miray Daner ve Oğulcan Engin Fena Yakalandı

Kaan Yıldırım’la ayrıldıktan sonra bir süre aşka kapılarını kapatan güzel oyuncu Miray Daner’in Oğulcan Engin’e gönlünü kaptırdığı iddia ediliyordu. Bir süredir aşk iddialarına sessiz kalan Miray Daner ve Oğulcan Engin fena yakalandı. İşte detaylar;

Miray Daner ve Kubilay Aka 3. Kez Barıştılar

Çalkantılı ilişkileri ile gündemde olan çift daha önce Kubilay Aka’nın Miray Daner’i Hilal Altınbilek ile aldatması sonucu ayrılık kararı almışlardı. Bu ayrılığa dayanamayıp 2. kez bir araya gelen çift Kubilay Aka’nın instagram yazışmaları yüzünden tekrar sonlanmıştı. Çiftin ayrı kaldığı dönemde Miray Daner’in Boran Kuzum’la samimi pozlarının olması yeni bir aşk mı başlıyor sorularını akla getirmişti.

Miray Daner’den Yıllar Sonra Gelen Aşk İtirafı!!!…

21 yaşındaki Güzel oyuncu Miray Daner, Berker Güven’in, “En sevmediğin özelliğin ne?” sorusuna, yanıt olarak  “Herkese çabuk güveniyor olmam. Bu tarafımı törpülemeye çalışıyorum” dedi. Açıklamalarına devam eden güzel oyuncu, “Anlayışsız insanlara, empati yoksunlarına, hep kendini düşünen çıkarcı ve egoistlere tahammül edemiyorum.”

Miray Daner Kimdir?

“Hayat mottom; Bob Marley’in ‘Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa’ sözü……Çocukken popçu Yalın’a hayrandım, dahası ona aşıktım….Karantina günlerinde evde kendi kendime dans ediyorum, şarkı söylüyorum, yeni yemek tarifleri öğreniyorum ve bol bol kitap okuyorum……Oyuncu olmasaydım, psikoloji eğitimi almak isterdim.”

Pınar Deniz: “Miray Daner İle Tokatlaştık”

Miray Daner ve Oğulcan Engin Fena Yakalandı

Hakkında aşk iddiaları çıkan Miray Daner ve Oğulcan Engin dün akşam saatlerinde bir mekandan birlikte çıkarken görüntülendi. İstanbul trafiğini birbirine katarak gazetecilerle adeta köşe kapmaca oynadı. İkili görüntü vermemek için oldukça çaba gösterse de objektiflerden kaçamadı.

Bunun yanı sıra Aşk 101 ekibiyle Emirgan Gizli Kalsın’da eğlenen Kubilay Aka’nın da eski sevgilisi Miray Daner’i Oğulcan Engin’le gördüğü ve kıskançlık krizine girdiği de kulislerde dolaşan fısıltılardan.

Aygün Aydın Hakan Sabancı’yı Unutamadı

Son dönemlerde paylaşımları ve açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Aygün Aydın, eski sevgilisi hakkında yaptığı paylaşımı hızla kaldırdı. Paylaşım Aygün Aydın Hakabn Sabancı’yı unutamadı derdirtti. İşte o paylaşım;

“Teşekkür Ederim Sevgilim”

Aygün Aydın, yeni sevgilisi Süha Yaman Koç ile öpüşürlerken verdiği bir pozu sosyal medya sayfasından takipçileri için paylaştı.  Aygün Aydın bu fotoğrafın hmen altına, “En büyük karanlığımda doğan güneşim. Dünyamdan çok uzakken hayatımın en büyük iyikisi olduğun için teşekkür ederim sevgilim” ifadelerini ekleyerek, nazar boncuğu ve kalp emojisi ile paylaştı. Sosyal medya hesabında devamlı Koç Grubu’nu övgülere boğan Aygün Aydın’ın yeni sevgilisinin soy isminin ise Koç olması dikkatlerden kaçmadı.

Hakan Sabancı Kimdir?

Aygün Aydın ve Hakan Sabancı Cephesine Yeni Olaylar

Aydın, karara itiraz etti ve dilekçesinde şu sözlere yer verdi: “Paylaşımda Hakan Sabancı‘nın ismi geçmemektedir. Evimin önünde de her gün siyah bir araç duruyor. Can güvenliğimden endişe duyuyor ve kararın kaldırılmasını istiyorum.”

Aygün Aydın Jartiyerli Pozlarını Paylaştı!

Aygün Aydın Hakan Sabancı’yı Unutamadı

Aygün yine olay yaratacak bir paylaşım yaptı. Ultrason görüntülerinden sonra bebeğini düşürdüğü açıklayan Aydın, geçen gün bir bebek fotoğrafı paylaştı. Paylaşımına “Bilin bakalım bu hangi şerefsizin kızı? 18 yaşına geldiğinde ne kadar şanslı olduğunu anlayacaksın prensesim” notunu düşen Aygün Aydın bu paylaşımı dakikalar içinde sildi.
Hemen sonrasında Aygün Aydın “DNA testine bile lüzum yok gözleri her şeyi anlatıyor resmen. Gözlerini birebir babasından almış” notunu düştü.
Aygün’ün bu paylaşımına ise binlerce yorum geldi. Çoğu takipçi Aydın’a “Senin tedavi olman lazım” yorumunda bulundu.

Elbet Bir Gün Dizisinin İlk Tanıtımı Yayınlandı! Dizinin Yayın Günü Belli Oldu Mu?

0

Fox Tv’nin yeni dizisi Elbet Bir Gün, izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Dizinin yapımcılığını Most Productıon üstleniyor. Elbet Bir Gün dizisinin senaryosunu, Yusuf Reha Alp kaleme aldı. Dizinin yönetmen koltuğunda ise, Gül Oğuz oturuyor. İlginç hikayesiyle izleyicileri ekrana kilitlemeye hazırlanın Elbet Bir Gün dizisinin ilk tanıtımı yayınlandı. Dizinin yayın günü belli oldu mu? Detaylar haberimizde…

Şebnem Bozoklu kimdir?

Burak Yamantürk Kimdir?

Elbet Bir Gün Dizisinin İlk Tanıtımı Yayınlandı!

Elbet Bir Gün dizisinin ilk tanıtımı yayınlandı. Dizi, ilk önce oyuncu kadrosuyla dikkatleri çekti. Şimdiye kadar işlenmemiş bir konuşla ekrana gelecek dizi, dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Merakla beklenen Elbet Bir Gün dizisinin yayın tarihi henüz belli olmadı.

İşte Elbet Bir Gün dizisinin ilk tanıtımı…

ELBET BİR GÜN DİZİSİNİN OYUNCU KADROSUNDA KİMLER VAR?

Dizinin oyuncu kadrosunda; Sinem Ünal, Şebnem Bozoklu, Kenan Acar, Ömer Genç, Burak Yamantürk, gibi oyuncular yer alıyor.

ELBET BİR GÜN DİZİSİNİN KONUSU!

Dizi Kapadokya’nın bir kasabasında geçiyor. Kasabada bir gecekondunun bodrumunda aynı aileye ait beş ceset bulunuyor. 15 yıl önce öldürülen aileden geriye iki kişi kalıyor. Bunlar; Feride, (Sinem Ünsal) ve Nesime (Şebnem Bozoklu) dir. Gazeteci Murat Güven (Kenan Acar) bu olayı “Kayıp Hayatlar” adlı programında ele alıyor.
Bu programın yayınlanmasıyla yer yerinden oynuyor. Programın yayınlanmasından sonra, Nesime’nin eski kocası zalim Cemil Bey (Ömer Genç) on beş yıldan bu yana kayıp olan kız kardeşlerin peşine düşüyor.
Feride, yeni bir kimlikle kendisine yeni bir hayat kurmuştur ve çok güzel bir evliliği vardır. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla onunda evliliği sallantıya girecektir. Büyük bir aşkla bağlı olduğu kocası Mehmet’in (Burak Yamantürk) de geçmişinde sakladığı sırları vardır.
Nesime ise, kardeşinin tersine hayalini kurduğu yaşantıya hiçbir zaman erişememiştir.

Hayatta kalmak ve sevdiklerini korumak için, gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasını engellemeye çalışan iki kadının hayatları, bu program yayınından sonra geri dönülmez bir biçimde alt üst oluyor.

Elbet Bir Gün Dizisi, nefes kesen hikayesiyle yakında Fox Tv ekranların izleyicisiyle buluşacak.

Destan Dizisinin İlk Tanıtımı Yayınlandı! Dizinin Yayın Tarihi Belli Oldu Mu?

0

Atv’de yayınlanacak olan Destan dizisi, ilk tanıtımıyla büyük beğeni topladı. Dizinin baş rollerini Ebru Şahin ile Edip Tepeli paylaşıyor. Gök Kağanı Korkut Han’ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız’ın mücadelesini konu alan dizi şimdiden fenomen olma yolunda ilerliyor. Destan dizisinin ilk tanıtımı yayınlandı. Dizinin yayın tarihi belli oldu mu? Ayrıntılar haberimizde…

 Ebru Şahin kimdir?

 Edip Tepeli kimdir?

Destan Dizisinin İlk Tanıtımı Yayınlandı!

Destan dizisinin ilk tanıtımda; Ebru Şahin’in canlandırdığı Akkız’ın “Ben Dağ’ın kızı, Akkız! Eli olmayana el olmaya geldim… Ayağı olmayana yol olmaya geldim. Eksiği tam yapmaya, köleyi hür kılmaya, destanımı dağa göğe yazmaya geldim” sözleri damga vurdu. Dizinin yayın tarihi henüz belli olmadı.

İşte Destan dizisinin ilk tanıtımı…

 

DESTAN DİZİSİNİN OYUNCU KADROSUNDA KİMLER VAR?

Destan dizisinin baş rollerini; Ebru Şahin, Selim Bayraktar ve Edip Tepeli paylaşıyor. Merakla beklenen dizinin yönetmenliğini Emir Khalilzadeh üstleniyor. Senaryosunu ise, Nehir Erdem ile Ayşe Ferda Eryılmaz’ın kaleme alıyor. Destan dizisinin oyuncu kadrosunda; Deniz Barut, Burak Tozkoparan, Burak Berkay Akgül, Ecem Sena Bayır ve Esra Kılıç gibi isimler yer alıyor.

DESTAN DİZİSİNİN KONUSU!

Destan dizisinin konusu bir efsaneyi konu alıyor. Orta Asya’nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Korkut Han’ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız’la, yine Gök Sarayı’nda Korkut Han’ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı anlatan dizide, bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkansızı nasıl başardıklarını konu alıyor.

Dizinin yapımcı ve proje tasarımcısı Mehmet Bozdağ sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla, Destan dizisinin çekimlerinin başladığını duyurarak tüm ekibe ve oyunculara hayırlı olmasını dilemişti.

Destan’da izleyicinin dönem, hikaye ve prodüksiyon açısından ilk kez böyle bir yapım izleyeceklerini müjdeleyen Bozdağ, ‘Yetim ve savaşçı bir kızla öksüz ve çolak bir çocuğun yürek yüreğe vererek Türklerin kaderini yeniden yazmalarını anlatan ‘Destan’ dizisinin; prodüksiyonu, hikayesi ve güçlü oyuncu kadrosuyla sadece Türkiye’de değil dünyada da çok konuşulacağı konusunda iddialı olduklarını açıkladı.

Ebru Şahin AKKIZ İle Sosyal Medyayı Salladı…

Yalancılar Ve Mumlar 3. Bölüm 3. Fragmanı Yayında! Ceyda’nın Babası Çatıda Bulunuyor!

0

Fox Tv’nin yeni dizisi Yalancılar ve Mumlar, 3. yeni bölümüyle bu akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Elif’i arayan kişi kocasının yaşadığını söyler. Engin evdeyken Elif gelir ve kocasının kokusunu hisseder. O ise hemen saklanır. Elif, Yakup’un ne iş yaptığını merak edip sorar. Meliha’nın yasak ilişki yaşadığı kişinin oğlu peşini bırakmaz. Yalancılar ve Mumlar 3. bölüm 3. fragmanı yayınlandı. Ceyda’nın babası çatıda bulunuyor.

Pazar Dizileri 2021

Ceyda’nın Babası Çatıda Bulunuyor!

Yalancılar Ve Mumlar 3. bölüm 3. fragmanında; Ceyda, babasını görmek için bakım evine gidiyor. Ama doktor Ceyda’yı içeri almıyor. Ceyda, camdan da olsa babasını görmeden gitmek istemiyor. Babasının yerinde olmadığını gören Ceyda. telaşlanıyor. Daha sonra babasının çatıda bulunduğunu öğreniyor.

İşte Yalancılar ve Mumlar 3. bölüm 3. fragmanı…

YALANCILAR VE MUMLAR 2. BÖLÜM ÖZETİ!

Elif ile arkadaşları birini öldürdüklerini zanneder. Ancak ceset ortadan kaybolur. Elif, kızından Şerife’nin dolabın içinde bir şey sakladığını öğrenir. Dolabın içinden Şerife’nin kızı çıkar. Şerife’nin bakıcısı olduğunu söylediği kızın onun kendi kızı olduğunu öğrenen Elif, kendisine yalan söylediği için onu işten kovar.

Daha sonra onun zor durumda kaldığı için bunu yaptığını düşünüp tekrar arayıp Şerife’yi işe alır. Engin, Şerife’nin Elif’i tekrar işe aldığını öğrenince sevinir. Elif’in elinden kızını ve paraları almak için Sumru’ya ilaç verdirmeye devam eder. O olmadığı zamanda eve girip çıkmak ister.

Onun eve girip çıkmasının altında ne var? Engin evde ne saklıyor? Cemre, babasının kendisini tanımasıyla çok mutlu olur. Şebnem, Hasan’ın kendisiyle çocuk yapmak istemesinin altında televizyon programı olduğunu bilmeden onun her istediğini yapar.

Elif, Şerife’nin Engin’in karısı olduğunu bilmeden kızını ona emanet eder. Yakup, sürekli Elif’in yakınlarında olmaya devam eder. Elif, Yakup’un yanındayken gizli numaradan aranır. Yakup, ona yardımcı olabileceğini arandığı adresi bulabileceğini söyler.

Elif, Yakup’tan bir adres öğrenir. Oraya tek başına gidip Engin’i orada bulmayı umar. Ama kapıyı başka adamlar açar. Elif, içeri girmeye çalışır. Ama adamlar onun içeri girmesine izin vermez.

Yalancılar Ve Mumlar 3. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Elif’i Arayan Kişi Engin’in…

Sadakatsiz 35. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Volkan Asya’yı Aras’tan Kıskanmaya Başlıyor!

0

Kanal D’nin sevilen dizisi Sadakatsiz, 35. yeni bölümüyle 20 ekim çarşamba günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Aras’ı takip eden Kadir, Derya’yla yakınlık kurmaya başlar. Haluk, Gönül’ün hesaptan yüklü bir miktarda çektiği paranın hesabını sorar. Gönül, evi terk edip Melik’in evine gider. Derin, Asya’nın evini gözetlerken Melih’e yakalanır. Melih, Derin’in numara yaptığını anlar. Sadakatsiz 35. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Volkan, Asya’yı Aras’tan kıskanmaya başlıyor.

Çarşamba Dizileri 2021

Volkan Asya’yı Aras’tan Kıskanmaya Başlıyor!

Sadakatsiz 35. bölüm 1. fragmanında; Volkan, Asya’nın sürekli Aras’la birlikte olmasından rahatsız oluyor. Aras ile, Asya’yı tanımaya çalışıyor ve ona evliliğinin neden bittiğini soruyor. Oda, Volkan’ın kendisini aldattığını söylüyor. Derin’in de olduğu yemekte Aras, ona karşı tavırlı davranmaya başlıyor.

İşte Sadakatsiz 35. bölüm 1. fragmanı…

 

SADAKATSİZ 34. BÖLÜM ÖZETİ!

Aras, kim olduğunu hala hatırlayamaz. Ama onun peşine düşen Kadir, sürekli onun ve Asya’nın fotoğraflarını çeker. Kadir, bir medikal şirketinin temsilcisi olarak Derya’yla görüşmeye gider. Derya, Kadir’den etkilenir.

Volkan, Derin’in yeni ev müjdesine sevinmiş gibi görünse de planlarını erteler. Gönül, Volkan’ın sattığı evi satın alan kişi olarak kimliğini saklayıp onunla buluşmak ister. Volkan, evini tekrar almaktan vazgeçer ve evi alan kişiyle görüşmek istemez.

Gönül, ısrarla aracıdan Volkan’la kendisini görüştürmesini yoksa onun evine geleceğini söyler. Öyle olunca da Volkan, görüşmeyi kabul eder. Volkan, karşısında Gönül’ü görünce şok olur. Gönül, arada kızı olmasaydı onu beş parasız bırakacağını söyleyip ondan parasını geri ister.

Haluk, Gönül’ün ortak hesabından 5 milyon lira çektiğini öğrenir. Gönül’e, o parayla ne yaptığını sorar. İkili tartışıyor ve Gönül valizini alıp evden ayrılır. Melih ile Bahar, Gönül yüzünden tartışır.

Ertesi gün Bahar, hamile olduğunu öğrenir. Melih’e sürpriz bir yemek hazırlayıp ona hamile olduğunu açıklar. O sırada Gönül valiziyle evlerine gelir. Polis, Aras’ın hatırlamama numarası yaptığını düşünmeye başlar.

Aras, Asya’dan kendisini kaza yaptığı yere götürmesini ister. Orada Aras, telefonda biriyle tartıştığını ve telefonu camdan fırlattığını hatırlar. Ama telefonu bulamaz. Nil, Aras’ın eve geleceğini öğrenip yemekler hazırlar.

Asya, Aras ile eve gelip onunla bahçeye çıkar. O sırada Volkan gelir ve Asya’ya, o adamın kim olduğunu bilmeden evine almasının doğru bulmadığını söyler. Derin, annesiyle konuşmak için Bahar’ın evine gider.

Asya’nın evinin önünde Volkan’ın arabasını görünce tekerlekli sandalyeden kalkıp onları gözetler. Orada Aras’ı görüp tanır. Melih, Derin’e bakmak için dışarı çıktığında onu ayakta Asya’nın evini gözetlerken görür.

Sadakatsiz 35. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Melih Derin’in Numara Yaptığını Anlıyor!