Ana Sayfa Blog Sayfa 793

Kardeşlerim 39. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Ömer İle Asiye’yi Yeni Bir Tehlike Bekliyor!

0

Atv’nin sevilen dizisi Kardeşlerim, 38. bölümüyle ekrana geldi. Dizinin yayınlanan yeni bölümünde; Şengül, hafızasını kaybediyor ve duydukları karşısında kendisinin çok kötü biri olduğunu anlıyor. Ömer, Süsen sayesinde iş buluyor ve onun maaşını ödediğini öğreniyor. Cemile, Tolga’dan kurtulmak için şehri terk ediyor. Bunu öğrenen Tolga, okulun verdiği partide intikam almak istiyor ve Asiye’yi tuvalete kilitleyip orayı ateşe veriyor. Ömer, kız kardeşini kurtarmak için alevlerin içine dalıyor. Kardeşlerim 39. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Ömer ile Asiye’yi yeni bir tehlike bekliyor.

Cumartesi Dizileri 2021

Ömer İle Asiye’yi Yeni Bir Tehlike Bekliyor!

Kardeşlerim 39. bölüm 1. fragmanında; Asiye, yangından kurtuluyor. Ambulans alıp onun acil müdahalesini yapıyor. Herkes, bunu Tolga’nın yaptığını anlıyor. Akif, Resul’ü yine oyuna getirmeye çalışıyor. Suzan’la Ayla’yı karşı karşıya getiriyor. Hakaretlere dayanamayan Suzan, Ayya’nın yüzüne bardağını döküyor. Ömer, Asiye’yi kurtarıyor. Tekrar normal hayatlarına dönmek isterken Emir, karşılarına çıkıyor.

İşte Kardeşlerim 39. bölüm 1. fragmanı….

KARDEŞLERİM 38. BÖLÜMDE BAŞKA NELER OLDU?

Şengül, hafızasını kaybediyor. Bunu anlayan Orhan, onu eve getiriyor. Önce onun numara yaptığını zannediyor. Ama sonra gerçekten onun hafızasını kaybettiğini anlıyor. Onu yalnız bırakamayan Orhan iş yerinden izin istiyor. Ama iş yeri onu işten kovuyor. Suzan, işe büyük bir hazırlık yapıp gidiyor.

Akif onu görünce, kovulduğunu hatırlatıyor. O sırada Resul geliyor ve Suzan’ın masum olduğunun anlaşıldığını söylüyor. Resul Suzan’a, birlikte akşam yemeğine çıkmayı teklif ediyor. Suzna’da kabul ediyor. Onunla birlikte Ayla’nın yanına gidiyor. Suzan’ı arabada bırakıp ona boşanma protokollünü uzatıyor.

Ayla’ya, Suzan’a kurduğu tuzağı anladığını ve ona eğer kendisinden boşanmazsa ihaleye fesat kaçırmak suçundan onu hapse attırabileceğini söylüyor. Ayla, içkiyi fazla kaçırıp merdivenlerden aşağı düşüyor.

Bunu duyan Akif karısıyla oraya geliyor. Bunu fırsata çevirmek için Ayla’ya akıl veriyor. Okulda öğrencilerin karneleri dağıtılıyor. Herkes o partiye hazırlanıyor. Tolga, Cemile’inn kendisini terk ettiğini ve İzmir’e gittiğini öğreniyor. Ömer, Süsen sayesinde bir iş buluyor ve o işi onun ayarladığını öğreniyor.

Asiye, Doruk’un söylediği şarkıdan ona kıskanıyor ve Kaan’la dansa kalkıyor. Doruk, Asiye’ye kıskanıyor ve Kaan’la birbirlerine giriyor. Tolga, Cemile’nin kendisini terk etmesinin intikamını almak için Asiye’yu tuvalete kilitliyor ve orayı ateşe veriyor. Ömer, kız kardeşinin orada olduğunu anlayıp alevlerin içine dalıyor.

Asiye’yi, Tolga tarafından kapatılan yerden kurtarıyor. Tolga’nın bu yaptığı yanına mı kalacak? Okul onun tehlikeli biri olduğunu anlayıp uzaklaştıracak mı?

Kardeşlerim 38. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Asiye Alevlerin Arasında Kalıyor!

Kalp Yarası Dizisi Final Mi Yapıyor?

0

Atv’nin sevilen dizisi Kalp Yarası, 30. yeni bölümüyle yarın akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Ferit, babasının katilini bulmak için ant içer. Feraye, tüm dünyayı yaksa da amacından vazgeçmek istemez. Ferit, Ayşe’nin hamile olduğunu öğrenir. Pınar, Ayşe’nin elindeki eldiveni almak için onun peşine adam takar. O adam Ayşe’nin elindeki eldiveni alır. Ancak Ayşe, Pınar’ın arabasının altında kalır. Ayşe, bebeğini düşürecek mi? Kalp Yarası dizisi final mi yapıyor? Detaylar haberimizde…

2021 Pazartesi Dizileri

Kalp Yarası Dizisi Final Mi Yapıyor?

Kalp Yarası dizisi final yapma kararı aldı. Sevilen dizi Kalp Yarası, 32. bölümüyle final yapması bekleniyor.

KALP YARASI 29. BÖLÜM ÖZETİ!

Ferit, Elif’in öldüğünü öğrendikten sonra Ayşe’nin yanına gider. Dalgınlıkla kaza yapma tehlikesi geçirir. Pınar’a çarptığını zannedip hemen arabadan iner ve ona iyi olup olmadığını sorar. Oda, onun kendisine çarpmadığını korkup yere düştüğünü söyler. Ferit, yinede Pınar’ı hastaneye götürür. Ona kartını verip Ayşe’nin yanına gider.

Ayşe, Ferit’e hastanede olmadıklarını dedesinin Elif’in cenazesini alıp kaçtığını söylüyor. Şahin, Elif’in cenazesini mezarlığa değil evinin bahçesine kendi elleriyle kazdığı mezara gömüyor. Ferit, Ayşe’yi alıp eve dönerken ondan annesinin Yaman’ı suçlamak için sahte deliller ayarladığını öğreniyor.

Eve gidince Ferit annesine çatar. Azade, oğlunun kendisini suçladığını görünce sinir krizleri geçirir. Eline geçirdiği cam parçasıyla bileğini kesmeye çalışır. Ayşe, son anda Azade’ye engel olur. Vedia’ya, kendisine gelen mesajlardan ablasının yaşıyor olabileceğini düşünür. Gidip Bahtiyar’a, ablasının yaşayıp yaşamadığını sorar.

Bahtiyar, Vedia’yı evinden kovar. Ablası onun gitmeyeceğini anlayınca Vedia’nın karşısına çıkar. Ona yaşadığını ama onu affetmediğini intikam almaya döndüğünü söyler. Vedia, ablasının Sancakzade’lere zarar vereceğini anlayınca gidip onları uyarmak ister. Öyle olunca Bahtiyar, onu odaya kapatır.

Betül, Vedia’nın gece eve gelmemesinden huzursuzlanır ve Yaman’ı arıyor. Yaman, evdeyken Vedia Betül’ü arar ve bir süre bir arkadaşının yanında olacağı yalanını söyler. Feraye, Yaman’ın karşısına çıkıp ona annesi olduğunu söyler. Bahtiyar, gece konağa girip Azade’nin babasının resmini yakar. Herkes konağın bahçesine toplandığı sırada Feraye içeri girer.

Daha sonra Pınar ve Yaman’da içeri girer. Azade, Feraye’yi karşısında görünce donup kalır.

Kalp Yarası 30. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Pınar Arabasıyla Ayşe’ye Çarpıyor!

Baba Dizisinin Yayın Tarihi Belli Oldu! Dizinin 1. Bölüm 2. Fragmanı Yayında!

0

Show Tv’nin yeni dizisi Baba, oyuncu kadrosu ve konusuyla dikkatleri üzerine çekti. Usta oyuncu Haluk Bilginer’in baş rollerinde yer aldığı Baba dizisi, izleyicileriyle buluşmak için gün sayıyor. Baba dizisinin yayın tarihi belli oldu. Dizinin 1. bölüm 2. fragmanı da yayınlandı. Detaylar haberimizde…

Haluk Bilginer Kimdir?

Tolga Sarıtaş Kimdir?

Baba Dizisinin Yayın Tarihi Belli Oldu!

Show Tv’nin yeni bomba dizisi Baba, 15 şubat salı günü ilk bölümüyle ekrana gelecek. Dizinin 1. bölüm 2. fragmanı yayınlandı. Fragmanda; Oldukça sert bir baba olan Emin, paraya çok önem vermez. Ama aileye yüklü bir miras düşüyor. Emin, çocuklarına paranın mutluluk getirmeyeceğini yineliyor. Köy yaşantısı yaşayan aile, aldıkları mirasla lüks bir konağa taşınıyorlar. Çocuklar mutlu olsa da Emin, alıştığı hayattan ayrılmaktan çokta mutlu değildir.

İşte Baba dizisi 1. bölüm 2. fragmanı….

 

Show Tv’nin yeni dizisi Baba, Anadolu’dan gelen Saruhan ailesinin hikayesini konu alıyor. Dizinin baş rollerini Haluk Bilginer ve Tolga Sarıtaş paylaşıyor. Bir çok usta oyuncuyu bir araya getiren dizinin yapımcılığını Ay yapım üstleniyor. Senaryosunu Gökhan Horzun ile Ekin Atalar’ın kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğundan Çağrı Bayrak oturuyor.

BABA DİZİSİNİN OYUNCU KADROSUNDA KİMLER VAR?

Ay Yapım imzalı Baba dizisinin yönetmenliğini Çağrı Bayrak üstleniyor. Senaryosunu Gökhan Horzum ve Ekin Atalar’ın kaleme aldığı dizi aksiyon, dram türünde olacak. İlgiyle takip edilen dizinin yayın tarihi merak ediliyor. Baba dizisinin oyuncu kadrosunda; Haluk Bilginer (Emin Saruhanlı), Tolga Sarıtaş (Kadir Saruhanlı), Taner RumeliNihan OkutucuCem UsluZeynep Tuğçe BayatÖzge ÖzacarBeril Pozam ve Damlasu İkizoğlu gibi birbirinden değerli isimler yer alıyor.

BABA DİZİSİNİN KONUSU!

Ay Yapım imzalı aksiyon, dram türündeki Türk yapımı televizyon dizisi Baba’da baş rollerini Haluk Bilginer ve Tolga Sarıtaş paylaşıyor. Dizi, Anadolu’dan gelen Saruhan ailesinin hikayesini konu alıyor. Normal bir hayat yaşayan aile, uçak kazasında hayatını kaybeden yakınlarından büyük bir mirasa konduklarını öğreniyor. Emin’in çocukları bunu öğrenince havalara uçuyor. Bakalım bu para aileye mutluluk getirecek mi?

Taner Rumeli Kimdir?

Baba Dizisinin İlk Tanıtımı Yayınlandı! Dizinin Yayın Tarihi Belli Oldu Mu?

Kanunsuz Topraklar Dizisi Final Mi Yapıyor?

0

Fox Tv’nin sevilen dizisi Kanunsuz Topraklar dizisinden kötü haber geldi. Dizinin yayınlanan son bölümünde; Mehveç, Ali’den yüklü miktarda para alır. Karşılığında ise Davut ile Gülfem’i ayıracağını vaat eder. Celal ile Fikriye’nin düğünleri olur. Bahar’ın kızı İpek hastalanır. Davut ile Gülfem, İpek’i Ankara’ya götürür. Orada Davut, peşlerine düşen iki adamı öldürür. Gülfem ile Davut o geceyi birlikte geçirir. Davut Gülfem’e evlenme teklifi eder. Gülfem, Davut’un evlenme teklifini kabul eder. Kanunsuz Topraklar dizisi final mi yapıyor?

Çarşamba Dizileri 2021

Kanunsuz Topraklar Dizisi Final Mi Yapıyor?

Kanunsuz Topraklar dizisi, reyting kurbanı oldu. Yüksek bütçeli dizi, reytingleri düşük olunca kanal final yapma kararı aldı. Kanunsuz Topraklar dizisinin 16. bölümüyle ekrana veda edilmesi bekleniyor.

KANUNSUZ TOPRAKLAR 15. BÖLÜM ÖZETİ!

Mehveç, Ali’yle birlikte aldıkları hediyeleri yeğenlerine takdim eder. Gülfem’e, pahalı bir mücevher hediye eder. Ondan o kolye ile yüzüğü üzerinden çıkartmamasını ister. Celal, annesine Fikriye’yi istemeye gideceklerini söyler. Davut gidip Gülfem’e, hayırlı bir iş için onlara geleceklerini söyler.

Mehveç, Davut’a sert çıkıp müsait olmadıklarını söyler. Gülfem, Fikriye ile Celal’in birbirlerini sevdiklerini söyleyip teyzesini susturur. Davut’a ise, istemeye gelebileceklerini söyler. Bahar, İstanbul konsolosluğundan çağrılır. Kızını Davut’a emanet edip gider. Fikriye’yi isteme törenine Davut İpek’le gelir.

Kız isteme sırasında Mehveç yine huzursuzluk çıkarır. Gülfem, Fikriye’yi Celal’e verdiklerini söyler. Celal, ertesi gün madenciler lokalinde düğünlerinin yapılacağını söyler. Gülfem, kabul eder. Düğün günü Ali de geliyor. Gülfem, Ali’yi teyzesinin çağırdığını öğrenir.

Gülfem, İpek’in ateşi olduğunu fark eder ve Davut’la birlikte onu hastaneye götürür. Davut, Kasapoğlunu arayıp ondan düğünde kalmasını ailesini ona emanet ettiğini söyler. İpek’in durumunun ciddi olduğunu öğrenince Davut, Gülfem’le birlikte Ankara’ya doğru yola çıkar.

Davut, yolda takip edildiğini anlar. İkili geceyi geçirmek için bir otele yerleşir. Davut, adamların kapıda nöbet tuttuğunu görüp aşağı iner ve onları etkisiz hale getirip uzak bir yere götürüp onları öldürür. Gülfem, Davut’un elindeki kanları görür. Ertesi gün jandarmalar gelir ve kimlik kontrolü yapar. Jandarmalar Davut’un kolundaki kan lekesini görür.

Oda, kızının burnunun kanadığını söyler. Gülfem, Davut’un ne kadar kolay yalan söylediğine çok şaşırır. Davut Gülfem’e, bir takım devlet meselelerine dahil olduğunu, onları korumak için böyle bir şey yaptığını söyler. Ali, Bahar’ı bulup onunla konuşur ve onu Ankara’ya gönderir. Davut ile Gülfem, o gece yakınlaşır ve geceyi birlikte geçirir.

Davut, Gülfem’le tekrar evlenmek istediğini söyler. Gülfem de kabul eder. O sırada Bahar gelir ve onları sarılmış bir vaziyette görür.

Kanunsuz Topraklar 16. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Gülfem Davut’un Evlenme Teklifini Kabul…

Yargı 19. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Ilgaz Sakinliğini Koruyor!

0

Kanal D’nin büyük bir ilgiyle izlenen dizisi Yargı, 19. yeni bölümüyle yarın akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Bulunan eldivenden Ilgaz’ın DNA’sı çıkar. Buna kimse inanmaz. Ceylin, bunu Yekta’nın yaptığını düşünüp gidip ondan hesap sorar. Pars da, bu sonucun doğru olmadığından emin olur. Ancak baş savcı ona dosyayı istediğini söyler. İddia dosyası sunulur ve Ilgaz, hapse yargılanmak zorunda kalır. Yargı 19. bölüm 2. fragmanı yayınlandı. Ilgaz, sakinliğini koruyor.

Pazar Dizileri 2021

Ilgaz Sakinliğini Koruyor!

Yargı 19. bölüm 2. fragmanında; İncelemelerde DNA örneğinde Ilgaz’ın ismi çıkması ortalığı karıştırıyor. Ceylin bu durumdan tedirgin olurken Ilgaz kendisinden emin olduğu için gerçeklerin ortaya çıkacağından emindir. Diğer taraftan Yekta tüm gücüyle Pars üzerinde baskı kurmaya çalışır. Ancak bu durum Pars’ı sinirlendirmekten başka bir işe yaramaz. Yekta, Laçin’in kendisini şoförüyle aldattığını anlıyor. Çınar, Parla’yı korumaya çalışırken hiç beklenmedik bir durum yaşanır. Zümrüt, Osman’a bebeğin ondan olduğunu söylüyor.

İşte Yargı 19. bölüm 2. fragmanı…

YARGI 18. BÖLÜM ÖZETİ!

Ceylin ile Ilgaz, geceyi ofiste birlikte geçirir. Sabah Gül, kızını görmeye ofise gelir. Kızının geceyi Ilgaz’la geçirdiğini anlar. Ceylin’e, babasından bir mektup aldığını kayıp büroya gidip onu aramamalarını isteyeceğini söyler. Ceylin annesine mektubu sorar. Oda, yaktığını söyler.

Ilgaz’a, yeni bir dava gelir. Görüşmeye Ilgaz, Ceylin’le birlikte gider. Ceylin, olayı anlamadan hemen avukatlığı kabul eder. Bu konuda Ilgaz’la tartışırlar. Ilgaz, haksız birini savunup kaybedeceği bir davayı almak istemez. Yinede davası almak zorunda kalır.

Ilgaz ile Ceylin, fabrikada çalışırken gözü kör olan ve tazminat isteyen işçiyle görüşmeye gider. Çıkışta adamın kızıyla karşılaşırlar ve kızın evlatlık olduğunu biyolojik ailesinin kızı tekrar istemesiyle adamın tazminat alıp kızını vermemek için bunu yaptığını anlarlar.

Gül, kocasından mektup gelince büroya gidip kocasını aramamalarını ister. Bu arada da gidip Metin’le çocuklarının ilişkilerinin bir adının koyulması gerektiğini, her şeyin usulüne göre yapılmasını istediğini söyler.

Defne’de, Ceylin’e ne zaman evleneceklerini sorunca Ilgaz, evliliğe ve düğüne sıcak baktığını açıklar. Ceylin’e, onun gelinlik giyeceğini ve büyüklerin ellerinin öpüleceğini söyler. Eldivenden bir erkek DNA’sı çıktığını öğrenen Yekta, Pars’ın yanına gidip Ilgaz’ın olay yerine gittiğini, ondan da DNA alınmasını ister.

Maddi zorluklar çeken Niyazi, Engin’i öldürür ve yine emir aldığı kişiden eldivende çıkan DNA’yı Ilgaz’ın ki ile değiştirmesini ister. Niyazi, geç vakit emniyete gidip Ilgaz’ın saç tellerini bulup alır. Ancak yolda borcu olan tefeciler tarafından saldırıya uğrar. Ertesi gün işe gelemez.

Ilgaz, davasını aldığı kişiden mahkemede bilerek gözünü kör ettiğini açıklamasını ister. Sonra adamın, avukatı olmayı kabul eder. Adam, mahkemede kızı için bunu yaptığını itiraf eder. Ilgaz’a teşekkür edip, kızına haram para yedirmek istemediğini söyler. Oda adama, kızını alması için elinden geleni yapacağına söz verir.

Eldivenden çıkan DNA testi sonuçlanır. Çıkan sonuç herkesi şok eder. DNA, Ilgaz’a ait çıkar.

Yargı 19. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Ilgaz Katil Zanlısı Durumuna Düşüyor!

Kırmızı Oda 60. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Sadi Seda’yla Babasını Görüştürmeyi Kabul Ediyor!

0

Tv 8’in sevilen dizisi Kırmızı Oda, 59. bölümüyle ekrana geldi. Dizinin yayınlanan yeni bölümünde; İlk olarak kliniğe Dara geliyor. Dara, kendisini daha iyi hissediyor ve doktor hanımla konuştuktan sonra çocukluğundaki Dara’yla konuşuyor. Sadi, yine sinirli bir şekilde kliniğe geliyor. Doktor hanım onun dikkatini dağıtmak için ona Cevher ablasından bahsetmesini istiyor. Sadi, istemese de Seda’yla babasını görüştürmeyi kabul ediyor.

Cuma Dizileri 2021

Sadi Seda’yla Babasını Görüştürmeyi Kabul Ediyor!

Kırmızı Oda 60. bölüm fragmanı henüz yayınlanmadı. Dara’nın hayatı normalleşiyor. Uyku düzeni düzeliyor ve kendisini daha iyi hissederek kliniğe geliyor. Dara, annesinin abisi öldükten sonra kendisini görmediğini, onun kendisini görmesi için yaptıklarını anlatıyor. Bu sefer annesi hırçın bir kadın oluyor. Babası da evi terk ediyor. Dara, babasının neden kendisini yanına almadığını hep merak ediyor.

KIRMIZI ODA 59. BÖLÜMDE BAŞKA NELER OLDU?

Babası gittikten sonra Dara’yı bir daha hiç arayıp sormuyor. Dara, annesiyle tartışmamak için kırtasiyede işe giriyor. Okuldan çıktıktan sonra işe gidiyor ve tüm günleri böyle geçiyor. Biraz büyüdükten sonra yurt dışına Londra’ya taşınıyor. Orada aşçılık eğitimi alıyor. Yıllar sonra Türkiye’ye geri dönüyor.

Annesinin kendisini özlemiş olabileceğini düşünürken onun yine kendisini görmediğini fark ediyor. Kırtasiyede kız arkadaşı Sare ile tanışıyor. Şimdi ise Dara’nın annesi Sare’yi komşuları, Dara’yı ise Arda zannediyor. Daha, annesini doktora götürüyor ve onun hastalığının ilerlediğini öğreniyor.

Artık ona kendisini Dara olarak kabul ettirmeye uğraşmıyor. Daha sonra kliniğe Sadi geliyor. Sadi, karısıyla ayrı evlerde yaşamaya başlıyor. Babasının avukatı aracılığıyla Seda’yı görmek istemesi Sadi’yi çok öfkelendiriyor. Bir de üzerine kendisinden habersiz avukatın Seda’yla konuşması ona babasının onunla görüşmek istediğini söylemesi Sadi’yi deliye çeviriyor.

Seda, babasıyla görüşmek istiyor. Sadi ona, kendisinden her yeri istemesini ama bunu istememesini söylüyor. Ama Seda, içten içe bu duruma çok üzülüyor. Doktor hanım Sadi’nin dikkatini başka tarafa çevirmek için ona Cevher hanımla geçirdikleri günleri anlatmasını istiyor.

Sadi, Cevher ablası ve bebekle birlikte yaşamaya başlıyor. Cevher, mahallenin esnafından para toplayıp bebeğin ve Sadi’nin karnını doyuruyor. Ama bir gün Cevher, kendisi yerine Sadi’yi mahalleye çalışmak için gönderiyor. Sadi, bakkaldan dayak yiyor. Cevher Sadi’ye, zalime acırsa zulmünden kaçamayacağını söylüyor.

O gün Sadi, değişiyor ve kimseye acımaması gerektiğini düşünüyor. Gidip o bakkalın camlarını kırıyor. Seda’nın üzgün olduğunu gören Sadi, daha fazla dayanamıyor ve onu babasıyla görüştürmeyi kabul ediyor. Hemen avukatı arayıp görüşmeyi kabul ettiğini söylüyor.

Kırmızı Oda 59. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! ‘Zalime Acırsan Zulmünden Kaçamazsın’!

Anıl Durmuş’tan Samimi Açıklamalar

Müzik piyasasının yeni isimlerinden olan Anıl Durmuş geçtiğimiz gün bir röpotaj verdi. Anıl Durmuş’tan samimi açıklamalar geldi. İşte o açıklamalar;

Son teklin pop ve arabesk tarzındaki ‘Kafayı Yaktım’dan yola çıkarsak yaptığın Müzik nereye doğru evriliyor?

Aslında bir tarza sabitlenmek istemiyorum. Kafama göre hareket etmeyi seviyorum. ‘Kafayı Yaktım’ üzerine konuşursak geçmişi seven bir adamım. Arabesk de içimde hissettiğim bir tür. Bu şarkı böyle oldu. Ama bundan sonrakiler farklı olabilir.

Arabeski müziği içinde hissettiğini söylüyorsun… O damarın kaynağı nedir?

Arabesk çok dinlerim. Arabesk parçalardaki müzikalite bence mükemmel. Beni kendine hapsediyor. Bir de çok gerçek. Yapaylaşmamış, doğal…

En sevdiğin arabeskçi kim?

Hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim: Müslüm Gürses. Vokal tekniğinin hayranıyım.

Müzikle nasıl tanıştın?

Bahçelievler’de büyüdüm. Müzikle çok da içli dışlı değildim. 12-13 yaşlarımda parkta otururken bir dost geldi, gitar çalmaya başladı, arkadaşlarımın ısrarıyla ben de şarkı söyledim. Bir arkadaşım “Şarkı söylüyorsun ve hemen Facebook’a yüklüyoruz” dedi.

Sonra şarkıyı kaydettiniz…

Bir apartman köşesinde cep telefonuyla çekim yaptık. Bir hafta sonra aradı, “Yakınlarda bir internet kafe var, bence bas git” dedi. Gittim, sayfaya girdim, bir baktım 200 bin kişi abone olmuş. Sokakta insanlar beni tanımaya başladı. Hoşuma da gitti bu durum. Ufak tefek teklifler de geliyordu. İlk sahneye çıkışımı hatırlıyorum. Sadece gitar ve darbuka vardı.

Hâlâ sahnedesin. Gece sahnede olmayı seviyor musun?

Keyifli ama yorucu.

Müzikle ilgili hedeflerin nedir?

Kafasına göre takılan bir Anıl olup binlerce kişiyle hem eğlenip hem de ağlayacağımız konserler vermek istiyorum. Ben sadece bir kitlenin değil, kitlelerin peşindeyim. Konserlerime herkes gelsin, birbiriyle arkadaşlık kursun, müzik onları birleştirsin istiyorum.

“AT BİNMEYİ ÖĞRENİYORUM”

Hayatın nasıl geçiyor?

Sabah güne filtre kahveyle başlarım. Kahvaltı en sevdiğim öğün. Bu sıralar at biniyorum. Yeni öğreniyorum, çok da zormuş. Kamp kurmayı çok seviyorum. Kız arkadaşım Beliz Şen yüzücü. Düzenli bir yaşamımız var. Bu da çok keyifli.

MERT DEMİR: ‘KARİYERİMİ RUHSAL TATMİNE ODAKLADIM, MÜZİK BANA TERAPİ…’

Sakin, dingin… İçinden Rihanna’nın, Beethoven’ın geçtiği şarkılarıyla dinleyiciyi arabeskten punk’a, türküden elektronik müziğe yolculuğa çıkarırken bu renkliliğin içinde kendine huzurlu bir dünya yaratmış. Ev stüdyosunda kaydettiği ‘Kimim Lan Ben?’ albümüyle dikkat çeken Mert Demir, son dönemde prodüktörlüğe de ağırlık verdi; Anıl Durmuş’un son teklisinde de imzası var.

Müzik, ev stüdyolarında yalnız yapılan bir işe mi dönüştü?�

Büyük stüdyolara ihtiyaç azaldı. Miksteki mükemmeliyetçilik, matematiksel bakış açısı yıkılmaya başladı.  2020’de ‘Kimim Lan Ben?’ albümümü evde tek başıma yaptım. Bu yolu seçtim çünkü kendimi tamamen özgür bırakmak istedim.

Şarkı sözlerin kalıpların dışında… Özgürlükteki bu ısrar niye?

Albümümü yapana kadar kendimi hiç özgür hissetmedim. Müzikal olarak değil ama ifade biçimi olarak bir açlık çekiyordum. Çünkü çalıştığım insanlar tarafından hep filtrelendim. Bu yüzden filtresiz, kafamın içindekini en saf haliyle koymak istedim.

Kim olduğuna ilişkin arayışın devam ediyor mu?

Ediyor. Sanırım o hiç bitmeyecek. İki yıl önceki Mert değilim. Aldığım kararlar beni bambaşka bir insan yaptı. Daha özgür, daha cesur…

Müziğin iyileştirici gücü müzisyeni de etkiliyor mu?

Kariyerimi ruhsal tatmine odakladığım ve onun üzerine inşa ettiğim için müzik bana terapi oluyor. Hasta da benim, doktor da…

Prodüktörlüğe de ağırlık verdin…

Benim için sembol isimler var. Sibel Can, Ebru Gündeş, İbrahim Tatlıses gibi…  Bir gün bu isimlerle bir şeyler yapma hedefim var.

Sahneye üstün çıplak çıktığın oluyor. Neden?

Son Babylon konserinde sahneye takım elbiseyle çıktım. Sonra üzerimi çıkarıp seyircilerin arasına atladım. Bir müzisyenin konserine ‘Kara Kış’la başlayıp punk bir parçayla bitirmesi de alışıldık bir şey değil. Bunu insanlara kabul ettirmek bir mesele.

Arabeski seviyor musun?

Severim. Planlarım arasında saf arabesk bir albüm yapmak da var. Bağcılar’da büyüdüm. Sokaklarda, evlerde, okuldan çıkarken kenarda, köşede, arabalarda arabesk çalardı.

En çok kimi dinlemeyi seviyorsun?

Müslüm Gürses’i dinlediğinde “Tamam” diyorsun,  “Bu müziğin atası budur.” Duruşu ‘Yarayı almış ama hallederiz’ noktasında…

ÇOCUĞUM VAR GİBİ HİSSEDİYORUM

Bir köpeğin var, değil mi?

Evet, husky köpeğim var 7 aydır. Aslında husky’ler bana görsel olarak iyi gelmiyordu. Sert ve soğuk buluyordum. Sahipleneceğimi hiç düşünmezdim. Ama artık bir çocuğum varmış gibi hissediyorum.

Yüzük Mehmet Dinçerler’in Babası ve Amcasının Arasını Açtı

Mehmet Dinçerler geçtiğimiz haftalarda Hadise’ye evlenme teklifi etmiş ve 4 milyon Tl değerindeki yüzükle olay olmuştu. Yüzük Mehmet Dinçerler’in babası ve amcasının arasını açtı. İşte detaylar;

Mehmet Dinçerler’den Beklenen Açıklama Geldi

Kimseye borcu olmadığını söyleyen Dinçerler şu mesajı paylaştı:

“Çocukluğumdan beri ticaretin içerisinde yer almış ve sonsuz deneyimler edinmiş bir ailede yetişmiş bir genç olarak iş hayatına dair öğrendiğim en temel değer, iş ahlakından asla ödün vermemektir. Ne yazık ki babam Burhan Dinçerler ve abisi Mehmet Dinçerler’in ortak oldukları Hacı Sayid Gıda San. Tic. A.Ş. ekonomik olarak sıkıntılı bir süreçten geçmektedir. Bu zorlu süreçte bir kısım banka borçlarına ailesine ve soyadına karşı kendisini sorumlu hisseden her evlat gibi hiçbir ticari yükümlülüğüm olmamasına rağmen maalesef kefil olmuştum. Bu sebeple borçların yapılandırılması için Hacı Sayid’in konkordato talebinde bulunması ile birlikte bir kısım kefaletlerimiz sebebiyle, yatırımcılarımızı ve çalışanlarımızı koruma altına almak amacıyla, şirketimiz de 2019 senesinde konkordato sürecine girmek zorunda kalmıştır.

Ben şahsım ve şirketim olarak onaylanan bütün ödeme takvimine uymuş olup bir tane dahi takibe alınmış borcum bulunmamaktadır. Ayrıca 2021 senesinde şirketimin ve şahsımın kefaleti bulunan borçların (şahsım ve şirketimin borcu olmamasına rağmen) neredeyse hepsini kapattık. Haberlere konu olan ödenmeyen borçlarla veya şirketle aile bağları dışında hiçbir zaman ortaklığım olmamıştır!

Ben bugüne kadar evlat olarak üstüme düşeni yaptığıma inanıyorum ve bundan sonra da ne gerekiyorsa yapacağım; yalnız, şirketler tamamen tüzel kişiliktir ve kimsenin borcu kimseyi bağlamaz. Bugün gelinen süreç tabi ki üzücüdür, bu üzücü olay üzerinden Magazin üretmek ve haksız itibar suikastı yapmak eminim hiçbir ahlaka yakışmaz…

23 yaşında başladığım ticaret hayatım, bugün binlerce insanın ekmek yediği bir işletmeye dönüştü ve bunu on binlere taşımak en büyük arzum ve hedefimdir.”

Amcasının Evini Mi Sattırdı?

Babası ve amcasının ortak oldukları şirketin borçları için kefil olduğunu belirten Dinçerler hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı.

Dinçerler’in amcasının avukatı Hicran Akkaya Şenoğlu, Söylemezsem Olmaz programına konuştu. Konuyla ilgili açıklama yapan Şenoğlu, borcun Mehmet Dinçerler’e ait olduğunu söyledi ve ekledi:

“Mehmet Dinçerler amcasının evini sattırdı. Kendisi borçludur. Taksitleri ödemedi. Ama bunu bilmiyor borçlarını bilmiyor. Amcası evsiz kalmış. Muhammet olan adını Mehmet olarak değiştirdi. En son aşamada yüzüğe el konulabilir. Şirketin hisseleri Mehmet’e gönderildi. Ödenmeyen borç Mehmet’in borcu. Şu an 11 milyon TL borcu var Mehmet’in. Bütün bankalara borçları vardı, yarısını ödediler, sonra yapılandırdılar. Ödemedikleri 2 bankaya borcu var, o da amcanın borcu.”

Yüzük Mehmet Dinçerler’in Babası ve Amcasının Arasını Açtı

Mehmet Dinçerler’in Hadise’ye taktığı 40 bin dolarlık yüzüğün olayda meteor etkisi yarattığını belirten Hicran Akkaya Şenoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“O yüzük bir meteor. Instagram’ını niye kapattı sizce? Biz o tatilleri filan gördüğümüz için. Böyle bir şeyle anılmak kötü. Amca çok önceden kefil olmuştu. Orada aslında onun borcu ile uğraşılırken o tatil yapıyordu. Gecede 28 bin lira veriyor kaldığı otellere. Hadise buralara emek vererek gelmiş, otel parasını Hadise’nin verdiğini düşünmüyorum. Bu 10 milyon ödenmezse şirket batacak. Borçlu olduğunu bilerek hareket etse böyle şeyler olmaz.”

Hicran Akkaya Şenoğlu, Mehmet Dinçerler’in babası ve amcasının bu olay yüzünden arasının açıldığını belirtti: “Normalde bu olaya kadar iki kardeşin arası normaldi. Mehmet ne zaman ‘Benim borcum yok’ dedi, olaylar o zaman patladı.”

Sinan Akçıl: İki Evliliği De İyi ki Yapmışım

Geçtiğimiz günlerde reklam ayrılığı yaşadıkları iddialarıyla gündeme gelen Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl cephesinde yeni gelişmeler yaşandı. Sinan Akçıl “İki evliliği de iyi ki yapmışım” dedi. İşte o açıklamalar;

“Evleri Ayırdık”

“Şu anda evlilik çıkmazındayız” diyen Sinan Akçıl, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her evlilikte yaşanabilecek krizler bunlar. Her gün konuşuyoruz, çözmeye çalışıyoruz. Ben şu anda ikinci nikâh öncesi taşındığım 4. Levent’teki büyük daireyi Burcu’ya bıraktım, kendim ayrı bir yere geçtim. Ama sonuçta ne karar alırız şu anda bilmiyorum. Bu boşanma da olabilir, tekrar aynı çatı altında evliliğe devam etmek de olabilir. Burcu, iki kez âşık olup evlendiğim kadın. Bendeki yeri tartışılmaz. İkinci kez evlenecek kadar değer verdiğim bir kadın.”

Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl Ayrılığı Reklam Mı?

Daha önce boşanan ama ayrılığa 20 gün dayabilen çiftin ikisi de şuan da yeni projeler eşiğinde. Sinan Akçıl yeni albümü üzerinde çalışıyorken, Kıratlı’nın da bir tiyatro oyununda yer alacağı öğrenildi. Bu gelişmeler ikilinin ayrılığının yalan olabileceği söylentilerini de beraberinde getirdi. Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl ayrılığının reklam olup olmadığı ilerleyen günlerde gün yüzüne çıkacak gibi duruyor…

Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl’ın Ayrılık Nedeni Çocuk Mu?

Sinan Akçıl: İki Evliliği De İyi ki Yapmışım

Basın mensupları ile sohbet eden Akçıl, Burcu Kıratlı ile boşanma süreciyle ilgili sorulara “Denedik ama düzlüğe çıkamadık maalesef, Türkiye’ye örnek olacak bir ayrılık göreceksiniz, çünkü sonuçta biz birbirimizi çok sevdik ve bitişi de öyle olmalı diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

2. Sayfa programına da konuk olan Sinan Akçıl, geçen yıl ikinci kez evlendiği Burcu Kıratlı ile aldıkları bu boşanma kararı hakkında yöneltilen soruları yanıtladı: “Bu karardan dönmem. Karşılıklı bir karar bu. Birisinin bir hamle yapması gerekiyor ya, o yüzden boşanma davasını ben açtım.” Kıratlı ile 2 kez nikâh masasına oturan Akçıl, sözlerine şöyle devam etti: “Bu 3 yıl çok değerliydi. Ben sevdiğim kadınla iki kez evlendim ve asla pişman değilim. İyi ki bu iki evliliği yapmışım.”

Dövmeyi Sildirmeyeceğim

Sinan Akçıl, Burcu Kıratlı’nın adının baş harfini yazdırdığı dövmesini sildirmeyeceğini söyledi: “Burcu’dan kalan dövme var, dursun. Geçmişteki fotoğrafları da silmek bana ihanet gibi geliyor. Burcu da ben de kıskanç insanlardık. Ben gizli kıskançtım.”

Burcu Kıratlı Kimdir?

Erdal Beşikçioğlu Yeni Oyunuyla İlgili Açıklamalar Yaptı

İçi su dolu üç küvet ve gelinlikler içinde üç kadın… Kadına şiddeti merkezine alan ‘Küvetteki Gelinler’ Tatbikat Sahnesi’nin bu sezonunda sahneye taşınıyor. Erdal Beşikçioğlu yeni oyunuyla ilgili açıklamalar yaptı. İşte o açıklamalar;

‘Küvetteki Gelinler’in derdi nedir?

Naz Göktan: ‘Küvetteki Gelinler’, gerçek, yaşanmış bir olaydan yola çıkan bir seri katil hikâyesi. Biz, oyunumuzda olayı kadınların dilinden anlatıyoruz. Bu üç kadının ortak noktası bir adam aslında. Yoksa hayatları, yaşları, aileleri ve beklentileri farklı. Adam, onları aşk, sevgi temelinde kandırıp, onlarla evlenip sonra da hem psikolojik, hem mental şiddete maruz bırakıyor. Onları gün geçtikçe bir sıkıntıları, bir hastalıkları olduğuna inandırıyor. Vasiyetlerini hazırlattırıyor, hayat sigortası yaptırıyor. Sonra da küvetlerinde, hiç beklemedikleri bir anda boğuyor.

Sahnelemek için neden bu oyunu seçtiniz?

Erdal Beşikçioğlu: ‘Küvetteki Gelinler’i yapma sebebim İstanbul Sözleşmesi’nin hiç edilmesiydi. Kadın ve kadının varoluşu üzerine bir sorguydu benim için. Üstüme vazife değil ama kendimce buna ihtiyaç duydum. Sosyal medyada bu konularda çok paylaşım yapan var ama eyleme geçmeye baktığınızda çoğunu göremiyorsunuz.

Oyun boyunca üç kadın su dolu küvetlerin içinde. Neden bu anlatım yöntemini seçtiniz?

Erdal Beşikçioğlu: İşin draması boğulma kavramı üzerine. Bunun da bir şekilde seyirciye hissettirilmesi ya da ucundan gösterilmesi gerekiyordu. Kadınların suyun içinde olmaları, bedenleri ve yaşam alanlarının parçası haline dönüştü. Bu sayede seyirciyle de güçlü bir empati kurdular. Belki delice bir fikirdi ama bu oyuna ‘Evet’ diyen kadın oyuncularımızın da bir o kadar deliliğe hazır olmaları gerekiyordu. Keza üçü de çok hazırlıklı geldi.

Peki, zor mu bir saat boyunca su dolu küvetlerin içinde oynamak?

Hazal Türesan: Provaları önce sandalye, sonra kuru küvette yaptığımız için su geldiğinde çok rahatladık. Yapmak istediğimiz her şey suyla ortaya çıktı.

Peki su dolu küvetlerin içindeki oyuncuları yönetmek zor muydu?

Erdal Beşikçioğlu: Kuru küvette provaları yapmaya başladığımızda yönetmek daha zordu. Suyla birlikte daha rahat oldu. Mesela bir çocuk bir su birikintisinde en keyifli zamanını geçirir. Oyunculara da o su birikintisini verince işimiz daha kolay hale geldi.

Şiddetle yüzleşmek sizi zorladı mı?

Hazal Türesan: Okuma provalarında kadınların yaşadıklarını gördükçe dağıldık. Ayaklandıktan sonra Erdal Beşikçioğlu’nun rejisiyle yer yer bazı anlarda çok eğlendiğimizi fark ettik. Bu durumun içinde “Ben buna nasıl gülebiliyorum” diye sorgularken yakaladık kendimizi. Şiddetle bu biçimde yüzleşmek tuhaftı.

Erdal Beşikçioğlu: Aslında o şiddeti ortaya çıkarırken biraz da eğlendik. Çünkü nüktedan bir oyun. Hikâye, karakterler öldükten sonra yaşamı fark ediş ve uyanışlarıyla başlıyor. Kendi sorgulamalarında kendi eğlenceleri de ortaya çıkıyor. Bu yüzden bir yandan gözünüzden yaşlar akarken bir yandan kahkahalarla güldüğünüz bir iş. Seyirciyle yakalanması zor bir empati. Bu üç hanım gelinlikleriyle bunu yakaladı.

Sizin gerçek hayatta bu oyunda anlatılan gibi takıntılı, manyak sevgilileriniz oldu mu?

Hazal Türesan: Hiç toksik ilişki yaşamadım. Bence, ailemde ve çevremde kavga, gürültü ya da değersizlik görmediğim için haliyle kendimi başka bir erkeğin değerli hissettirmesine ihtiyaç duymadım.

Naz Göktan: Ben de yaşamadım. Görece daha temkinli, kendini huzurlu hisseden, problemsiz, kontrol edebildiği ortamlarda yaşayabilen biriyim.

Selin Zafertepe: Bunlara katılmıyorum. En basitinden duygular üzerinden manipüle edilme durumu bile bir şiddet bence. Çünkü gerçek olup olmadığı belirsiz bir duygu, sürekli söylene söylene beyinde gerçek gibi kabul ediliyor. Dolayısıyla ben bu duygusal manipülasyona çok maruz kaldım. Bunun ortam ya da ailenle ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Yaşadığım bir şeydi, tabii artık değişti.

Peki, siz hiç, bir kadını bu tip duygusal manipülasyonlara maruz bıraktınız mı?

Erdal Beşikçioğlu: Bilemezsiniz ki… Kadının ve erkeğin yaradılışı arasında hayatı algılama ve sahiplenme biçimlerinde çok büyük farklar var. Birçok erkek, ataerkil yapıları sebebiyle bunu bilmeden  yapıyor olabilir. Belki ben de, hatta belki sen de çok nahif bir insan olmana rağmen bunu yapmışsındır. Çok zor bir durum. İnsan birbirine değer verdiği ölçüde kendi soyunu bir üst seviyeye taşıyacaktır diye düşünüyorum.

Sanat bu tip konularda bir şeyleri değiştirebilir mi sizce?

Erdal Beşikçioğlu: Değiştirir tabii ki, yoksa niye yapıyoruz, deli miyiz? Avrupa’daki pek çok ülke kendi sosyal ve felsefe devrimini sanat üzerinden yapmış. Sanat tuhaf bir etkileşim alanıdır. Bakış açısını değiştirir. Hayata daha keyifli bakmanızı, kendinize olan saygınızı oluşturmanızı sağlar. Yoksa manyak mıyız bunları yapalım! Biz de iki göbek atalım, insanlar alkışlasın. Ne anladık bundan? Bir mesajın yoksa bu işi yapmanın da bir manası yok.

ERKEKLERİN ALANLARI HEP DAHA GENİŞ, ÖYLE BÜYÜYORLAR

Oyunda ana tema kadına şiddet. Siz ilişkilerinizde hiç şiddet gördünüz mü?

Naz Göktan: Psikolojik şiddete maruz kaldığıma eminim.

Hazal Türesan: İlişkilerde psikolojik şiddeti fark edip hep uzadım. Erkekler öyle ataerkil bir şekilde yetiştiriliyorlar ki, belki farkında bile değiller. Ben küçükken anneannemle yaşıyordum. Ezan okunduğunda eve girmek zorundaydım ama kuzenim erkekti ve o daha sonra gelebiliyordu. Erkeklerin alanları hep daha geniş, öyle büyüyorlar. Sen o büyük alanların içinde kadın olarak ‘Bir dakika, ben buradayım’ dediğinde ayarları bozuluyor.

Erdal Beşikçioğlu: Bir de toplumsal kavramlarımız var. Sünnetimiz var. ‘Oğlum erkek oldu’… Çok önemli bir kavram. Herkes oğlan çocuk oldu diye hediyeler veriyor. Kızımız kadın olmaya adım attığı zaman da hemen örtbas ediliyor. Kadın, o zaman kadınlığının değerinin farkına varamıyor. Belki kadın için de ‘vay anasını’ diye sünnet gibi tören düzenlense, o da varoluşunun farkına varıp ayakları yere daha sağlam basacak.

Hazal Türesan: Kadın regl olduğunda pedi bile gizli gizli istiyor, ped gizli gizli veriliyor.

Erdal Beşikçioğlu: Zaten bir alkol, bir de ped tezgâh altı satılıyor işte…

Selin Zafertepe: Küçükken erkeklerin çıplak fotoğrafları da çekilirdi. Benim de var ama küvette, hep önüm kapalı.

Naz Göktan: Aa yine mi küvet (gülüyor)!

ANKARA’DA SEYİRCİ, YAZARINA GÖRE OYUNA GELİR İSTANBUL’DA HİKÂYE VE YAZARLA PEK İLGİLENİLMİYOR

Tiyatrolar her geçen gün daha çok ilgi görüyor. Ekranda gördüğümüz popüler isimlerin çoğunu Tiyatro sahnesinde de görmeye başladık. Bu durum yıllarını tiyatroya vermiş oyuncuları nasıl etkiliyor?

Erdal Beşikçioğlu: Ona bakarsan, bir dönem de gazinolarda bu çok oluyordu Hakan. Ben çok oyuncu gördüm gazinolarda sahne alan. Ama bu kötü değil, bu etkileşim devam ettiği sürece insanlar televizyonda gördüklerini merak edeceklerdir.

O zaman bu durum tiyatroların işine yarıyor diyebilir miyiz?

Erdal Beşikçioğlu: Aslında tiyatronun amacı o değil ama şöyle bir şey anlatayım: Mesela Ankara’da seyirci yazarına göre oyuna gelir. Sonra yönetmenine bakar. Hikâyeyi seyreder. Hikâye içinde oyuncular iyiyse onları değerlendirir. İstanbul’da hikâye ve yazarla pek ilgilenilmiyor. İzleyici hoşça vakit geçirmek istiyor. Bunu bütün İstanbul için değil elbette, popüler kültür için söylüyorum. Ama İstanbul’un da yüzdesi yüksek bir popüler kültür takipçisi var.

Yani sizce ekrandaki isimler sahnede olsun…

Erdal Beşikçioğlu: Sahne üzerinde canlı soluk alıp verme olsun da her ne şekilde olursa olsun. Her körün bir topal alıcısı vardır.

Hep oyun ürettiniz ama bir yandan ekranı da bırakmadınız. Oradan kazanıp bu tarafa mı yatırdınız?

Erdal Beşikçioğlu: Bu motorun bir şekilde dönmesi gerekiyordu. Bunun için de ekranda görünmeniz şart. Pandemiden sonra yine televizyon başladı. Allah’tan dijitale ‘Hamlet’ gibi işler yaptım da hayata geri döndüm. Yoksa dizi olayı büyük bir monotonluk. Yaşam zevklerini alamadığınız bir biçim.

HER KADIN O BEYAZIN İÇİNDE GÖRÜLMEK İSTİYOR

Bu oyundaki kadınlar gelinlikle; sizin gelinlik giyme hayalleriniz var mı?

Hazal Türesan: Hiç hayalini kurduğum bir şey değil.

Selin Zafertepe: Ben daha önce evlenip boşandım. O zaman da gelinlik giymeye çok istekli değildim. Hatta ‘Beetlejuice’da Winona Ryder’ınki gibi gotik kırmızı bir gelinlik giymek istemiştim. Çocukluk hayalim buydu. Ama ailem “Biz seni beyaz gelinlikle hayal ediyoruz” deyince onları kırmak istemedim. Yani o zaman da benim için çok bir şey ifade ettiği söylenemez.

Erdal Beşikçioğlu: Böyle söylediklerine bakma…

Neden bakmayayım?

Erdal Beşikçioğlu: Her kadın o beyazın içinde görülmek istiyor bence. Çünkü beyaz bir kadına o kadar yakışıyor ki… Çok güzel oluyorlar ve bu göz ardı edilemez. Her kadın üremek, kendinden bir parça dünyaya getirmek istiyor. O yüzden bakma sen bunların böyle dediklerine (gülüyor).

Naz Göktan: Valla ben çok domestik biriydim. Gelinliğim, düğün şarkım, kısacası her şey 20 yaşıma kadar kafamda belliydi. Sonra bu fazla seremonik olan şey beni rahatsız etmeye başladı sanırım. Bir de ben aşkın sonsuz olduğuna inanıyordum o zamanlar. Ne zaman ki her aşkın muhakkak hayal kırıklığı barındırdığına inandım, o zaman yaşla beraber, beyaz gelinlik hayali de farklı bir şekil aldı.

Konumuz aşka geldi… Ne dersiniz?

Erdal Beşikçioğlu: Aşkı zaten sadece insanda yaşamak bence ilkel toplumların yaklaşım biçimi.

Neden?

Erdal Beşikçioğlu: Çünkü aşk spesifik olan bir şey değil ki. Maddeye dair de âşık olabilirsin. Sanat da bu aşkın üzerine kurulu bir biçimdir. Sanat ve aşk, aşk ve hayat her anında var olan bir şey. Kar yağdı ve hepimiz dışarıya çıktık. Neden? Beni hayatım boyunca dışarı çıkartıp koşturacak bir kadın görmedim, iki çocuğumun doğumu hariç… Hayat insanın kendi içindeki aşkı keşfetmesinde var oluyor bence. Doğaya, maddeye, hayvana ya da canlıya karşı…

SOSYAL MEDYAYLA MÜTHİŞ SAHTE OLDUK

Oyunda sahte bir kimlik ve sahte bir hayatla kadınlar bir adam tarafından kandırılıyor. Günümüzde sosyal medyanın bu sahteciliğe etkisi nasıl oldu?

Naz Göktan: Müthiş sahte olduk. Birinin profil fotoğrafıyla gerçek hayattaki halini ne kadar benzetiyorsunuz birbirine. Ben çok az benzetiyorum. İnternette gördüğüm her şeyi defalarca sorguluyorum.

Neden böyle olduk?

Erdal Beşikçioğlu: Sosyal medya kişide varoluş şeklini değiştirdi. Eskiden var olabilmek için ilkelere mutlak bağımlılık gerekiyordu, şimdi gerekmiyor. Bazen öyle şeyler görüyorum ki insan üstünü başını parçalamak istiyor. Allah’tan sahnemiz var da sahnemiz üzerinden kendi uyuzumuzu kaşıyoruz.

BİRAZ SERT VE HOYRAT OLMAK GEREKİYOR

Bu bir kadın hikâyesi diyoruz. Kadın size ne ifade ediyor?

Erdal Beşikçioğlu: Annemi. Daha ne ifade etsin. Dünyanın en değerli varlığı.

Peki, erkekler kadınlardan ne istiyor?

Erdal Beşikçioğlu: Onu bilemiyorum, evli olduğum için de o sürecin hâlâ içerisindeyim. Aslında ne beklediğimizin adını da koymak istemiyoruz. Erkek ya da kadın olmasına da gerek yok, eksiğini tamamlayan bir insan var olduğu sürece hayat yaşamaya değer bir hal alıyor.

Hazal Türesan: Evet ya, gerçekten ne istiyorlar? Bilmiyorum.

Erdal Beşikçioğlu: Peki şunu sorayım; kadın erkekten ne istiyor?

Hazal Türesan: Ne isteyeceğim, mutlu olmak istiyorum.  Çok fazla bir şey de beklemiyoruz. Her şeyi de hallediyoruz.

Bu sektörde kadın olmanın zorluklarını yaşıyor musunuz?

Hazal Türesan: Eğer biraz nahif ve sessizsen, herkese kıymetli davranıyorsan ilişkiler çatırdıyor. Biraz sert ve hoyrat olmak gerekiyor. Fark edemediğin mobbing’ler yaşıyorsun. Ama artık konuşur ve ‘Bir saniye’ der hale geldik. Çünkü kadınların da sesi çıkmaya başladı.

CANLI PERFORMANSIN ÖNÜNE HİÇBİR DUYGU GEÇEMEZ

Televizyon, sinema ve tiyatronun ne gibi farkları var?

Erdal Beşikçioğlu: Televizyonda; yönetmenini, görüntü yönetmenini üniversite sınav sonucuyla seçiyorsun. Bilemezsin ki hangi sınıftan geldi. Puanını tutturmuş, kazanmış. Ama oyuncu çocuk gibidir, o çocuğa nasıl davranacağını bilmen gerekir. O kadar savunmasızdır ki, kendi kişiliğinden çıkıp başka bir kişiliği yaratacak bir beynin orada olması gerek. Televizyonda böyle bir durum yok. Öteki tarafta Sinema biraz daha disiplindir, büyük bir akademik özgeçmiş gerektirir. Tiyatroysa her bir bireyin birbirine değer verdiği bir alandır, dünyanın da en lezzetli yeridir.

Ekran, sinema, tiyatro… Bir sıralama yapsanız…

Erdal Beşikçioğlu: Canlı performansın önüne hiçbir duygu geçemez. Tiyatro ortak bir üretim ve etkileşim alanı. Sonra sinema. Orada biraz daha arıyor, biraz daha konuşup paylaşıyor ve yaptığınız işten tatmin oluyorsunuz. Dizideyse işin sonunu bilmiyorsunuz. Bir hafta içerisinde o sözleri doğru şekilde söyleyip geçmeniz gerekiyor.

Oyun yönetmek mi yoksa oyuncu olmak mı sizce daha keyifli?

Erdal Beşikçioğlu: İyi oyuncularla oyun yönetmek çok keyifli.

Neden?

Erdal Beşikçioğlu: Mahallede oyun oynamak gibi bir şey. Çocuk gibi… Hiçbir şey düşünmüyorsun. Aşk da herhalde öyle hissettiriyor, onun gibi.

SAHNE YERİNE TELEVİZYONDA GÖRÜNÜR OLMA ÇABASI ÜRETME AŞKININ ÖTESİNE GEÇTİ

Erdal Beşikçioğlu nasıl bir yönetmen, anlatır mısınız biraz?

Selin Zafertepe: Karakterin iç dünyasını, yapısını, yaşadığı an itibariyle hissettiklerini ya da oyunla ilgili sahnede görmek istediği durumu, tek bir cümle, bazen de tek bir kelimeyle anlatabilen ve aynı zamanda bir kelimesiyle oyuncunun içinde birçok pencere açan, nadide bir yönetmen. Pek çok yönetmen bir şeyleri göstererek anlatır. Ama Erdal Beşikçioğlu oyuncunun ruhunu işliyor.

Hazal Türesan: Adam deha. Gözüne bakınca seni çok iyi anlıyor. Konuşmana gerek yok. İnanılmaz bir adamla çok iyi bir iş yaptım.

Naz Göktan: Erdal Hoca’yla 10’uncu senem. Oyunculuğa onunla başladım. Beni yetiştiren hocalarımdan biri oldu. Bir evde baba ve anneyi nasıl kaşından gözünden anlıyorsun, öyle bir şey benim için. Tabii zor tarafları da var, ama eskiden daha da zordu (gülüyor).

Peki siz oyuncularınızı, bu üç kadını nasıl anlatırsınız?

Erdal Beşikçioğlu: Biz çok değerli oyuncularla çalıştık, okulda da öyleydi. Şimdi o tür insanlar yok, kalmamış. Çünkü o zaman sadece tiyatro ve sanat vardı. Ve o aşkı onlardan daha iyi öğretecek yoktu.

Erdal Beşikçioğlu Kimdir?

Şimdi ne oldu?

Erdal Beşikçioğlu: İnsanların sahne üzerinde olmak yerine televizyonda görünür olma çabaları üretme aşkının ötesine geçti. O zaman da ihtiras meydana geldi. İyi bir oyuncu, kendi içinde kendiyle derdi olan oyuncudur. Bizim oyunumuzdaki üç kadın oyuncunun da kendi içinde dertleri vardı. Eksikliklerinin farkındalardı ve kendi içlerinde çalışarak başka bir boyuta taşıdılar. Akademik olan oyuncularla da çalışmak başka bir keyif oldu.