Ana Sayfa Blog Sayfa 1104

Maraşlı 19. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Mehmet İnce’nin Sırrı Ne?

0

Atv’nin büyük bir ilgiyle izlenen dizisi Maraşlı, 19. yeni bölümüyle yarın akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Maraşlı’nın mahkemesi görülür ve tutuksuz yargılanmasına karar verilir. Mahur, Maraşlı’nın hapisten çıktığını öğrenir. Maraşlı, Hilal’in kapısını çalar. Hilal ona, ‘Mehmet’ diye hitap eder. Maraşlı 19. bölüm 2. fragmanı yayınlandı. Mehmet İnce’nin sırrı ne?

Pazartesi Dizileri 2020

Mehmet İnce’nin Sırrı Ne?

Maraşlı 19. bölüm 2. fragmanında; Savaş, Maraşlı’nın hapisten kurtulmasında bir gariplik sezip, savcıya hayatın kısa olduğunu hatırlatacak bir uyarı mesajı gönderiyor. Maraşlı, Mahur’u geriden görüyor. Ancak yanına gidip konuşamıyor. Mehmet İnce kim?

İşte Maraşlı 19. bölüm 2. fragmanı…

https://twitter.com/i/status/1396211389560147971

MARAŞLI 18. BÖLÜM ÖZETİ!

Maraşlı, Mahur’a Necati’nin hain olduğunu, onu öldürmeye çalıştığını, hatta Zeliş’in o hale gelmesinde bile parmağının olduğunu söyler. Ama Mahur ona, inanmaz. Hilal, Maraşlı’yı takip ettirir. Bunu fark eden Maraşlı, Hilal’i arayıp peşinden adamlarını çekmesini ister. Oda, istihbarattan böyle kolay ayrılamayacağını söyler.

Maraşlı ona, bundan sonra tek başına olduğunu söyleyip telefonu kapatır. Savaş, İlhan ile Aziz’e Necati’nin kardeşi olduğunu birlikte hareket ettiklerini söyler. Aziz ona, Necati’nin öz oğlu olduğunu bunu, yaptığı DNA testiyle kanıtladığını söyler. Savaş, Necati’nin bunca yıl boş yere ailesine düşmanlık yaptığını anlayıp bu durum hoşuna gider.

Maraşlı, Nevzat’la buluşup kafa dağıtır. Hilal, oraya gidip Maraşlı’yı geri döndürmek için konuşur. Ona Mahur’un neden bu kadar önemli olduğunu sorar. Oda, Mahur’u çok sevdiğini söyler. Hilal, Maraşlı’nın işe dönmeyeceğine ikna olur ve ona, bir daha istese de kızını göremeyeceğini söyler.

Necati, perişan halde eve döner ve vasiyetnamesini herkese açıklar. Maraşlı, Mahur’a nasıl bu işin içine girdiğini tek tek anlatır. Mahur, Maraşlı’yı kendi intikamı için kullandığı için affetmez. O sırada Mahur’a, babasının kiraladığı teknenin sahibi arar. Mahur, babası ve abisinin sağ olduğunu anlayıp Maraşlı’yla birlikte yola çıkar.

Necati, Savaş’ın yanına gider. Savaş, onun kendi kardeşi olmadığını Azizi’in yıllar önce DNA testi yaptırdığını söyler. Necati ona, bunun doğru olamayacağını söyler. Savaş, Necati’yi öldürmek için silahını onun kafasına doğrultur. Tam tetiği çekeceği sırada Suat, onu bayıltır ve Necati’ye bir can borcu olduğunu söyleyip onu kurtarır.

Hilal, Maraşlı’nın gizli yerini evraklarla birlikte ateşe verdirir. Necati, Savaş’ın söylediklerinin doğru olduğunu söyler. Maraşlı Mahur’la birlikte, onun babası ile kardeşini bulmak için harekete geçer. Necati, Savaş’ı arayıp ailesine zarar vermemesi için yalvarır.

Maraş’ı bulan Necati, elindeki DNA testiyle babasıyla kardeşini kurtarmak için yola çıkar. Ona, kendisini kandırdıklarını söyleyip kendisine yardım etmesini ister. Maraşlı, Necati’ye güvenmesi de ona yardım eder. İçeri girdiğinde Savaş’ın tuzağına düşer.

Bayılan Maraşlı, kendisine geldiğinde elinde bıçakla bulunur. İlhan ile Aziz’in ise, öldüğü anlaşılır. Maraşlı, Aziz ile İlhan’ı öldürmek suçundan tutuklanır. Haberi televizyondan izleyen Mahur, sinir krizleri geçirir. Maraşlı, müebbet hapis cezası yer.

Mahur, Maraşlı’yı anlayıp onu ceza evinde görüşe gider. Onun eline verdiği araba plakasıyla, her şeyi başlatanın Necati abisinin olduğunu anlar.

Maraşlı 19. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Aslında Maraşlı Mehmet İnce Mi?

Şeyma Subaşı: Benim İçin Daha Çok Çalış

Şeyma Subaşı, şu sıralar Ibiza’da tatil yapıyor ve düğün hazırlıklarıyla uğraşıyor. Subaşı, sosyal medya hesabından sevgilisi Mohammed Alsaloussi ile ilgili dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Şeyma Subaşı “Benim için daha çok çalış” paylaşımıyla yine gündem konusu oldu. Subaşı’na eleştiri yağdı. İşte Şeyma Subaşı’nın o paylaşımı;

Şeyma Subaşı Hamile mi?

Şeyma Subaşı hakkındaki hamilelik iddiasını güçlendiren ise genç kadının geçtiğimiz haftalarda geldiği İstanbul’da özel bir hastaneye gitmesi oldu. Maslak’taki hastanede kadın doğum uzmanına görünen Şeyma’nın içeriye hemşirenin dahi alınmasını istemediği öne sürüldü. Bu arada Subaşı, Acun Ilıcalı ile evlenmeden önce de kızına hamile kalmış ve Melisa dünyaya geldikten sonra Ilıcalı ile Fransa’daki bir düğünle evlenmişti.

İddialara göre Mısırlı milyarder Mohammed Al Saloussi ile aşkı tam gaz süren Şeyma Subaşı, bu kez de şok bir iddiayla gündeme geldi. Instagram’daki ‘We Wont Lie Mag’ isimli hesabın ortaya attığı iddiaya göre 30 yaşındaki genç fenomen hamile. Geçtiğimiz günlerde gittiği Dubai’de aşkının ailesiyle de tanışan Şeyma Subaşı’nın Haziran ayında Dubai’de nikah masasına oturacağı da dedikodular arasındaydı.

Şeyma Subaşı’dan Tatil Paylaşımları

Kalbimin Derinliklerinde Hissediyorum

Şeyma Subaşı, geçtiğimiz günlerde Mısırlı sevgilisi Mohammed Alsaloussi ile evleneceğini açıklamıştı. Bali tatilinin ardından Dubai’ye giden Subaşı, sevgilisinin ailesiyle de tanışmıştı. Subaşı şu sıralar sevgilisi ile İspanya’nın dünyaca ünlü turizm merkezi Ibiza’da tatil yapıyor.

Subaşı sosyal medya hesabından sevgilisi ile fotoğrafını paylaşarak “Seninle olacak her şey için çok heyecanlıyım. Seninle bir peri masalı yaşamak için sabırsızlanıyorum aşkım. Her şey mükemmel olacak. Kalbimin derinliklerinde hissediyorum” notunu düştü.

Şeyma Subaşı: Benim İçin Daha Çok Çalış

Sosyal medya paylaşımlarıyla adından sıkça söz ettiren Şeyma Subaşı’nın, bir süredir birlikte olduğu Mısırlı milyarder Mohammed Alsaloussi ile aşkı tüm hızıyla devam ediyor.

Bu yılın başlarından beri Mısırlı milyarder Mohammed Al Saloussi ile aşk yaşayan Şeyma Subaşı, sevgilisini her fırsatta övgüye boğuyor. Sevgilisi de onun için uçak kapatıyor, Miami’nin en güzel yerinden ev alıyor, Ibiza’da mükemmel bir tatil ayarlıyor. Çift, “peri masalı” dedikleri bu aşkı nikah masasına taşımaya hazırlanıyor.

Sevgilisini çalışırken çeken Şeyma Subaşı, “Yes my love, work harder for me please” (Evet aşkım, benim için daha çok çalış) diyerek herkesi şoke etti.

Şeyma Subaşı Acun Ilıcalı’dan boşandıktan sonra uzun süre nafakasıyla gündem olmuştu. Subaşı’nın bu paylaşımı sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri oldu.

Vedat Milör: Yemek Yapamam Yeteneğim Yok

Sosyal medyayı sık kullanan isimlerden olan ünlü gurme Vedat Milör paylaşımlarıyla takipçilerinin yüzünü güldürüyor. Geçtiğimiz günlerde samimi bir röportaj veren Vedat Milör “Yemek yapamam, yeteneğim yok” dedi. İşte o açıklamalar;

Vedat Bey, eşiniz atkuyruğuna karşıymış! Takipçilerden destek istemişsiniz… Twitter’da da esprili bir tarzınız var. Sosyal medyayla ilişkiniz nasıl?

Bizim gibi ülkelerde en güçlü diyalog türü birçok nedenden ötürü hiciv. Elbette bunun gerisinde yapmak istediğim şey bazı ciddi gerçeklerle ilgili… Ama bu gerçekleri dile getirmenin, dikkat çekmenin, düşündürmenin en iyi yolunun hiciv olduğunu düşündüm. Buna çok iyi cevap verenler var. Takipçilerin bazılarıyla aramda ortak bir dil oluştu artık. Onlar da anlıyor ve hicve hicivle cevap veriyorlar. Güzel bir topluluk oluştu.

YÜZDE 90, AZİZ NESİN’LİK

Saç konusunda ne dersiniz?

İnsanımız her şeyden çok fiziksel özelliklere dikkat ediyor. Toplumumuzun yüzde 90’ı tam Aziz Nesin’lik! Ben de insanların eğlendiğini görünce eğleniyorum. Elbette pandemiden dolayı saçımı kestiremedim. Şimdi de hoşuma gitti, böyle duruyor. Zamanı gelince kestireceğim. Çünkü bazen sabahları önümü göremiyorum saçlardan! Her gün uyanınca aynı yüzü görmekten sıkılmıştım aslında, böyle farklı bir yüz gayet hoş, matrak oldu. Şu an ev halkı da beğeniyor saçımı. Eşim dövmeye ve atkuyruğuna karşı. Dövme konusunda beni ikna etti ama atkuyruğu konusunda aile içinde tartışma bütün hararetiyle devam ediyor. Yani konu uzatmalara kalacak gibi!

‘Hesap Lütfen!’ hayata dair tecrübe ve fikirlerinizi samimi şekilde paylaştığınız bir kitap… Zorbalıklardan bahsettiğiniz bölüm çok ilgimi çekti. Örneğin, bizde bir ‘hayır’ deme problemi vardır. Bu konuyu nasıl yönetebileceğimizi çok güzel ifade etmişsiniz. Kişisel alanımıza girilen durumlarda kibarca ‘Hayır’ diyorsak ve birileri buna bozuluyorsa bu artık onların problemi. Yaşla birlikte kişi kendini daha iyi tanıyıp net olabiliyor sanırım…

Kesinlikle öyle. Tabii ki bazı şeyler pat diye olmuyor. Bu dediğiniz doğuştan gelen bir özelliğim değil ama yaşayarak gördüğüm ve sonradan geliştirdiğim bir özellik. Çünkü aksi takdirde kendiniz zarar görüyorsunuz. Yani insanların aslında umurunda değil…

ZORBALIĞIN SINIRI YOK!

Lisede arkadaşlarınızla aranızı iyi tutabilmek için babaannenize her gün 5 şişe portakal suyu sıktırdığınızı anlattığınız bir hikaye var. Bayağı zorbalığa maruz kalmışsınız…

Çok önemli bir hikaye o gerçekten. Erken yaşta aldığım hayat derslerinden biri… ve aslında orada o psikoloji yüzünden iki kez kalp krizi geçirmiş, 60 yaşını geçmiş bir kadına da haksızlık etmiş oluyordum. Şımarık, bacak kadar çocukların hizmetçisi durumuna düşmüş oluyordu babaannem. Sonra birden kestim okula portakal suyu götürmeyi. Zorbalığın sınırı yok çünkü.

Özgüvenle ilgili, 19 yaşında yaşadığınız bir duygusal hikaye var. Arkadaş grubunda, aslında hoşlandığınız ama o size yaklaşmaya çalıştığında terslediğiniz bir kız, sonra size hiç yaklaşmamış. Yıllar sonra karşılaştığınızda da o zaman sizden hoşlandığını anlatmış…

Bazen utangaçlık ve özgüvenin olmaması, kırıcı bir şeye dönüşebiliyor. Aslında sorun sizde fakat bunu başkasına yansıtıyorsunuz ya da onu gereksiz yere kırıyorsunuz. Oradaki benim haleti ruhiyem… Yani “Böyle bir kız benimle birlikte olmak istemez, ancak alay eder” gibi şeyler düşünüyorsunuz mesela. Çünkü öyle bir şey olmuştu. Daha 16 yaşında değildim. Ailemle seyahat ediyordum, Türkiye dışına çıktık bir gemiyle. Orada havalı kızlar vardı. Birine çekinerek yaklaşmıştım, işte “Çok güzelsiniz, sizinle arkadaşlık etsek” gibi bir şey dedim. O da bana “Sübyan, aynaya bak” dedi. Normal aslında.

19 yaşında bir kız tutup da 15 yaşında bir çocuğa ilgi duymaz tabii. Ama çok bozulmuştum. Şimdi düşününce, ikinci olayda hala onun korkusu devam ediyordu.

Sonra ne zaman ‘açılmaya’ başladınız?

‘Şu gün’ diye bir şey yok tabii ama lise sonda ilk ciddi flörtüm oldu. Sonra da yavaş yavaş… Yani beğenildiğini, ilişki kurabildiğini görünce insanın güveni geliyor.

Belli ki eşinizle çok özel bir ilişkiniz var. O elektronik mühendisi, nasıl tanıştınız?

Ben doktoramı bitiriyordum o sırada. Berkeley öğrenci kenti olduğu için her yerde gençlerin toplandığı, çalıştığı kafeler vardır. Arkadaşımla bir kafede oturuyordum. Tanıdığım başka bir kızla birlikte Linda geldi. Ellerinde kitaplar falan… “Buyurun, bizim masada oturun” dedik. O şekilde tanıştık. Saat geç olunca “Bir yere gidip bir şeyler içelim mi” dedik. Kızlar sezgisel olarak anlıyor tabii. Benim odak noktam Linda’ydı daha çok, “Ben gelirim” dedi. Gittik, konuştuk. Sonra telefonlarımızı aldık. Öyle gelişti yani. Aradım, tenis oynamaya davet ettim.

O sırada yurtta kalıyordu. Yurtta da yemekler 19.00’da bitiyor. Tenis biraz uzadı, saat 19.00’u geçti. Ben de “Yemeği kaçırdın. İstersen yemeğe çıkalım” dedim. Kabul etti. Biraz tuzak kurmuştum kendimce tabii, özellikle saatten bahsetmedim.

YEMEK YAPAMAM, HAYIR

Eşinizi de yemekle tavladınız!

Ama alakası yok yani, farkındaymış zamanın, o da onu bekliyormuş. Tanıştığımızda gastronomi ikimizin de önceliği değildi. Büyük ölçüde birlikte gelişti damak zevkimiz.

Siz evde yemek yapar mısınız?

Yapmam, hayır. Yeteneğim yok. Ama çok güzel fikir veririm. Eşimin de işi çok yoğun. Emek yoğun yemekler yapmaz ama mesela balığı çok iyi pişirir, kurutmadan… Genelde evde daha basit yeriz. Birlikte seyahat etmeyi çok severiz. Yoğun çalışanlar, gündelik hayat içinde birlikte vakit geçirme şansı bulamıyor pek. Bir de her ne kadar dünyanın en güzel şeylerinden biriyse de çocuk sahibi olmak, birbirine ayırdığın zamanı azaltıyor. Bu açıdan seyahat etmek daha da önem kazanıyor. Ayrıca evde olsak bile zaman zaman hiç yemek yapmayız. Çünkü kadının evde, mesela iki hafta yemek, ev işi yapmaması, bunları düşünmemesi lazım bence. Yani “Aman ben Vedat Milor’la evliyim, mutlu etmek için Fatma Hanım gibi mantı yapmayı öğreneyim” gibi bir kaygısı olmamıştır Linda’nın.

Kitapta kültür ve dünyaya bakış açısı olarak ABD’ye hiçbir zaman tam anlamıyla uyum sağlayamadığınızı söylemişsiniz. Eşinizle kültür farkını nasıl aştınız?

Yani kendisi de ABD’ye uymuyor bence. Çünkü ABD’de yaşayan aydınların birçoğu ABD’den mutlu değil. Genelgeçer sistemin çok dışındalar. Linda da öyle. Bir de belli bir zeka düzeyinde olduğunuz zaman o toplumdan bir yerde soyutlanıyorsunuz. Bunu övünmek gibi falan söylemiyorum ama.

Toplumsal dayatmalara boyun eğmediğinizi söylüyorsunuz…

Hiçbir zaman toplumun etkisini üzerimde hissetmedim. Hissettiğim an kendimi çekiyorum zaten.

Uzun yıllar tenis oynayan Vedat Milor, eşi Linda’yı ikinci buluşmalarında maça davet etmiş: “Yurtta kalıyordu. Maç uzadı. ‘Yemeği kaçırdın, istersen yemeğe çıkalım’ dedim kabul etti. Kendimce tuzak kurmuştum.”

ÖNEMLİ OLAN YÜKSEKTEN ATMAMAK

Gastronomi kültürüyle ilgilenen birinin elitist görülmesi durumu var bir de… ABD’de vasat bir arabaya binerken ya da kirada otururken şaraba çok para vermeniz yadırganıyormuş. Öte yandan ülkemizde çok insan sizi sempatik buluyor bence. Sizce neden bu?

Aslında hiçbir zaman zengin olmadım ben. Sadece para harcama tercihlerim farklı. Ama şu da var, ben insanların tercihlerine de saygılıyım. Biri benim beğendiğim bir şeyi beğenmediğinde bunu hiçbir zaman kişisel almıyorum. Kendini bir konuda geliştiren herkes diğerlerini küçük görecek olsa kimsenin kimseyi beğenmediği, herkesin burnu havada dolaştığı çok komik bir toplum olur. Yani önemli olan ilgin varsa öğrenmeye çalışmak, yüksekten atmamak, bildiğinden daha fazla konuşmamak. O açıdan elit değilim hiçbir zaman. Açığım, saklamıyorum, bildiğim kadar bildiğimi söylüyorum. Bilmediğime bilmiyorum diyorum, konuşmuyorum o konuda. Belki insanlar bunu görüyor yani.

CANIM DEREOTLU BAKLA ÇEKİYOR

Pandemi yüzünden uzun süredir Türkiye’ye gelemiyorsunuz. En çok ne yemeyi özlediniz?

Tabii ki iyi kuzu severim, kalkana ve lüfere bayılırım ama canım bu sene en çok şöyle bol dereotlu güzel bir bakla çekiyor. Pandemide saçı uzayan Milor ve kızı Ceylan Handan.

Başkalarıyla yemeğe gittiğinizde zorlandığınız noktalardan bahsetmişsiniz. Özellikle de şarap seçimi konusunda… Başka ne rahatsız eder sizi?

İyi bir lokantaya gittiğimiz zaman birinin diyette olduğunu söyleyip salata istemesi… “Sen bana bakma, istediğini söyle” diyorlar ama öyle olmuyor, yanındakinin de morali bozuluyor böyle bir durumda. Birlikteliği bozuyor yani. Bir de popüler bir lokantaya gittiğinde, yediklerini algılamaktan çok elde edeceklerini sandıkları statülere para harcayanlar var. Bu sayede de başkalarından geri kalmadıklarını düşünüyorlar. Bir yandan da kendileriyle barışık olmadıkları için hep ‘başkalarına göre eksik’ hissediyorlar.

AMACIM BİR FORMÜL VERMEK DEĞİL

Kitapla ilgili vurgulamak istediğiniz bir nokta var mı?

Kitabın amacı başkalarına formül vermek değil. Kitaptaki ve hayattaki bütün amacım ‘life style’ bayağılığından ve kolaycılığından uzak durmak. İnsanlar hep gurular arıyor kendilerine ve çok kolay manipüle ediliyorlar. Zaman zaman çok moda olan hayat koçluğu, kişisel gelişim kitapları bana çok bayağı geliyor. Hiç kimseye faydası yok. Tamamen bir çeşit sömürü ve kandırmaca. Ciddi sorunlara palyatif tedbirler… ve dikkat ederseniz bu tip konularda söylenenler birbiriyle çelişiyor. Örneğin, iş konusunda sevdiğin işi yapacaksın, iş arkadaşlarınla dost ol, onlara karşı açık ol. Tamam güzel. Sonra ne oluyor, aleyhine kullanılabiliyor, açık vermiş oluyorsun. Çünkü söylendiği kadar basit değil bu işler. Basit formüller sunan bir kitap değil yani bu.

Vedat Milor Kimdir?

GAZETECİ NURHAK KAYA:  HAYATI ANLAMLANDIRMAK İSTEYENLER İÇİN BİR YOLA ÇIKIŞ KİTABI

Nurhak Bey, projenin ortaya çıkışını  anlatır mısınız biraz?

İnsanlar kolay hayatlar yaşamıyorlar; her alanda zorbalara maruz kalıyor, yapay otoriteler tarafından korkutuluyorlar. Uğrunda yaşama arzusu taşıyabileceğimiz bir gaye bulamadıkça boşluğa düşüyoruz. Günü kurtarmak için anlık hazların peşinden gidiyor, hikayenin sonunda, hayal kırıklıkları ve pişmanlıklarla baş başa kalıyoruz. Toplumun genelinde rastladığım bu sorunlara bir çıkış yolu üretmek için, 2019’da Vedat Milor’u aradım. Önerim, Milor’un da epey ilgisini çekmiş olacak ki; “İnsanların hayatına nasıl dokunabiliriz” diye düşünerek birlikte yola çıktık. Amacımız, yönünü bulamamış kişilere gerçekçi bir yaşam reçetesi sunmak, başka bir dünyanın da mümkün olabileceğini tecrübeler aracılığıyla aktarmaktı. Kişisel gelişimcilerin dayattığı sahte umutlara karşı; Erich Fromm’un, Bertrand Russell’ın, Henry David Thoreau’ün de yaptığı gibi, merkeze gerçekliği koyan bir dili benimsedik.

Bu kitabı neden okumalıyız?

Bu kitap; erdemli olma gayesi taşıyan, yaratıcılığı önemseyen, hayattan keyif almak isteyen, ilişkilerinde içtenlik kaygısı güden, başkalarına ve herkesten önce kendine saygı duymak isteyen insanlar için bir köprü, kendini tanımak için bir vesile, hayatı anlamlandırmak isteyenler için bir yola çıkış kitabı.

Vedat Bey çok yönlü bir aydın. Sizi en çok etkileyen tarafları neler oldu?

Çocukluğumdan itibaren bana yol gösteren, yargılanmadan öğrendiğim dostlarım, büyüklerim oldu. Vedat Bey de bu güzide insanlardan. Psikiyatr Carl Gustav Jung “Kuramları iyi öğren ama yaşayan ruhun mucizesine dokunduğunda onları bir yana bırak” der. Milor bu anlamda hem kuramlara yeterince hakim hem de yaşayan ruhun mucizesine dokunabilen, hayatın içinde, şahsına münhasır bir aydın.

KİTAPTAN BİR BÖLÜM

“Özellikle şarap için çok para harcamışımdır. Öyle ki Dünya Bankası’nda ilk çalıştığımda elime geçen paranın hemen hemen üçte ikisini şaraba yatırmıştım. Çünkü bekardım ve fazla harcama yapmıyordum. Daha sonra şaraplarımı sigorta ettirmeye çalıştım. Ama ilkin bunu da gerçekleştiremedim çünkü bunun için evvela bir ev sahibi olmak gerekiyordu. Ben kirada oturuyordum, ev alacak param da yoktu. Ev almak için yüzde 20’yi önceden kapora olarak vermek gerekiyor. O yüzde 20’yi biriktirecek durumda değildim, çünkü şaraba harcıyordum. Kısırdöngü. Sigortacı bu işe çok şaşırmıştı. ‘İlk defa bu kadar pahalı şarapları olup da 1.000 dolarlık bir evde oturan birini görüyorum’ demişti. ‘Bu gerçekten klinik bir vaka!’ diye de eklemişti ve öyleydi hakikaten.”

Cem Özer’den Samimi Açıklamalar

Oyuncu Cem Özer, Hülya Koçyiğit’in TRT 2 ekranlarında yayınlanan “Film Gibi Hayatlar” programının konuğu oldu. Cem Özer’den samimi açıklamalar geldi. İşte o açıklamalar;

Cem Özer Ailece Krizi Aştı!

Yaşadıkları kriz günlerini çabuk geride bırakan ikili, el ele avm’deki mağazaları dolaşırken rastlanıldı. Ünlü çifte, oyuncunun, meslektaşı eski eşi Nurgül Yeşilçay’la evliliğinden olan oğulları Osman Nejat da refakat etti. Ailesiyle beraber alışveriş yapan Cem Özer, magazincilerin yöneltiği soruları cevapsız bırakırken, keyifli görünümüylede dikkatleri üzerine çekti.

Evli Kadına Çıplak Fotoğraflarını Gönderen Cem Özer’den Şok Edecek Açıklama!

“Hafif Ukala Oldum”

Oyuncu Cem Özer, Hülya Koçyiğit’in TRT 2 ekranlarında yayınlanan “Film Gibi Hayatlar” programının konuğu oldu. Özer, bir dönemin en ünlü talk show programı “Laf Lafı Açıyor”un hayatını nasıl değiştirdiğini şöyle anlattı;

“Bu programı yapana kadar hoş sohbet bir adam değildim. Müjdat Gezen ve Cenk Koray’la kabare yapıyorduk. Onlardan ayrıldım ve kendi başıma bir şey yapmaya karar verdim. Tek başıma 6 gün boyunca sahneye çıktım. Gelenlerle sahnede biraz sohbet edip, onlara şarkı söyletirdim.

Bir gün Adem Gürses beni aradı ve televizyon işi teklif etti. Ben, sit-com yapmak istiyordum. Fakat ‘Biz sana talk show yaptıracağız’ dediler. Ağzımdan kerpetenle laf çıkardı. Cem Özer olarak içine kapanık ve çekingen bir adamdım. Kendime ‘Madem iyi bir oyuncusun, kendine bir talk show karakteri yarat ve bunu oyna’ dedim. ve hafif ukala oldum. Yoksa ezilirdim ve beni mahvederlerdi.”

Cem Özer’den Samimi Açıklamalar

Cem Özer, haksızlığa sessiz kalamadığını dile getirdi: “Eğer bulunduğum ortamda biri ukalalık yapar, masaya egosunu koyarsa, ben de kendi egomu çıkarır koyarım. ‘Arkadaş benim egom daha büyük, kusura bakma’ diye. Hiç kimsenin bilerek, isteyerek hakkını yemem ama hakkımı da yedirtmem. Yiyenin gırtlağına çökerim. Beni çok da pamuk, hamur zannetmesinler. Kadife eldivenin içinde demir yumruğum. Orada da içimden Kumkapılı Cem çıkar.”

Cem Özer Kimdir?

Demet Akalın “Keşke Eurovision’a Katılsak”

Demet Akalın’ın Murat Boz’lu Eurovision paylaşımına yorum yağdı! Demet Akalın “Keşke Eurovision’a katılsak” diyerek sosyal medyanın gündemine oturdu. İşte ünlü şarkıcının o paylaşımı;

Demet Akalın Gerçek Dosttur

Faruk K’nın yeniden yorumladığı “Hadi Bakalım” şarkısında Demet Akalın konuk star olarak  şarkının bir bölümünü okuyarak sürpriz yaptı. Demet Akalın’ın bu jesti karşısında   çok teşekkür eden Faruk K kendisine yapılan sürprizin nasıl gerçekleştiğiyle alakalı;

“Ben buna bir demet vefa diyorum. Demet Akalın’ın müzik piyasasına girdiği ilk yıllarda   birlikte çalışıyorduk. Almanya konserinden dönerken uçakta; sen bir gün çok ünlü bir yıldız olacaksın, ilk imzanı bana atar mısın?  Demiştim. Oda “Canım arkadaşım hep birlikte nice büyük başarılarda beraber olalım. İlk imzamı sana atıyorum. Sevgilerimle” yazarak bir peçeteye imza atmıştı. 21.03.2001 yılından beri sakladığım bu imzalı peçeteyi kendisine gönderdim. Sonrada benim şarkımda küçükte olsa bana eşlik eder misin?  Ricasında bulundum.  Demet mesajıma hemen döndü. Stüdyoya geldi ve şarkıyı  okudu. Demet Akalın Gerçek bir dosttur. Vefalıdır ki bu büyük  kalbi ve vefayı ben tekrar görmüş oldum. Tekrar teşekkür ederim dedi.”

Demet Akalın kimdir?

Kapanma Demet Akalın’a Yaramadı

Demet Akalın, geçen haftalarda barıştığı arkadaşı Esra Balamir’le Nişantaşı‘daydı. Kendisini görüntüleyen gazetecilerle konuşan Demet Akalın, tam kapanmayı evde geçirdiğini ifade etti. Akalın, “Tatil falan yok. Konserlerim var. Konser için Amerika’ya gideceğim” açıklamasında bulundu.

Akalın, daha sonra arkadaşlarıyla birlikte Nişantaşı turuna devam etti. Ünlü şarkıcının tam kapanma döneminde kilo aldığı da gözlendi. Akalın’ın bu halini görenler, “Tam kapanma Demet’e yaramamış” yorumunda bulundu.

Demet Akalın, önceki gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya seslendi. Akalın, “Mayıs’a kadar ülkenin yüzde 60’ı aşılanacak derken, bu oran yüzde 13’te kalmış. Sınır dışı tüm Müslüman kardeşlerinizi aşıladıysak, artık bizi bir bir aşılasak mı? Kaldıysa şırıngada bir damla falan rica etsek” ifadelerini kullanarak dikkat çekti.

Demet Akalın ‘dan Faruk K’ya Hadi Bakalım Vefası

Demet Akalın “Keşke Eurovision’a Katılsak”

Bugün 2021 Eurovision şarkı yarışması sosyal medya kullanıcıları tarafından en çok konuşulan konular arasında yer aldı. Yarışmayla ilgili olarak binlerce paylaşım yapılırken, paylaşım yapanlar arasında sanatçı Demet Akalın da yer aldı.

Demet Akalın’ın paylaşımları arasında en dikkat çekenlerden biri ise Murat Boz ile ilgili söyledikleri oldu. Akalın bir paylaşımında, “Murat Boz ne sallardı be. Olalım seneye ya kıskandım ne güzeller” ifadesine yer verdi.

Simge Sağın Hastaneye Kaldırıldı!

Ünlü şarkıcı Simge Sağın’dan sevenlerini üzen yeni bir haber geldi. ABD seyahati dönüşünde uçakta rahatsızlanan Simge Sağın hastaneye kaldırıldı. Simge Sağın’ın sağlık durumu nasıl? İşte detaylar;

Simge Sağın Hastaneye Kaldırıldı!

Geçtiğimiz aylarda hastalanan Simge Sağın sevenlerini korkuttu. Ünlü şarkıcı bugün apar topar hastaneye kaldırıldı. Tedavisine başlanan Simge Sağın hala hastanede müşahede altında.

Simge Sağın: Şarkıyı Murat Kaptı

Uçakta Fenalaştı!

Ünlü şarkıcı Simge Sağın‘dan üzücü bir haber geldi. Bir süredir tatil için ABD’de bulunan Simge Sağın, bu seyahatinden Türkiye’ye dönüşünde uçakta rahatsızlandı. Sanatçıya ilk müdahale yine uçakta yapıldı. Ünlü sanatçıya uçakta serum verildiği belirtildi.

Sabah’ta yer alan haberde; Uçaktan iner inmez Sağın, hastaneye kaldırıldı. Sabah saatlerinden itibaren hastanede olduğu belirtilen sanatçının ABD’de havalimanında yediği yemek nedeniyle zehirlendiği açıklandı. Kanındaki mikrobun azaltılmaya çalışıldığı ve tedaviye cevap verdiği belirtildi.

Simge Sağın kimdir?

Tedavisi Devam Ediyor

Konuyla ilgili ünlü sanatçının doktoru Opr. Dr. Serdar Demiral bir açıklama yaparak, “Hastamız Simge Sağın, yoğun bulantı- kusmaya bağlı dehidratasyon nedeniyle takip ve tedavi altındadır.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Simge Sağın’a koronavirüs testi de yapıldığı ve testin negatif çıktığı da gelen bilgiler arasında yer aldı. Doktorları, sevenlerini üzen ünlü sanatçı Sağın’ın sağlık durumunun iyiye gittiğini belirtti. Ünlü sanatçı Aralık ayında da rahatsızlanmıştı.

Ünlü şarkıcı Simge Sağın karın ağrısı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Yapılan incelemelerin ardından Sağın, apandisit ameliyatına alınmıştı.

Hazar Ergüçlü Nefes Kesti

Hazar Ergüçlü nefes kesti. Alev Alev adlı dizinin final kararı alması nedeniyle sevgilisi Onur Ünlü’yle hemen tatile çıkan güzel oyuncu Hazar Ergüçlü pozlarıyla dikkat çekiyor. İşte ünlü oyuncunun o paylaşımı;

Onur Beni Hep Anda Tutuyor

Son dönemde Show TV’de yayınlanan Alev Alev dizisi ile ekranlarda izlediğimiz başarılı oyuncu Hazar Ergüçlü Marie Claire dergisine verdiği röportajda özel hayatına dair samimi açıklamalarda bulundu.

Ünlü oyuncu, “Onur beni hep anda tutuyor. Normal sohbet ederken öyle bir şey söyler ki, aklında başka bir şey varken konuşmak söz konusu değildir. Bir cümlede anlatırsam, onunla kendim olmayı ve bununla gurur duymayı öğreniyorum” dedi.

Hazar Ergüçlü’ ün Dizi Setindeki Kaprisi Yok Artık Dedirtti…

Son Bir Senede Çok Şey Yaşadım

Salgın sürecinden de bahseden Hazar Ergüçlü, “Yalan söylemeyeceğim. Pandemi beni içten içe mutlu ediyor. Evet, insanlık korkunç bir şeyle boğuşuyor olabilir. Ben de aynı karamsarlık içindeyim ama mutluyum. Sağlam hissediyorum. Son bir senede çok fazla şey yaşadım. Bir yere gidememekten, maske takmak zorunda olmaktan, bir mekana gidip dans edememekten bunaldım.” ifadelerini kullandı.

Değiştiğini ve zincirlerinden kurtduluğunu söyleyen Ergüçlü, “Artık birçok şey umurumda değil. Beni kırmak eskisi kadar kolay değil. Müthiş rahatladım. Çok pizza yiyorum. Biraz kilo alsam da ‘Olduğum gibi güzelim’ diyebiliyorum. Ya da sivilcem olması güzel hissetmeme engel olmuyor.” şeklinde konuştu. Sporla arasının iyi olmadığını belirten oyuncu, “Adım sayım var, günlük olarak onu tamamlamaya dikkat ediyorum. Günde mutlaka 400 kalori harcıyorum. Kendime bakmayı, yemek yapmayı seviyorum.” dedi.

Hazar Ergüçlü Kimdir?

Hazar Ergüçlü Nefes Kesti

Show TV’de ekrana gelen Alev Alev dizisinde rol alan Hazar Ergüçlü, dizinin final yapması nedeniyle, sahnelerini çekip tatile çıktı. Yönetmen Onur Ünlü’yle yaşadığı aşk nedeniyle sosyal medyada sık sık gündem olan Ergüçlü, tatilden cesur pozlarını takipçileriyle paylaştı.

Hazar Ergüçlü'den Bikinili Paylaşım
Hazar Ergüçlü’den Bikinili Paylaşım

Hazar Ergüçlü’nün verdiği bikinili pozları sevgilisi Onur Ünlü’nün çektiği belirtilirken, siyah bikini giyen Ergüçlü’nün fit vücudu dikkatlerden kaçmadı.

Oyuncu, ayna karşısında yaptığı özçekimi de Instagram hesabının hikaye bölümden takipçilerine ulaştırdı.

Cansel Elçin ve Zeynep Tuğçe Bayat’tan Samimi Açıklamalar

Dizi setinde tanıştıktan sonra birbirlerine aşık olup dünya evinde giren Cansel Elçin ve Zeynep Tuğçe Bayat geçtiğimiz aylarda balayına çıkmışlardı. Evliliklerini gözlerden uzak tutmayı tercih eden çift geçtiğimiz seneden sonra ilk kez birlikte röportaj verdi. Cansel Elçin ve Zeynep Tuçğe Bayat’tan samimi açıklamalar geldi.

Geçen yıl, ağustosta evlendiniz. Bir yıla yakın zamanda hayatınızda neler değişti?

Cansel Elçin: Bir şey değişmedi. Birbirimizi çok seviyoruz ve her şeyi birlikte yapıyoruz.

Evliliğiniz pandemiye denk geldi. Bu kadar iç içe olmak sıkıcı değil miydi?

Zeynep Tuğçe Bayat: Bu dönemde bir şeylere üzülmekten, insanlar için endişelenmekten sıkıldık. Göğsümüzde bir enerji topu var, bu da evimize yansıyor. Gezmeyi seven bir çiftiz ama sevdiklerimizle bir kahve keyfimiz bile kalmadı. Bu yüzden de pandemi evliliğimizin üstüne ‘oturdu’.

Bu dönemde birbirinizle ilgili yeni keşifleriniz oldu mu?

Zeynep Tuğçe Bayat: Geçen aylarda Meksika’ya, tatile gittik. Dalıştan sonra kulağımla ilgili bir sorun oldu. Ciddi bir şey sandık. O korkuda birleştik ve doruklara çıktık. Birbirimizin yokluğunu düşünmeye bile katlanamadığımızı anladık.

Cansel Elçin: ‘Onsuz yaşayamam’ duygusunu hissettim. Hisle sevdiğin kişiye daha çok sığınıyorsun. Çocuk istiyoruz.

Birbirinize olan aşkınızı nasıl anlatırsınız?

Cansel Elçin: Onun ailesi senin ailen, senin ailen onun ailesi oluyor. Vazgeçilmez biri haline geliyor. Burada yalanın, egonun, bencilliğin, soğukluğun yeri yok. Birbirimizin zihnini ve defolarını tanıyor, birbirimize teslim oluyoruz. Kavga ediyor, barışıyoruz ama birbirimizden hiç vazgeçmiyoruz. Bu duygu inanılmaz.

Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?

Cansel Elçin: İstiyoruz ama bir yandan da korkuyoruz. Çocuk ileride “Siz bana ne biçim bir dünya bıraktınız? Pastanın yüzde 99’unu yemiş, bize bir şey bırakmamış sınız. Ne yapacağız” diyebilir. Ama istiyoruz tabii… Onu sevip iyi bir çocuk yetiştirme peşinde olacağız.

Zeynep Tuğçe Bayat: Bir yandan da “Çocuk umuttur” diye düşünüyoruz.

İkiniz de oyuncusunuz, evde neler yaparsınız?

Zeynep Tuğçe Bayat: Cansel tam bir sinefil. Filmler üzerine bol bol konuşuyoruz. Ondan besleniyorum. Projeler yapmaktan hoşlanıyoruz, işimiz hakkında sohbet ediyoruz.

Cansel Elçin: Bu bize iş gibi gelmiyor. Ayrıca feminist filmler izliyoruz. Tuğçe bana kadın hakları konusunda kitaplar öneriyor. Bazen mutfaktaki bir hardaldan bahsederken bile konu feminizme gelebiliyor.

Zeynep Tuğçe Bayat: Bazı şeyler başıma gelmese de etrafımda görüyorum. Tüm kadınlar haksızlığa uğramış gibi hissediyorum. Erkeklerin çoğu farkında değil; bunu ancak bir kadın olduklarında hissedebilirler. Bu noktada bir çıkmaza giriyoruz. Bu yüzden en ufak şeyde bile anlatmaya çalışıyorum. “Kadınların okuduğu kitapları erkekler de okumalı” diye düşünüyorum, Cansel’e ihtiyacı olmasa bile okutuyorum.

Feminist misin?

Zeynep Tuğçe Bayat: Bu tip kalıplardan da hoşlanmıyorum ama evet.

Cansel Elçin: En büyük feminist benim! Gerçekten kadınların çok çok üstün bir varlık olduklarına ve el üstünde tutulmaları gerektiğine inanıyorum.

Aranızda kıskançlık var mı? Birbirinizin partnerine, öpüşme-sevişme sahnesine karışır mısınız?

Cansel Elçin: Öyle bir şey yapsam Tuğçe beni mahveder! Ayrıca bu onun hayatı… Benim böyle bir hakkım yok. Bir de kıskançlık ne? Başkasına gidiyor ya da başkasını seviyor korkusu yaşamak mı? Öyle bir durum varsa ben ne yapabilirim ki? Kıskançlık bana göre değil. Öyle şeylerle ilgilenmiyorum.

Zeynep Tuğçe Bayat: Benim Cansel’i sevmem, Cansel’in beni sevmesine bağlı değil. Benim sevgim karşılıksız. Bir gün beni sevmediğini söylerse ya da sevmediğini hissedersem, onunla olmamayı seçerim.

Birlikte ‘Closer’ isimli tiyatro oyununda, ardından da GAIN’de yayımlanan ‘Senkron’ dizisinde oynadınız. Aynı projede rol almak nasıl hissettiriyor?

Zeynep Tuğçe Bayat: Zor. Çarpışıyoruz ama keyif aldık. Orada karakterlerimizle buluşuyoruz. Onun yanında rahatım ve beni iyi yönlendiriyor.  Zaten çalışırken birbirimizle didişerek anlaşmaya alıştık.

Cansel Elçin’in Olay Yaratan İçlik İtirafı

Cansel Elçin: Tuğçe ‘Senkron’da sevgilimi oynuyordu. Özcan Deniz yönetti. Ona “Sakın bana sahnede iyi miydim diye sorma. Orada yönetmen Özcan” dedim. Özcan’ı Tuğçe’yi yönetirken gördüğümde de çok mutlu oldum. İnsanlar bu virüse neden şaşırdı, anlamadım

YouTube’da yayımlanan diziniz ‘Dünyayı Kurtaran Kadın’ nasıl ortaya çıktı?

Cansel Elçin: Geçen sene ilk kapanmada şoke olduk. Gelecekle ilgili kaygılarımız tavan yaptı. Hatta ben geleceğe dair ümidimi kestim, olumsuz düşüncelere kapıldım. Tuğçe “Böyle duramam, bir şeyler yazacağım” dedi. Çalışmaya başladık. İnternette yayımlanıyor ama asla özensiz bir iş değil.

Yazıp oynadığın bir işi eşin yönetiyor. Neler yaşanıyor evde? Zeynep Tuğçe Bayat: Çekerken çok didiştik. Ben her şeyi kafamda kurmuştum. Cansel’e de öyle gittim tabii…

Cansel Elçin: Ben de “Yönetmen benim. Senin bebeğini ben aldım, istediğim gibi yorumlarım” dedim.

Zeynep Tuğçe Bayat Kimdir?

Zeynep Tuğçe Bayat: İşte orada teslim etmekte zorlandım ama bir yerden sonra kendimi bıraktım.

Derdi nedir bu işin?

Zeynep Tuğçe Bayat: Uzun süredir küresel ısınmadan konuşuyorduk, betonlaşma sevdası rahatsız ediciydi… Dünyayı paylaşamıyoruz, ortada paylaşılamayan bir güzellik vardı. Bu sebeple insanlar bu virüse neden şaşırdı, anlamadım. Yüzyıllarca sonu düşünülmeden yaşanan bir dünyanın içindeyiz. ‘Dünyayı Kurtaran Kadın’la da kendimizi sorgulamamızı istedim. Yaşadıklarımıza bir virüs mü sebep oldu yoksa daha büyük dertlerimiz mi var?

Siz dünyada tek başınıza kalmak ister miydiniz peki?

Cansel Elçin: İstemem. Mutsuz olurdum. Sosyalim. Ne olursa olsun insanları seviyorum. Paylaşmam lazım. Tek başıma olmayı hiç istemezdim.

Zeynep Tuğçe Bayat: Deli bir merak beni kaşıyor. Felaketler zinciri olmayacağını bilsem denemek isterdim. O merak beni çağırırdı.

Cansel Elçin: Katılmıyorum. Bensiz yaşayamazsın.

Cansel Elçin Kimdir?

Dizide dediğiniz gibi insansız bir dünya daha mı güvenlidir sizce?

Zeynep Tuğçe Bayat: İnsanına bağlı. Doğayla iletişimi kesilmemiş insandan korkmuyorum, onlarla kalmak isteyebilirdim. Cansel beni çok provoke ediyordu

Birliktelik hikayeniz ‘Gönülçelen’ dizisi setinde başlıyor, değil mi?

Zeynep Tuğçe Bayat: Evet.

Cansel hep kadınların beğendiği bir adam oldu. Ona tanışmadan önce de aşık mıydın?

Zeynep Tuğçe Bayat: Yok.

Cansel Elçin: Ya atma (gülüyor)! Bence beğeniyordun.

Zeynep Tuğçe Bayat: Evet, televizyonda izlediğimde beğeniyordum. Ama tanışıp sette birlikte çalışınca fikrim değişti.

Neden?

Zeynep Tuğçe Bayat: Beni çok provoke ediyordu.

Seni beğendiği için olabilir mi?

Cansel Elçin: Aynen öyle, bak biliyor.

Zeynep Tuğçe Bayat: Benim tek derdim çok farklı roller oynamaktı, oyunculuk hayaliyle yanıp tutuşuyordum. Bir erkek falan umurumda değildi. Cansel’in geçmişini ve aldığı eğitimi bilmiyordum. Sadece ‘yakışıklı oyuncu’ diye orada sanıyordum. Ben ‘Fırtına’ oyununda oynuyordum. Oyuna gelmek istedi, önce “Ne işi var” diye düşündüm. Ama o zaten bütün oyunları biliyordu. Sonra ben onun ‘Frankenstein’ oyununa gittim. Onu tanıdıkça yaşam ve oyunculuk mücadelesi de mesleki bilgisi de beni etkiledi.

Cansel Elçin: Çok tatlıydı. Tutkusunun peşinden giden insanları seviyorum. Tuğçe’nin de enerjisi çok yüksek, çok çalışkan. Hiç durmuyor.

Prens Harry “Annemin Ölümünden Sonra Alkole ve Uyuşturucuya Sürüklendim”

0

Prens Harry, Apple TV’de yayımlanan The Me You Can’t See programına konuk oldu ve çocukluk anılarına dair konuştu. Detaylar haberimizin devamında….

Prens Harry Kimdir?

Alkol ve Uyuşturucu Kullanmak İstiyordum

Prens Harry, Prenses Diana’nın cenazesinde annesinin tabutunun arkasında kardeşi, babası ve büyükbabasıyla yürüdükleri fotoğrafa dair hatırladıklarını şu sözlerle dile getirdi;

“Yürürken en net hatırladığım şey atların toynaklarının sesiydi.Sanki vücudumun dışındaydım ve benden bekleneni yaparak yürüyordum. Herkesin gösterdiği duyguların onda birini gösteriyordum: O benim annemdi, onunla hiç tanışmamıştınız bile.”

Harry annesinin ölümüne dair “Babam ben gençken William’a ve bana hep şöyle derdi: ‘Benim için böyleydi, sizin için de böyle olacak’. Bu bir anlam ifade etmiyor. Acı çekmiş olmak çocuklarınızın da acı çekmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor” dedi.

Geçirdiği travmalardan bahseden Harry “İçimden alkol almak, uyuşturucu kullanmak geliyordu ve hissettiklerimi azaltacak şeyler yapmak istiyordum” dedi. Sussex Dükü cuma ya da cumartesi geceleri bir hafta yetecek kadar alkol aldığını ve bunu hoşlandığı için değil bir şeyleri maskelemeye çalıştığı için yaptığını belirtti.

Meghan ve Prens Harry’nin eski sevgilisi aynı törende!

İngiliz Kraliyet ailesinin küçük gelini Prens Harry’nin eşi Sussex düşesi Maghen Markle, geçtiğimiz günlerde Londra yapılan Moda ödüllerine süpriz katılımı davetlileri şaşkına çevirmişti. Diğer bir süpriz de, Meghan Markle ve Prens Harry’nin eski sevgilisi aynı törende olması.

Givenchy’in sanat yönetmeni olan ve Düşese ikonik gelinlik tasarlayan Clare Waight Keller’a ödülünü veren Meghan Markle, Hamileliğinin iyice belirginleştiği gözlerden kaçmadı.

Törende dikkat çeken başka detay da Prens Harry’nin, 2012 ve 2014 yılları arasında sevgili olduğu, evlenecekleri kesin bir gözle bakılan manken ve oyuncu Cressida Bonas’ın da katılmasıydı. Meghan ile Bonas’ın karşılaşıp karşılaşmadığı bilinmiyor.

Bonas, bir röportajında Kraliyet’e mensup olmak güvercini kafese kapatmak gibi!

BBC’ye 2017 yılında verdiği röfortajında Cressida Bones, “Kraliyet’e mensup olmak demek bir güvercinin kafese kapatılması gibi. Kendimi bağımsız ve güçlü bir kadın olarak görüyorum. Harry ile birlikte olduğumuz dönemde gördüğüm ilgi gerçek değildi. Kuru gürültüden ibaretti. İnsanın bunu daima hatırlaması önemli’ demişti.

 

Oğuz Yılmaz’ın Eşinden Yürek Burkan Paylaşım

0

Oğuz Yılmaz geçtiğimiz günlerde kalp krizi geçirerek hayata veda etmişti. Ünlü şarkıcının eşi Aylin Yılmaz’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım yürek burktu. Detaylar haberimizin devamında…

Kalbim Senin İçin Atacak

Ünlü şarkıcı Oğuz Yılmaz 19 Mayıs’ta geçirdiği kalp krizi nedeniyle kaybetmişti. Eşi Aylin Yılmaz kaybettiği hayat arkadaşının mezarını ziyaret etti. 53 yaşında hayata veda eden şarkıcının eşinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım yürek burktu.

23 yıllık eşini kaybeden Aylin Yılmaz instagram hesabından şu notu paylaştı; “Bak yine baş başa kaldık. Seni hiç yalnız bırakmayacağım. Hayatımın en zor günlerinden biriydi. Böyle bir günü yaşayacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim. Daha gerçekleştireceğimiz sayısız hayalimiz vardı. 23 senedir birbirimize doyamadık. Seninle sonsuzluğa birlikte gitmeye söz vermiştik. Beni orada da bekleyeceğini biliyorum… Yanına geleceğim zamana kadar kalbim hep senin için atacak. Canon Aylin Yılmaz”

Evli ve iki çocuk babası olan Oğuz Yılmaz “Çekirge” ve “Gördün mü?” gibi hit şarkılarla adını duyurmuştu. 2004 yılında kendi müzik şirketiyle yoluna devam eden Yılmaz “Yılmazlar Plak Şirketi”ni kurmuş ve kızı Sude’yle “Uğur Böceğim” şarkısına düet yapmıştı.

“Bir Tarkan’a Bir Diva’ya Daha İhtiyımız Var…”