Ana Sayfa Blog Sayfa 989

Şeyma Subaşı: Vücudum Her Zaman Çok İyiydi

0

Sosysal medya hesabından tatil paylaşımları yapmaya devam eden ünlü fenomen bu kez pembe bikinisiyle gündem oldu. Şeyma Subaşı: Vücudum her zaman çok iyiydi dedi. İşte detaylar;

Şeyma Subaşı Mohammed Alsaloussi’yi Ailesiyle Tanıştırdı

Türkiye’nin dört bir yanında yangınlar olduğu dönemde Bodrum’a tatil yapmaya gelen Şeyma Subaşı’nın yaptığı paylaşımlar büyük tepki çekmişti. O paylaşımlara en çok tepki gösteren isimlerden biri de eski manken Deniz Akkaya olmuştu.

Eleştiri Yağmuruna Tutulan Şeyma Subaşı Açıklama Yaptı

Yaklaşık iki haftadır Bodrum’da tatil yapan çifte bugün Şeyma Subaşı’na geçtiğimiz gün ailesi de katıldı. Kiralamış oldukları yatta anne, baba ve kardeşini ağırlayan Subaşı sevgilisiyle mutluluk pozları verdi. Şeyma’nın babasıyla çok iyi anlaştığı öğrenilen Mohammed Alsaloussi aileden geçer not aldığı da dedikodusu kulislerde dolaşmaya başladı.

Aile teknede keyifli zaman geçirerek bağlarını pekilşirdi. Bir ara Şeyma Subaşı’nın annesi teknede çalan müziğe kendini kaptırdı. Dans etmeye başlayan anneye kızı Şeyma da eşlik etti. Ünlü ismin paylaştığı videoda arkadan gelen ses de dikkatlerden kaçmadı. Anne-kızın dans ettiği sırada teknede bulunan bir kişinin ‘anasına bak kızını al diyecekler, yandık artık…’ sözleri çok konuşuldu.

Şeyma Subaşı Siyah Bikinisiyle Gündeme Oturdu

Evlilik hazırlığı yaparken stresten bebeğini düşüren ve Mısırlı Mohammed Alsaloussi ile yollarını ayıran Şeyma Subaşı sevgilisiyle barıştıktan erkek arkadaşıyla birlikte çıktığı Bodrum tatiline devam ara vermeden ediyor. Sosyal medya hesabından paylaşım yapmaya devam eden Şeyma Subaşı geçtiğimiz hafta siyah bikinisiyle gündeme gelmişti.

Şeyma Subaşı Kimdir?

Şeyma Subaşı: Vücudum Her Zaman Çok İyiydi

Bir süre önce erkek arkadaşıyla birlikte Türkiye’ye dönen ve Bodrum’da tatil yapan Şeyma Subaşı tatil paylaşımlarına devam ediyor.

Eleştiri Yağmuruna Tutulan Şeyma Subaşı Açıklama Yaptı

Minik pembe bikinisiyle verdiği pozları sosyal medya hesabından paylaşan ünlü fenomen takipçileri tarafından beğeni yağmuruna tutuldu. Paylaşımını yorumlara kapatması da dikkatlerden kaçmadı. Şeyma Şubaşı yaptığı paylaşımın altına İngilizce olarak şu notu düştü:

Şeyma Subaşı Pembe Bikini
Şeyma Subaşı Pembe Bikini

“Sadece şu an değil, vücudum kendimi bildim bileli çok iyiydi. Bu da vücudunuza ve kendinize nasıl davrandığınızla ilgili. Mutlu vücut, mutlu zihin.”

İlayda Elif Elhih: Değişken Biriyim

0

İlk filmi ‘Sardunya’ ile önemli bir ödül kazanan oyuncu İlayda Elif Elhih çekimlerden önce endişelendiğini dile getirdi. Geçtiğimiz gün samimi bir röportaj veren İlayda Elif Elhih “Değişken biriyim” itirafında bulundu.

Size ödül kazandıran Defne karakterini ilk okuduğunuzda neler hissettiniz?

Senaryoyu ilk okuduğumda, bu rolü oynayıp oynamayacağımdan bağımsız olarak karakteri çok sevdim. Türkiye sinemasında yaşadığım çağa uygun, genç kadın karakterler görmüyorum. Defne, bir bakıma öyle bir kız. Başına gelenler ne olursa olsun kendi doğrusunun peşinde giden bir kahraman. Onu görmek iyi geldi. İlk işim olduğu için korktum tabii altından kalkabilir miyim diye ama en sonunda ‘Ne olacaksa olsun, ben bu kızı oynayacağım’ dedim…

Bu karakterde sizi etkileyen neydi?

Defne babasının felç geçirmesinin ardından çok uzun bir zaman sonra şehirden kalkıp çocukluğunu, ergenliğini yaşadığı kasabaya, Urla’ya dönüyor. Kendi geçmişinde, bugününde ve kendi içindeki yolculuğa tanık oluyoruz. Bir yandan da baba-kız arasındaki ilişkiye ve etik, ölüm, kuşak çatışması gibi konulara bakıyoruz.

Film boyunca adalet kavramını sorgularken vicdanı ve özgürlüğü arasında bir seçim yapması gerekiyor Defne’nin. Siz neyi seçerdiniz?

Çok zor bir soru, İlayda olarak cevap veremem. Defne üzerinden şunu söyleyebilirim; Defne adaletli bir kız, neredeyse son ana kadar yanlış bir şey yapmıyor. İyi niyetli davranırken yaptığı tek hatanın sebebi bence babası, daha doğrusu babasının kişiliği. Film de bunu söylüyor zaten.

Elhih (solda) şehirden kasabasına dönen bir karakteri canlandırıyor.

Sizle Defne arasında benzerlikler var mı?

Hem var hem de yok. Defne’ye göre ben daha gülmeye meyilliyim. Gülünecek bir şey varsa hayatta kaçırmam. Defne daha konsantre ve ağır bir karakter. Benzeştiğimiz tek yer etik anlayışlarımız.

Bu rolün size ödül getirmesini bekliyor muydunuz?

Hiç beklemiyordum. Bekleseydim kazandığımdaki şaşkınlığımı yaşayamazdım. O şaşkınlık gerçekten yaşanılası bir hismiş.

Oyunculuğa ilginiz nasıl ve ne zaman başladı?

Lisede tiyatro okudum. Pera Güzel Sanatlar Lisesi mezunuyum. Liseden önce annemlerle hafta sonu oyunlara giderdik. Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda ‘Kiralık Oyun’ adlı bir oyun izlediğimizi hatırlıyorum; Ferhan Şensoy, Okan Bayülgen ve Özgü Namal rol alıyordu. Çok etkilenmiştim. Oyuncu olma fikrini sevdim. Sanırım derslerim de pek iyi değildi zaten. Her şey olması gerektiği gibi olmuş demek ki.

Sette olmak ne hissettiriyor?

Set fiziksel ve zihinsel olarak yorucu bir ortam. Kondisyonlu olmak gerekiyor. Eğer güzel bir ekibe dahil olduysan, iyi bir iletişim varsa ve bir şey ürettiğini, yarattığını hissediyorsan bütün yorgunluğa değiyor.

Sosyal hayatınızda nasıl birisiniz?

Değişken biriyim (gülüyor).

Neler yapmaktan hoşlanırsınız mesela? Hobileriniz neler?

Yalnız takılmaktan hoşlanıyorum. Evde oturayım, film-dizi izleyeyim… Sevdiğim işleri tekrar tekrar açıp izlerim. Sinemaya, konsere gitmeyi severim. Müzik ve dans…

Çok normal şeyler. Sevdiğim insanlarla oturup saatlerce konuşmayı da severim.

Hayalleriniz neler?

Hayallerim çok. Huysuz ya da kötü bir kadın karakter oynamak istiyorum mesela… ya da Türkiye’de bir türlü kabul edemediğimiz, ‘cüretkar’ bulunan ama aslında tüm genç kadınların ‘normal’ hayatlarını konu alan bir hikayedeki o kadın olmak istiyorum.

Neden ‘Sardunya’yı seyretmeli izleyici?

Çok kişisel bir cevap olacak ama ben olsam hikaye genç bir kadın ve babası üzerinden ilerliyor diye bile merak eder, izlerdim. Sinemada görmeye alışık olmadığım bir ikili gibi geliyor. Herkesin film izleme motivasyonu farklı tabii.

Filmle ilgili nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Hep olumlu dönüşler aldım şu ana kadar ama henüz çok az seyirciyle buluştu. Yakın zamanda yurtdışında da gösterilecek ve umarım Türkiye’de de çok daha geniş bir kitleye ulaşacak. Heyecanla yorumları bekliyorum.

Tülin Şahin’den Şiddet Açıklaması

0

Eski eşi Pedro De Noronha ile olaylı bir şekilde ayrılan Tülin Şahin geçtiğimiz gün eşini tutuklaştmıştı. Muhabirlerin sorularını yanıtlayan Tülin Şahin’den şiddet açıklaması geldi. İşte Tülin Şahin’in o açıklamaları;

Tülin Şahin’den Bomba İtiraf

Kızı dünyaya geldikten kısa bir süre sonra boşanma kararı alan Tülin Şahin;

“Gerek doğumdan hemen sonra eski fiziğime dönmem için yaptığı baskılar, gerek hamileyken bir tane dondurma yediğim için çıkarttığı şiddetli kavgalar benim için son derece yıpratıcı oldu. Benim önceliğimin mükemmel gözükmekten önce bir anne olmak olduğunu kabul etmedi. Kamuoyunca da bilindiği gibi yıllardır en büyük hayalim anne olmaktı. Şimdi buna sahip olduğum hayatımın en mutlu zamanının benden yüzeysel beklentiler için çalınmasına izin vermiyorum. Kendimi ve özgüvenle büyümesini istediğim kızım Sienna’yı bu şiddet ve baskının karşısında bırakmayı kabul etmiyorum. 25 yıldır durmadan çalışan ve üreten bir kadın olarak anneliğimi her normal kadın gibi yaşamanın benim hakkım olduğuna inanıyorum. Kadınlar olarak hepimizin farklı şekillerde maruz kaldığı bu şiddet ve baskının artık bir son bulmasını istiyorum.” açıklamasını yapmıştı.

Tülin Şahin Portekizli Eşi Pedro’yu İfşa Etti!

Pedro de Noronha Şikayetçi Oldu

Bir süre önce Tülin Şahin’le yollarını ayıran Pedro de Noronha, bir dönem birlikte olduğu, kızının annesi Tülin Şahin’in kendisine tekme ve yumruk attığını, mahkeme kararına rağmen çocukları Siena Leyla’yı göstermemekle tehdit ettiğini iddia ederek korunma talebinde bulundu. İstanbul Aile Mahkemesi’ne sunulan korunma talepli dilekçede, “Tülin Şahin ile Pedro de Noronha arasında şiddetli geçimsizlik yaşanmıştır. Tülin Şahin, son derece agresif davranışlarda bulunmuştur. Noronha’yı evden ayrılması ve kendi ülkesine gitmesi halinde çocuğun yüzünü bir daha göstermemekle ve çocuğun soyadını değiştirmekle tehdit etmiştir. Pedro de Noronha, 9 Ekim’de çocuğunu görmek için Tülin Şahin’in oturduğu konuta gitmiştir. Noronha biraz gecikince Tülin Şahin sinirlenmiştir. Çocuğun önünde hakaretler yağdıran Tülin Şahin, Noronha’ya tekme ve yumruk atarak ağır şekilde darp etmiştir.” ifadelerine yer verdi.

Tülin Şahin’e Hapis Şoku

Tülin Şahin’den Şiddet Açıklaması

4 Ağustos’ta yaşadığı siteye gelerek kendisini darp ettiğini ileri sürdü. İstanbul Aile Mahkemesi‘ne başvuran ünlü model, daha önce de kızının gözleri önünde defalarca dayak yediğini belirtti.

Tülin Şahin eski eşini tutuklattırdı!

Tülin Şahin, mahkemeye sitenin güvenlik kameralarına yansıyan şiddet görüntülerini de delil olarak sundu. Mahkeme, 6284 sayılı kanuna dayanarak korunmaya ihtiyacı olan çocuğa şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı sebebiyle işadamının 3 ay boyunca kızıyla ilişkisinin sınırlandırılmasına ve Şahin’e de yaklaşmamasına kararını verdi. Karar kapsamında, Noronha kızını göremeyecek ve Şahin’e yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunamayacak, evine yaklaşmayacak, iletişim araçları ile onu rahatsız edemeyecek. Ünlü model, bu sürenin uzatılması talebinde  bulundu.  Mahkeme sonrası görüntülenen Tülin Şahin, konuyla ilgili soruları yanıtsız bırakmayı tercih etti.

Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu Deneyimlerini Anlattı

Tokyo 2020’nin en heyecan verici öyküsünü birlikte yazan Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu deneyimlerini anlattı.

Yıllar süren hazırlıkların ardından olimpiyat madalyasını boynunuza taktığınızda hissettiğiniz şey neydi? Mutluluk mu, rahatlama mı, yoksa gurur mu ağır bastı?

Buse Naz Çakıroğlu: Bizim için çok yorucu bir dönemdi. Normal şartlarda Olimpiyat Oyunları’na hazırlanılan 4 sene, hiç kimse için kolay olmuyor. Bu sefer 4+1 yıl olarak hazırlandık üstelik. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak zordu. Çünkü pandemiden sonra tekrar odaklanmak, aynı formu yakalamaya çalışmak gerekiyordu. Ama tabii madalyayı boynumuza takarak emeğimizin karşılığını alabilmek bizi hem gururlandırdı hem de çok mutlu etti. Artık daha büyük bir sorumluluğumuz olduğunu hissediyoruz. Bunun nedeni de Türk halkının desteğini almamız. Sosyal medyadaki paylaşımlara bakıyorum da… Herkes bir dahaki maçımız için sabırsızlanıyor.

Busenaz Sürmeneli: Çok istedik, çok çalıştık, Allah bize nasip etti. Ben ikimizin de final oynayacağını düşünüyordum zaten. O kapasitedeydik, düşünce olarak da hazırdık. Üzerimizde büyük bir sorumluluk olduğunun da bilincindeydik. Her turnuva finale kadar yükselmemiz beklentisini arttırmıştı, ‘Size güveniyoruz’ diyenlerin sayısı çoktu. Belli etmemeye çalışıyorduk ama düşünmekten uyuyamadığımız geceler oluyordu. Gece uyuyamayıp kalkıyordum, bir bakıyordum ki Buse de ayakta. Stresten vücudumuzda yaralar bile çıktı. Kürsüye çıktığım zamansa emeklerimin karşılığını aldığımı düşündüm. Saydığınız duyguların hepsi bir anda geliyor. Ama gurur biraz daha öne çıktı.

Tokyo’ya gitmeden önce muhabir arkadaşlarım sizinle konuşmuştu Buse Naz Hanım… Olimpiyatların çocukluk hayaliniz olduğunu söylemiştiniz. Busenaz Hanım, siz de madalyayı alınca “Çocukluk hayalimi avcumun içinde tutuyorum” dediniz. Bu hayali kurmaya ne zaman başladınız? Kadın boksunun olimpiyat listesine eklendiği 2012 Londra ile mi başladı?

Buse Naz Çakıroğlu: Ben spora 2009’da, 13 yaşımda başladım. 2012’ye kadar hayallerim Avrupa ve Dünya şampiyonalarıydı. Ablalarımıza özenip bu şampiyonlukları kazanmak istiyorduk. Kadın boksu Olimpiyat Oyunları’na eklenince antrenörümle bir karar aldık. Rio 2016’yı değil, Tokyo 2020’yi hedef olarak belirledik. Tüm programımızı da buna göre yaptık.

Busenaz Sürmeneli: Ben 23 yaşındayım. 10 yaşındayken hocam “Olimpiyata gideceğiz” dediğinde olimpiyatın ne olduğunu bile bilmiyordum. Herkesin dilinde olimpiyat lafı olunca merak edip araştırdım. Benim de hedefim 2020’ydi… Rio 2016’yı yaş nedeniyle kaçırmıştım. Elemeler Samsun’da yapılınca gidip izledim, olimpiyat ruhunu orada gördüm.

Olimpiyat Oyunları’nın nasıl bir farkı varmış Avrupa ve Dünya şampiyonalarından?

Buse Naz Çakıroğlu: İlk Olimpiyat Oyunları’nda finale çıkmak çok büyük bir olaydı. Eve dönüp kendi başıma, sakin kalınca ‘Artık başka hiçbir turnuva beni heyecanlandırmaz’ diye düşünmeye başladım. O heyecanları tamamen atlattık. Artık daha sakin, daha emin olurum kendimden. Olimpiyat Köyü’nde çok başarılı ve önemli sporcularla bir aradaydık. Defalarca katılmalarına rağmen hareketleriyle bize rol model oldular. ‘Büyüdükçe küçülmek’ ne demek yaşayarak öğrendik.

Busenaz Sürmeneli: Her amatör sporcunun hayali olimpiyatlarda madalya kazanmaktır, bazen de sadece katılabilmek… Orası en üst mertebe. Heyecanı çok başka. “En çok Dünya Şampiyonası’nda heyecanlandım” diyordum ki burası farklıymış. Rüyada olmak gibi… Herkes için farklı üstelik. Tokyo’dan dönerken THY ekibi fotoğraf çektirmek istedi. O sırada Japonlar bizi gördü ve biri “Madalyaya dokunabilir miyim” diye sordu. Sonra bir anda ağlamaya başladı.

Busenaz Hanım, siz de madalya aldıktan sonra “Ağlamak istemiyordum ama…” diyerek söze başladınız. Sizi destekleyenlerin ilgisi bir sorumluluk yüklüyor mu mücadelelere?

Buse Naz Çakıroğlu: Her şeyden önce kendimiz çok istiyoruz. Başarırsak kendimiz çok mutlu olacağız, ailemiz çok mutlu olacak… Bu şekilde çember genişliyor. Bunun da farkındayız. Ama olimpiyatlar çok farklı. Birçok kez Avrupa ve Dünya Şampiyonu olduk ama böyle bir ilgiyle karşılaşmadık. Birçok arkadaşım, Fenerbahçe yöneticileri çeyrek ve yarı final maçlarından sonra “Daha önce 5.30’da Muhammed Ali maçı için uyanmıştık, şimdi de sizin için uyandık” dedi. Bunlar beni çok mutlu etti. Ama bunları bir yük olarak görmüyorum. Hem salondakilerin, bakanımızın, müdürlerimizin desteği hem de sizin desteğiniz bize güven verdi.

Busenaz Sürmeneli: İzlenmek, desteklenmek bizi motive ediyor. Buse ile tarih yazdık böylece. Küçük çocuklara rol model olduğumuzu bilmek sevindiriyor. Trabzonspor’u kaç kişi aramış ‘Boks okulu var mı’ diye… Bu beni çok mutlu etti. Trabzon biraz kapalı bir şehir. ‘Kızlar boks yapar mı’ diyenler olmuştu. Bazen anlatarak değil, göstererek insanların anlamasını sağlarsınız. ‘Boks okulu var mı’ diye sorulması idol olduğumuzu gösteriyor. Örneğin şimdi Buse saçını sarıya boyatsa mahallesindeki tüm küçük kız çocukları aynısını yapmak ister (gülüşmeler). O derece!

Buse Naz Çakıroğlu: Gerçekten de mahalleye gidip eve giremiyorum. Yarım saat sürüyor. Birkaç tane pankart var, çocuklar onun önünde bekliyorlar, beni görünce aileleri de geliyor, fotoğraf çektiriyoruz. Hayranlıkla saçlarıma dokunuyorlar (gülüşmeler). Ben okuduğum kitapları, dergileri sosyal medyada paylaşarak onları yönlendirmeye çalışıyorum. Çocukların, genç kızların spor yapmasını, aile baskısından kurtulmasını, 18 yaşına gelmeden bile bir gelir sahibi olmalarını çok istiyorum. Spor bunlara açılan en iyi yollardan biri.

Ülkeye dönmek de kürsüye çıkmak kadar heyecanlı mı?

Buse Naz Çakıroğlu: Ben bir karşılama olacağını biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Sonra konvoyla eve gideceğimizi söylediler. 3-5 araba bekliyordum, bir baktım ki upuzun bir konvoy. İstanbul Havaalanı’ndan Anadolu Yakası’na kadar. Mahallede herkes ayaktaydı, mehter takımıyla… Onlar benden daha heyecanlı. Zaten final öncesi onların bu hallerini görünce bitsin de rahat etsinler diye düşünmeye başladım. “Ben bu heyecana, bu tempoya alışığım ama onlar…” diyordum.

Busenaz Sürmeneli: Ben de ilk önce İstanbul’a inince ‘Büyük şehir, bizi tanımazlar’ dedim. Otelde bile çok yoğun ilgi oldu. Hızlıca bir şeyler almak için AVM’ye gittim ama inanır mısınız alışveriş yapamadım. Trabzon’da da binlerce araç vardı. Annemin yanına gidip elini öpene kadar o kadar zorlandım ki!

Şimdi sırada ne var? Yeni hedefler koymadan önce kendinize, ailenize zaman ayıracak mısınız?

Buse Naz Çakıroğlu: Henüz hedef belirlemedik, plan yapmadık. Antrenörüm dinlenmemi istiyor ama biraz yoğunluk var tabii şu an. Bu geçince tatil yapacağım. Birkaç kere! Peş peşe… Farklı arkadaş gruplarıyla… Bitince uzun ve kısa vadeli planlar yapacağız. Uzun vadeli olan Paris 2024. İkinci olimpiyatımda altın madalya alacağım. Kısa vadede de tüm turnuvalardan şampiyon olarak ayrılmak istiyorum.

Busenaz Sürmeneli: Ben de önce tüm ailemle birlikte güzel bir tatile çıkmak istiyorum, onları çok özledim. Sonra da ikizim Tuğçenaz’la (ikizi de boksör ve Balkan şampiyonluğu, Avrupa 3’üncülüğü var) tatile gitmek istiyorum. Biz bunu hak ettik. Kendimizi yenilemeye ihtiyacımız var.

Tokyo’dayken Türkiye’nin gündeminden, orman yangınlarından etkilendiniz mi?

Buse Naz Çakıroğlu: Öncesinde de böyle bir karar vardı ama yangınlardan, kayıplardan, hayvanların ve doğanın zarar görmesinden sonra antrenörüm sosyal medyaya girmemi yasakladı. Çok etkilenmiştim. Özellikle Instagram ve Twitter’da video izlememi istemedi. Mümkün olduğunca da düşünmemeye çalıştım. Ailemle bile telefonda çok görüşmedim diyebilirim. Bir de hayaller kuruyordum, ülkeye döndükten sonra biraz dinleneceğiz, o yangınların çıktığı yerleri gezip göreceğiz, tatil yapacağız… Görmek istediğim çok yer vardı. Bunlar yaşanırken bizim madalya almamızla insanların büyük coşku duyması, mutlu olmak için bir şeyler aradıklarını gösteriyor. Gümüş aldığım için biraz üzülmüştüm ama annem telefonda “Nasıl büyük bir iş başardığının farkında değilsin” dedi. Gelince anladım. İnsanların mutlu olmaya, ülkesini iyi duygularla anmaya ihtiyacı var.

Busenaz Sürmeneli: Biz her turnuvaya gittiğimizde sanki ülkenin gündeminde kötü şeyler oluyor; yangınlar, kadına, hayvana şiddet… Bu yüzden telefon detoksu yapıyoruz. Tokyo’dayken ‘Busenaz sen şimdi ne yapabilirsin, gidip yangınları söndüremezsin’ diye düşündüm. Ama insanların yüzünü güldürme ihtimalimiz vardı ve buna odaklandık.

Farklı yazılsa da aynı isim, aynı memleket, aynı branş, doğum tarihiniz bile iki sene arayla aynı gün… Tesadüflere inanır mısınız?

Buse Naz Çakıroğlu: Ben bazen şöyle diyorum: Bizi dünyaya boks yapalım diye göndermişler! İçinde olunca normal gibi geliyor ama insanlar öğrenince çok tuhaf karşılıyor. Üstelik benim dedem ve onun babası gençlik arkadaşı, bunu kimse bilmez. Biz yokken onlar arkadaşmış. Birçok ortak noktamız var.

Busenaz Sürmeneli: Japonya’da bir salondaydık, oranın sahibi de Türk, Trabzonlu… Yanıma geldi, “Trabzonlu musunuz ikiniz de” diye sordu. Sonra “Japonlar tüm boksörlerin adı Busenaz mı diye merak ediyormuş” dedi (gülüşmeler). Çok popüler bir isim sanmışlar.

Ne zaman tanıştınız, kaç yaşlarındaydınız?

Buse Naz Çakıroğlu: 2013’te tanıştık. Busenaz o zaman daha dövüşemiyordu ama kamplara geliyordu. Orada tanıştık.

Aranızda rekabet oldu mu hiç? Sıkletler farklı ama idmanlarda karşı karşıya geldiniz mi?

Buse Naz Çakıroğlu: Nasıl çıkayım! Ben onun yarısı kadarım (gülüşmeler).

Busenaz Hanım’ın çalıştığı salonun camına bıraktığı not çok konuşuldu. Siz de Badi Ekrem’li bir gönderme yapmıştınız…

Buse Naz Çakıroğlu: Tamamen şans eseri… Bir saniyede çekildi. Uğraşılmış bir fotoğraf değildi. Hatta arkadaşıma sordum “Paylaşayım mı” diye… Şener Şen gibi durmak istemiştim. Hala etkileşim alıyor.

Busenaz Sürmeneli: Benim için salonlarını terk ediyordu arkadaşlarım. Son antrenmandan sonra bir not bırakmak istedim. Sosyal medyada görünce çok duygulandım.

Kaynak: Hürriyet

Barış Kılıç’tan Samimi Açıklamalar

0

Yasak Elma dizisinin kadrosundan ayrıldıktan kısa bir süre sonra yeni projesi için Kars’a giden Barış Kılıç geçtiğimiz gün röportaj verdi. Barış Kılıç’tan samimi açıklamalar geldi;

2014’te Hürriyet Pazar’da Türkiye’nin en seksi erkeği seçilmiştin. Üzerinden 7 sene geçti. Değişti mi bir şeyler?

7 sene önceki halimden başka bir kafaya geçtim. O dönem böyle bir teveccüh aldım. Ama geçen bu süre her anlamda bana çok şey kattı. Başka yönlerimi de keşfettim. Şimdi daha olgunum ve bu olgunluğun bana iyi geldiğini düşünüyorum.

Kendini hala seksi hissediyor musun?

Yaş alma, tecrübe edinme, hayatla harmanlanma, fanlar, projeler… Hayallerim daha büyüdü. Başka şeylerin peşinden koşmaya başladım.

Birçok paylaşımının altında sana “Seni yerim” demişler…

İnsan insanı beğenebilir, bunda bir sorun yok. Ama sosyal medyayla geldiğimiz nokta çok tedirgin edici. Herkes kendini herkesin sahibi gibi görüyor. “O mecraya girmişsen sana istediğim yorumu yaparım” diyorlar. Bizim zamanımızda bu işler daha zor ve kıymetliydi.

Bir yandan evli, mutlu, çocuklu, bir yandan istenen bir adamsın. O dengeyi nasıl sağlıyorsun?

Neyin içinde olursam olayım, hayatla ilgili bir dengem hep olmuştur.

Sosyal medyanın çirkin taraflarına maruz kalıyor musun?

Sosyal medya sınırları olmayan bir yer haline geldi. Toplumsal bir travma oldu. Göz önünde olan biri için “Ne yaparım da bu insanı mutsuz ederim” diye düşünenler var. Dizilerdeki farklı öpüşme sahnelerimi uğraşıp montajlayıp eşime attıkları, onun moralini bozmaya çalıştıkları bile oldu.

Ahlaksız teklifler geliyor mu?

Yaptığım işten dolayı almama olasılığın var mı? Ama inan, bakmıyorum, baksam mutlaka vardır. Görmüyorum. Bu gibi şeylere karşı değilim. İnsana zarar veren, yapmak isteyip de yapamamak. Karşılıklı alışveriş varsa, iki taraf da memnunsa, buyursun yapsın.

Bu kadar talebe rağmen eşine sadık kalabiliyor musun?

Biz eşimle birleştikten sonra ne ben onun hayatına müdahale ettim, özeline girdim ne de o benim… Bunun dozu artarsa birbirimizi kaybedeceğimizi biliyorduk. Dolayısıyla birlikte istediğimiz, mutlu olduğumuz ve birbirimize iyi geldiğimiz sürece hayatımıza devam edelim dedik. Yolda inişler çıkışlar oldu, hepimiz insanız; şöhretin verdiği bir miktar travmatik durumlar insanı zorlayabiliyor. Ama burada da devreye hayata karşı duruşumuz ve olağan akışı bozma korkusu giriyor. Evlilikte sadakat, eşini sadece bir başka insanla aldatma refleksi de değil bence, onun hakkında kötü düşünmek daha çirkin bir aldatma hali. Ben dürüstlüğü tercih ettim.

Bekar da olsam hayatım böyle olacaktı; arkadaşlarımla görüşüyorum, istediğim işi yapıyorum, seyahate gidiyorum, birbirimizi bunaltmadan bir evlilik ritmimiz oluştu.

Fox’ta yayımlanacak ‘Uzak Şehrin Masalı’nın çekimleri başladı. Janti adam rollerinden çıkıp bu kez ters köşe yapıyorsun…

Bu senaryo bana gece yarısı geldi. Kars’ta çekileceğini biliyordum, 2 bin kilometre ötede. ‘Eğer senaryoyu seversem yandım’ diye düşündüm. Ama okumaya başladım, bir dakika sonra Kars biletlerine baktım.

Neydi seni çarpan?

Öncelikle yaşım itibariyle karakterle ilgili olarak bu riski almak istedim. Karakter çok çarpıcı, acılı bir hayat yaşamış, hayata karşı büyük bir kin güdüyor. Geçmişte yaşadıkları yüzünden ülkeyi terk etmiş. 15 yıl sonra, hesaplaşmaları sebebiyle dönüyor. Aşka küsmüşken öyle bir aşkın içinde kalıyor ki Kars’ta hiç beklemediği bir hayatın içine giriyor.

Saçın sakalın birbirine karışmış…

Evet, karakter kaçak olduğu için böyle. İlk kez sakallarım bu kadar uzadı. Yaşadıkları aslında ona şekil veriyor. Bu tipimi sevdim de…

Barış Kılıç kimdir?

28 yaşında, ‘Adını Feriha Koydum’la hayatımıza girdin…

Aslında Feriha’ya kadar istediğim ivmeyi yakalayamamıştım. Oynadığım karakterler beni parlatmıyordu. Yorgundum ve oyunculuğa küsmeye başlamıştım. Teklif gelince “Kaybedecek bir şeyim yok” dedim. Ayrıca iyi bir şey çıkacağını hissettim. Bir bölüm oynadım ve ertesi gün benim için hayat değişti.

Yıllar önce bir röportajında “Yalandan öpüşme yok” demişsin. Gerçekten etkilenilebiliyor mu öyle bir sahnede?

Evet, sonuçta orada bir öpüşme oluyor. İnsanların bunu merak etmesini de anlayabiliyorum. 200 çalışma arkadaşımız etrafımızda, bir sahneyi, maksimum verimle yapmaya çalışıyoruz işte. Soruna gelirsek, bundan etkilenen insanlar da olabilir ama benim önceliğim sahnenin doğru olması.

Seni çok iyi tanıyanlar dışında kimsenin bilmediği bir alışkanlığın nedir?

Her yaştan arkadaşım vardır. 70 yaşın üstü de, 18 yaşında da… Hayatı herkesten bir şey almak adına yaşıyorum.

En karakteristik özelliğin?

Kimseyi kırmamak için ekstra bir mücadelem var, bu da bana zarar veriyor.

En son ne için içten güldün?

Bizim ev çocuklarla birlikte tiyatro sahnesi gibi… Beni, rollerimi taklit ediyorlar, her gün onlara gülüyorum. Ben gülen de, ağlayan da bir adamım. Gözümün ıslanmasından çekinmem.

Sevmek mi sevilmek mi önemli?

Çok sevilme merakı olan biri değilim. Evimdeki özel insanların ruhumu okşaması hoşuma gidiyor ve iyileştirici geliyor.

29’unda evlendin. Sonra şöhret oldun…

Evlilik bana şans getirdi. Evlendikten sonra kariyerim yukarıya doğru gitti. Eskiden “Evlenirsen kariyerin biter” derlerdi, bende tam tersi oldu.

Bu ilgi sana zorluk yaşattı mı?

Bu herkes için kaçınılmaz bir süreç. Eşine karşı çok ilgi olması başlarda eşimi tedirgin etmiş olabilir ama bizim sağlam bir temelimiz vardı ve birbirimizi iyi tanıyorduk. Başlarda ufak tefek kıskançlıklar yaşadık ama biz hayatımızı oyunculuğa borçluyuz, bu bir iş, bunun farkındaydık. Eşim beni hep destekledi.

Eşinle nereden tanışıyorsunuz?

Üniversite arkadaşım. 22 yaşında tanışmıştık. Evliliğe karar verene kadar gel-gitlerimiz oldu. Ben bir ara dil eğitimi için yurtdışına falan gittim. Ama döndüğümüzde temel duygularımız değişmemişti.

21 yıl süren birliktelik. Aşk bunca zaman içinde nasıl değişimler yaşıyor?

Her şey kılık değiştiriyor. Her yaşadığın iyi ya da kötü olaydan sonra başka bir şeye dönüşüyorsun. Sevgi ve birlikte olma hissiyatına bambaşka şeyler ekleniyor.

13 ve 11 yaşında iki erkek çocuğun var. Babalık seni nasıl biri yaptı?

Hep erken yaşta çocuk sahibi olmak, hayatı kaçırmadan, enerjim varken onlarla hayatı paylaşmak istiyordum. Hayatımda sevdiğim insan da olunca evlendikten bir sene sonra büyük oğlum oldu. Çocukla birlikte her şey bir daha değişti. Evin içinde başka şeyler konuşulmaya başladı. Hayata karşı amaçlarımız, korkularımız değişti.

Barış Kılıç Ailesiyle Zirvenin Keyfini Çıkardı…

Seni yıllardır janti, takım elbiseli, salon erkeği, iş insanı olarak izliyoruz. Gerçek hikayen nerede başlıyor?

Arguvan, Malatya’da, bir köyde…

Nasıl bir hayatın vardı?

Babam emekli öğretmen, annem ev hanımı. Üç kardeşiz. Elektriğin bile yeni hayatımıza girdiği yıllardı. Kerpiç bir evde hayvanlarımızla yaşardık. Yokluk gördük, evde bir ekmeği bölüşürdük. Ama mutluyduk. O saf, hafızama kazınan duygular dün gibi taze.

Ne zaman İstanbul’a geldin?

Babamın tayini çıkınca 6 yaşımdayken İstanbul’a göç ettik. Hayatım bambaşka bir şekilde değişti. Şehir hayatına alışma süreci zordu.

Marmara Üniversitesi’nde iktisat okuyup işletme yüksek lisansı yapmışsın. Oyunculuk ne alaka?

İnsanın bir yönünü açık etmesi için ona bir şans gelmesi lazım. Reklam filmlerinde oynayan bir arkadaşım vardı.

O bir sabah, reklam için deneme çekimine gidiyordu. Okul öncesi birlikte gittik. Bir odada herkes sırasını bekliyordu. Arkadaşım odadan çıktı,  cast direktörü “Sıra sizde” dedi. Ben öyle bir şey için gitmediğimi söyledim ama arkadaşım “Şansını dene” deyince girdim çekime. Birkaç gün sonra aradılar. Yönetmen gülüşümü beğenmiş ve ben seçildim.

O reklam filminde, o dönem Kanal D Dramalar Müdürü olan Pelin Diştaş beni görüyor ve bulduruyor. Kadir İnanır’ın ‘Bütün Çocuklarım’ dizisinde bir role başladım.

Köydeki çocuk bugünleri hayal eder miydi?

Oyunculuğu değil belki. Ama küçüklüğümden beri çok duyguluydum. ve bu duygumu hep birileriyle paylaşma hissim vardı. Çok utangaç olduğum halde kendime yetememe, daha fazla sorumluluk alma, daha fazla kalabalık isteme duygum vardı. Bu, sanatla ortaya çıktı.

Aşk Mantık İntikam 9. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Ozan’ın Esra’ya İlgisi Çınar’ın Dikkatini Çekiyor!

0

Fox Tv’nin sevilen dizisi Aşk Mantık İntikam, 9. yeni bölümüyle 20 ağustos cuma günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Ozan, Esra’nın kendisini Çağla’dan kıskandığını anlar. Esra, Ozan’a aşık olmaya başlar. İş yerinde onunla karşılaşmamak için elinden geleni yapar. Düşünüp Ozan’a gidip onunla bir arada olmalarının hata olduğunu söyler. Aşk Mantık İntikam 9. bölüm fragmanı yayınlandı. Ozan’ın Esra’ya olan ilgisi Çınar’ın dikkatini çekiyor.

 Cuma Dizileri 2021

Ozan’ın Esra’ya İlgisi Çınar’ın Dikkatini Çekiyor!

Aşk Mantık İntikam 9. bölüm 1. fragmanında; Ozan, Esra’yı işe döndürebilmek için elinden geleni yapıyor. Çınar, Ozan’ın Esra’ya olan ilgisini görüyor ve bu durumdan şüpheleniyor. Hemen Ozan’ın eski karısının kim olduğunu araştırmaya başlıyor.

İşte Aşk Mantık İntikam 9. bölüm 1. fragmanı…

 

AŞK MANTIK İNTİKAM 8. BÖLÜM ÖZETİ!

Ozan, Esra’nın kendisini neden takip ettiğini öğrenmek ister. Onu zorlayınca da Çağla’yla buluştuğunu düşündüğünü itiraf ettirir. Esra da Ozan’a, Çağla’yla aralarında bir şey olup olmadığını sorar. Ozan, Esra’yı tam bırakırken aralarında bir şey olmadığını söyler.

Esra o gece rüyasında Ozan’ın kendisini öptüğünü görür. Ertesi gün Esra ile Ozan’ın önceden evli olduklarını ve bunu sakladıklarını öğrenen biri ikiliyi tehdit eder. Karşılığında ise, sevdiği kızı kendisine istemelerini ister.

Ozan ile Esra, kız istemek için Tırakya’ya gider. Kız isteme olduktan sonra ailenin erkekleri Ozan’ı yemeğe götürür. Ozan, orada içkiyi fazla kaçırır. Esra’ya hala onu sevdiğini söyleyeceği sırada sızıp kalır.

Sabah Esra, Ozan’ı dizinde uyurken bulur. Bu olaydan sonra Esra, şirkette Ozan’la karşılaşmamak için elinden geleni yapar. Çağla, Ozan’a bir saat hediye etmek ister. Esra’dan kendisine yardımcı olmasını ister.

Oda Ozan’ın zevkini bildiği için bir saat seçer. Ozan, saati çok beğenir. Menekşe, Yalçın’ın telefonuna kilit koymasından gömleğindeki kadın parfümü kokusundan onun kendisini aldattığını düşünür.

Zümrüt’le birlikte Yalçın’ı takip etmeye başlarlar. Bir gün önce elinde çiçeklerle görülen Yalçın, bir yere oturup beklemeye başlar. Menekşe, tam bırakıp gideceği sırada Yalçın’ın yanına sarışın bir kadın gelip oturur.

Yalçın’ın kendisini aldattığından emin olan Menekşe yıkılır. Esra’ya, onun kendisi gibi davranmamakla kalbiyle değil mantığıyla hareket etmekle iyi ettiğini söyler. Ozan’a aşık olmaya başlayan Esra, bir an evvel Ozan’dan uzaklaşma kararı alır.

Ozan’ın yanına gidip, baştan beri birlikte çalışmalarının doğru bir fikir olmadığı için işi bıraktığını söyler.

 Aşk Mantık İntikam 9. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Esra İşten Ayrılıyor!

Ada Masalı 9. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Haziran’ın Eski Sevgilisi Adaya Geliyor!

0

Star Tv’nin büyük bir beğeniyle izlenen dizisi Ada Masalı, 9. yeni bölümüyle yarın akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Hakan, elindeki kırık cam şişeyi Haziran’ın boynuna dayadığı sırada Poyraz gelip onu kurtarır. Ancak, hem kendisi hemde Haziran yaralanır. Poyraz’ın Haziran’ı kurtarmak için yaralandığını duyan Aliye, ortalığı birbirine katar. Ada Masalı 9. bölüm 2. fragmanı yayınlandı. Haziran’ın eski sevgilisi adaya geliyor.

Salı Dizileri 2021

Haziran’ın Eski Sevgilisi Adaya Geliyor!

Ada Masalı 9. bölüm 2. fragmanında; Otelin en lüks odasını tutuluyor. Herkes gelecek kişi için hazırlık yapıyor. Zeynep, Haziran’ın eski sevgilisini bulup onu adaya davet ediyor. Böylelikle Poyraz’la Haziran’ın arasını açmaya çalışıyor. Haziran, eski sevgilisini karşısında görünce şok oluyor.

İşte Ada Masalı 9. bölüm 2. fragmanı…

ADA MASALI 8. BÖLÜM ÖZETİ!

Haziran, Poyraz tarafından kovulsa da adayı terk etmek istemez ve işinin başına geçer. Öte yandan Aliye, tüm adalıları toplayıp Haziran’a bir şey satmamalarını ister. Herkes Haziran’a düşman olur. Selma, yeğenine kızsa da ona gizlice yiyecek verir.

Otelde Poyraz, temizlik pas pas işlerini bile Haziran’a yaptırır. Çalışanlar Haziran’la konuşmaz. Latif, Zeynep’i istemek için elinde çiçeklerle Selma’nın evine gider. Durumu öğrenen İdil, babasının Selma’yla evleneceğini zanneder.

Daha kötüsü onunla değil Zeynep’le evleneceğini öğrenir. Babasına kızan İdil, evi terk edip Poyraz’ın evine gider. Haziran, İdil’in Poyraz’ın evinde kalacağını öğrenince kıskançlıktan deliye döner.

Haziran, soğuk hava deposunda mahsur kalır. İdil, onun depoda olduğunu bildiği halde Poyraz’a çıktığını söyler. Poyraz, Haziran’ın evinde olmadığını görünce oteli gidip onu sorar. Haziran’ı soğuk hava deposunda donmak üzereyken bulur.

Sağlık görevlilerini çağırıp ilk müdahaleyi yaptırıyor ve daha sonra evine götürür. Haziran’ın evindeki günah ağacında yazanları okur. Onun kendisine aşık olduğunu anlar. Fotoğraf odasındaki fotoğrafı da görünce ona, kendisini neden ret ettiğini sorar.

Haziran’da, yalanların altında ezildiği için ona ‘evet’ diyemediğini söyler. İdil, babasından Zeynep’in otelin üçüncü ortağını aradığını öğrenir. Hemen Poyraz’ın yanına gidip, otelin üçüncü ortağını Haziran’ın aradığını söyler. Haziran, olayı bilmediğini söylese de Poyraz ona inanmaz.

Ada Masalı 9. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Poyraz Haziran’ın Hayatını Kurtarıyor!

Aşkın Tarifi 10. Bölüm 3. Fragmanı Yayında! Naz Fırat’ı Kıskanmaya Başlıyor!

0

Kanal D’nin sevilen dizisi Aşkın Tarifi, 10. yeni bölümüyle bu akşam ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Fırat, restorana ortak olur. Taylan, Fırat’ın o kadar parayı nasıl bulduğunu araştırmaya başlar. Fırat, yemek yaparken ayağı kayıp düşer. Kendisine geldiğinde ise Naz’ı tanıyamaz. Sultan ile Hazım ise, yakınlaşmaya başlar. Aşkın Tarifi 10. bölüm 3. fragmanı yayınlandı. Naz, Fırat’ı kıskanmaya başlıyor.

 2021 Pazartesi Dizileri

Naz Fırat’ı Kıskanmaya Başlıyor!

Aşkın Tarifi 10. bölüm 3. fragmanında; Gülendam, Mirza’yı baştan aşağı yeniler ve Sevi’nin dikkatini çekmesini sağlar. Şebnem, Ergin’e sarılıp öper. Hazım, Sultan tarafında ise hareketlenmeler olur. Fırat, Naz’ın kendisini kıskandığını anlar.

İşte Aşkın Tarifi 10. bölüm 3. fragmanı…

AŞKIN TARİFİ 9. BÖLÜM ÖZETİ!

Naz, Fırat’ın kendisini kandırmasını kaldıramaz ve nikah masasında ‘hayır’ der. Fırat, neye uğradığını anlayamaz ve Naz’la konuşmaya çalışır. Sultan, sinir krizleri geçirir. Hazım, kızının neden böyle bir davranışta bulunduğunu anlar ve Sultan’la konuşmaya gider.

Ona kızının annesi tarafından terk edildiğini, annesinin bir gün geleceğini söylediği için yıllarca onu beklediğini, onun için böyle bir şey yaptığını anlatır. Sultan, hayırlısının böyle olduğunu düşündüğünü söyler.

Taylan’ın programı televizyondan kaldırılır. Bunun üzerine Taylan, hala Fırat’ın iş yerinde çalışmaya devam ettiğini görünce restorana gidip rezalet çıkarır. Fırat, Taylan’ı herkesin içinde yumruklar.

Daha sonrada ekibine veda edip gider. Şebnem Naz’a, Fırat işe dönmezse kendisinin de olmayacağını söyleyip restini çeker. Naz, mecbur kalıp Fırat’la konuşmaya gider. Fırat, restorana döner. Ancak Naz’a, kötü bir şaka yapar. Naz’da, Fırat’dan intikam almak için ona kendi elleriyle yemek yapıp götürür.

Fırat, yediği yemekten sonra hastanelik olur. Naz, böylelikle Fırat’tan intikamını alır. Asuman, Fırat’la konuşmak için restorana gider. Ona, kirasını ödeyemeyeceğini en azından kendisine iş bulmakta yardım etmesini ister.

Konuşmaları duyan Naz, Asuman’a restoranda iş verir. Taylan’ın, Naz’ın iş yerini bitirmek için yaptığı plan tutar. Naz, tedarikçilerin parasını ödeyemeyecek duruma gelir. Hemen babasına gidip ondan para ister.

Ama Hazım ona para vermez. Fırat, gidip bir çanta dolusu parayla gelir ve Naz’a verir. Karşılığında ise ondan bir şey istediğini söyler.

Aşkın Tarifi 10. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Fırat Hafızasını Kaybediyor!

Seda Sayan Sonunda Sessizliğini Sezen İle Bozdu…

0

Sahne ve televizyon dünyasının tartışmasız en başarılı ismi olan ünlü sanatçı Seda Sayan, müzik kariyerindeki uzun soluklu sessizliğini bozdu. Türkiye’nin en iyi prodüktör ve aranjörlerinden biri olan Alper Atakan’ın ‘Aranjör’ ismini koyduğu  albüm öncesinde sözleri ve müziği minik serçeye ait olan ‘Gel Günaha Girelim’ adlı eseriyle  bozdu. İşte Detaylar…

Demet Akalın: Seda Sayan’a Kırgınım

Seda Sayan Sonunda Sessizliğini Sezen İle Bozdu…

Yılların şarkılarından olan söz ve müziği Sezen Aksu ile Soner Çınar‘ın ‘Gel Günaha Girelim’ adlı eserlerinin aranjör ve prodüktörlüğünü Alper Atakan’ın düzenlemesiyle söyleyen Seda Sayan, müzikseverler ile bu şarkıyla hasretini giderecek.

“Seda Sayan İle Şarkı Çağ Atlatılmış”!…

Geçmiş dönemlerde sanatçı Emel Müftüoğlu‘nun okuduğu ‘Gel Günaha Girelim’ şarkısı ile dinleyiciden tam not alan eser için sanatçı Seda Sayan’a sosyal medyada ‘Çağ atlatılmış’ gibi yorumlar yapıldı.

Seda Sayan’ dan Birbirinden İddialı Pozlar Geldi…

Usta yönetmenlerden Erkan Nas’ın objektifinin karşısına oyunculuk ve modellikte  kariyer basamaklarını koşarak çıkan Bilal Çelik ile geçen güzel şarkıcı, yeni albümü  için çok özendi. Fotoğrafçı Safa Gülsoy‘un sihirli objektifine de birbirinden iddialı olan pozlar veren Seda Sayan’ı klibinde bir hayli enerjik ve spor izleyeceğiz…

Seda Sayan‘nın yanı sıra Demet Akalın, Mehmet Erdem, İrem Derici, Deniz Seki, Ziynet Sali gibi birçok yıldız ile iş yapan ünlü prodüktör Alper Atakan, genç yetenekler için kurduğu müzik şirketiylede imkanlarda sınır tanımıyor.

Seda Sayan ‘dan Demet Akalın ‘a Büyük Gönderme…

Seda İle ‘Gel Günaha Girelim’ Başı Çekecek…

Alper Atakan ‘Aranjör’ albümünün tüm dijital platformların listelerine ilk sıradan giren çıkış şarkısı İrem Derici ‘Affeder Mi Aşk Bizi? ‘nin ardından gelen Seda Sayan feat Alper Atakan ‘Gel Günaha Girelim’ den hemen sonra sırayla Berkay, Fettah Can, Hande Ünsal, Simge ve Ziynet Sali gibi birçok ünlü isim şarkıları müzikseverlerle buluşacak.

Seda Sayan kimdir?

Seda Sayan Gel Günaha Girelim
Seda Sayan Gel Günaha Girelim

 

Duygu Güneş Sert Çıktı; “Her Yardım Topluyorum Diyene….”

0

Güzel Şarkıcı Duygu Güneş, geçtiğimiz gün Metropol Avm’de görüntülendi. Şarkıcı, ülkenin felaketi olan orman yangın bölgeleri için vatandaşlarca toplanan bazı yardımların, ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığından şüpheli bir durum olduğunu belirtti. Duygu Güneş çarpıcı açıklamalarıyla çıkıştı. İşte Detaylar…

Duygu Güneş Sert Çıktı; “Her Yardım Topluyorum Diyene….”

Orman yangında evlerini ve işlerini kaybeden tüm vatandaşlar için hemen hemen herkes seferber oldu. Ünlü ünsüz isimler, belediyeler, dernekler, sosyal medya fenomenleri ve sosyal medya sayfaları aracılığıyla toparlanan yardımlar el birliği ile orman yangın bölgelerine hızla ulaştırıldı.

“Böyle Bir Durumdan Yararlanmak İsteyenler Olabilir”

Şarkıcı Duygu Güneş, konuyla ilgili çarpıcı bir açıklamada bulunarak şunlara değindi…
“Çıkan yangınlar hepimizin yüreğini yaktı. En derinimizde hissettik ama bazı sayfalarda toplanan yangın yardımlarının bölgelere ulaştırılıp ulaştırılmadığından şüpheliyim. Bu yönde çıkan haberler de gördüm. Umarım insanların vicdanlarıyla oynamamışlardır. Eğer böyle bir durum yaşandıysa gerçekten çok üzücü. Biz çok güvendiğimiz kişiler aracılığı ile yardımlarımızı yaptık. Herkesin de buna önem göstermesini rica ediyorum. Maalesef ki şu durumdan bile yararlanmak isteyenler olabilir” dedi.