Ana Sayfa Blog Sayfa 1092

Diletta Leotta ve Can Yaman’dan Aşk Pozu

Bir ayrıldıkları bir barıştıkları iddialarıyla gündemden düşmeyen Diletta Leotta ve Can Yaman’dan yeni paylaşım geldi. Birlikte tatile çıkan Diletta Leotta ve Can Yaman’dan aşk pozu geldi. İşte çiftin paylaştığı o fotoğraf;

Can Yaman’dan Kafa Karıştıran Hamle

Ünlü oyuncu olay fotoğraflar karşısında sessizliğini korurken son hareketiyle şoke etti. Yaman ünlü spikerin pozlarını tek tek beğendi. Bu detay dikkatli takipçilerin gözünden kaçmadı. Yaman’ın bu hamlesi kafaları karıştırdı. Diletta Leotta ve Ryan Friedkin aşkının uzun bir geçmişi var… Leotta ve Friedkin’in yaklaşık beş aydır birlikte olduğu bu aşkı gizlediği iddia ediliyor. Öte yandan Türkiye’de olduğu gibi İtalyan medyasında da Can Yaman ile Diletta Leotta aşkının reklam çalışması olduğu da iddia ediliyor. İddialara göre ikili hiç sevgili olmadı ama popülerite kazanmak için rol yaptı. Bu dönemde Leotta’da ilişkisini sakladı. Bu iddialara ikiliden bir açıklama ise henüz gelmedi.

Can Yaman ve Diletta Leotta Ayrıldı Mı?

Can Yaman ile Diletta Leotta’dan Yeni Fotoğraf!

Can Yaman, tüm bu söylentilere, dün İtalya’dan yaptığı bir paylaşımla noktayı koydu. Yaman, 8,3 milyon takipçisinin bulunduğu Instagram hesabından sevgilisiyle pozunu paylaştı.

Günlerce hem İtalya basınında hem de Türk basınında haber konusu olan çift, geçtiğimiz günlerde Como Gölü’nden tatil yaparken görüntülenmişti. Gayet mutlu oldukları görülen Can ve Diletta bir ara romantik anlar yaşamışlardı.

Diletta Leotta ve Can Yaman’dan Aşk Pozu
Bir süredir mutlu bir birliktelik sürdüren Can Yaman ve İtilyan sunucu Diletta Leotta paylaştıkları fotoğraflarla ayrılık iddialarını yalanlıyorlar. Oyuncu Can Yaman, bir süredir aşk yaşadığı Diletta Leotta ile tatile çıktı. Oyuncu Can Yaman, bir süredir aşk yaşadığı Diletta Leotta ile tatile çıktı.

İkili, Como Gölü’nde görüntülenmelerinin ardından soluğu Capri’de aldı. Gün boyu denizin ve güneşin tadını çıkaran çift, keyifli anlarını da sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Diletta Leotta ve Can Yaman'dan Aşk Pozu
Diletta Leotta ve Can Yaman’dan Aşk Pozu

Öte yandan geçtiğimiz günlerde Diletta Leotta’nın sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda Yaman’ın kendisine aldığı tektaşı dikkat çekti. Yaman’ın, yüzük için 28 bin dolar ödediğine ilişkin iddialar ise İtalyan basınında yer aldı.

Akasya Türkmen: Kayıtsızlık Nefretten Daha Yıkıcıdır

Başarılı oyuncular arasında olan Akasya Türkmen bir süredir ekranlardan uzak. Son dönemlerde daha çok tiyatro oyunlarına yönelen güzel oyuncu geçtiğimiz gün uzun bir aradan sonra röportaj verdi. Akasya Türkmen “Kayıtsızlık nefretten daha yıkıcıdır dedi. İşte Akasya Türkmen’in o açıklamaları;

Kariyerinizde hangisi daha büyük dönüm noktası: “İstanbul Kanatlarımın Altında” mı, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu mu?

İkisi de değil. Konservatuvarı kazandığım gün. İşte o zaman herhangi biri olmaktan çıktım. Bir daha geri dönmemek üzere sahne için yetiştirildim.

Oyuncusunuz ve şimdi de influencer… Hangisi: Sahne mi, ekran mı?

E sahne. Kendimi daha iyi hissediyorum çünkü eğitimim, birikimim tamamen o yönde. Onu becerebiliyorum. En iyi bildiğim şey sahneye çıkmak.

Sosyal medyada çok reklam yapmakla eleştiriliyorsunuz: Kişisel fayda mı, toplum faydası mı?

Olabilir. Herkesi memnun edemezsin. Ama daha çok teşekkür ediyorlar. Ben de işime olumlu tarafından bakmayı tercih ediyorum. Influencer olarak körü körüne bir şeyi önermeyi doğru bulmuyorum. Bunun sonuçları çok ağır oluyor. Bana güvenip bir ürünü alan herhangi bir tüketici değil, benim takipçim. Onları hayal kırıklığına uğratacağıma güvenmediğim ürünün tanıtımını yapmamayı tercih ederim.

14 Nisan, Koç. Nesi daha zor: Küçük şeyleri büyütmek mi, acelecilik mi?

Acele ederken küçük şeyleri büyütmek. Benim gibi aceleci kalpler önce ateş eder sonra nişan alır. Ama biliyorum artık. Gez, göz, arpacık (Gülüyor).

Hayatınız bir film olsa macera mı olurdu, romantik komedi mi?

“From Dusk Till Dawn” (Günbatımından Şafağa) gibi olurdu. Yarısı aksiyon, yarı korku filmi! Yok yok, bence benim hayatım romandan uyarlama bir film olurdu. Unutulmayacağı kesin.

2000’lerde Godet Bar mı, Mojo mu?

1998’i de içine katarak izninle Kemancı diyeceğim. Çünkü orası bizim için başka bir şeydi. Bir daha asla öyle bir dönem olmayacak. Ne çok insan, ne iyi müzik, ne acayip ortam ve anılar. Godet deyince de Taksim’dekini geç, Sürmeli Godet bir efsaneydi. Bilen bilir, İstanbul’u birbirine karmıştır. Sosyete çocuklarını Beyoğlu marjinalleriyle buluşturan biricik mekandır. Ceylan Çaplı’nın muazzam kulüpleri 2019 ve Twenty’i saymazsak tabii.

Gece hayatında hangisi çok iç gıcıklar: Göz kırpmak mı, göz kaçırmak mı?

Göz kırpmak aşırı bir hareket. Bakarken göz kaçırmak da ne bileyim, özgüven eksikliği gibi. Ama ardından tekrar göz teması olursa tadından yenmez.

Kayıtsızlık nefretten daha yıkıcıdır

Eski bir hatıranın yadına hangisi daha güzel eşlik eder: Sezen mi, Ajda mı?

Sezen “Senin için ölüyorum”, Ajda “Kendimi seviyorum” diyor şarkılarında. Ben galiba artık iyice Ajda gibi hissediyorum.

Hangisinden daha çok korkarsınız: Yalandan mı, yılandan mı?

Yılanları çok ama çok severim. Bu durumda yalan demem gerekiyor ama yalancıdan da yalandan da korkmam.

Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?

Nefret çok güçlü bir duygu. Kayıtsızlıksa hiçbir şey. Hayatta daha kırıcı bir davranış daha olduğunu düşünmüyorum. Kayıtsızlık nefretten daha yıkıcıdır.

Hangisini tercih edersiniz: Tek başınıza ağlamak mı, birinin yanında ağlamak mı?

Kesinlikle tek başına. Kendine özgü bir hazzı var.

Affetmek mi, unutmak mı?

Affetmek. Çünkü affetmeden unutamazsın.

Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere aşık olamamak mı, her aşkınızın kötü bitmesi mi?

Şu an kimselere aşık değilim ve kötü biten aşklarım oldu. Yine de aşk güzeldir. Aşkın acısızı da mümkün. Kimselere aşık olamıyorsan bir sorun var demektir. Her aşkın kötü bitiyorsa da öyle. Terapiste git. Kalbini tamir et. Kendini sev. Kendini sevmeyen başkasını da sevemez. Mantık beni yarı yolda bıraktı

Bugün aldığınız kararlarda anneniz mi babanız mı etkilidir?

Babam hiç olmadı benim. Annem de kendince etkili olmuştur kararlarımda.

Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

İkisi de eğer akıllı değilse hiçbir şansları yok. Bunu herhalde çok iyi biliyoruz. ya da sadece şanslı doğmaları da yeterli.

Akasya Asıltürkmen: Bilseydim Yaptırmazdım

Para saadet… Getirir mi, getirmez mi yani?

Duruma göre. Eğer hazır değilsen, perişan olursun. Para insan seçer. Adam kayırır. Herkesi sevmez.

Bir şeyi gece planlamak mı, sabah planlamak mı?

Gece planlar, sabah harekete geçerim. Hiç şaşmaz. Her halükarda düşünce hızında hareket etmenin gününe inanıyorum. Durma yap.

Mantık mı, içgüdü mü?

İçgüdü. Mantık beni yarı yolda çok bıraktı. Deneyimle sabit.

25 yaşınıza dönmek mi, Sait Halim Paşa Yalısı mı?

25 yaş tazeliğine dönmek çekici gibi görünebilir ama ipin ucunu arayan o şaşkın halimi hiç özlemiyorum. Yaşarken güzeldi, geçti gitti. Yalı da benim olacaksa tabii ki onu seçiyorum. Önüne de bir kayıkçık lütfen (Gülüyor).

Cem Karaca mı, Barış Manço mu?

Barış Manço. İkisi de büyük müzisyen ama dinleme listemde onun daha çok parçası var. Liste ortada. Ayrıca “Barış Manço, 81300 Moda”… Anlatabiliyor muyum?

Nazım Hikmet mi, Orhan Veli mi?

Orhan Veli’yi kiminle karşılaştırsan o kaybeder. İddiasızlığıyla biricikleşmiş. Sevmesi, anlaması kolaydır. Şiiri ilk sevdirendir. Nazım Hikmet ise biriyle karşılaştırılamayacak kadar eşsizdir. Sarp bir kayalık. Nazım’ın ne alternatifi ne de dengi var. Bambaşka bir dünya!

Yeşilçam’dan: Türkan Şoray mı, Filiz Akın mı?

Türkan Şoray… Ama favori çiftim Hülya Koçyiğit-Ediz Hun!

Tarık Akan mı, Kadir İnanır mı?

İkisinin de gençliği. Tarık Akan yaşlanınca da harikaydı tabii.

Kıvanç Tatlıtuğ mu, Burak Özçivit mi?

Kıvanç hem çok yetenekli hem de çok yakışıklı. Burak Özçivit’in oyunculuğunu bilmiyorum bile. Ama onun da seveni çok tabii.

Beren Saat mi, Serenay Sarıkaya mı?

Serenay’ın tipi, Beren’in de duruşu… İkisi de hep aynı şeyi oynadıklarından oyunculukları hakkında bir şey diyemeyeceğim ama bu onların kabahati değil.

Hangisi daha çok çekti? Külkedisi mi, Pamuk Prenses mi? Neden?

İkisi de değil. Kibritçi Kız ve Küçük Deniz Kızı çok çekiyor. Diğerleri hep mutlu son.

Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-YouTube-sosyal medya mı, pijama-terlik-televizyon mu?

Birincisi. Çünkü öyle. İşim bu, aşım bu, eğlencem de bu.

İstanbul’un… Anadolu Yakası mı, Avrupa Yakası mı?

İki yakada da yaşadım. Anadolu yakasındayım şimdi ama diğer yakanın kendine gelmesini bekliyorum. Kızımın adı Pera. Oralardan vazgeçmeyeceğim.

Hangisinin manzarası daha güzel: Anadolu Yakası’ndan Avrupa’nın mı Avrupa’dan karşının mı?

İstanbul’un en güzel manzarası Sur Sultani yani Tarihi Yarımada’dır bana göre. Orası da en iyi Cihangir’de Defterdar Yokuşu, Fındıklı’da set üstü, Lüleci Hendek Caddesi ve Serdar-ı Ekrem’deki Doğan Apartmanı’ndan görünür.

Gündoğumu mu, günbatımı mı?

Eskiden olsa günbatımı derdim ama şimdi güneşi üstüme doğurmuyorum. Dünyayla birlikte uyanmak başka hiçbir şeye benzemiyor.

Bodrum mu Çeşme mi?

Fethiye çünkü deniz daha güzel. Bodrum çok kullanılmış, Çeşme de ne bileyim, sıradan artık. Ama birkaç gün Alaçatı olabilir.

Hangi üçlü sizinki: Rakı-balık-Ayvalık mı, kebap-şalgam-Adana mı?

Rakı-meze-İstanbul!

Biraz yoldan çıkmak istediniz: Mantı mı, iskender mi?

Mantı. Çünkü mantı yoldan çıkarmak için icat edilmiştir. İskender masum bir şey sayılır. Olsa da yesek.

Birinden vazgeçmek zorunda kalsaydınız… Kırmızı et mi, deniz mahsulleri mi?

Bence bu en zor soru yaa… Deniz mahsulleri. Çünkü diğerinden vazgeçmek şımarıklık gibi bir şey.

Sofrada hangisine tahammül daha zordur: Obura mı, gevezeye mi?

Estağfurullah, eğer aynı sofraya oturduysak vardır bir sebebi. Ama sürekli olacaksa gevezeyi almayayım.

İmkan olsa: Tüm müzik aletlerini çalabilmek mi, bütün sporları yapabilmek mi?

– Müzik!

Deniz-kum-güneş mi, orman-ağaç-temiz hava mı?

Orman.

Zaman makinesi icat ettiniz, nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?

Geçmişe.

Hangisiyle komşu olmak isterdiniz: Marilyn Monroe mu, Brigitte Bardot mu?

Ingrid Bergman’la.

Ozan Doğulu: İkinci Adam Olmak İstedim

Uzun bir süredir gözlerden uzak olan Ozan Doğulu geçtiğimiz gün röportaj verdi. Samimi açıklamalarda bulunan Ozan Doğulu “İkinci adam olmak istedim.” dedi. İşte Ozan Doğulu’nun o açıklamaları;

Ozeus ismi nereden çıktı?

Hera (Aslan) telefonuna beni iki sene evvel ‘Ozeus’ olarak kaydetmiş.

Neden?

Yunan mitolojisinde Zeus, Hera’nın kocası… Hera da öyle bir espri yapmış.

 Bu ismi kendin için kullanmaya nasıl karar verdin?

Birçok arkadaşım “Manyak mısın? Senin Ozan Doğulu olarak takipçilerin var. Bunu hiçe mi sayıyorsun” dedi. Hayır tabii, sadece buna yeni bir şey ekliyorum. Yurtdışı çalışmalarım için bunu yapmak istedim. Önce ‘Ozwork’ olsun diye düşündüm ama değiştirdim.

Senin Zeus gibi yüksek bir enerjin var mı?

Alakam yok. Oğulları Apollon veya Hermes bana daha çok uyar. Aslında bunun okunuşu ‘Ozius’ şeklinde. Ben Ozi’den yola çıktım.

Yunan tanrıları denince akla kaslar, baklavalar falan geliyor. Bir dönem sen de karın kası yapmıştın. Bu yaz da öyle bir Ozan mı göreceğiz?

Yok, o dönem acayip bir spor programıyla diyetler falan yapmıştım. Şimdi kötü müyüm? Değilim. Ama pandemide Hera evde sürekli yemek yapıyor, devamlı yiyoruz.

Yurtdışı projeleri devam eder mi? Yoksa ‘Ola Ola’ tek seferlik bir deneme mi?

Aslında kafamda bir Türkçe şarkı vardı. Ona demo yapmak istedim. Sonra İngilizce sözlerle denedim. İspanyol ve Jamaikalı vokaller ekledim. Şarkıyı dinleyen bayıldı. Radyoda, kulüpte, restoranda çalınır… Herkesin duymak isteyeceği tonda pozitif bir duygusu var. Moda çekimleri yapan arkadaşım Atakan Merdan klibini çekti. Sonrası için yurtdışından gelecek dönüşler önemli. İyi giderse elimden geleni yapıp o alanda da devam ederim. Zaten elimde hazır bir sürü şarkı var.

Sahnelerden uzak kalmak seni nasıl etkiledi?

Tuhaf. Arkadaşımın biri yer açıyormuş, “Ne olur ben çalayım, artık üstüne para vereceğim” dedim. Şaka maka, 40 senedir sahnedeyiz, özlüyorum. Haftaya çalmam için bir iş geldi; acaba çalabilecek miyim, yoksa uzaklaştım mı diye düşündüm. Bu iş bisiklete binmek gibi de değil ki…

Pandemi müzik zevkimizi nasıl değiştirdi?

Aslında müzikte son beş senedir büyük değişimler var. Yeni şarkılar artık rağbet görmüyor. Ama biz yapmaya devam edeceğiz, müzik hiç ölmeyecek. Bir şekilde zor günler geçecek.

90’lar şarkıları hala dinlenirken neden yeni şarkılardan kalıcı hitler çıkmıyor?

90’lar bir şekilde büyülüydü. O dönemde bir sürü şarkı yaptım. 100 tanesi falan hit oldu. Böyle olacağını bilseydim o zamanlar daha çok şarkı yapardım (gülüyor).

Dinleyici mi değişti, yoksa müzik mi tıkandı?

İkisi de… Gençler daha basit şeyleri seviyor. Zaten pop söz konusuysa hep basit olan kazanmıştır. Ama bu durum gitgide arttı. Bir de çok fazla müzisyen ve şarkı çıkıyor. ‘Biz yeni 100 şarkı çıkaralım, biri patlarsa yırttık’ kafalarındalar… Bu iş böyle yürümez.

Amaçları sadece ünlü olmak mı?

90’larda şarkı yapanların çoğu gerçek müzisyendi. Şimdi her gün birileri arayıp “Single yapmak istiyoruz” diyor. Neden istiyorsunuz? Sadece meşhur olmak için. Tamam single yaptın, tuttu da… Sonrasında onlarca şarkıyı nasıl bulacaksın, sahneye nasıl çıkacaksın?

Türkçe popta son dönemde sevdiğin birileri var mı?

Yeni çıkıp dikkatimi çeken biri yok. Zaten biliyorsun, Türkçe pop dinlemiyorum.

Dinlemeden diğer şarkılarla nasıl yarışa giriyorsun?

Ben kimseyle bir yarış içine girmiyorum. Tek rakibim Ozeus (gülüyor). İçimden geldiği gibi müzik yapıyorum.

Bir yılı aşkın süredir Bodrum’da yaşıyorsun. Nasıl bir hayat kurdun kendine?

Huzur bulduğum, mütevazı bir ev… Yatak odasından geçilen bir stüdyo kurdum. Çalışıp çalışıp hop yan odada yatabiliyorsun.

Hera ile birlikteliğiniz iki seneyi aştı. Araya pandemi girdi. Bir senedir sürekli birliktesiniz. Aşk devam ediyor mu?

Ediyor. Pandemide ilişkileri yürütmek zor. Ben de delireceğiz, sıkılacağız diye düşünüyordum. Öyle olmadı. Gayet mutluyuz. Hera hem şarkı sözü yazıyor hem de güzel şarkı söylüyor. Stüdyoda birlikte üretiyor olmamız büyük şans.

En çok neyini seviyorsun?

Çok pozitif. Bana iyi geliyor.

Eskinin namlı çapkınlarındandın. O defterler kapandı mı?

Çoktan… Ben zaten hiçbir zaman çapkın olmadım, hep kızlar beni tavladı (gülüyor). Evliyken de o defterleri kurcaladılar ama hepsi hikayeydi. Zaten 2007’de Ece’yle tanıştım, evlendim… Boşandıktan sonra ilk aşık olduğum kadınla hala birlikteyim. Halbuki ben boşandıktan sonra kulüp kulüp gezerim, bir sürü sevgilim olur falan diye kafamdan geçiriyordum. Bu yaşlarda boşanan arkadaşlarım da bunları düşünüyor ama ben önüme gelen ilk kıza aşık oldum. Kızlarımla da arası çok iyi.

Evlilik düşünüyor musun?

Düşünmüyorum. Bir kere yaptık, dördüncü çocuğu zorlamanın da alemi yok. Güzel giden bir ilişkimiz var, onu bozmak istemiyorum. Ama büyük de konuşmamak lazım.

Aranızda kıskançlık var mı? Hera kliplerinde oldukça cesur giyiniyor…

Kliplerde o modlara girmiyorum. O da çok meraklısı değil ama mesela geçen gün “Bikinili pozumu Instagram’a koyayım mı” dedi. “Koy ama neden şimdi bikinili poz!” Yine de kıskançlık benim için öyle bir şey değil. Ancak onun başka birisiyle ilgilendiğini düşünürsem bende kıskançlık başlar.

Dört yaşında sahneye çıktığını okudum. Alfabeyi sökmeden nota mı öğrendin?

Evet, öyle oldu. İlkokuldan önce dört yaşımda konservatuvara başladım. Çemberlitaş’ta eski bir binaydı. Geniş merdivenlerini yürüyerek değil, emekleyerek çıkıyormuşum. Tabii bunlar babamın işleriydi. İyi de yapmış. Kenan (Doğulu) da o yaşlarda arkamdan geldi.

Peki sahnede kendini ilk nasıl hatırlıyorsun?

Sahneye çıkış yaşım beş olabilir. Ama şunu hatırlıyorum, altı yaşında aldığım Yılın Sanatçısı ödülüm var. 1978’de babam beste yapmamı istedi, ‘Anneler Ölmesin’ diye bir beste hazırladım. Bu bir çocuk yarışması da değildi. 5 bin kişi içinde kuyruklu piyanoyla çalıp söyledim. ve ödül kazandım.

Küçük yaştan itibaren müziğin içinde olup tanınmanın nasıl bedelleri oldu?

Ben hiç meşhur olmak istemedim, hoşuma giden bir şey değil. Tamam, birileri seni tanıyor, yardım ediyor ama askerdeyken bin kişi içinde komutan bir tek benim adımı bildiği için sürekli “Ozan, git sen şunu getir” falan derdi. Magazinsel tarafları da bazen yorucu oluyor. Çocukluğundan beri hakkında gerçek olmayan haberler çıkıyor.

Ozan Doğulu ‘nun Yeni İngilizce Şarkısı “Ola Ola” Tüm Dünyada Yayında

Peki neden sonradan ön plana çıktın?

Dediğim gibi ben hep arkada ikinci adam olmak istemişimdir, Kenan’ı öne atmışızdır. 10 küsur sene Sezen’in (Aksu) orkestra şefiydim. Bence çok da iyi bir ikinci adamım. Ama en sonunda ‘Madem meşhurum, albüm yapayım’ dedim, 2010’da ilk albümü çıkardım.

Kenan Doğulu’yla hep birlikte çalıştınız. Nasıl bir ilişkiniz var?

Kardeşlik başka bir şey ama biz çok yakın iki arkadaşız. Kenan çok güvendiğim, en iyi arkadaşım. Beraberken sahnede başka bir enerji oluşturuyoruz. Birlikte stüdyoya giriyoruz, şarkı üretiyoruz, sohbet ediyoruz. Pandemi öncesi her sene Los Angeles’a giderdik. Bu yaştan sonra Kenan’la aynı evde kalır ve hit şarkılar çıkarırdık.

Üç kız babası olmak, hayatını nasıl etkiledi?

Onlar benim aşklarım. O kadar zevkli ki… Üçü de birbirinden farklı.

Onların da müziğe yatkınlıkları var mı?

Şarkı söyleyip dans etmeye meraklılar. Arya “Baba ne zaman bana single yapacaksın” demeye başladı. Stüdyoya girip şarkılar seçiyor. Lila da çok yetenekli ve ses tonu güzel. Elya’nın daha bir şarkıyı tam söylediğini duymadım. Fakat bir sahnesi var, hepimizi gömer. Altı yaşında mikrofonu eline alıp “Size bir şakam var” deyip stand-up yapıyor.

48 yaşına geldin. Yaş almak ne hissettiriyor?

Hem görüntü hem sağlık açısından şanslıyım. Çevremdekiler de söylüyor. “35, hatta 25’sin” diyenler…  “Yok artık 15” diyorum. Ama geçen gün gözümde bir problem vardı. Doktor için sıramı bekliyordum…. Karşımda bir hanımefendi oturuyordu. ‘Merhaba’ der gibi gülümsedim. “Sen Ozan Doğulu musun” dedi. “Evet” dedim. “Ne olmuş sana” dedi.

Özercan Hatı Kimdir?

0

Özercan Hatı Kimdir? Özercan Hatı kaç yaşında? Özercan Hatı aslen nereli? Özercan Hatı nerede doğdu? Özercan Hatı hangi burç? Özercan Hatı dizileri neler? Özercan Hatı filmleri neler? Özercan Hatı hakkında tüm merak ettikleriniz haberimizde…

Özercan Hatı kaç yaşında? Özercan Hatı aslen nereli? Özercan Hatı nerede doğdu? Özercan Hatı hangi burç?

Özercan Hatı 20 Eylül 1999 Yılında Bursa’da dünya’ya gelmiştir ve başak burcudur.

Özercan Hatı Kimdir?

Sosyal Medya üzerinde yükselişe geçerek, insanların dikkatlerini çekmeye başlayan oyuncu 20 Eylül 1999 yılında Bursa’nın Yıldırım ilçesinde doğdu. Özercan Hatı çocukluk yıllarında tiyatroya olan ilgisi ile sahnelere atılmıştır. İlkokul yıllarında okullarda sahne alan Özercan, lise öğrenimine geçtiğinde Bursa Şehir Tiyatro’sunda eğitimini alıp sahnelere atılmıştır. İlk oyunu olan “Bamsı Beyrek” tiyatro oyunu Bursa Adile Naşit Şehir Tiyatrosu’nda sergilenmiştir. Daha sonra tiyatroyu bırakmayıp birçok oyunda rol almıştır. Şuan ise Noviembre Doğaçlama Tiyatrosu’nda oyunculuk yapmaktadır.

Özercan Hatı Tiyatro Oyunları

Tiyatro’da Özercan Hatı, 2014’ten bu yana, Bursa Şehir Tiyatrosu, Doğaçlama tiyatro, Okul tiyatro oyunlarında sahne aldı. Şuanda Noviembre Doğaçlama oyununda yer alıyor.

2014-2016 Okullarda Tiyatro Gösterisi-Sokak sanatları

2016-2019 Bursa Şehir TiyatrosuBamsı Beyrek Güldüren skeçler

2019- Devam etmekte Noviembre Doğaçlama 7 Ölümcül Günah Drakcula ( Cadılar Bayramına Özel Gösterim) İnsan Pazarı Hayvanat BahçesiDoğaçlama Tiyatro Gösterisi

Özercan Hatı Film ve Dizileri

  • Düğün Dernek
  • Bir Küçük Eylül Meselesi
  • Delibal
  • Medcezir
  • Sen Anlat Karadeniz
  • Unutursan Fısılda
  • İkimizin Yerine
  • İncir Reçeli

Berna Tan “Sahte Tıklara Karşı Duvar Gibi Duruyorum”

0
Kına şarkısıyla binlerce kadının kına gecesine misafir olan Berna Tan, yeni teklisi “Evleneceğim”i sevenleriyle buluşturdu.

Kısa Sürede Büyük Beğeni Aldı

Düğünlerin yeni gözdesi olacak olan şarkı, 3 günde 260 bin dinlenmeye ulaştı.
Klibinde Jennifer Lopez için tasarlanan kostümü giyen Berna Tan’ın “Evleneceğim” şarkısıyla birlikte evlenme kararı alması da dikkat çekti.
Tan, “Şarkıma gelen tepkiler beni çok mutlu ediyor. ‘Kına’ şarkım nasıl kına gecelerinin vazgeçilmezi olduysa, ‘Evleneceğim’ de düğünlerin vazgeçilmezi olacak. 3 günde 260 bine çıkan şarkımın ‘Kına’yı geçeceğine ve yine milyonlara ulaşacağına eminim. Sahte tıklara karşı duvar gibi duruyorum. Sansasyonel haberlerle gündeme gelmektense başarımla anılmaktan gurur duyuyorum”
Berna Tan’ın Kına şarkısı 113 milyon izlenerek rekor kırmıştı.

Berna Tan Yeni Klibinde Jennifer Lopez’in Kostümünü Giydi

Evleneceğim Şarkı Sözü

Dаhа güzel nаsıl sevilir,
Görmedim bilmem.
Kucаk dolu çiçeklerle gel
Nergis pаpаtyа.

Ev şenlik hаvаsınа dönsün, Herkes seveni görsün.
Hаvаdа süzülür gibi mutluluktаn uçur beni.

Sor hаdi bu defа evet diyecem .
аttım yаlnızlığı аşkı giycem .
Bir ömür seninle geçsin sevgilim .
Çаtlаsın düşmаnlаr bu yаz evleneceğim (evlenicem)

Son Yaz 21. Bölüm Sezon Finali Fragmanı Yayında! Canan İle Selim Tekrar Nikah Masasına Oturuyor!

0

Fox Tv’nin büyük bir heyecanla izlenen dizisi Son Yaz, 21. yeni bölümüyle 4 haziran cuma günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Yağmur ile Kaan, yaralı bir şekilde hastaneye kaldırılır. Gökhan, Yağmur’u hastaneden kaçırır. Onun karşılığında Selçuk’u ister. Selçuk, Yağmur’u alıp kendisi teslim olur. Akgün Gökhan’ın, babasını kaçırmasına engel olamaz. Son Yaz 21. bölüm sezon finali fragmanı yayınlandı. Canan ile Selim, tekrar nikah masasına oturuyor.

Cuma Dizileri 2020

Canan İle Selim Tekrar Nikah Masasına Oturuyor!

Son Yaz 21. bölüm sezon finali 1. fragmanında; Canan ile Selim, tekrar evlenmeye karar veriyor. Akgün Selim’in, hazırlanmasına yardım ederken Yağmur’da, annesini nikaha hazırlıyor. İkili tekrar nikah masasına oturmanın mutluluğunu yaşıyor.

İşte Son Yaz 21. bölüm 1. fragmanı…

 

SON YAZ 20. BÖLÜM ÖZETİ!

Akgün, Yağmur’un kaza yaptığını anlayınca hemen kaza yerine gider. Oraya vardığında Yağmur’un Kaan’la birlikte yaralı bir şekilde hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Selim, rüşvet alma suçundan sorguya alınır. Metin, o parayı babasından aldığını Selim’in bir alakasının olmadığına dair ifade verir.

Selim, soruşturma bitene kadar görevinden alınır. Karakoldan çıkınca Akgün’den, Yağmur’un kaza yapıp hastaneye kaldırıldığını öğrenir. İç kana geçiren Yağmur, ameliyata alınıyor ve ameliyatı başarılı geçer. Kaan ise, başından yaralanıyor ve beyin kanaması geçirir.

Serap, oğlunun hayati tehlikesi olduğunu öğrenince öfkeden deliye döner. Canan onu, zor sakinleştirir. Gökhan, hastaneden ayrılmaz. Önce Kaan’ı konuşmaması için öldürmeye çalışır. Ama hemşireye yakalanınca Yağmur’un odasının boşalmasını bekler.

Yağmur’un, hatırlamadığını anlayıp olanları hatırlaması için onu kaza yerine götürür. Oda, hatırlamak için gider. Kaan’ın, Fatih’i dövenin Gökhan olduğunu söylediğini hatırlar. Gökhan, Yağmur’u alıp kaçırır. Akgün, yarış yapılan yere gidip güvenlik kameralarından arabasını sabote edenin Gökhan olduğunu görür.

Üzerine Gökhan arar ve Selçuk’u getirirse Yağmur’u vereceğini söyler. Bu durumdan Selim’in de haberi olur ve emniyeti kızının bulunması için seferber eder. Akgün, Selim’den habersiz babasıyla buluşup durumu anlatır.

Selçuk, kendisini koruyan polisi etkisiz hale getirip oradan kaçar. Akgün’ü, bayıltıp Gökhan’ın elinden Yağmur’u kurtarmaya tek başına gider. Selim, Akgün’ü baygın bir şekilde bulur. Birlikte Gökhan’ın Yağmur’u tuttuğu yere doğru gider.

Selçuk, Yağmur’u onun elinden kurtarıp kendi geldiği arabaya binip uzaklaşmasını bekler. Daha sonra Gökhan’a teslim olur. O sırada Selim, Akgün ve Soner oraya yetişir. İki taraf arasına silahlı çatışma olur. Akgün, kendisini ateşin ortasına atar. Ama Gökhan, Selçuk’u arabaya bindirip oradan uzaklaştırır.

Son Yaz 21. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Akgün Gökhan’ın Babasını Kaçırmasına Engel…

Camdaki Kız 8. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Cana Feride’ye Ne Anlatacak?

0

Kanal D’nin sevilen dizisi Camdaki Kız, 8. yeni bölümüyle 3 haziran perşembe günü ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Feride, elindeki düğmenin Sedat’a ait olduğuna takılır. Adil, Feride’nin Nalan’a yaptıklarını görür ve biraz daha onun üzerine giderse ölümüne neden olacağını söyler. Muzo, babasına Nalan’ın iyiliği için düğünü erkene çekmesini ister. Camdaki Kız 8. bölüm 2. fragmanı yayınlandı. Cana Feride’ye, ne anlatacak?

Perşembe Dizileri 2020

Cana Feride’ye Ne Anlatacak?

Camdaki Kız 8. bölüm 2. fragmanında; Adil, Nalan’a bunu kendisine annesinin mi yaptığını soruyor. Ama o, annesini ele vermiyor. Cana, Sedat’ın peşini bırakmıyor. Sedat Cana’ya, bir daha onunla görüşmeyeceğini söylüyor. Cana, Feride’yi bulup ona anlatacakları olduğunu söylüyor.

İşte Camdaki Kız 8. bölüm 2. fragmanı….

CAMDAKİ KIZ 7. BÖLÜM ÖZETİ!

Feride, Nalan’la Sedat’ı öpüşürken gördükten sonra hemen aktara gidip bitkiler alır. Adil ile Billur, Nalan’ın annesinden önce eve gelmesi için dua etmeye başlar. Nalan, annesinden önce eve gelir. Onlar ise, derin bir nefes alır.

Feride, önce evden Billur’u gönderir. Sonra, evdeki çalışanlara onu bir daha eve almamalarını emreder. Adil’e belli etmeden Nalan’la yalnız kalan Feride, ona magazin haberlerinde çıkan Sedat’la öpüştüğü fotoğrafı ona gösterir.

Sonrasında başlar Nalan’ı dövmeye. Aldığı karışımları kaynatıp zorla Nalan’a içiriyor. Daha sonrasında Nalan’a, 4444 kere pişman olduğunu içeren cümle yazmasını ister. Adil’e de, Nalan’ın odasında rahatsız olduğunu söyler.

Sedat, defalarca kez Nalan’ı arar. Ama telefonu annesinde olduğu için ona ulaşamaz. Bir tekne tutan Sedat, Nalan’ın camının önüne gidip onu sevdiğini söyler. O sırada oraya ceketinin düğmesini düşürür.

Feride, o düğmeyi bulur. Cana, Sedat’la Nalan’ın öpüşürken çekilen fotoğrafını görür. Hemen Sedat’ı arar. Sedat ise, ona cevap bile vermez. Son kez konuşmak isteyince onunla görüşür. Cana, onu yine baştan çıkarmayı başarır.

Gülcihan, saklandığı yerde mahsur kalır. Rafet bey onu, gelmesi için aramaz. Sedat, Nalan’la bir an evvel evlenmek istediğini babasına söyler. Oda Adil beyi arayıp onları yemeğe davet eder.

Feride, düğüne kadar o aileyle kızının görüşmesini istemez. Hatta evden çıkmasını bile yasaklar. Öyle olunca Adil’e, Nalan’ın hasta olduğu yalanını söylemesini ister. Nalan’ın hasta olduğunu duyan Rafet, ailecek onları gider.

Muzo’da onlarla Nalan’ın evine gider. Feride, Nalan’ın halasında olduğunu söyler. Muzo, tuvalete diye çıkıp Nalan’ın yardım istediğini anlayıp yanına gider. Onu fenalaşmış bir vaziyette bulur.

Camdaki Kız 8. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Nalan’ın Çektiği Eziyeti Herkes Öğreniyor!

Kefaret 29. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Ayşe Sude’yi Zeynep’ten Koparmak İstiyor!

0

Fox Tv’nin büyük bir ilgiyle izlenen dizisi Kefaret, 28. bölümüyle ekrana geldi. Dizinin yayınlanan yeni bölümünde; Zeynep, Selena’nın ve Sude’nin pasaportunu alıp gitmelerine engel oluyor. Bu arada Ayşe’nin Sude’nin babaannesi olduğu ortaya çıkıyor ve işlemler başlatılıyor. Fulya, Selena’ya tuzak kuruyor. Kefaret 29. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Ayşe, Sude’yi Zeynep’ten koparmak istiyor.

Pazar Dizileri 2020

Ayşe Sude’yi Zeynep’ten Koparmak İstiyor!

Kefaret 29. bölüm 1. fragmanında; Selena, ülkeyi terk ediyor. Sude, mutluluktan havalara uçuyor. Ayşe, Sude’yi alıp ona tek başına bakmak istiyor. Münevver, gidip Ayşe’yle konuşuyor. Ona, neden Sude’yi Zeynep’ten kopardığını soruyor. Oda Sude’nin, onlarla büyümesini istemediğini söylüyor.

İşte Kefaret 29. bölüm 1. fragmanı…

KEFARET 28. BÖLÜMDE BAŞKA NELER OLDU?

Ayşe Sude’ye, babaannesi olduğunu açıklıyor. Zeynep, elindeki belgeleri Bahri’ye verip Sude’yi almak için hemen harekete geçmesini istiyor. İşler, bir sonraki mahkemeye kalıyor. Mahkemeye de daha bir ay süre olduğundan Selena Sude’yi, yurt dışına götürmek istiyor. Ancak, havaalanına giderken pasaportlarının olmadığını fark ediyor.

Zeynep, zaman kazanmak için onun çantasından pasaportlarını alıp saklamıştı. Selena, pasaportları tekrar çıkarmaya çalışırken Zeynep, Sude’yi eve getiriyor. Arzu, çok hastalanıyor. Şule, Ahmet’in yanına gidip ondan yardım istiyor. Ahmet, Arzu’yu bir doktor arkadaşına muayene ettiriyor.

Meltem, Alp’e çok aşık oluyor. Zeynep’i bile ondan kıskanmaya başlıyor. Alp, Zeynep’in yanına gelip ona belgeler imzalatıyor. Meltem, iş yerinin ruhsatını alıp duvara asmaya çalışırken ruhsatın Zeynep’in üzerine olduğunu fark edip sinir krizleri geçiriyor.

Alp Meltem’e, iyi bir insan olacağını ümit ettiğini, ancak kötülüğün içinde olduğunu söyleyip, iş yerini Zeynep’in işleteceğini onun da kirasını alacağını söylüyor. Fulya, tarihi paralar satan bir yer buluyor. Tüm düğün altınlarını verip oradan bir kaç tane tarihi değeri olan para alıyor.

Bu arada Selena’nın daha önceden bağımlılık tedavisi olduğu ortaya çıkıyor. Bahri, dosyaya bunu da ekliyor. Sinan, Emre ile yaptığı operasyonda Mehdi’yi yakalayıp her şeyi itiraf ettiriyor. Fulya, elindeki değerli paraları Selena’nın valizine gizlice koyuyor. Zeynep, gözyaşları içinde Sude ile vedalaşıyor.

Kefaret 28. Bölüm 2. Fragmanı Yayında! Zeynep Sude’nin Gitmesine Engel Olabilecek Mi?

Serkay Tütüncü: Seks Bence Hayat Enerjisi

“Masumiyet” dizisindeki performansıyla izleyicileri kendine hayran bırakarak oyunculuğunu kanıtlayan Serkay Tütüncü geçtiğimiz gün yeni bir röportaj verdi. Samimi açıklamalarda bulunan Serkay Tütüncü “Seks bence hayat enerjisi, herkesin hayatında da olmalı” dedi. İşte Serkay Tütüncü’nün o açıklamaları

Son dönemde nereye baksak sen varsın. Ama hikayeni pek bilmiyoruz. Sen kimsin?

Babam Göztepe’nin eski futbolcusu. Annem coğrafya öğretmeni. Birbirleriyle tanıştıktan sonra Alaçatı’da yaşamaya başlamışlar. Ben de orada doğdum. Bir ablam var. Celal Bayar Üniversitesi’nde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda okudum. O sırada Alaçatı’da sörf eğitmenliği yaptım.

İstanbul’a nasıl geldin peki?

O rutin hayattan ve rahatlıktan sıkıldım, kendimi İstanbul’da buldum. Aslında kendimi biraz da işe yarar hissetmek istedim. Oyunculuk da hep aklımdaydı.

Seni ‘Survivor’la tanıdık. Ardından rol aldığın dizilerle sevildin. Performansın her projede daha çok dikkat çekti. Nasıl başladı bu yolculuk?

2017’de İstanbul’a ilk geldiğimde büyük bir yıkıma uğradım. Hayatım İzmir’de o kadar rahatmış ki… Kendime “Evet Serkay, bir şeyin peşinden koşuyorsun, bununla ilgili tutkun var. ya işler yolunda gitmezse” diyordum. Ama oyuncu koçumla tanıştım. O bana çok yön verdi. Komplekslerim, duvarlarım ve korkularımdan kurtulmam gerekiyordu. Kendimi tanımazsam başka bir karakteri tanıyıp oynayamayacağımı anladım. 2018’de birçok deneme çekimi geldi ama bekledim, doğru da yapmışım. Bütün motivasyonum da bundan daha iyisi olmak üzerine.

“Rahatlıktan sıkıldım” dedin. Hiç sıkıntıların yok muydu?

Ben de zorluklar yaşadım. Üç ay sörf eğitmenliği yapar, o parayla dokuz ay geçinirdim. Ama benim aslında kendimi bulmamla ilgili sıkıntılarım oldu.

Ne gibi?

Bende, özgüveni yüksek olmasına rağmen hayatında bir şeyleri yoluna sokamayan insanların stresi vardı. “Ya şu işlerde iyiyim, neden orada değilim” gibi şeylerin stresini yaşadım.

Şimdi o özgüvene kavuştun mu?

Yapabileceklerimin farkına vardım. Onlara yönelik çalışırsam bir yer edinebileceğimi düşündüm. Öyle de oldu. Ama bu bir parlama, her zaman üzerine daha iyisini koymanız gerek. Şimdi de onun stresini yaşıyorum.

Nasıl bir yol izledin?

Erkek oyuncularda jön algısı, ‘Yakışıklı, karizmatik ve kaslı görün, yeter’ durumuna döndü. Güzellik algısından çıkıp sahnenin duygusunu gösteren çok az erkek oyuncu var. Bu işi gerçekten öğrenip sahnenin duygusuna göre oynamanın çok daha değerli olduğunu anladım. Ekranda nasıl göründüğümle ilgilenmemek oyunculuğuma yansıdı.

Yani sen artık nasıl göründüğünle ilgilenmiyor musun?

Evet, kamera karşısındayken önceliğim görüntüm değil. Her şeyi unutup sahneyi oynamak benim de yeni yeni alıştığım bir şey.

Ama sosyal medya kaslı fotoğraflarınla dolu…

Sporcuyum, fiziğin iyiyse bunu dergilerde, sosyal medyada kullanabilirsin. Ben zaten sörf yaparken de çıplaktım, ona bakarsan. Ama olayın mesleğim açısından oraya gitmesini istemiyorum.

Oyunculukta senin farkın ne?

İşimi ciddiye alıyorum. Dört-beş yıl iyi para kazanıp bırakmak gibi bir niyetim yok. Bu işi bir ömür yapmak istiyorum.

Yeni dönemin en seksi bulunan erkek oyuncularından birisin. Seks sana ne ifade ediyor?

Seks bence hayat enerjisi, herkesin hayatında hep olmalı. Seksüel çekimin olduğu yerde her zaman bir merak vardır. Hep diri tutar. Bu aslında yaptığımız iş için de geçerli.

Partnerler arasında olması gereken bir çekimden mi bahsediyorsun?

Enerjiye inanıyorum. Partnerinle sevişmek zorunda değilsin, sadece seyircinin sizi sevişirken hayal etmesini sağla, yeter. Sen sonuçta oyuncusun. Özellikle yaz dizilerinde bu böyle oluyor.

Siz de ‘Masumiyet’teki partnerin İlayda Alişan ile yakıştırıldınız…

Evet ama öyle bir yerde değiliz. Bizim amacımız zaten hikayeye inandırmak.

Şöhret, tanınmak hayatını nasıl etkiledi?

Sokaktaki hal ve hareketlerim, sosyal medyadaki bazı paylaşımlarım değişti. Tabii daha fazla kazanıyorsan, daha güzel bir yerde oturuyor, daha fazla harcıyorsun. Onun dışında çevrendekiler aynı olunca çok şey değişmiyor. Benim de çevrem ve arkadaşlarım aynı.

Seni hiç tanımayan birine kendini anlatacak olsan…

Haksızlığa uğramaktan nefret ederim, inatçıyım, iyi kalpli biri olduğumu hissediyorum. Gerçekten insanlara yardım etmeyi, imkan sunmayı seven biriyim. O yüzden beni doğru yerde, doğru zamanda, doğru konu içinde tanımanız lazım. Yoksa dışarıdan itici de görünebilirim.

Yani öyle göründüğünü mü düşünüyorsun?

“Seni ilk tanıdığımda bana çok itici geldin” diyen pek çok insan oldu.

Neden?

Kendi fikrime çok güveniyormuşum. Bir ortamda, bir tartışmada bir fikri sonuna kadar savunduğum için, o fikre sahip olmayan insanlar tarafından itici bulunuyordum. Oyunculuğun bana kattığı en güzel şeylerden biri de bu oldu, farklı fikirleri dinlemeye başladım.

‘Masumiyet’te sevgilisine şiddet uygulayan bir karakteri canlandırdın. Kadına şiddetin bu kadar gündemde olduğu bir dönemde rolü kabul ederken tereddüt yaşadın mı?

Evet. Aslında evren enerjilerine takık biriyim. Bu işi ilk okuduğumda reddettim. İkinci kez geldi, yine reddettim. 1.5 ay geçti. Bu sırada kadına şiddetle ilgili çok haber okudum. Zaten çok hassas olduğum bir konu. Sonra düşündüm, kadına şiddetle ilgili yaptığım tek şey, tweet ve story atmak. “Bununla ilgili elimi taşın altına koymalıyım” dedim. Riskliydi ama bir aktör olarak böyle bir adamın ne kadar iğrenç, narsisist olduğunu ancak böyle gösterebilirdim.

Birlikte rol aldığınız Hülya Avşar’la story’ler paylaştın, “Yeşilçam’ın en güzel mavisine bakıyorum” dedin. Hülya Avşar’a aşık mısın?

Hayır (gülüyor). Anne-oğulu oynuyorduk. ve yıllarca ekranda izlediğim insan masmavi bana bakıyordu. Çok tatlı bir andı. Hülya Avşar’ı tanımak gerek. Ben de onu tanıdıkça iyice hayran kaldım. Sette egosunu en az hissettiğim insandı. Aşırı heyecanlı çalışıyor. O kadar tatlı ki, bayıldım kendisine.

Dizide iki kadın arasında kalan, ikisini de idare etmeye çalışan bir adamı canlandırdın. Sen hiç iki kadına birden aşık oldun mu?

Asla iki kadını birden idare etmedim. İkinci bir seçenek olduğunda birinci bitmiştir. Ama bir kadınla beraberken diğer kadına aşık olduğum oldu. Anında ilişkimi bitirdim. Çünkü çok yorucu bir şey.

Hiç aldatmadın mı yani…

Eğer bütün arkadaşlarımın bildiği bir ilişkideysem o toplara hiç girmedim. Ama flört dönemlerinde tabii iki-üç kadınla flört edip kendimi tatmin ettiğim anlar oldu.

Hep beğenilen bir adam mıydın?

Fark edilmeme durumunu çok yaşamadım. Ama beni ön plana çıkaran hep yeteneklerimdi. Ortaokul, lise yıllarımda babamın işleri dolayısıyla İzmir’e yerleşmiştik. Futbol oynuyordum, bu beni arkadaşlarım arasında ön plana çıkardı. Üniversitede okula sörf derslerini ben getirdim.

İlayda Alişan’dan Serkay Tütüncü Açıklaması!

Seksi bulur musun kendini?

Benim için seksilik özgüvenli olmak demek. Kendini yarış halinde hissetmemek, yeterli hissetmek, kendini tam olarak anlatmayan her şey seksi. Ben de kendimi o noktalarda seksi hissediyorum. Ama dış görüntü olarak bahsetmiyorum. Dış görüntümü de zaten çok beğenmiyorum.

Peki, bir ilişkide fizik ne kadar önceliğin?

Fiziğe baktığım zamanlar çok oldu. Ama içinin boş olduğunu gördüm. Çok fazla kendini gösterme çabasında olan, çok güzel kadınlar gerçekten bana artık çekici gelmiyor. Kendi hayatında mutlu olan kadınlar beni daha çok kendine çekiyor.

Çapkın mısın?

Eskiden çok çapkındım. Özellikle sörf zamanları… Yeni insanlar tanıdıkça tavrım değişti. Böylece ilişkilere bakışım şu an çok değişti.

Ne gibi?

Bir şeyler yaşamadığında ilişkilerin de değerini bilmiyorsun, öğrenemiyorsun; kıskançlık krizleri, kompleksler… Ben bunları gençliğimde yaşayarak aştım. Şimdi 30-35 yaşlarındaki bir erkeğin hayatındaki tek motivasyonunun kadın olması bana çok itici geliyor. O yüzden şu noktada çapkın değilim. Zaten işten vakit de yok.

Sosyal medyada takipçin çok. Ahlaksız teklifler geliyor mu?

Tabii çok geliyor. Fotoğraflar geliyor. Özellikle Arap Emirlikleri’nden “Gel benimle yaşa” diyenler oluyor. Ama gülüp geçiyorum.

NURİ BİLGE CEYLAN’IN FİLMİNDE OYNAMAYI ÇOK İSTERİM

Zülfü Livaneli hikayeleri okumayı severim. İki sene önce Dostoyevski ile tanıştım. ‘Kumarbaz’, ‘Suç ve Ceza’ gibi kitaplarını okudum.

Cristopher Nolan seviyorum. David Fincher, Scorsese hayranıyım. Leonardo Di Caprio, Brad Pitt, Jim Carrey, Heath Ledger, Joaquin Phoenix filmlerinin neredeyse hepsini izlemişimdir.

Nuri Bilge Ceylan’ın ciddi hayranıyım. ‘Ahlat Ağacı’, ‘Kış Uykusu’, ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmlerini içimde hissederek izlemişimdir. Filminde oynamayı çok isterim ama onun oyuncu seçimine uygun olmayabilirim.

Irmak Ünal’ı Bodrum’da İsyan Ettiren Görüntü!

Geçtiğimiz günlerde Bodrum’a giderek tatil sezonunu açan ünlüler arasında yer alan Irmak Ünal, tatil beldesine başka bir açıdan baktı. Ünal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile pandemi sürecinde kullanılan maskelerin yere atıldığı konusunu vurgulayarak sitem etti.

Irmak Ünal kimdir?

İstanbul’da havaların ısınmasıyla birlikte birçok ünlü isim tatil sezonunu açarak Bodrum’a gitti. Tercihini Bodrum’dan yana kullanan diğer bir isim ise ünlü oyuncu Irmak Ünal oldu.

FOTOĞRAFLARI PAYLAŞTI…

Soluğu Bodrum’da alan güzel oyuncu, dünyaca ünlü tatil cennetinde karşılaştığı manzara sonrasında telefonuna sarıldı.

Yerlere atılmış çöpleri ve maskeleri görüntüleyen Ünal etrafı kirleten umursamaz insanları uyardı.

“GERÇEKTEN ÇOK YAZIK…”

Irmak Ünal, “Canıma tak etti. Her yer pis maske dolu. Yerlere fırlatılmış ayıp. Burası turizm cennetimiz Bodrum gerçekten çok yazık” diyerek bütün tatilcileri daha duyarlı olmaya davet etti.