Ana SayfaÜnlülerAdnan Şenses'in Öldüğünü Dün Öğrendim!

İlgili Postlar

Adnan Şenses’in Öldüğünü Dün Öğrendim!

Adnan Şenses’in öldüğünü dün öğrendim! Tiyatro, sinema ve televizyon projelerinde görmeye alıştığımız hangi oyuncu Adnan Şenses’in öldüğünü daha dün öğrendi? Can Kırıkları adlı yeni bir dizi ile ekranlara geri dönmeye hazırlanan ünlü oyuncu neler anlattı? İşte haberimiz hakkında merak ettiğiniz tüm detaylar…

Funda Eryiğit Kimdir?

 

Adnan Şenses’in Öldüğünü Dün Öğrendim!

Adnan Şenses’in öldüğünü dün öğrendim! Televizyon dünyasına çok sevilen ‘Canım Ailem’ isimli dizide canlandırdığı evin masum kızı rolü ile tanıdığımız Funda Eryiğit, 4 yeni proje ile yeni sezona hazırlanıyor.
Televizyonda merakla beklenen ‘Can Kırıkları’ dizisiyle, tiyatroda ‘Fotoğraf51 ve ‘Ev’vel Zaman adlı iki yeni oyunla ve son olarak da sinemada Nejat İşler ile baş rolünü paylaştığı paylaştığı yeni bir film ile gelmeye hazırlanan Funda Eryiğit, bu bol koşturmacalı temposunun içerisinde Hakan Gence’nin sorularını yanıtladı. İşte çok ses getirecek Funda Eryiğit’in o röportajı…

Ünlü oyuncu Can Kırıkları dizisinden ayrıldı

“Can kırıkları dizisi için settesiniz, bir yandan yeni tiyatro oyununuzun provaları sürerken bir oyununuz hâlâ sahneleniyor. Nejat İşler’le başrolü paylaştığınız filmin çekimleri devam ediyor… Bu “Hepsini birden yapabilirim” duygusu mu?

– “Hepsini birden yapabilirim” duygusu değil, tam tersi yapamayacağımı düşünüyordum. Filmin çekimleri benim için mayıs başında bitmişti. Onlar tekrar sete çıkacak fakat benim olduğum sahneler çekildi. Diziyi kabul edip etmemek konusunda çok kararsız kaldım. Tiyatro oyunu ve dizi bir arada gidiyor ama daha önce hiç prova ve diziyi aynı anda yapmamıştım. Etrafımdaki herkes “Yap” dedi, ben de bu sefer etrafımı dinleyeyim dedim. Yapabiliyor muyum, yapamıyor muyum göreceğim.

◊ Farklı karakterler arası geçiş yaparken devreler yanmıyor mu?

– Yanıyor ama farklı karakterlere geçiş yapmaktan değil, yorgunluktan ve uykusuzluktan yanabiliyor. Ağustosun başından beri oldukça yoğun. Böyle durumlarda iyi beslenmeye dikkat etmem lazımmış, onu anladım.
◊ Genelde sizi dominant karakterlerde izledik. Dışarıdan da çok cool, hatta biraz soğuk duruyorsunuz. Peki o kabuğun içinde nasıl bir kadın var?

– Öyle mi duruyorum? Ben mesafelere inanıyorum, belki ondan. Herkesle aynı mesafede, aynı yakınlıkta olamayız. Ama rahat ettiğimiz mesafede, birbirimizle istediğimiz her şeyi konuşabiliriz. Bir kabuğum olduğunu düşünmüyorum, nasıl görüyorsanız öyle bir kadınım. Sadece kısa sürede ‘canım ciğerim’ olabilen biri değilim. Hayatıma kolay kolay insan almıyorum.

Adını Tek Çift Koyduğum Bir Takıntım Var

◊ Sizi hiç tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

– Benim kim olduğum, söylediklerimden çok davranışlarım ve insanların ne gördüğüyle ilgili bir şey. Bir de değişiyorum. Dünkü tanımlarımla bugünküler farklı, yarın da farklı olacak. Ya da bir insana çok sıcak gelebiliyorum, başka birine soğuk. Ama değişmeyen huylarım var tabii, mesela çocukluğumdan beri inatçı olduğumu söyleyebilirim. Sabırsızlık da var biraz ama onu zamanla dönüştürüyorum.

◊ Takıntılarınız neler?

– Adını tek-çift koyduğum bir takıntım var. Anlatması zor ama şöyle söyleyeyim; mesela fındık yiyorsam bir tane sağ tarafla bir tane sol tarafla yiyorum. Dolayısıyla elime çift sayıda fındık alıyorum. Bir de yine bu sayılar ve tamamlanmakla ilgili bir takıntım daha var…

◊ O nasıl bir şey?

– Şemayla çizmem lazım. Birine anlatırken manyaklık gibi geliyor ama çocukluğumdan beri alıştığım için otomatik olarak yapıyorum artık.

Yüksek Derece Miyopum

◊ Hakkınızda şaşırtıcı ama gerçek ne söylersiniz?

– Yüksek derece miyopum. Herkes şaşırır mı bilmiyorum ama…

◊ En son ne öğrendiniz?

– Adnan Şenses’in öldüğünü dün öğrendim. Hiç ölmeyecekmiş gibi geliyordu herhalde.
15 yaşında erkeklerden bahçede dolaşma teklifleri geliyordu, ilk kez o zaman güzel olduğumu düşündüm

◊ Aileniz Çarşambalı. Siz Hollanda doğumlusunuz. Hikâyeniz nasıl oraya uzanıyor?

– Annemle babam Çarşamba’da çocukluklarından beri birbirlerini tanıyormuş. Sonra annemin babası, ailesiyle birlikte Hollanda’ya işçi olarak göç ediyor. Çarşamba’ya izne geldikleri bir zaman babamla evlenmeye karar veriyor ve Hollanda’da evleniyorlar.

◊ Ne iş yapıyorlar?

– İkisi de işçi. Fakat babam makine mühendisi, dil yüzünden orada mesleğini yapamayınca temelli Türkiye’ye dönüyorlar.

Çocukken Oyunculuk Hayalim Olmadı

◊ “Oyuncu olmak hep hayalimdi” klişesi sizin için de geçerli mi?

– Hayır. Çocukken karaoke filan yapardık ama oyunculukla ilgili hayalim olmamıştı. Oyunculukla lise tiyatro kulübünde tesadüfle tanıştım. Beni oraya ilk ne çağırdı hatırlamıyorum, sadece farklı olduklarını düşündüğümü biliyorum.

◊ Uluslararası İlişkiler okumuşsunuz, okuduğunuz bölümle ilgili bir iş yapmayacağınızı ne zaman anladınız?

– İkinci sınıfta anlamıştım; bırakıp konservatuara hazırlanmak istedim. Fakat ailem ve arkadaşlarım bitirmemi söylüyorlardı. Ben de o kadar cesaret edemedim herhalde ki, mezun olup girmeye karar verdim. Konservatuarı kazanınca çevremdekiler de oyunculuk yapacağımı kabul ettiler.

Güzel Olmanın Belli Standartları Var

◊ ‘Canım Ailem’ sonrası ekranda birçok projede yer aldınız. Güzellik kavramı ve yaptığınız iş arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Sizce aldığınız işlerde fiziğin önemi ne?

– Güzellik televizyonda ya da ticarette daha çok aranılan bir şey. Buna göre güzel olmanın da belli standartları var. Güzel olanı izliyoruz, evet. Ama güzel olanı izlemekle, güzel olan bir şeyde anlam bulmak arasında fark var. Birinin beni güzel bulması tabii ki hoşuma gidiyor ama sürekli güzel olup olmadığımla ilgili konuşulursa rahatsız olurum.

◊ Güzel olduğunuzu ne zaman keşfettiniz?

– 15 yaşında, liseye yeni başlamıştım, hazırlık sınıfındaydım. Üst sınıflardaki erkeklerden bahçede dolaşma teklifleri geliyordu. İlk kez o zaman güzel olduğumu düşünmüştüm.

Aşkın Bendeki Karşılığı Heyecan

◊ Hayatınızda ne olmasa siz eksik olursunuz?
– Arkadaşlarım.

◊ Aşkın sizdeki karşılığı?
– Heyecan.

◊ Hangi özelliğiniz hayatınıza yeni girenleri şaşırtır?
– Beni gözlükle gördüklerinde şaşırıyorlar genelde.

◊ 15 yaşındaki Funda’yı bugün görseniz ne öğütlersiniz?
– “Sakin ol” derdim. Kendinle olan derdin düşündüğün kadar önemli değil. Hayatı yaşa, hayatı daha çok yaşa. Zaten o hayatın içinde var olacaksın, kendini aramana gerek yok.

Erkek Egemenliğini Yaşamamış Bir Kadın Yoktur

◊ Yeni diziniz ‘Can Kırıkları’ hakkında ser verilip sır verilmiyor. Nedir dizinin öyküsü?

– Özetle iki kadın polisin geçmişleriyle hesaplaşma hikâyesi.

◊ Günümüz Türkiye’sinde polis olmak ister miydiniz?

– İstemezdim. Silahları sevmiyorum.

◊ Polislik gibi erkek egemen bir iş ortamında kadın olmaya dair neleri sorguladınız?

– Bu sadece polis olmakla ilgili değil, bütün sektörlerde erkek egemen bir yapı var. Her kadının böyle bir ortama uyumlanmak için, uyumlanmak istiyorsa tabii, kendi yöntemleri vardır. Doğru ya da yanlış… Ama kadının üretime katılmadığı, kadınlardan çıkacak fikirlerin yok sayıldığı her sektör, her topluluk eksik. Erkek ve kadın ancak birlikte var olabildiğinde insanlığı daha iyi bir noktaya götürebilir.

◊ Siz kendi iş alanınızda erkek egemenliğine ya da baskısına maruz kaldınız mı?

– Erkek egemenliğini yaşamamış bir kadın yoktur. Mesela seslendirme yapmaya başladığımda şansımın erkeklerden daha az olduğu söylendi. Erkek sesi daha güvenilir bulunuyormuş!

◊ Yeni sezonda ardı ardına bir sürü dizi başlıyor. Neden sizi izleyelim?

– Hikâyesini sevdiğim için işin içinde olmak istedim, seyirci de sever umarım.

Şehirle İlgili Hafızamız Çok Hızlı Bir Şekilde Yok Oluyor

◊ ‘Ev’vel Zaman’ isimli oyununuz bir süredir devam ediyor. Oyun, kentsel dönüşüm adı altında geçirdiğimiz başkalaşımı anlatıyor. Sizce kentsel dönüşümle birlikte bizler nasıl bir değişim geçirdik?

– Anı üretmemeye başladığımızı düşünüyorum. Oyunda anlatmaya çalıştığımız şeylerden biri bu. Şehirle ilgili hafızamız çok hızlı bir şekilde yok oluyor. Taksim’de bir buluşma noktası tarif etmek istesem, ertesi gün değişebilir. Şehir sürekli bir yıkım-yapım halinde. Dolayısıyla şehirle aramızdaki bağlantı giderek kopuyor.

◊ Peki sizin yıllar içinde nasıl bir değişiminiz oldu?

– Şehir merkezinden uzaklaşmaya başladım. Eskiden daha çok gezerdim, şimdi İstiklal Caddesi’nde kaosun içine düşmüş gibi hissediyorum, anısı olan çok az yer kaldı. Daha çok semtimde vakit geçiriyorum.

◊ Hikâye orta sınıfı anlatıyor. Oyun için “Orta sınıfın bakışına eleştirel bir gözle bakmaya çalışıyoruz” demişsiniz. Peki orta sınıf üzerine eleştirileriniz nelerdir?

– Oyun bir orta sınıf mahallesinde geçiyor. Provalar esnasında kentsel dönüşüm geçiren bazı mahallelere gittik. Oradaki insanlarla konuştuğumuzda orta sınıfla ilgili, kendimizle de ilgili bazı şeyler fark ettik.

Fotoğraf 51

◊ Nedir onlar?

– Genel olarak ‘mülk’le ilgili. Hem orta sınıfın hem de kendimizin mülkle olan ilişkisini gözlemeye çalıştık. Mesela evimize büyük bir aidiyetle bağlı olup, değerinin yükseleceğini gördüğümüzde yıkılmasını isteyebiliyoruz.

◊ Yeni oyununuz ‘Fotoğraf 51’in ‘sözü’ ne?

– Oyun bilim dünyasıyla ilgili. DNA yapısının keşif sürecini anlatıyor. Bu keşifte hakkı teslim edilmeyen bir bilim kadını var: Rosalind Franklin. Kendisi biyofizikçi, kimyacı ve kristalograf. Çektiği DNA fotoğraflarıyla, DNA’nın sarmal olduğunun kanıtlanmasında, yapısının keşfedilmesinde çok büyük payı var. Fakat hakkının verilmediği de biliniyor bir yandan.

◊ Nejat İşler’le rol aldığınız film hakkında neler söylersiniz?

– Film çekimleri bitmediği için şimdiden bir şey söylemem doğru olmaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler