Ana Sayfa Blog Sayfa 913

Camdaki Kız 16. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Nalan Sedat’ın Kendisini Aldattığını Öğreniyor Mu?

0

Kanal D’nin büyük bir ilgiyle izlenen dizisi Camdaki Kız, 16. yeni bölümüyle 21 ekim perşembe günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Nalan, Sedat’ı gece yarısı biriyle konuştuğunu görür. Sedat, ona annesiyle konuştuğunu söyleyip geçiştirir. Cana, kocasının kendisinden boşanacağını öğrenip Sedat’ı arar. Sedat, Nalan’la tekrar İstanbul’a döner. Feride, kızını çocuk yapmaya zorlar. Alp, kapısını çaldığı Feride’nin kapısını çalar. Camdaki Kız 16. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Nalan, Sedat’ın kendisini aldattığını öğreniyor mu?

Perşembe Dizileri 2021

Nalan Sedat’ın Kendisini Aldattığını Öğreniyor Mu?

Camdaki Kız 16. bölüm 1. fragmanında; Alp, Feride’ye Cana ve Sedat’ın ilişkini itiraf ediyor. Feride, ihanetin devam ettiğini öğrenince Sedat’ı karşısına alıyor. Sedat, Rafet’in öfkesiyle karşı karşıya gelirken Cana ile Alp’in boşanma haberi herkesi şoke ediyor. Feride, Sedat’ı her şeyi Nalan’a anlatmakla tehdit ediyor. Sedat, gizlice Cana ile yine buluşuyor.

İşte Camdaki Kız 16. bölüm 1. fragmanı…

CAMDAKİ KIZ 15. BÖLÜMDE BAŞKA NELER OLDU?

Nalan, haftalar sonra ilk kez Sedat’la birlikte oluyor. Sedat, gece yarısı balkona çıkıp Cana’yı arıyor. Onu çok özlediğini ve asla ondan vazgeçmeyeceğini söylüyor. Hayri, onun konuşmasını duyuyor. Nalan’da uyanıp Sedat’a o saatte kimle konuştuğunu soruyor.

Sedat, hemen annesiyle konuştuğu yalanını uyduruyor. Ertesi gün Sedat, kahvaltıda Hayri’ye kaba davranıyor. Hayri de, elindeki kahveyi Sedat’ın üzerine döküyor. Sedat, Nalan’ı yalnız bırakıp masaja gidiyor.

Nalan, tek başına ormanda yürüyüşe çıkıyor. Hayri, onun peşinden ayrılmıyor. Nalan, ayağı kayıp düşüyor. Hayri, hemen Nalan’ı kucağına alıp onu otele kadar taşıyor. Cana, kocasının boşanmak istediğini ve kendisini rezil edeceğini öğreniyor.

Selen, Sedat’ın o krediyi almasını hazmedemiyor ve annesine onun bu krediye almak için hangi çamları devirdiğini araştırmasını söylüyor. Gülcihan, Cahit’i arayıp o krediyi almada Sedat’a onun yardım edip etmediğini soruyor.

Sedat, Cana’nın kendisini defalarca aradığını görüp onu arıyor. Cana, Sedat’tan hemen İstanbul’a gelmesini kendisiyle birlikte onun da rezil olabileceğini söylüyor. Sedat, Nalan’ın ayağının burkulduğunu öğrenip hemen onun bahanesiyle İstanbul’a dönüyor.

Nalan, annesinin yanına gitmek istiyor. Feride, sanki Sedat’tan öğrenmemiş gibi Nalan’ın kocasıyla birlikte olduğunu anladığını söylüyor. Selen, kocasının ablası yüzünden babasının ona hakaret ettiğini duyunca birden hamile olduğu yalanını uyduruyor.

Rafet, torunu olacağını duyunca çok mutlu oluyor. Sedat, Nalan’a çocuk yapma konusunda baskı yapıyor. Hatta Feride’ye, Nalan’ın çocuk yapmak istemediğini söylüyor. Feride, kızını sıkıştırıp kendisinin azabından kurtarmak için çocuk yapmak zorunda olduğunu, kendisinin onu ondan sonra azat edeceğini söylüyor.

Cana, çocuklarıyla konuşmak için evdeki bakıcıdan ricada buluyor. Alp, bakıcının çocukları Cana’yla konuşturduğunu öğrenince onu işten kovuyor. Cana, bakıcıyla anlaşıp Alp’in kendisine tacizde bulunduğunu, bunu eşi öğrenince de kendisini işten kovduğunu anlatan bir video hazırlıyor.

Bunu gören Alp, Feride’nin kapısını çalıyor. Sedat, kapının önünde Alp’i görünce çok panikliyor. Alp, geri adım mı atacak? Yoksa, Feride’ye gerçekleri mi anlatacak?

Camdaki Kız 16. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Alp Feride’ye Ne Anlatacak?

Esra Kılıç Kimdir?

0

Güzel oyuncu Esra Kılıç Kimdir? Esra Kılıç Kaç Yaşında? Esra Kılıç Ne Zaman Doğdu? Esra Kılıç Nerede Doğdu? Esra Kılıç Aslen Nereli? Esra Kılıç Hangi Burç? Başarılı oyuncu Esra Kılıç hakkında merak edilen herşey Kimdir yazımızda. İşte Esra Kılıç…

Esra Kılıç Kaç Yaşında? Esra Kılıç Ne Zaman Doğdu? Esra Kılıç Nerede Doğdu?

12 Mart 1991 yılında İstanbul’ da dünyaya gelen Esra Kılıç, 30 yaşındadır.

Esra Kılıç Aslen Nereli? Esra Kılıç Hangi Burç?

Aslen İstanbullu olan Esra Kılıç, Balık burcudur.

Esra Kılıç Kimdir?

Beykent Üniversitesi GSF Oyunculuk bölümü mezunu olan Esra Kılıç, Oyunculuk kariyerine 2008 yılında attı ve farklı projelerde yer almıştır.

İlk oyunculuk deneyimini ‘Kendi Okulumuza Doğru’ adlı dizi ile yaşayan Esra Kılıç, ardından Seviyor Sevmiyor ve Çalıkuşu gibi dizilerde roller aldı ve özellikle bu iki dizide daha çok dikkat çekmiştir.

Kariyerinde emin adımlarla yükselen ve rol aldığı dizilerin sevilmesiyle orantılı olarak dikkat çeken bir oyuncu olmayı başaran Esra Kılıç, Show TV ekranlarında yayınlanan ve ekrana geldiği günden beri büyük bir hayran kitlesine ulaşan İçerde dizisi kadrosuna dahil olmuştur. İçerde dizisiyle kariyer basamaklarını hızla tırmanan Esra Kılıç, Fulya rolünü canlandırdı.

Esra Kılıç’ ın Yer Aladığı Projeler;

  • Kendi Okulumuza Doğru – Tv Dizisi- 2008
  • Seviyor Sevmiyor – Tv Dizisi – 2016 – Vera
  • Çalıkuşu – Tv Dizisi- Nadide – (2013-2014)
  • İçerde – Tv Dizisi- 2017 – Fulya
  • Uygun Adım Aşk – 2009
  • Payitaht Abdülhamit – Tv Dizisi- 2020 – Diana
  • Pera’ daki Hayalet – Ses Tiyatrosu – 2015-2016), Ahenk, Ortaoyuncular

Burak Berkay Akgül Kimdir?

0

Başarılı Reklam ve dizi film oyuncusu Burak Berkay Akgül Kimdir? Burak Berkay Akgül Kaç Yaşında? Burak Berkay Akgül Ne Zaman Doğdu? Burak Berkay Akgül Nerede Doğdu? Burak Berkay Akgül Aslen Nereli? Burak Berkay Akgül Hangi Burç? Yakışıklı oyuncu Burak Berkay Akgül hakkında herşey Kimdir yazımızda. İşte Burak Berkay Akgül…

Burak Berkay Akgül Kaç Yaşında? Burak Berkay Akgül Ne Zaman Doğdu? Burak Berkay Akgül Nerede Doğdu?

19 Mayıs 1997 yılında İstanbul’ da dünyaya gelen Burak Berkay Akgül, 24 yaşındadır.

Burak Berkay Akgül Aslen Nereli? Burak Berkay Akgül Hangi Burç?

Aslen İstanbullu olan Burak Berkay Akgül, Boğa burcudur.

Burak Berkay Akgül Kimdir?

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği mezunu olan Burak Berkay Akgül, Ayrıca Akademi 35,5 Sanat Evi Kamera Önü Oyunculuk Eğitimlerini almıştır.

Burak Berkay Akgül, ilk yer aldığı projesi Aytaç Sucuk ve Casper Bilgisayar reklamlarında oynamıştır.

2020 yılından ekranlara izlediğimiz ‘Maria Mustafa’ adlı dizide Rüzgâr karakterini hayat vererek ilk defa bir tv dizisinde oynamıştır. Ayrıca 2021’ de ‘Kırmızı Kamyon’ adlı dizide boy göstermiştir. Yeni projelerde yer almayı sürdüren Reklam ve dizi film oyuncusu olan Burak Berkay Akgül, Renda Güner Ajansına bağlı olarak çalışmaktadır.

Burak Berkay Akgül Yer Aldığı Projeler;

  • Kahraman Babam (İlker – Tv Dizisi- 2021)
  • Maria ile Mustafa (Rüzgâr- Tv Dizisi – 2020-2021)
  • Aytaç Sucuk Reklamları
  • Casper Bilgisayar Reklamı
  • Metro Reklamları

Zeynep Avcı: Türkiye’de Bu Kadar Ses Getiremezdim

Seslendirdiği şarkılarla milyonların gönlünü kazanan Zeynep Avcı geçtiğimiz gün samimi bir röportaj verdi. Şuanda Berlin’de yaşayan Zeynep Avcı “Türkiye’de bu kadar ses getiremezdim.” dedi. İşte Avcı’nın o açıklamaları;

Öncelikle siz böyle bir başarıyı bekliyor muydunuz?

Biraz yankı uyandırır diye tahmin ediyordum açıkçası ama bu kadarını kesinlikle beklemiyordum.

Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında ben karar vermedim. 10 yıl önce bir kız arkadaşım benim için müracaat etmiş. Zaten sürekli katılmamı söylüyordu. Ama ben “Bu Alman platformu, ben Türkçe söylüyorum, olmaz” diyordum. Benim adıma bir başvurmuş ama video paylaşmamış. Ve bir dönüş olmadı. Bu sene yarışmaya şimdiye kadar katılan herkese yollanan bir e-posta geldi bana. Başvuru formuna YouTube’daki videolarımı ekledim. Bir hafta sonra Haber geldi. Türkçe şarkılara yer vereceklerini söylediklerinde olumlu yaklaştım.

Yarışmada sahneye çıkıp şarkı söylediğiniz an neler hissettiniz?

‘Yalan’ çok efsane bir şarkı. İlk dinlediğimden beri bende çok farklı duygular oluşturmuştu. Ama yarışmada şarkıya çok daha farklı bir hisle yaklaştım. Çünkü Almanlara hitap ediyordum. Çok fazla nağme yapsam mı, daha sade mi okusam diye çok düşündüm. Sonra içimden ‘Ben buraya sesimle kendimi göstermeye geldim ve şarkının hakkını vermem gerek’ dedim. Zaten her şarkıyı hissederek söylüyorum. O anda sadece şarkıya kendimi bıraktım ve yaşadım.

Şarkının sizin için özel bir anlamı var mıydı?

İlk etapta yarışmaya başvurduğumda benden şarkı istediklerinde iki yönlü düşünmem gerekiyordu. Yani hem Almanlara hitap edecek Batı altyapılı bir şarkı olmalıydı hem de Türk müziğinin özelliklerine sahip o arabesk nağmeleri ve duyguları da taşımalıydı. ‘Yalan’ bunun en güzel örneği. Sesimi de önplana çıkarmam lazımdı. Hepsini içerdiği için bu parçayla buluştuk.

Kaç yıldır şarkı söylüyorsunuz? Müzik eğitimi aldınız mı?

Şan eğitimine 12 yaşında başladım. Klasik Batı müziği eğitimiyle yola çıktım. Burada bir Türk konservatuvarımız var. Rahmetli Nuri Karademirli’den 6 yıl şan ve Türk sanat müziği eğitimi aldım. Sahneye ilk kez 17 yaşında çıktım. O günden beri 22 yıldır Berlin’de aralıksız her hafta sonu sahne alıyorum. Ama asıl işim bu değil. Hiçbir zaman müziği tek işim olarak görmedim.

Başka ne işlerde çalıştınız?

Bir İngiliz şirketinde 12 yıl yöneticilik yaptım. 3 yıl dünyaca ünlü bir kozmetik firmasında yönetici olarak çalıştım. Bundan 2 yıl önce çocuklarımın eğitimine ve müziğe ağırlık vermek için iş hayatına biraz ara vermek istedim. Şu an müzik ağırlıklı bir ilkokulda çocuklarla iç içe çalışıyorum, okulun evrak işleriyle ilgileniyorum.

Yarışmayı kazanırsanız ne gibi bir hayaliniz var?

Kazanırsam müzik hayatıma Almanya’da devam edeceğim sanırım. Ama gönlümde Türk müziğini farklı dillerle buluşturmak var. Türkçenin ne kadar evrensel bir dil olduğunu, ne kadar çok müzik türüyle birleştirebileceğimi göstermek istiyorum. Bu yola adım atmamın sebebi de buydu aslında.

Almanların Türk müziğine ilgisi nasıl? Yarışmadaki gibi tüyleri diken diken oluyor mu?

O kadar değil. Almanya’da çok meşhur olan, çok sevdiğim dostum Karma var. ‘Yapma’ isimli çok güzel bir şarkı yaptı. Almanların karışık şarkılara daha çok ilgisi var. Yani Batı altyapılı, aralarda arabesk öğeler olan parçalar hoşlarına gidiyor. Şarkının içeriğini genelde anlamak istiyorlar. Çok duygu yüklü şarkılar Almanlara ağır geliyor.

Peki, Almanya maceranız nasıl başladı?

Ben Berlin doğumluyum. Ailem 70’li yıllarda işçi olarak gelmiş. Üç kardeşiz. Başlarda zorlandığımız zamanlar oldu. Sonuçta bir işçi ailesi kızısın, annen-baban çok fazla Almanca bilmiyor. Bir yandan çocukların eğitimi var, bir yandan ekonomik açıdan herkes para kazanmak zorunda. Ama çok güzel bir ailede büyüdüm ve eğitim aldım.

Almanya’da nasıl bir aile hayatınız var?

Eşimle 20 yıldır birlikteyiz, 14 yıldır da evliyiz. Ben 19 yaşımdayken evlendik. 6 yaşında bir kızımız, 11 yaşında bir oğlumuz var. Çok mutlu, mütevazı ama arkadaş çevremize göre biraz hareketli bir hayatımız var. Hafta içi çalışıyoruz. Cumartesi günü çocuklara masal okuyorum, onları yatırıyorum, sonra hazırlanıp sahneye çıkıyorum. Pazar günü kalkıp onlarla parka gidiyorum. Hafta sonu tekrar sahne… Biraz alışılmışın dışında bir hayat ama çok güzel düzene soktuğumuzu düşünüyorum.

Türkiye’de videonuz sosyal medyada epey paylaşıldı. Ne gibi tepkiler alıyorsunuz?

Çok güzel teklifler alıyorum. Hepsini şaşkınlıkla okuyorum, hazmetmeye çalışıyorum. Ama ben şu an bir yarışmadayım. Ve henüz yarışmanın ilk aşamasındayız. Odak noktam bu yarışmaya devam edip ilerleyebileceğim yere kadar gitmek. Gelen tekliflerin hepsini şu an askıya aldık. Tabii bu kadar ilgi görmek çok güzel, tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Sizce ‘O Ses Türkiye’ye katılmış olsaydınız bu kadar ses getirir miydi?

Bu kadar ses getirmezdim kesinlikle, bunun altını çiziyorum. Sonuçta Türkiye’de inanılmaz sesler var, yıllardır emek vermiş müzisyenler var. Hepsini de yakından takip ediyorum. Bu kadar rağbet görmezdi ama ses rengi olarak belki biraz dikkat çekerdim diye düşünüyorum.

Yaprak Medine’den Samimi Açıklamalar

Star Tv ekranlarında yayımlanan “Menajerimi Ara” dizisiyle yıldızı parlayan Yaprak Medine geçtiğimiz gün bir röportaj verdi. Yaprak Medine’den samimi açıklamalar geldi. İşte o röportaj;

İlk işiniz Menajerimi Ara dizisinde Beren karakteri ile dikkatleri çektiniz. Sonrasında da ilgiyle izlenen ‘Son Yaz’ dizisine dahil oluşunuzun hikayesiyle başlayalım mı sohbetimize?

‘Menajerimi Ara’ sonrası birçok işle görüşmeye başlamıştık zaten. O süreçte ‘Son Yaz’ dizisinde ‘Cemre’ karakteriyle de yollarımız kesişti. Audition metni Cemre’yi sevmem için yeterli olmuştu bile ama Cemre’nin dışında, zaten çok beğendiğim bir işti. Hatta daha biz görüşmeye başlamadan ablamın annemle, benim ‘Son Yaz’ kadrosunda yer almam konusunda bir konuşması olmuş. Ben bunu daha sonrasında öğrendim. Artık ablamın güzel enerjisinden midir, tesadüf müdür bilmiyorum ama benim için dahil olmaktan onur duyduğum bir iş oldu.

‘Menajerimi Ara’ dizisinde, ilk oyunculuğunuzda canlandırdığınız; durumları lehine çevirmeye çalışan, hırslı bir karakterdi Beren. Yeni işiniz ‘Son Yaz’da karşımıza çıkan Cemre nasıl biri?

Cemre, mafyanın içinde büyümüş ama o dünya düzenine hiç inanmamış. Aile bağları kuvvetli, samimi, her şeyi tartan, zeki, güçlü, anaç bir kadın.

Son Yaz’ dizisindeki rolünüzü kabul etmenizdeki en büyük etken ne oldu peki?

Her şeyiyle içinde bulunmak istediğim bir işti zaten. Çalışmaya başladıktan sonra da bu isteğimde ne denli haklı olduğumu gördüm. Ekranda iyi bir iş görmek var ama onunda dışında, o ekrandan göremediğiniz şahane bir ekip var. İşini her detayıyla sahiplenip, titizlikle çalışan insanlar hepsi. Böyle insanlarla çalışıyor olma şansını yakalayıp üzerine iyi bir iş çıkarmaktan daha ilgi çekici ne olabilir ki?

Farklı bir karakteri canlandırırken kendinizden kattıklarınızın payı ne kadar ve neler?

Aslında kendi içinizde o karaktere yer açıyor olmak ona en büyük katkı bence. Onu tanımaya çalışmak, merak etmek, keşfetmek. Ki aslında ona kattığınız her şey de onu anlamakta yatıyor.

Kendi karakterinizin en belirgin özellikleri nelerdir peki?

En orantısızı anaçlık… Kontrol edemediğim bir şekilde tüm ilişkilerimi annelik üzerine kuruyorum. Bunu yapmam için insanları tanımam bile gerekmiyor. Hemen sahiplenip, koruyup, kollamak istiyorum. Onun dışında işkolik bir yanım var. Normalde yaşadığım her şeyi eğlenceli hale getiririm. Sadece işimle ilgili bir problem yaşadığımda aşırı obsesifleşiyorum.

Oyunculuğa ilk göz kırpışınız ne zaman, nasıl…

9 yaşındayken… Ablam okul tiyatrosundaydı. Ben de zaten sürekli onunla çalışmalara katılırdım, onları izlerdim. Orada olmaktan çok mutlu olurdum. Çalıştıkları oyunun bir noktasında iki küçük kız çocuğu gerekti. Ve oyunculukla ilk bağım; o. Aslında küçücük ama bana dev gibi gelen sahnede oldu. Ablam da beni tiyatroya soktu. Sahneye bir saniye çıktım ve rolüm sahnede koşmak. Üçüncü sınıfa giden bir çocuk için dünyanın en güzel duygusuydu. Ortaokul sürecinde sürekli okul tiyatrosundaydım. Üniversitede aileme konservatuara gitmek istediğimi söyledim. Onlar da benim önce altın bilezik olarak adlandırılan bir meslek seçmemi istediler.

Ve üniversitede diyaliz bölümünde okuyup donduruyorsunuz. Sonra… Planlarınızın arasında sağlık okumak var mıydı?

Yoktu. Kaptanlık, pilotluk gibi meslekler düşünüyordum. Şans eseri bir şekilde Sağlık Meslek Lisesi’ne gittim. Üniversitede yine diyaliz bölümünü kazandım. Birkaç ay gittikten sonra üniversiteyi dondurdum. İkinci yıl yine istemedim. Bu sefer donduramadığım için üniversiteyi bıraktım. O sıra hemşirelik yapıyordum. Hemşireliğimin üçüncü senesinde modellik yapmaya başladım.

Hemşireliği bırakıp, modelliğe geçişiniz peki?

Hem modellik yapıyordum hem hemşirelik. Artık yetişemiyordum. Arkadaşım ‘İstediğin şeyi yapmak için neyi bekliyorsun?’ dedi. Arkadaşımdan önce kendime bile bahane bulamadım. İki gün sonra istifamı verdim.

Hemşireliğinizin üçüncü yılında modellik teklifi almanız enteresan. Nasıl oldu bu gelişme?

İnstagram’dan küçük bir butik sosyal medya hesaplarında paylaşmak için böyle bir teklifle geldi. Kendi hallerinde telefonla fotoğraflar çektikleri bir sistemleri vardı. Ama ben o dönemde kendi halinde bile fotoğraf çekmeyen biriydim. ‘En kötü ne olabilir ki?’ diyerek bir cesaret oraya gidişim hayal bile edemeyeceğim modellik kariyerimin ilk adımı oldu.

Modellik yaparken, Oyunculuk kıvılcımını ateşleyen neydi?

Çocukluğum konservatuvara gitme isteklerimle geçmişti zaten ama bu istek ve arzular aile kalkanlarına çarpıp sonuçsuz kalmıştı. Konusu açılmışken, bugüne kadar hiç bahsetmediğim bir konudan bahsetmek istiyorum. Çocukken kendi isteklerinizle ailenizinki çakıştığında, onlardan bağımsız kendi çabalarınızla bir şeyler yapmayı deniyorsunuz. Ben de her şeyden bihaber, oyuncu olmak için birinin bahsettiği bir ajansa gitmiştim. Hani şu insanların hayallerini sömürüp bunu ticarete dönüştürenlerden. Yıllar sonra ise o kıvılcımı yeniden ateşleyen, güvendiğim bir menajerle tanışmam oldu.

Sanatla ilgili işler yapmak isteyen hemen her bireyin ailenin istediği altın bileziği takmanızın özgüveniyle mi daha rahat oyunculuk hayalinizin peşine düştünüz?

Modelliğe başlamam, benim için istediğim yola gitme vaktimin geldiğinin belirtisiydi. Çocukken aileme karşı gelecek cesaretim yoktu. Ama şimdi bir şansım vardı.  Ailem bu noktada beni destekledi. Bir meslek sahibi olunca, onların da içi rahatlamış oldu. “Artık istediğin her şeyi yapabilirsin” dediler.

Pilot, kaptan gibi meslekleri düşlerken, sağlık okumanız, akabinde oyunculuk yapmanız hayata dair neleri küpe yapıyor insanın kulağına?

Bu aralar John Lennon’un ‘Hayat, sen plan yaparken, başına gelenlerdir.” sözünü söyleyip duruyordum tam.

İlk oyunculuk tecrübeniz çok deneyimli oyuncularla, çok izlenen ‘Menajerimi Ara’ dizisiyle oldu. İlk işinizde değerli ve çok sevilen Canan Ergüder, Barış Falay ve Ayşenil Şamlıoğlu gibi usta isimlerle çalışacağınızı öğrendiğinizde neler geçti aklınızdan?

Hayatımdaki en önemli olaylardan biriydi ‘Menajerimi Ara’ hikayem. Hayranlıkla izlediğim insanlarla çalışma arkadaşı olmanın duygusunu tarif edemem size. Ekibi ilk gördüğümde çığlık attım. (Gülümsüyor) Beni çok mutlu etmişti. Çalışmaya başladığımda da gerçekten hepsini çok sevdim. Hem çok heyecanlı, hem çok hayran, hem de çok meraklıydım.

 Yarım Kalan Aşklar dizisinde de rol adınız.

Benim rolüm iki bölümdü. O projeyi bir kısa süreli de olsa deneyimli hoca ve oyunculardan bir şeyler öğrenme deneyimi olarak gördüğümüz için kabul etmiştim. O zaman Menajerimi Ara yoktu. Benim karakterim genç bir kız. Sevgilisiyle yolculuk yaparken bir adama çarpıyor. Onu kurtarmaya çalışırken can havliyle adamı öldürüyor. Öldürdüğü adam dizinin başından itibaren sürekli mafya tarafından öldürülmeye çalışıyor, ama minnacık, kolej etekli bir kız onu yanlışlıkla öldürüyor.

Oyunculuk, bir insanda neleri dönüştürüyor?

Her şeyi. Her şeyden öte kendinizi tanıyorsunuz. Maalesef ki biz kendimizden uzaklaştırıldığımız, duygularımızı tanımadığımız bir sistemin içinde yaşıyoruz. 0 yüzden kendimizi tanımanın önemini de anlayamıyoruz. Anladığınızda tüm düşünce biçiminiz, çizgileriniz, karakteriniz dönüşüme uğruyor. Yaşadığınız her anda daha fazla olmaya çalışıyorsunuz. Beden ve zihninizin sizden bağımsız neler yaptığını görüyorsunuz. Kısaca farkındalığınızı arttırıyorsunuz da diyebiliriz.

‘Gerçekler daima ortaya çıkar’ diye cümleniz aklımda kalmış. Peki size yol gösteren, düsturunuz, gördüğünüz, hayata dair en önemli ve en öncelikli gerçeğiniz nedir?

Ailemin içime işlediği değerler. Merhamet sevgi, saygı, birlik ve beraberlik, sevgi, dostluk… Ben hayatımı bu gerçeklere oturtuyorum. Tüm hayatımı da o çerçevede yaşamaya çalışıyorum.

‘Bugün mutluluktan müebbet yesek yarın af çıkar’ demiş bir karakter… Nedir mutluluğun sırrı?

Mutluluğun sırrını bilecek mertebede hissetmesem de, benim mutluluğumun sırrı her şeyi sevmek, iyiyi kötüyü sevmek.

Sinan Akçıl: Artık Çocuk İstiyorum

Geçtiğimiz gün Muğla’da verdiği konserde sevenleriyle buluşan Sinan Akçıl samimi açıklamalarda bulundu. Sinan Akçıl “Artık çocuk istiyorum” itirafıyla gündeme damgasını vurdu. İşte Akçıl’ın o açıklamaları;

Burcu Kıratlı ve Sinan Akçıl Nişanlandı

Yeniden evlilik kararı alan ünlü çift, aile arasında nişanlandı. Sinan Akçıl, Burcu Kıratlı’yı tekrar ailesinden istedi. Burcu Kıratlı’nın kahve ikram ederken çektiği görüntülerini paylaşan Akçıl ,”Işıklar altındayız diye sanma ki geleneksiz göreneksiziz. Anlı şanlı bir isteme oldu. İlk seferinde çok konuşulmuştu, bu sefer söz sırası aşkta. Bırakın o konuşsun. Yakında” diye yazdı.

Burcu Kıratlı ise nişan fotoğrafını, “Bu yola daha emin adımlarla ailelerimizle ilk adımı (ikinci kez) attık. Aile her şeydir. Aile güçtür ve sevgidir” diye yazarak paylaştı.

Burcu Kıratlı Kimdir?

Sinan Akçıl ile Burcu Kıratlı’nın Nişanında Ortaya Çıkan Gerçek!

Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı İkinci Kez Nikah Masasına Oturdu

İlişkileri bir dargın bir barışık devam eden Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı, geçtiğimiz aylarda ikinci kez evlilik kararı almıştı. Yeniden hayatlarını bir araya getirmek isteyen ünlü çift 22 Şubat’ta nikah masasına oturdu. İlk evliliklerini Amsterdam’da yapan Akçıl ve Kıratlı, bu kez İstanbul Beşiktaş’taki lüks bir otelde kıyılan nikah sonrası mutluluğa ‘evet’ dediler.

Sinan Akçıl Kimdir?

Sinan Akçıl: Artık Çocuk İstiyorum

Muğla’da konser veren Akçıl’ın sahneye çıkmasıyla birlikte yağmur tekrar başladı. Yağmur’da ıslanan hayranlarını gören ünlü sanatçı sahneden inerek hayranlarının arasında şarkılarını söyledi. Burcu Kıratlı’da yağmurdan ıslanmasına rağmen eşini sahnede yalnız bırakmadı.

Sahnede hayranlarına seslenen Akçıl eşi Burcu Kıratlı’nın da geldiğini söyleyerek, “Ben aşık olduysam herkes aşık olur. Yıllarca bu çocuk ne yapıyor diye bir sürü laf söz edildi. Alın evlendim, hatta çocuk istiyorum” dedi.

Yılmaz Erdoğan: Komedinin Eski Tadı Yok

Uzun bir aradan sonra röportaj veren Yılmaz Erdoğan “Komedinin eski tadı yok” dedi. İşte Yılmaz Erdoğan’ın o röportajı;

‘Kin’ Güney Kore uyarlaması bir film. Size nasıl geldi?

Film gündemdeydi. Başka yazar arkadaşlarla uyarlamalar denendi ama istenen sonuç herhalde alınamadı. Sonra Necati Akpınar “Bir sen baksana” dedi. Ben de zaten polisiye türünde bir şey yapmak istiyordum. Yaparak öğrenmek diye çok sevdiğim bir model var, buna da öyle baktım.

Bizde sanki uyarlama yapmak daha kolay gibi bir algı var. Öyle mi?

Orijinalini yapmak için de, iyi uyarlama yapmak için de iyi yazmak lazım. Senaryo yazmayı bilmek ve orijinal hikâyenin anlattığı toplumda geçerli ama bizde geçerli olmayan yönlerin, bizdeki karşılıklarını görmek lazım. Bunun için de orijinal senaryo yazma yetisinde olmak gerek. Kolay yönü zamanlaması. Orijinalini yazan kişi iki sene düşünüp yazmış.

Kin size ne ifade ediyor?

Dünyanın başına gelmiş bütün felaketlerin kaynağının kin olduğunu düşünüyorum. Polisiye öyküler çok fazla önerme istemezler ya da onun üzerinde çok fazla durmayabilirler. Bizim orijinal filmde de çok fazla böyle bir kaygı yoktu. Ben ona bizim ‘önerme’ dediğimiz şeyi ekledim. Dolayısıyla kin kavramının nereden kaynaklandığını, intikam denen şeyin özünün nerede olduğunu falan arayan bir film oldu. Mesela intikamla ilgili polisiye türde yapılan filmlerin çoğu bilerek ya da bilmeyerek intikamı över. Biz burada tam tersini yapmaya çalıştık.

Hiç kin ya da intikam duygunuz oldu mu?

(Gülüyor) Zarif şekillerde, acıtmadan… İntikam denemez de, bazen birisinin hak ettiğini düşündüğüm bir sözü, yıllar da geçse söylemişliğim vardır. Akrep burcunun bir özelliği galiba.

Filmin sorduğu sorulardan biri de kendi intikamını almak mı yoksa adaleti seçmek mi…

Adalet tabii… İntikam hiçbir zaman hiçbir işe yaramayan, sadece yok edici bir kavram.

Yılmaz Erdoğan Yangın Bölgesinde

Duygu Sarışın’ın canlandırdığı karakterin kolunda ‘Herkes için adalet’ yazan bir dövme var. Hayatta herkes için adalet mümkün mü?

Bu şuna benziyor: “Bu dünyada herkes için mutluluk denen şeyi görecek miyiz?” Sanmıyorum ama bu çaba hâlâ en büyük erdem olarak kalacak.

Siz umutlu musunuz?

Ben sonuçta mizahçı bir insanım. Mizah konusunda çok usta bir ismin bir lafı vardı: “Mizahçılar hayal kırıklığına uğramış idealistlerdir. İşi makaraya vurmaktan başka çare bulamamışlardır.” Dolayısıyla mizahçı umutlu da olmaz, umutsuz da… İroniktir bu.

Hayatta hayal kırıklıklarınız oldu mu peki?

Dünyada çekilen acıları düşündüğümde Allah’a çok şükür, durumum hiç fena değil. Ama hayal kırıklığına uğramadan yaşamak ya da mutsuz olmadan yaşamak mümkün değil.

Filmde karakteriniz Harun kendini korumak için delillerle oynuyor. Siz bir suç işleseniz kendinizi korumak için ne kadar ileri gidersiniz?

Filmlerde karakterlerimizin yaptığı şeylerle bizim sınanmamız ilginçtir. Ama şunu söyleyeyim; canlandırdığım Harun Çeliktan karakterinin yaptığı şeyi hepimiz kolaylıkla yapabiliriz. Sesini kes, olaylara karışma, kariyerin yürüsün… Orada hem kariyer endişesi kaynaklı bir tercih var hem de şahsen bir hedef alınma durumu söz konusu. Onu çözeyim derken emniyetin karşısına ceset asılınca olaylar karışıyor. Orada tabii bir anlık kendini düşünmek, egoist tavır, aslında bütün hayatını da mahveden bir şeye dönüşüyor.

Filmdeki ‘İyi insan olmak kolay, zor olan adil olmak’ sözü çok konuşuldu…

Bu Victor Hugo’nun bir sözü. Bu filmle ilgili araştırma yaparken, gazeteci bir arkadaşımızın yazısına rastladım. Bir polis yetkilisiyle yaptığı röportajın izlenim kısmında emniyette duvarda bu yazının olduğunu yazmış. Tam bu filme yakışacak söz diye düşündüm.

İyi olmak kolay mı gerçekten?

O iki polis arasındaki bir diyalogda geçiyor. Sen çok iyi kalplisin de, adil olmak için bazen katı olman gerekir gibi… Şunu düşün, çok iyi kalpli bir hâkim ne yapsın? Yani herkese beraat mı versin? Böyle adalet mi olur? Adaleti sağlamak için sevimsiz olmayı da göze almak gerekir. Şöyle de denebilir, adil olmayan biri iyi olabilir mi?

Sizin için hayatta iyilik mi adalet mi daha ağır bastı?

Adil olan iyidir zaten, her zaman sevimlilik olmayabilir tabii…

“Bir tek seni severdim, sevmeyi bilseydim” diye bir laf var filmde. Bunu hissederek mi yazdınız?

Evet, bu lafı söyleyen, filmin önemli figürlerinden Duygu Sarışın. Hayatının tamamını intikam, kin duygusuna havale etmiş birisinin sevgiyle ilgili ciddi bir problemi vardır diye düşünerek yazdım. Hayattan, hayatın kendisinden nefret eden biri ancak tüm bunları yapabilir. Kimseyi sevemez. İşte zaten o da kardeşine bunu söylüyor: “Bir tek seni severdim, sevmeyi bilseydim…”

Peki siz hayatta sevmeyi becerdiniz mi?

(Gülüyor) Fena değilim canım, sevecen bir insanım.

O kadar güzel aşk sözleriniz var ki… Yıllardır gençler birbirlerine sizin mısralarınızla ilanı aşk ediyor. Aşkı yazan, çeken, oynayan bir adam olarak siz aşkı nasıl anlatırsınız?

Aslında benim yazdığım her şiir ya da her öykünün sevgiyle olan kısmı bunu aramakla ilgili olabilir. ‘Evet şudur’ diyebildiğim gün herhalde bir daha o konuyu yazmam.

İnsan ‘Budur’ diyebilir mi?

Aşk ona hiç izin vermiyor. Çünkü bir akılla, mantıkla izah edilecek yönü var, bir de seni sabaha kadar uyutmayan, aylarca seni ülser eden bir yanı var. Sana hâkim olan, senin çok tanımlayamadığın… Nicedir başımıza gelmemekle birlikte, öyleydi yani (gülüyor). Mesela bir şiirimde aşkı “Bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak” diye tanımlamıştım.

Bir tarafınızla romantik, bir tarafınızla sert bir duruşunuz var. Sizi çözmesi zor…

Bence romantizmin tanımında bir yanlışlık yapıyoruz.

Ne gibi?

Şiirlerin ne dediğine bakarsak, romantik bir konu değil ama algısında öyle bir şey var. Bir yumuşaklık… ‘Sana bakmak Allah’a inanmaktır’ dediğimde, benimle Tanrı arasında bir mesele o. ‘Seni çok seviyorum, ne kadar güzelsin’ meselesi değil.

Bunu çoğu kişi sevgilisine söylüyor.

Biraz felsefe işi. Felsefe dediğimiz şey kelimelerle resim yapmak eylemi olduğu için hayatta hepimizin bildiği bir şeyi, bir durumu bazıları tanımlayabiliyor. Bazılarının mesleği bu. Yani, nasıl bazıları sıhhi tesisatı çok sıhhi bir şekilde yapabiliyorsa bu da bir meslek. Bence yazarlığın, hangi türde yazarsan yaz, temelinde bu var. Olması gerekir. Filme gelirsek; senaryolarda karakterin davranışları, söylediği sözler, onun yaptığı tespitleri senin daha önce yapman ve o karakterlerin içindekini yeniden tanımlaman gerekir. Daha sert bir mücadele aslında içerideki.

Peki, size dönersek… Kolay kızan bir adam mısınız yani?

Güzel kızan bir insanım (gülüyor). Ama zaman geçtikçe eskiden kızdığım şeylerin çoğuna kızmıyorum.

Ne değişti?

Bu kadar kızmayan halimi daha çok seviyorum. Yani daha tatlıyım. Mesleğin ilk yıllarında bir şeyi ispat etme çabası ve aslında geriden geriye yaşadığın bir güvensizlik hali de var. O zamanlar film çekimleri sırasında bir aksilik görünce, bu kişi benim filmimi mahvedecek duygusuna daha çabuk giriyorsun. Şimdi ‘Yok bir şey olmaz, hallederiz’e daha çok yaklaşıyorum. Bu halimi de daha çok seviyorum. Ama öfke mizahçının, anlatıcının bir numaralı malzemesi. Yani bir şey senin asabını bozmuyorsa, seni rahatsız etmiyorsa onu da yazmıyorsun zaten.

Yılmaz Erdoğan olmak zor mudur?

Bilmiyorum, ona sormak lazım. Ben Yılmaz’ım.

Şunu demek istiyorum Yılmaz Erdoğan olunca hep çıta yükseliyor. Şimdi ne gelecek? Bizi tatmin edecek mi? Böyle yaşamak zor olmuyor mu?

Senin kastettiğin şey ünlü kişi, yoksa ben 1967 yılında Yılmaz Erdoğan oldum (gülüyor). İşlerden bir iş seçtim, onu yapıyorum. Ama dediğin o beklenti meselesine gelirsek, ilk ‘Bir Demet Tiyatro’yu yaptığımızda hiçbir beklenti yoktu. ‘Vizontele’yi yaparken de ilk filmimdi ve bir beklenti yoktu. O gün bugündür de beklenti falan benim umurumda değil. Nasıl yazıyorsam, nasıl yapıyorsam… Tek dikkat ettiğim şey kendimi tekrar etmemeye çalışmak. Yeni türlerde denemeler yapıyorum. İşte ‘Kin’ de onlardan biri. Dışarıdan bakınca dediğin gibi düşünülmesini anlıyorum ama sabah yataktan kalkınca “Evet, Yılmaz Erdoğan gene uyandı” demiyorum. Normal kahvaltımı yapıyorum. Hatta onu artık geciktirmeye çalışıyorum, acıkıncaya kadar yemiyorum falan (gülüyor).

53 yaşındasınız. Hiç hayat muhasebesi yaptınız mı?

Tabii, her insan gibi…

Nasıl bir hayattı sizinki?

Tam muhasebe gibi giderler, gelirler olarak düşünmüyorum. Ama bu benim her gün yaptığım bir şey. Hâlâ hayallerim var mı, ona bakıyorum. Çünkü motivasyonu oradan alıyorsun. Evet, kabul etmek lazım, meslekte buralara geldiğinde bu sefer senin maceran, tatmin duygusuyla ilgili oluyor. ‘Tamam’ dersen artık yapmak istemezsin. Ben benzin hâlâ var mı, ona bakıyorum.

Var mı?

Yapmak istediğim çok şey var. Sanırım bu ömür kafamdaki ya da bilgisayardaki projeler bitmeden daha erken biter. O yüzden sorduğun muhasebenin iş, kariyerle ilgili kısmı bu. Öbürü de beni ilgilendiriyor zaten.

Köyceğiz’e yerleştiniz. Nasıl karar verdiniz?

Pandemiyi değil ama bu gidişatı görmüştüm. İstanbul depremi vs… Hatta bir gün hiç hesap etmediğimiz bir Trafik felaketinin buna yol açacağını düşünüyordum. Kilitlenen ve bir daha açılmayan bir trafik. Bütün şehir bir otoparka dönecekti, hâlâ da öyle bir ihtimal var. Sonra ‘Ben ne yapıyorum’ sorusuyla çok vakit harcadım. Ardından ‘Bunları yaparken ne yaşıyorum, mutlu muyum’ diye sordum kendime. Tamam, başarılı veya başarısız filmler yapıyoruz ama mutluluk… Ben ne hissediyorum? Sonra, sağlık durumları… Detaylarını ‘Münaşaka’ oyunumda anlatıyorum, isteyen oradan dinleyebilir. Dolayısıyla böyle bir karar verdim. Ama işte bütün dünya o noktaya geldi. ‘Oralarda ne işin var’ diyenler şimdi ‘Yer var mı? Biz de gelip kalabilir miyiz’ demeye başladı.

Oraya yerleşince hayattaki öncelikleriniz değişti mi peki?

Tabii. İyi ki buradayım duygusuyla uyanıyorum. Gündemim toprak ve gökyüzü. Orada buradaki kadar televizyon açmıyorsun.

Neler yapıyorsunuz?

Mesela susam var hayatımda. Bu sene susamlarımız biraz aralıklı aralıklı yetişti ama gene 200 kilo falan çıkmıştır. Şu an kurutuluyorlar.

Bayağı kendiniz yetiştirip o ürünlerle mi besleniyorsunuz?

Tabii, senin karşındaki adam bu sene 1 ton nefis organik buğday yetiştirmiş biri. Sonra altın çilek de ektik, nefis oldu. Meğer o toprağı severmiş. Göndereyim sana.

Bu kadar formda görünmenizin sebebi bu yaşam tarzı mı?

Köyde herkesin bisikleti var, oradan oraya bisikletle gidiyor, sürekli biniyorsun. Devamlı spor da yapıyorsun.

Hiç yaşlanmıyorsunuz, bunda etkili mi bu yeni hayat?

Evet, herkes gidip bir köye yerleşemeyebilir ama her sabah bir kaşık zeytinyağı içebilirsiniz. Tüyolarımı da veriyorum…

 

Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na Bebek Hediyesi!

Geçtiğimiz günlerde bebek beklediği haberleriyle gündeme gelen Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu’nun ebeveyin olma heyecanı devam ediyor. Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na bebek hediyesi geldi. İşte detaylar;

Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu Bebek Bekliyor

Haziran ayında nikah masasına oturan Taner Ölmez ve Ece Çeşmişoğlu’ndan mutlu haber geldi. Bir süre önce dünyaevine giren çiftin bir süre sonra anne baba olacakları öğrenildi.

Ölmez ve Çeşmioğlu’nun bebek heyecanı yaşadığı sosyal medyadan yapılan bir duyuruyla öğrenildi. Taner Ölmez hafta başında eşinin fotoğrafını yayınladı. Fotoğrafta güzel oyuncunun karnının büyümeye başladığı görüldü.

Taner Ölmez Kimdir?

Taner Ölmez “Mucize Doktor”un ardından Alef adlı dijital diziyle setler dönmeye hazırlanıyor.

Ece Çemişoğlu ve Taner Ölmez’in Bebeklerinin Cinsiyeti Belli Oldu

Taner Ölmez’in sosyal medya hesabından duyurduğu paylaşıma sevenlerinden tebrik mesajları yağdı. Heyecanla anne-baba olmayı bekleyen genç çiftin bebeklerinin cinsiyeti de belli olduğu söyleniyor. Ölmez ile Çeşmioğlu’nun kızları olacağı öğrenildi.

Taner Ölmez ve Ece Çeşmioğlu Evleniyor!

Taner Ölmez’den Ece Çeşmioğlu’na Bebek Hediyesi!

Bu sene Haziran ayında sade bir törenle evlenen oyuncu Taner Ölmez, eşi Ece Çeşmioğlu’na dünyaya gelecek bebekleri için doğum hediyesi aldı. Baba olma heyecanı yaşayan Ölmez’in 5 aylık hamile olan eşine 400 bin TL değerinde spor bir araba satın aldığı ortaya çıktı. Mutlu çiftin bebek heyecanı sosyal medyada hesaplarından yaptıkları paylaşımla duyurmuştu. Yeni projesi için hazırlıklara devam eden Ölmez yakında “Alef” dizisiyle ekranlara dönecek.

Miray Daner ve Oğulcan Engin Fena Yakalandı

Kaan Yıldırım’la ayrıldıktan sonra bir süre aşka kapılarını kapatan güzel oyuncu Miray Daner’in Oğulcan Engin’e gönlünü kaptırdığı iddia ediliyordu. Bir süredir aşk iddialarına sessiz kalan Miray Daner ve Oğulcan Engin fena yakalandı. İşte detaylar;

Miray Daner ve Kubilay Aka 3. Kez Barıştılar

Çalkantılı ilişkileri ile gündemde olan çift daha önce Kubilay Aka’nın Miray Daner’i Hilal Altınbilek ile aldatması sonucu ayrılık kararı almışlardı. Bu ayrılığa dayanamayıp 2. kez bir araya gelen çift Kubilay Aka’nın instagram yazışmaları yüzünden tekrar sonlanmıştı. Çiftin ayrı kaldığı dönemde Miray Daner’in Boran Kuzum’la samimi pozlarının olması yeni bir aşk mı başlıyor sorularını akla getirmişti.

Miray Daner’den Yıllar Sonra Gelen Aşk İtirafı!!!…

21 yaşındaki Güzel oyuncu Miray Daner, Berker Güven’in, “En sevmediğin özelliğin ne?” sorusuna, yanıt olarak  “Herkese çabuk güveniyor olmam. Bu tarafımı törpülemeye çalışıyorum” dedi. Açıklamalarına devam eden güzel oyuncu, “Anlayışsız insanlara, empati yoksunlarına, hep kendini düşünen çıkarcı ve egoistlere tahammül edemiyorum.”

Miray Daner Kimdir?

“Hayat mottom; Bob Marley’in ‘Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa’ sözü……Çocukken popçu Yalın’a hayrandım, dahası ona aşıktım….Karantina günlerinde evde kendi kendime dans ediyorum, şarkı söylüyorum, yeni yemek tarifleri öğreniyorum ve bol bol kitap okuyorum……Oyuncu olmasaydım, psikoloji eğitimi almak isterdim.”

Pınar Deniz: “Miray Daner İle Tokatlaştık”

Miray Daner ve Oğulcan Engin Fena Yakalandı

Hakkında aşk iddiaları çıkan Miray Daner ve Oğulcan Engin dün akşam saatlerinde bir mekandan birlikte çıkarken görüntülendi. İstanbul trafiğini birbirine katarak gazetecilerle adeta köşe kapmaca oynadı. İkili görüntü vermemek için oldukça çaba gösterse de objektiflerden kaçamadı.

Bunun yanı sıra Aşk 101 ekibiyle Emirgan Gizli Kalsın’da eğlenen Kubilay Aka’nın da eski sevgilisi Miray Daner’i Oğulcan Engin’le gördüğü ve kıskançlık krizine girdiği de kulislerde dolaşan fısıltılardan.

Aygün Aydın Hakan Sabancı’yı Unutamadı

Son dönemlerde paylaşımları ve açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Aygün Aydın, eski sevgilisi hakkında yaptığı paylaşımı hızla kaldırdı. Paylaşım Aygün Aydın Hakabn Sabancı’yı unutamadı derdirtti. İşte o paylaşım;

“Teşekkür Ederim Sevgilim”

Aygün Aydın, yeni sevgilisi Süha Yaman Koç ile öpüşürlerken verdiği bir pozu sosyal medya sayfasından takipçileri için paylaştı.  Aygün Aydın bu fotoğrafın hmen altına, “En büyük karanlığımda doğan güneşim. Dünyamdan çok uzakken hayatımın en büyük iyikisi olduğun için teşekkür ederim sevgilim” ifadelerini ekleyerek, nazar boncuğu ve kalp emojisi ile paylaştı. Sosyal medya hesabında devamlı Koç Grubu’nu övgülere boğan Aygün Aydın’ın yeni sevgilisinin soy isminin ise Koç olması dikkatlerden kaçmadı.

Hakan Sabancı Kimdir?

Aygün Aydın ve Hakan Sabancı Cephesine Yeni Olaylar

Aydın, karara itiraz etti ve dilekçesinde şu sözlere yer verdi: “Paylaşımda Hakan Sabancı‘nın ismi geçmemektedir. Evimin önünde de her gün siyah bir araç duruyor. Can güvenliğimden endişe duyuyor ve kararın kaldırılmasını istiyorum.”

Aygün Aydın Jartiyerli Pozlarını Paylaştı!

Aygün Aydın Hakan Sabancı’yı Unutamadı

Aygün yine olay yaratacak bir paylaşım yaptı. Ultrason görüntülerinden sonra bebeğini düşürdüğü açıklayan Aydın, geçen gün bir bebek fotoğrafı paylaştı. Paylaşımına “Bilin bakalım bu hangi şerefsizin kızı? 18 yaşına geldiğinde ne kadar şanslı olduğunu anlayacaksın prensesim” notunu düşen Aygün Aydın bu paylaşımı dakikalar içinde sildi.
Hemen sonrasında Aygün Aydın “DNA testine bile lüzum yok gözleri her şeyi anlatıyor resmen. Gözlerini birebir babasından almış” notunu düştü.
Aygün’ün bu paylaşımına ise binlerce yorum geldi. Çoğu takipçi Aydın’a “Senin tedavi olman lazım” yorumunda bulundu.