Ana Sayfa Blog Sayfa 789

Mustafa Kurt: Seyirciler Kendi Aşırılıklarına Güler

Adana’daki Uluslararası Tiyatro Festivali’ni ve Balkan Uluslararası Tiyatro Festivali’ni etkileyen ve güzel sanatlara katkı sağlayan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, oyuncu, yönetmen Mustafa Kurt samimi açıklamalarda bulundu. Mustafa Kurt “Seyirciler kendi alışkanlıklarına güler” dedi. İşte o açıklamalar;

Birçok şeyi sabitleyen, sıfırlayan coronanın, ilk durdurduklarının en başında sanat geldi. Ama sanat zor zamanlarda birleştirdi aslında.

Aynen dediğiniz gibi… Bu tarz istenmeyen durumlarda, dayanışma gösterme ve birbirimizin moralini yüksek tutmak durumundayız. Mesela biz bu durumdan çok etkilenen özel tiyatrolara destek vermek için sahnelerimizi belirli günler onlara tahsis ettik. Dekor, kostüm başta olmak üzere oyuncu ile yönetmen desteği de sağladık. Pandeminin zorluğu ile mücadele eden seyircilerimizin üzerindeki bu sancılı sürecin etkilerini hafifletmek için güler yüzlü repertuvarlar hazırladık.

 BUGÜNE KADAR HİÇ OLMAMIŞ BİR ŞEYİ YAPTIK!

Zorlu corona sürecinin yaşattığı farklı bir şey oldu mu peki?

Bu süreç bize bir ilki de yaşattı. Bir oyunumuzun prömiyerini televizyonda canlı performans olarak yaptık. Bugüne kadar hiç olmamış bir şeydi bu.

TİYATRO TİYATRODA GÜZEL!

İki yıllık pandemi sürecinde online perde açtı çoğu tiyatro. Bir kesim “Bu, tiyatro değil” derken, bir kesim, “Hiç izleyememekten iyidir” diyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Şöyle düşünüyorum… Elbette tiyatro, seyircisiyle aynı anda aynı mekânda olmalı. Gerçek zamanda, göz göze, nefes nefese olmalı. Ama seyircilerimizi uzun bir süre tiyatrodan mahrum bırakmanın da doğru olmayacağını düşündük. Dilerim böyle bir durum ile bir daha karşılaşmayalım ve seyircimizle hep göz göze, yürek yüreğe olalım. Çünkü tiyatro tiyatroda güzel.

Dünya değişiyor, gelişiyor. Akıllı telefonlarla dünyayı takip edebiliyoruz artık. Teknoloji sanatı da yönlendirebilir mi, yönetebilir mi? Dijital çağın sanata, tiyatroya etkileri ne yönde ve ne şekilde oluyor?

Dediğiniz gibi dünya değişiyor, gelişiyor ve bize de dijital dünyanın kolaylıklarından yararlanmak kalıyor. Bu tamamen kendimizi teknolojiye bırakmak olarak algılanmasın, sadece tiyatroya, seyircimize fayda sağladığı noktalarda yararlanmamız gerektiğini düşünüyorum. Çağı yakalamak gerekiyor. Mesela yakın zamanda bilet alımları konusunda önemli bir yeniliği hayata geçirdik. Devlet Tiyatroları, kendi sosyal medya sayfalarında yayınlanan oyun, festival, afiş, broşür gibi tanıtımlarda QR kod yönlendirilmesi uygulanacak. Seyircilerimiz artık oyunlarımız hakkında bilgiye çabucak ulaşıp, bilet alım işlemlerini daha kolay yapacak.

Corona sürecinde, sanatsal bir çözümle ‘Kamyon Tiyatrosu’ ile birçok şehirdeki binlerce insana ulaşıldı. Amaç gerçekleşti mi? İzleyicilerin geri dönüşleri nasıl?

Diğer sahnelerimizden teknik ve imkân eksikliği olmayan, bir sahnenin sahip olması gereken donanımlarının hepsine sahip, bir gezici sahne hep hayalimdi. Şimdi Kamyon Tiyatrosu projesiyle bunu gerçekleştirdik. Her şartta her yerde seyircilerimizi ağırlayabiliyoruz artık. Daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuklarımıza ulaştık. Büyük ya da küçük seyircilerimizin hepsinin ilgisi, heyecanı, sevinci Kamyon Tiyatrosu projesinin ne kadar doğru bir iş olduğunun bize gösterdi. Bu projenin gelişmesi, ülkemizde yaygınlaşması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çünkü ülkemiz için hiç tiyatro izleyememiş seyircilerimiz için gerçekten çok güzel bir proje olduğuna inanıyoruz.

MOLİERE, TUTKULARIN EVRENSELLİĞİNİ VE DAİMİ OLDUĞUNU GÖSTERİR!

Rol aldığınız Cimri oyununda canlandırdığınız Harpagon’un gözünden baktığınızda, yaşamdaki neler, daha bariz kendini gösteriyor?

Harpagon; cimrilikte sınır tanımayan, parayı çok seven ve onu kaybetmemek için her şeyi yapabilecek bir karakter, bildiğiniz gibi. Moliere karakterleriyle, tutkuların evrenselliğini ve daimî olduğunu gösterir. Tiyatronun en güzel yanı insanla uğraşır. Harpagon’un davranışlarındaki aşırılık seyirciyi kahkahalara boğarken bir yandan da onların tutkularına, aşırılıklarına ayna tutar. Yani o dönemden bu döneme baktığımızda insanların, her biri için farklı farklı şeyler de olsa tutkularının kölesi olmaya devam ettiklerini görürüz. Seyirciler biraz da kendi aşırılıklarına güler aslında.

2018’in Troya Yılı ilan edilmesi sebebiyle sahnelenen Troya Operası’nda Homeros olarak karşımıza çıktınız. Bu kadar yoğunken, oyunlar yönetirken, oyunda oynarken operaya Troya’ya nasıl dahil oldunuz? 300 kişilik oyuncu kadrosuyla operada gerek Homeros karakteri gerek bir sanatsever olarak neydi bu eserde sizi en çok etkileyen?

Opera Genel Müdürlüğü, Troya Operası’nda, dünya edebiyatının en ünlü şair ve yazarlarından biri olan Homeros karakterini oynamam için bana teklifte bulundu. O sırada Devlet Tiyatroları’nda iki oyun sahneliyordum. Çok yoğun olsam da böylesi güzel bir projede yer almak istedim. İyi ki de olmuşum. Çok ses getiren, büyük ve güzel bir iş oldu. 300’ü aşkın sanatçısı ve teknik ekibiyle sahnelenen Troya Operası, hem ülkemizde hem yurt dışında büyük ilgi gördü.

Bolşoy’da Türk operasının sahnelenmesi müthiş bir gurur olsa gerek. ‘Türk operasını dünyaya duyurmak zor değil’ düşüncesi uyanıyor mu Moskova’da sahnelenme başarısından sonra?

Bolşoy Tiyatrosu’ndaki birçok sanat eleştirmeni tarafından büyük beğeni kazandı. Bu topraklarda geçmişte de, şimdi de büyük sanatçılar yetişmekte. Bizim en önemli görevimizden bir de Türk sanatını dünya arenasına çıkarmak, evrensele taşımaktır.

ADANA’DAKİ FESTİVALE BİLET ALMAK İÇİN KAPIDA SABAHLAYANLARI DUYUNCA SAKIP SABANCI’NIN GÖZLERİ DOLDU!

2005 yılında başlayan, Sabancı ve Devlet Tiyatroları iş birliği ortaklığıyla 22 yıldır süren Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nin kurucusunuz. 22 yıl önceye gidersek… Neydi bu festivali hayata geçirmek istemenizin kıvılcımı? 22 yıl sonra istediğiniz, düşlediğiniz yerde mi Uluslararası Adana Tiyatro Festivali?

Sabancı ailesinin tiyatroya katkısı çok büyüktür. Adana Devlet Tiyatrosu 1981 yılında kuruldu. Sabancı ailesi Devlet Tiyatrosu’nun Adana’da kalıcı olmasını istediği için biletleri satın alıp, çalışanlarına dağıtıyordu. Adana’da tiyatronun bölge müdürlüğünü yaptığım dönemde, orada kalıcı bir şey yapmak istedim. Ve bu düşünceyi Sabancı Vakfı ile paylaştım. Böylece Adana Devlet Tiyatrosu Uluslararası Tiyatro Festivali hayata geçti. Festival o kadar çok ilgi gördü ki seyirciler tiyatronun önüne geceden çadır kurmaya başladı, sabah erken saatlerinde bilet satın alabilmek için. Bu durumu Sakıp Sabancı Bey ile paylaşınca gözlerinin dolduğunu hatırlıyorum ve ‘Bu festival Türkiye geneline numune olsun’’ dedi. Dediği gibi, Türkiye’nin en uzun soluklu festivali oldu. Yaklaşık otuz beş gün süren hem dünyadaki önemli tiyatroların hem Türk tiyatrolarının katıldığı, beslenen, büyüyen, gelişen çok büyük bir festival oldu. Her sene en az 50 ülkeden festivalimize katılma talebi geliyor ve bu bizi oldukça mutlu ediyor. Diğer festivallerimize de örnek oldu. Bu yüzden evet, düşlediğim yerde diyebilirim.

8 yıldır Bursa’da yapılan Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali’nin de kurucususunuz. Bu festivali hayata geçirirken neler vardı düşüncelerinizde? Balkan ülkeleriyle Türkiye’nin buluşma, buluşturma paydasında ortak olan özellikler hangi noktalarda ve notalarda ortaya çıkıyor?

Festivaller ülkeler arasındaki en güzel köprüdür. Festivallerin birlik oluşturma, kültür alışverişini sağlama gibi çok önemli amacı vardır. Bursa ilimizde hatırı sayılır Balkan soydaşlarımız yaşıyor. Bu yüzden burada bir Balkan Festivali olsa ne güzel olur diye düşündüm ve hemen çalışmaya başladık. Yunanistan, Hırvatistan Sırbistan, Bosna Hersek, Kosova gibi Balkan ülkelerini Bursa’da bir araya getirdik. Sonra büyük ilgi ve beğeni gören, gelişip ilerleyen bu güzel festival ortaya çıktı.

Sanata, tiyatroya ilginiz ne zaman, nasıl başladı peki? Neydi sanat ve oyunculuk konusunda sizi cezbeden, ‘Konservatuvarda okumalıyım, oyuncu olmalıyım’ dedirten?

Bizim dönemlerimizde bizi keşfedenler Türkçe ya da edebiyat öğretmenlerimiz olurdu. İlkokulda, ortaokulda küçük müsamereler yapılırdı. Bu tür sosyal etkinliklerin içinde yer almak edebiyat öğretmenlerinin desteğine bağlıdır. Bu öğretmenler hep şiir okuyan, güzel  konuşan, Türkçesi iyi, sesi gür, müzik kulağı olan öğrencileri seçer, bu tip etkinlikler için. Ben de hep o öğrencilerdendim. Hep o gösterilerin içinde yer alırdım. O dönemler konservatuvar birkaç taneydi. Ankara’da bir konservatuvar olduğunu, burada tiyatro bölümünün olduğunu, bu bölümden mezun olanların Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu, sanatçı olarak çalışmaya başladıklarını öğrendim. Bizim zamanımızda en popüler meslekler; memurluk, polislik, öğretmenlik gibi mesleklerdi. Bu kadar çok üniversite yoktu. Öğretmenimin yönlendirmesiyle devlet konservatuvarına girdim. Bölüme girmem, bölümü sevmem öğretmenlerim sayesinde oldu. Onlar iyi ki varlar.

BUGÜNKÜ BULUNDUĞUM YERİ ADANA’YA BORÇLUYUM!

1988’de mezun olduktan sonra Adana yıllarınız başlamış.

Evet. Mezuniyetten sonra Devlet Tiyatrosu henüz bu kadar yayılmamıştı. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa’nın dışında bir de Adana vardı. Bizim yeni mezun olduğumuz dönemde de Trabzon ve Diyarbakır Devlet Tiyatrosu açılmıştı. Yani yedi, sekiz bölge vardı. Ben de yerleşik bir bölge olan, 1981 yılında açılmış, kendi kadrosu olan bir tiyatroya, Adana Devlet Tiyatrosu’na gittim. İki erkek bir kadın sanatçıya ihtiyaç vardı. Biz de genç stajyer sanatçı olarak oraya gittik. Çok uzun yıllar kaldım orada. Oyuncu olarak başladığım sürede idareci olarak da çalıştım. Yaklaşık on altı yıl kaldım. Sonrasında orada açılan devlet konservatuvarında öğretim görevlisi olarak çalıştım. Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kurulmuştu, burada da oyunlar yönettim. Bunun yanı sıra Adana’nın o dönem ta 1981 yılında başlayan iyi bir seyircisi vardı. Adana kültüre çok yatkın bir şehir; edebiyata, sinemaya… Hatta sana şöyle söyleyeyim; bir Film çekildiği zaman önce Adana’da gösterime girerdi. Türkiye genelinde o filmin iş yapıp yapmayacağı Adana’da anlaşılırdı. Adana o dönem işçi şehriydi. Bir sürü fabrika vardı. Memleketin her yerinden gelmiş insanların buluştuğu bir kültür mozaiğiydi. Bugünkü bulunduğum yeri Adana’ya borçluyum.

EMPATİ YAPTIĞINIZDA, KENDİNİZE KALIN DUVARLAR ÖREMEZSİNİZ!

Oyunculuk size ne sağladı, en büyük dersi ne oldu mesela, hayata dair?      �

Öyle çok oldu ki… Ama bunların birinden bahsetmem gerekirse farkındalık sağlaması diyebilirim. Bir role hazırlandığınız zaman o karakterin tüm yaşamını sorgularsınız, kararlarının altındaki nedeni ararsınız. Bu da insanları anlamanızı ve onlarla empati kurmanızı sağlar. Bu empatiyle birlikte kendinize kalın duvarlar öremezsiniz. Anlayış ve empati sizi daha sevgi dolu, barışçıl bir kişi haline getirir.

HİÇBİR YETENEK KARŞILIKSIZ KALMAZ!

10 yıllık Adana Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü sonrasında Çukurova Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak sahne ve oyunculuk dersleri verdiniz. Genel olarak oyunculuk okuyan öğrencilerle ilgili dikkatinizi çeken neler oluyor?

Dediğiniz gibi Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak sahne ve oyunculuk dersleri verdim. Gençlerimizin hepsi de gelecek vadeden pırıl pırıl çocuklar. Bizim için çok önemliler çünkü bizim geleceğimiz onlar. Bilmeleri gereken en önemli şey şu, hiçbir yetenek karşılıksız kalmaz. Bir tavsiyede bulunmam gerekirse; gençlerimizin sadece okulda öğrendikleriyle sınırlı kalmamalarını, daha fazla merak edip araştırma yapmalarını, dünyayı daha fazla takip etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Devlet Tiyatroları’nın 70. yılı kutlandı. 20 yıldan fazla bu kurumdaki biri olarak 70 yılın paydasından neler daha bariz sanat adına?

Tiyatro, evrensel değerlere sahip bireylerin yetiştirilmesi için çalışan bir kültürdür. Devlet Tiyatroları, 1949 yılından bugüne kadar bu kültürü yaygınlaştırmak, toplumun kültürel ihtiyaçlarını karşılamak, Türk sanatını ve dilini geliştirmekte önemli bir görev üstlenmiştir. Kurulduğu günden bugüne Devlet Tiyatroları bu görevi başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Geçmişten aldığımız güçle hızla ilerliyor, gelişiyoruz. Şu an yeni sahneler ile birlikte her sezon binlerce temsil vermekteyiz. Altı uluslararası, iki ulusal festival düzenlemekteyiz. Bu festivallerle farklı tiyatro görüşlerini, edebiyatlarını ve kültürlerini seyircilerimizle buluşturuyoruz. Yurt dışına turneler düzenleyip, Türk tiyatro sanatını ve edebiyatını uluslararası düzeyde tanınmasını sağlıyoruz. Her geçen gün yenilenen, gelişen ve güçlenen bir tiyatroyuz.

Neydi bunca yıl sizi sanatın içinde olmaya iten…

Tek kelimeyle özetleyebilirim bunu; tiyatroya olan aşktı, en büyük motivasyonum.

GERÇEK VE SAF OLAN AŞKIN ÖLÜMSÜZ OLACAĞI İNANCINDAYIM!

Aşk deyince… İskender Pala’nın yazdığı, birbirine kavuşamayan ve aşkları uğruna ölen iki gencin öyküsü olan ‘Leyla ile Mecnun’ son yönettiğiniz oyunlardan… Uğruna ölününce mi aşk oluyor? Ya da şöyle sorayım; uğruna ölününce mi ölümsüzleşiyor aşk?

Ünlü edebiyatçı İskender Pala’nın yazdığı oyun; Asya, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’da çok bilinen bir aşk hikayesi. Sorduğunuz ‘Uğruna ölününce mi aşk oluyor? Ya da uğruna ölününce mi ölümsüzleşiyor aşk?’ sorunuza gelirsek; gerçek ve saf olan aşkın, sevginin, sanatın ne şekilde olursa olsun ölümsüz olacağı inancındayım.

2019’da güzel bir projeyi daha hayata geçirdiniz. Kadına şiddetin, ayrımcılığın daha da arttığı günümüzde, ‘12 Oyun 12 Kadın Yazar’ projesi ne güzel bir inceliktir. 12 kadının yazdığı oyunu 12 kadın yönetmen sahneledi. Türk kadınını daha çok oyun yazmak ve sahnelemeleri için yüreklendirdiğiniz bu güzel projenin tam da bu noktasında, yıllardır kadın yazarların erkek yazarlara göre daha az olmasını neye bağlıyorsunuz?

Evet, yine bir proje ile kadın yazarlarımızın yazdığı 12 yerli yeni oyunu, 12 kadın yönetmenimizle seyircilerle buluşturduk. Yerli yazarlarımızı çok önemsiyoruz. Yerli kadın yazarlarımızı ise daha çok önemsiyoruz. Erkek yazarların geçmişte daha fazla oyun yazıp yönettiği doğrudur ama şöyle güzel bir durumu paylaşmak isterim; bize gelen oyunlarda kadın yazarlarımızın sayısı hızla artmakta. Çok geçmeden repertuvarlarımızda güzel bir ağırlıkta olacaklarını düşünüyorum. Bu tarz projelerle bunu hızlandırmak niyetindeyiz.

Devlet Tiyatrosu’nun düzenlediği, kadına verilen değerin yüceltilmesi ve yerli yazarları teşvik etmek amacıyla, 2023 yılında kutlanacak olan Cumhuriyet’imizin ilan edilişinin yüzüncü yılı adına ‘Cumhuriyet’in 100. Yılında Kadın’ adlı oyun yazma yarışmasıyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Oyun yazma yarışmalarıyla Türk Tiyatrosu’nun canlanmasını, zenginleşmesini, yeni bakış açıları kazandıracak, tiyatro sanatını daha üst bir noktaya taşıyacak yeni yazarları keşfetmeyi amaçlarız. Yeni yazarlar kazanmanın yanı sıra bu yarışma ile kadınlarımızın toplumumuz için ne denli önemli olduğunun farkındalığını arttırmak, bilim ve sanat alanındaki başarılarını hatırlamak ve bizim için yaptıkları fedakarlıkları yeniden anmak istedik.

Sanat adına yaptıklarınızla ve yönettiğiniz oyunlar sebebiyle çok ödül alanlardansınız. Hangi düşüncelere, hangi duygu basamaklarına getiriyor sizi, verilen ödüller?

Bugüne kadar birçok ödülle onurlandırıldım. Sevdiğiniz işi yapıp ve karşılığında da bu saygın ödülleri almak tabii ki mutluluk verici… Ödülü alınca duygu olarak büyük bir mutluluk oluyor tabii. Düşünce olarak da ‘Daha fazla sahnede olmalı ve daha fazla üretmeliyim’ diyorsunuz kendi kendinize.

Kimi oyuncu tiyatro için “Beni dik tutan alan” der, kimi bir erkek oyuncu “Tiyatroda rahibe gibiyim” der. Kimi de tiyatronun paradan daha değerli olduğunu söyler. Peki sizin için tiyatro ne ifade eder?

Az önce de söylediğim gibi kısaca aşk diyebiliriz. Onun için çalışmak, çabalamak, koşturmak hiç yormaz sizi. Yorulmayı bir yana bırakın, sürekli daha fazla, daha fazla çalışmak istersiniz. Bir nevi kendinizi adarsınız. İşte bu meslek biraz böyle bir şey.

SAHNEYE ÇIKMADIĞIM ZAMAN, HİÇBİR ŞEY YAPAMAMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM!

Genel müdürlük ile oyunculuğu bir arada götürmenin artıları, eksileri neler?

Eğer genel müdürlük yaptığım süreçte kendi mesleğim olan oyunculuğu yapamasaydım benim için dezavantajlı bir durum olurdu. Çünkü o sahneye çıkmadığım zaman sanki hiçbir şey yapamamış gibi hissediyorum kendimi. Tiyatroda şunu düşünürsünüz, ‘Tiyatro için daha fazla ne yapabilirim?’ olur hep aklınızda. Birçok görevde bulunmamın eksiden çok benim için artısı vardır bu yüzden. Tabi oyunculuk yapmayı bırakmamak şartıyla.

HİÇ OYNAMAMIŞ BİR AMİR, DOĞRU BİR ŞEY YAPMIYOR!

 Hem genel müdür olmak hem oyun yönetmek ve bir yandan da oynamak…

Sadece idari işlere yoğunlaştığınız, idareciliğe kendinizi kaptırdığınız zaman asıl mesleğinizi yapamaz duruma gelirsiniz. Bu kötü bir şey. Benim asıl mesleğim oyunculuk, yönetmenlik, sahne üzerinde olmak. Sonuçta idari görevlerimizden ayrıldığımız zaman yine kendi pozisyonlarımıza gidiyoruz. Hiç oyunculuk yapmamış, oynamamış bir amir bence doğru bir şey yapmıyor.

Üretkenliğinizi de yitirmiş oluyorsunuz.

Aynen öyle… 2019’da hem Troya hem de Moliere’in ‘Cimri’ oyununu birlikte götürdüm.

İDARECİYKEN BİR OYUNDA OYNAMAK SANATÇILARIN GÖZÜNDE SAYGINLIĞINIZI ARTIRIYOR!

Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Bozkurt Kuruç da, hem genel müdürlük hem de oyunculuk yapmış. Ondan yirmi beş yıl sonra da siz…

Yirmi beş yıl önce ilk defa bir genel müdür sahneye çıkmış, ondan yirmi beş yıl sonra ben çıkmışım. Yani sahnede olmak iyi bir şey. Yönetmek başka bir şey ama sahnede o seyirciyle buluşmak çok kıymetli, çok değerli. Yönetici olarak çalışmanın da ayrı bir keyfi var. Kurumun içinden geliyor olmak, kurumu, sanatçıları biliyor olmak, kurumdaki sanatçı ve yönetici açısından avantaj. İdareciyken bir oyunda oynamak sanatçıların gözünde saygınlığınızı artırıyor.

Kaynak: Hürriyet

Meryem Uzerli 10 Günlük Dubai Tatilinde

Kızlarıyla birlikte mutlu ve gözlerden uzak bir hayat süren ünlü oyuncu Meryem Uzerli soğuk kışında etkisiyle soluğu Duabi’de aldı. Meyrem Uzerli 10 günlük Dubai tatilinde. İşte detaylar;

Meryem Uzerli’den Kızlarıyla Duygusal Paylaşım

Instagram’da 7 milyon takipçisi olan Uzelli, kızları Lily Koi ve Lara’yı çenesinin önünde poz veriyor. Kızlarına yılbaşı kostümleri giydiren oyuncu, paylaşımına kalp, Noel Baba ve çam emojilerini de ekledi. Uzelli’nin paylaşımı kısa sürede 307.000’den fazla beğeni aldı.

Pozların yanı sıra Uzerli ve kızlarının benzerliği sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmadı. Birçok kullanıcı “Kızlar aynı annesi” ve “Kızlar güzelliğini annelerinden almış” yorumu yaptı.

Meryem Uzerli kimdir?

Meryem Uzerli Kızlarıyla Tatilde

Muhteşem Yüzyıl’da canlandırdığı Hürrem karakteriyle adını duyuran Meryem Uzerli, kızları Lara Jemine ve Lily Koi ile tatil için Dubai’ye gitti. Ünlü oyuncu, kızlarıyla havuzda geçirdiği eğlenceli anları sosyal medya hesabında yayınlamayı da ihmal etmedi.

Meryem Uzerli ‘nin Takdire Şayan Milyonluk Başarısı…

Meryem Uzerli 10 Günlük Dubai Tatilinde

10 günlük tatilinin ilk beş gününden ayrılan Uzerli, çocukları ve arkadaşlarıyla geçirdiği mutlu anları sosyal medya hesabından paylaştı.

Tatilden sonra Berlin’e dönen oyuncu Mart ayında yeni projeleri için İstanbul’a geliyor. Meryem Uzerli geçen yıl kızı Lily Koi’yi Amerikalı erkek arkadaşıyla birlikte taşıdı. İş için çok seyahat eden oyuncu, boş zamanlarını kızları Laru ve Lily Koi için ihmal etmiyor. Ünlü oyuncunun paylaşımlarına binlerce beğeni yağıyor.

İrem Derici Cem Belevi’ye Aşkını Haykırdı

Pop müziğin sevilen ismi İrem Derici, Cem Belevi ile ilişkisi hakkında konuştu. Ünlü şarkıcının sözleri İrem Derici Cem Belevi’ye aşkını haykırdı dertti. İşte o açıklamalar;

Sevenleriyle Buluştu

Berk Oktay ve Yıldız Çağrı Atiksoy’un Düğün Tarihi Belli Oldu

Bir süredir mutlu bir briliktelik yaşayan Berk Oktay ve Yıldız Çağrı Atiksoy geçtiğimiz ay nişanlanmıştı. Dünya evine girmek için hazırlıklara başlayan Berk Oktay ve Yıldız Çağrı Atiksoy’un düğün tarihi belli oldu? Berk Oktay ve Yıldız Çağrı Atiksoy ne zaman evleniyor? İşte detaylar;

Berk Oktay ve Yıldız Çağrı Atiksoy Nişanlandı

Begüm Kütük: Sevdiğimi Kıskanırım

İkilemli soruların bu haftaki konuğu Begüm Kütük oldu. Çok özel itiraflarda bulunan Begüm Kütük “Sevdiğimi kıskanırım” dedi. İşte o açıklamalar;

◊ İzmir Tevfik Fikret üzerine, Paris Nancy 2’de medya-iletişim lisansı… Fransız formasyonu size ne kattı: Edebi bakış mı, eleştirel yaklaşım mı?
– Edebi bakışın yanında özgürlük, eşitlik, kardeşlik kavramları… Birey olma yolunda, eleştirel bakış açısı…

◊ Hangi rolünüz kariyerinizde daha önemli dönem noktası: “Çalıkuşu”ndaki “Neriman” mı, “Olağan Mucizeler”de “en iyi kadın oyuncu” ödüllü “Joy” karakteri mi?
– Her ikisi de. “Çalıkuşu” karakteri ekranda, Joy karakteri perdede başarılı olmamı sağladı.

◊ Kendinizi ilk nerede tanıtmayı tercih ederdiniz: Ekrandan mı, tiyatro sahnesinden mi?
– Seyirciyle sıcak ilişki kurabildiğim, beraber nefes aldığım, her duyguyu beraber yaşabildiğimiz tiyatro sahnesinde.

◊ 21 yaşında katıldığınız Best Model’in sonra sunucusu da oldunuz. Sunuculuk, karşınızda seyirciyle mi keyifli yoksa sinema programınız “Sineshow”daki gibi kameraya bakarak mı?
– Sunuculuk karşınızda seyirciyle keyifli. Dizi ya da Film çekerken gözünün kameraya kaymasının tüm sahnenin çöp olmasına alışmış biriyim. Seyircisiz, kameranın içine dik dik bakarak sunuculuk yapmak bana çok zor gelmişti.

◊ 90’ları çok özlermişsiniz. Hangisinde hâlâ dans edebilirsiniz: MC Hammer mı, Spice Girls mü?
– MC Hammer ilk göz ağrım. (Gülüyor) Ama Spice Girls “Wannabe”yi nerede duysam çığlık çığlığa tepinmeye başlayabilirim.

◊ O yıllardan hangi trend daha berbattı: Vatka mı, perma mı?
– Sus… Her ikisi de.

◊ Pandemide eşinizle birlikte sağlık çalışanları için 3D maske ürettiniz. Peki kısıtlamalarda en çok neyi özlediniz: Beşiktaş’ın maçlarını mı, çok sevdiğiniz uzun masa yemeklerini mi?
– En çok Çarşı’da çılgınlar gibi eğlendiğim, Beşiktaş’ın şampiyonluklarını kutlamayı özledim.

◊ Hayatınız bir film olsa romantik mi olurdu, komedi mi?
– Romantik komedi.

Erdil’in zekâsı, komikliği, ayrıca da yakışıklılığı çekti beni

◊ 11 yıldır karikatürist Erdil Yaşaroğlu ile evlisiniz. Sizi zekâsı mı, komikliği mi çekti?
– Hem zekâsı, hem komikliği hem de karakteri. Ayrıca da yakışıklılığı! (Gülüyor)

◊ Aşkta alıcı kuş musunuz, çantada keklik mi?
– Ya bunu Erdil’e sormam lazım. (Gülüyor)

◊ Ev işlerinde işbölümü yapıyormuşsunuz. Sizin payınız temizlik mi, mutfak mı?
– Mutfak. Oyuncu olmasaydım kesin aşçı olurdum. Dostlarım bilir. Çok güzel Yemek yaparım. İnsanlarımı ağırlamaktan acayip mutluluk duyarım.

Begüm Kütük Sağlık Çalışanları İçin Evinde Siperlik Üretiyor..

◊ İlişkide nasıl birisiniz: Kıskanılmayı seven mi, yoksa kıskanç mı?
– Sevdiğimi kıskanırım. Dozunda kıskanılmakta da mutluluk duyarım.

◊ En çok hangi dekoltenize güvenirsiniz: Sırt mı, bacak mı?
– Bacak.

◊ Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı, her aşkınızın kötü bitmesi mi?
– Aşka âşık biri olarak kimselere aşık olamamak en kötüsü bence.

◊ Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?
– Kayıtsızlık. Net

Begüm Kütük kimdir?

“ Sinan Akçil Ve Dostları ” Erkan Petekkaya İle Youtube’ da Esti Kavurdu!…

0

Türkiye’ nin en ünlü besteci, müzisyen, söz yazarı ve şarkıcısı olan sanatçı Sinan Akçıl‘ dan büyük ses getiren proje!. Merzigo Müzik markasıyla YouTube kanalı için düzenlediği yepyeni projesi “Sinan Akçil ve Dostları Akustik” adıyla tüm müzikseverlerin huzuruna çıkıyor… İşte Detaylar…

Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı’yı Ayıran İhanet Mi?

“ Sinan Akçil Ve Dostları ” Erkan Petekkaya İle Youtube’ da Esti Kavurdu!…

Youtube’ da Merzigo Müzik etiketiyle yapılan Erkan Petekkaya, Deniz Toprak, Fettah Can, Naide Babaşlı, Merve Büyükçınar, Serdar Ortaç gibi birçok ünlü ismin konuk olduğu ve şarkılar söylediği “Sinan Akçıl ve Dostları Akustik” programının çekimleri tamamlandı…

Erkan Petekkaya ‘dan Yeniden “Yollar Seni Gide Gide” Yorumu…

“Sinan Akçıl ve Dostları Akustik” programının ilk yayınlanacak bölümün de Erkan Petekkaya rol aldığı ‘Kırmızı Oda’ dizisinde hayat verdiği Sadi karakteri olarak seslendirdiği ve büyük ses getiren “Yollar Seni Gide Gide” şarkısının akustik versiyonunu seslendirdi.

YouTube Videolarda Listeye Girdi Bile!…

Sinan Akçıl’ın dostlarını ağırladığı şarkılarla onlara eşlik ettiği ve her hafta YouTube‘da yayınlanacak olan “Sinan Akçıl ve Dostları Akustik” ın ilk bölümünün Erkan Petekkaya “Yollar Seni Gide Gide’nin teaserı yayına girdiği an itibariyle YouTube videolarda listelere girdi…

Dijitalde Müzik severlere özgün ve kreatif dijital medya hizmetleri sunan Merzigo Müzik bugüne kadar Bengü, Murat Dalkılıç, Yonca Lodi gibi birçok isme yaptığı müzik içerikli YouTube çekimlerinin gördüğü ilgiden sonra “Sinan Akçıl ve Dostları Akustik” ile sürprizlerin devam edileceği belirtildi.

Sinan Akçıl kimdir?

Erkan Petekkaya kimdir?

İşte Erkan Petekkaya ‘dan “Yollar Seni Gide Gide” Yorumu…

 

Ezgi Ayçe’ nin Yepyeni Teklisi ”Hayırdır” Güçlü Kadınlara Geldi…

0

Şarkıcı Ezgi Ayçe’ nin Yepyeni Teklisi olan ”Hayırdır”, ayrılık sonrası yıkılmayan, kaldığı yerden hayatına devam eden Güçlü Kadınlar İçin Gümbür Gümbür Geliyor. Güzel şarkıcı, uzun zamandır kendi şarkılarını yazan, güçlü sesi ve yorumculuğu ile genç neslin en üretken ve başarılı seslerinden biri olarak son şarkısı “Hayırdır” ı, Pasion Turca müzik markasıyla tüm dijital platformlarında müzikseverlerin huzuruna çıkardı. İşte Detayları…

Ezgi Ayçe’den ‘Derin Yemin’ İstanbul’la Dolu..

Ezgi Ayçe’ nin Yepyeni Teklisi ”Hayırdır” Güçlü Kadınlara Geldi…

Sözlerin Ezgi Ayçe ile müzisyen Nehir Kıyıcı, bestesi ise yine Ezgi Ayçe’ ye sahip olan “Hayırdır” ın düzenlemesi ise müzisyen Serdar Ayyıldız’ a ait. “Ayrılık sonrası hayatına devam eden güçlü kadınların hikayesini ve ayrılığa, yalnızlığa bakış açımı anlattım” dediği şarkının klibini ise ünlü yönetmen Ahmet Can Tekin çekti.

Ezgi Ayçe Usta Sanatçılar İle Çalıştı..

Müzik öğretmeni olan anne babanın çocuğu olarak küçüklüğünden bu yana müzikle büyüyen ve aynı yıllarda kendi şarkılarını da yazmaya başlayan Ezgi Ayçe, Enbe Orkestrası’nın 2018 yılında yayınladığı albümünün çıkış parçası olan ve klibi Barcelona’da çekilen “Yarım Sevda” ile müzik dünyasına merhaba derken, başta Ajda Pekkan olmak üzere birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaşmış ve çocukluğundan gelen müzik tutkusunu sahne ve albümlere taşıdı…

Ezgi Ayçe’ Nin Son Teklisi ” Hayırdır”  Tüm Dijital Platformlarda…

2019 yılında müzisyen Serdar Ayyıldız ile ortak bir çalışmaya imza atan ve sözü müziği Sezen Aksu’ya ait “Ateş Böceği” ile kısa sürede büyük ilgi gören Ezgi Ayçe’ nin yorumladığı şarkı, Serdar Ayyıldız’ın proje albümünün çıkış parçası oldu. Sanatçı 2020 yılında sözü müziği kendisine “Derin Yemin”i dinleyici ile buluşturmuştu.

Ezgi Ayçe’nin yepyeni şarkısı ” Hayırdır” Pasion Turca etiketiyle tüm dijital platformlarda.

Ezgi Ayçe Kimdir?

İşte Ezgi Ayçe’ Nin Son Teklisi ”Hayırdır”…

”Hayırdır” Şarkı Sözleri İse;

“..Hayırdır canıma mı kastın?
Göz hizası gizli bir tuzaksın
Tam derken işte bu tamamdır
Büyük yanıldım sahici yalandın,

Git gemileri yak
Bulursan yerinde limanı
Aşk bir uykusuzluk
Seninle çektim cezamı,

Ah diyemem hazırım ayrılığa
Kaç kere döndüm en başına
Ağla uyanıp bulamayınca
Koynunda yanında,

Ah diyemem hazırım ayrılığa
Kaç kere döndüm en başına
Ağla uyanıp bulamayınca
Koynunda yanında
Git gemileri yak
Bulursan yerinde limanı
Aşk bir uykusuzluk
Seninle çektim cezamı
Ah diyemem hazırım ayrılığa
Kaç kere döndüm en başına
Ağla uyanıp bulamayınca
Koynunda yanında..,

Ah diyemem hazırım ayrılığa
Kaç kere döndüm en başına
Ağla uyanıp bulamayınca
Koynunda yanında..”

 

 

 

Oğlum 3. Bölüm 2. Ön İzlemesi Yayında! Tuğrul İle Annesi Zeynep’e Büyük Baskı Yapıyor!

0

Show Tv’nin yeni dizisi Oğlum, 3. yeni bölümüyle 23 şubat çarşamba günü ekrana gelecek. Dizinin yeni bölümünde; Tuğrul Zeynep’i alıp bir uçurumun kenarına götürür. Ona, gömleği polise verdiği için çok kızar. Zeynep, oğlunun böyle olmasında onu sorumlu tutar. Onun Efe’ye babalık yapmadığını söyler. Oda, Efe’yi istemediğini doğmadan aldırmasını istediğini, kendisinden baba olmayacağını söylediğini hatırlatır. Oğlum 3. bölüm 2. ön izlemesi yayınlandı. Tuğrul ile annesi Zeynep’e, büyük baskı yapıyor.

Oğlum 3. Bölüm 1. Ön İzlemesi Yayında! Tuğrul Efe’nin Doğmasını İstemediğini Söylüyor!

Tuğrul İle Annesi Zeynep’e Büyük Baskı Yapıyor!

Oğlum 3. bölüm 2. ön izlemesinde; Tuğrul ile annesi, Zeynep’den basının karşısına çıkıp göz yaşı döküp mağduru oynamasını istiyor. Karşı tarafın daha da mağdur olduğunu bilen Zeynep, onların bu yaptığı karşısında ne yapacağını bilemiyor. Zeynep, kameraların karşısına geçip ne konuşacak?

İşte Oğlum 3. bölüm 2. ön izlemesi…

OĞLUM 2. BÖLÜM ÖZETİ!

Zeynep, oğlunun Kaan’ı öldürdüğünü duyunca sinir krizleri geçirir. Demet’e, onun yalan söylediğini ona inanmalarını söyler. Zeynep’i, komiser dışarı çıkartmak zorunda kalır. Tuğrul, Zeynep’in telefonlarına yeni cevap verir. Zeynep, durumu kocasına anlatır. Tuğrul, bir kanlı gömlek olduğunu duyunca hemen eve gidip gömleği saksının altına saklar.

Zeynep, polislerle birlikte eve gelir. Evin her yerinde kanlı gömlek aranır. Ancak bulunamaz. Onlar gittikten sonra Tuğrul gömleği oradan çıkartır. Komiser, güvenlikten Tuğrul’un kendilerinden önce eve girdiğini öğrenir. Zeynep, hemen gömleği alıp çantasına saklar.

Komiser, Zeynep ile Tuğrul’u ifade için emniyete alır. Gömlek için evde tekrar arama yapılır. Zeynep, gömleği karnına bağlayıp bulunmasını engeller. Sorguda, gömleğin yerini bilmediklerini söyler. Eve geldiklerinde Zeynep Tuğrul’a gömleği yaktığını söyler.

Melike, okula gidip öğretmenle konuşmak ister. Öğretmen dışarı çıkmayınca okulun camlarını kırar. Şikayet üzerine Melike, kamu malına zarar vermekten karakola götürülür. Karakolda Melike, Efe ile tanışır. Onun kendisine verdiği mavi kırlangıç oyuncağıyla göz yaşlarını tutamayıp Efe’ye sarılıp ağlar.

Demet Efe’yi, bir türlü o günle ilgili konuşturamaz. Onu alıp olay yerine tatbikat için götürür. Efe orada, hiçbir şey gösteremez. Sadece onu öldürdüğünü söyler. İrfan, bir silah alıp tatbikatı basar ve oğlunun katilini öldürmek ister. Onun çocuk olduğunu görünce büyük bir şok yaşar ve ne yapacağını bilemez.

Zeynep, Kaan’ın cenazesine gider. Dönüşte Demet’le karşılaşır. Demet ondan, kendisini emniyete bırakmasını ister. Zeynep Demet’le konuştuktan sonra gömleği alıp gidip komisere verir.

Oğlum 3. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Efe Kaan’ı Kendisinin Öldürmediğini Söylüyor!

Camdaki Kız 32. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Nalan İle Hayri Arasında İlginç Bir Yakınlaşma Başlıyor!

0

Kanal D’nin sevilen dizisi Camdaki Kız, 32. yeni bölümüyle 24 şubat perşembe günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Feride, Cana’yı bodruma kilitleyip iki aşamalı terbiye operasyonu yapar. Sonra serbest bırakır. Sedat, hiç Nalan’la ilgilenmez. Nalan, Sedat’ın telefonunda Cana’nın ilk mesajını görür. Akşam Sedat’ı arayıp beraber yemeğe çıkmak istediğini söyler. O ise arkadaşıyla vakit geçirir. Gece Nalan Cana’nın yeni mesajını görüp Sedat’ı takip eder. Onun kendisine yalan söyleyip Cana’yla otelde buluştuğunu görür. Bu sefer Nalan’ın Sedat’ı, affetmesi zor görünür. Camdaki Kız 32. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Nalan ile Hayri arasında, ilginç bir yakınlaşma başlıyor.

Perşembe Dizileri 2021

Nalan İle Hayri Arasında İlginç Bir Yakınlaşma Başlıyor!

Camdaki Kız 32. bölüm 1. fragmanında; Nalan, Cana’yı kendi sözleriyle vuruyor. Ona, kendisinin aptal olmadığını hatırlatıyor. Hayri, Nalan’ın yaşadıklarını bildiği için onu rahatlatmak için elinden geleni yapıyor. Onun kendisine aşık olduğunu bilmeden Hayri’nin konuşmaları Nalan’ın hoşuna gidiyor. Feride, Sedat’ı yanına çağırıp ona Cana’ya yaptığı operasyonu yapmak zorunda kalacağını söylüyor. Nalan’ın, bundan sonraki adımı ne olacak?

İşte Camdaki Kız 32. bölüm 1. fragmanı…

 

CAMDAKİ KIZ 31. BÖLÜM ÖZETİ!

Feride, Cana’yı bodruma kilitliyor. Onu aç ve susuz bırakır. Adil, morali bozuk bir şekilde eve gelir ve Sedat’ın kızını aldattığını bilmesi gerektiğini söyler. Feride ona, durumu araştırdığını ve onların münasebetlerinin Nalan olmadan önce olup bittiğini söyler. Yine de Adil’in, içi hiç rahat etmez. Feride’ye güvendiği için susar.

Feride, Cana’ya ilk terbiye dersini verir. Ondan on bin kere kocasını aldattığını yazmasını ister. Daha sonra bir kova dolusu suyla gelip fayansların derzlerini diş fırçasıyla temizlemesini ister. Cana, mecburen o derse yapmak zorunda kalır. Feride’ye de bir daha Sedat’la görüşmeyeceğine dair söz verir.

Nalan, Sedat’ın telefonunda Cana’nın mesajını görür. Onun çocuklarını alacağını ve bunu buluşup kutlamak istediğini yazdığını okur. Sedat’ın kendisiyle değil arkadaşlarıyla daha iyi vakit geçirdiğini düşünmeye başlar. Billur’la buluşup dertleşir. Billur Nalan’a, akşam hazırlanmasını ve Sedat’ı arayıp yemeğe çıkmak istediğini söylemesini ister.

Cana’ya ulaşamayan Sedat, morali bozuk bir şekilde arkadaşına gider. Nalan, hazırlanıp Sedat’ı arar. O ise, arkadaşı Kaan’la buluştuklarını onun önemli bir sorununu konuşacaklarını söyleyip Nalan’ı ret eder. Nalan, onun Cana’yla buluştuğunu düşünüp görüntülü arar.

Onun arkadaşıyla olduğunu görünce rahatlar. Sedat eve geç gelir. Feride Cana’yı, serbest bırakır. Cana hemen Sedat’a mesaj yazar. Dün çıkamadığını sabah her zamanki otelde onu bekleyeceğini yazar. Nalan o mesajı da okur. Sabah Sedat’a, nereye gittiğini sorar. Oda, tenis derslerine başladığı yalanını uydurur.

Nalan Sedat’ı takip eder. Sedat, Cana’yla otelde buluşur. Cana, Feride’nin kendisine neler yaptığını anlatır. Ona bir süre görüşmemelerinin iyi olacağını söyler. Sedat ise, onunla görüşmeden yapamayacağını söyler.

O sırada Nalan yanlarına gelir. Sedat’a, eve gidip kendisini beklemesini söyler. Nalan, açıklama yapmak isteyen Sedat’ı dinlemiyor ve ondan gitmesini ister. Cana’nın da konuşmasını kesmemesini ister.

Camdaki Kız 32. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Nalan’ın Sedat’ı Affetmesi Zor Görünüyor!

Sadakatsiz 50. Bölüm 1. Fragmanı Yayında! Volkan Ali’den Vazgeçecek Mi?

0

Kanal D’nin sevilen dizisi Sadakatsiz, 50. yeni bölümüyle 23 şubat çarşamba günü ekrana gelecek. Dizinin son bölümünde; Leyla, Ali’nin annesinin Aras’la evleneceğini bilmediğini zannedip onu olay çıkartmak için partiye getirir. Volkan, Aras’a annesini Haluk’un sakladığını söyler. Oda hesap sormaya gider. O çıktıktan sonra Haluk fenalaşıp kalp krizi geçirir. Gönül, Haluk’un ölmesinin suçlusu olarak Aras ile Asya’yı sorumlu tutar. Onları bitirmek için Volkan’a bir teklifte bulunur. Volkan, Gönül’ün teklifini kabul edip şirketin başına geçer. Asya, Volkan’la konuşmaya gider. Sadakatsiz 50. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Volkan, Ali’den vazgeçecek mi?

Çarşamba Dizileri 2021

Volkan Ali’den Vazgeçecek Mi?

Sadakatsiz 50. bölüm 1. fragmanında; Asya, Aras’ın evlendikten sonra Londra’da yaşama teklifini kabul ediyor. Ali’ye de durumu anlatıyor. Ama Ali, orada mutlu olduğunu söyleyip gitmek istemediğini söylüyor. Asya’da Ali’yi, Derin’le Volkan’ın yaşadığı eve bırakıyor. Derin, Ali’yle aynı evde yaşamak istemiyor. Volkan, Ali yada şirket arasında bir seçim yapma durumunda kalıyor. Bu arada Ali de istenmediğini öğreniyor.

İşte Sadakatsiz 50. bölüm 1. fragmanı…

SADAKATSİZ 49. BÖLÜM ÖZETİ!

Leyla, Aras’ın doğum günü partisinde istediği rezaleti çıkaramaz. Aras, Asya’yı evine bıraktıktan sonra hemen Leyla’nın kendi adına imzaladığı tüm evrakları tespit ettirip eğer Türkiye’den gitmezse onu yolsuzluk yapma suçundan hapse attırmakla tehdit eder. Leyla da, gitmek zorunda kalır. Aras, Asya’yı yeni aldığı evi göstermek için götürür.

Ama eve girdiklerinde duvarda bir yazıyla karşılaşırlar. Asya, o yazıyı Volkan’ın yazdığını anlar. Aras ise, yazıyı Leyla’nın yazdığını düşünür. Asya, hemen Volkan’ın yanına gidip ona, o yazıyı onun yazdığını bildiğini, artık kendisini rahat bırakmasını onla yaşayamadığı mutluluğu Aras’la yaşamasına izin vermesini ister.

Volkan, bu duruma sinirlenip Aras’ın evine gidip ona annesini yıllardır saklayan kişinin Haluk olduğunu söyler. Selçuk, babasıyla konuşup ona Ceren’in hamile olduğunu, ama kendisinin Nil’i bırakmak istemediğini söyler. Baba oğul dertleşirler. Haluk Selçuk’tan, Nil’i bırakmamasını, onunla evliyken de çocuğuna sahip çıkabileceğini söyler ve onu Nil’le birlikte akşam yemeğine davet eder.

Gönül’ü de arayıp akşam yemeğinde tüm çocuklarını aynı masada görmek istediğini söyler. Aras, öfkeyle Haluk’un yanına gider ve ona, babasını öldürdüğünü dahası 35 yıldır annesini sakladığın bildiğini söyleyip ondan bunun hesabını sorar. Haluk, Aras’dan kendisini dinlemesini ister.

Aras, onunla hesaplaşacağını söyleyip şirketten ayrılır. Haluk, kalp krizi geçirip yere yığılır. Sekreteri daha sonra Haluk’u yerde yatarken bulur. Haluk, hastaneye kaldırılır. Ancak, kurtarılamaz. Gönül, acı haberi alıp çocuklarıyla birlikte hastaneye koşar. Onun öldüğünü duyduktan sonra fenalaşır.

Sekreterinden Haluk beyin yanına en son Aras ile Asya’nın geldiğini öğrenen Gönül, kocasının ölmesinde onları sorumlu tutar. Selçuk, gidip Aras’ı yumruklar. Aras, artık o şehri Asya ile birlikte terk etmek ister. Bunu Asya’ya da anlatır. Gönül, Volkan’a bir anlaşma teklif eder.

Onu şirketin başına geçireceğini, ancak Aras’tan intikamını alacağını Asya’yı da şehirden uzaklaştırmasını ister. Volkan, onun teklifini kabul eder. İlk iş gününde Volkan, Asya’yı şirkette kendisini beklerken bulur.

Sadakatsiz 50. Bölüm Fragmanı Yayınlandı Mı? Asya Volkan’la Ne Konuşacak?