Ana Sayfa Blog Sayfa 677

Hakan Taşıyan’ ın Hayranlarını Hüsrana Uğratacak Açıklaması!…

0

Ünlü şarkıcı Hakan Taşıyan, en büyük pişmanlığının ‘mesleği’ olduğunu itiraf etti. . Usta şarkıcı, “Engebeli bir yolculuğum oldu, zor şartlarda çalıştım. Keşke zamanım o ortamlarda geçmeseydi. Keşke böyle bir hayatım olmasaydı, mesleğim beni sağlığımdan etti. Oysa ben bir hukukçu almak isterdim” dedi. Çarpıcı Hakan Taşıyan Röportajının tüm ayrıntıları Haberimizde…

Hakan Taşıyan ‘dan Güzel Haber Geldi

Hakan Taşıyan’ ın Hayranlarını Hüsrana Uğratacak Açıklaması!…

Karaciğer ve böbrek nakli olarak tekrar hayata dönen Hakan Taşıyan, Akşam Tv’den Yasemin İlan’ın sunduğu ‘Akşam Yıldızı’ ismli programına konuk oldu. Hakan Taşıyan 25 yıl önce ‘Sensiz İki Gün ‘ ardından da ‘Güz Gülleri’ şarkılarıyla müzik piyasasına giren ve büyük ses getiren Hakan Taşıyan, 2020 yılında karaciğer ve böbrek yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Bir buçuk yıllık bir tedavi sürecinin ardından da kadavradan karaciğer, kız kardeşinden de böbrek nakli olarak tekrar hayata döndü. Doktorların ‘bir ay ömrü kaldı’ dediği Hakan Taşıyan ikinci kez hayata başlamanın mutluluğuyla müzik piyasasına da hızlı bir dönüş yaptı. Söz ve müziği Yıldız Tilbe ‘ye ait ‘Böyle Halim’ şarkısına bir de klip çekti. Akşam Gazetesi ‘nden Yasemin İlan ile Akşam Yıldızı programında bir araya gelen Hakan Taşıyan yaşadığı sıkıntılı süreci, şimdiden sonra yapmak istediklerini, pişmanlıklarını ve bilinmeyenlerini anlattı. Manevi değişimini de içtenliğiyle dile getiren usta sanatçı Akşam Tv izleyicileri için bir de ilahi seslendirdi.

“Alacağım Dersi Aldım”

‘Ölümle burun buruna geldiğiniz o günlerde ‘keşke şunu yapsaydım ya da yapmasaydım’ dediğiniz oldu mu?’ sorusuna ise tüm içtenliğiyle şu şekilde cevap verdi: “Ankara ‘da doğup büyüdüm, 9 kardeşiz kalabalık bir aileyiz. Benim babam da müzisyendi, çok küçük yaşta onunla birlikte gece hayatının içine girdim, eğlence mekanlarının içinde geçti yıllarım. Engebeli bir yolculuğum oldu, zor şartlarda çalıştım gece alemi, müzikhollerde çalıştım. Pişkinlik verdi o hayat bana, alacağım dersi aldım ama keşke zamanım öyle geçmeseydi ona üzülüyorum. Yazık o zamanıma yazık, keşke böyle bir hayatım olmasaydı, mesleğim bana hastalık getirdi.”
“Cumhurbaşkanımıza Teşekkür Ederim”
Bir buçuk yıl süren hastalık aşamasında kendisine en büyük desteği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Orhan Gencebay, Sevim Emre  çifti ile Erol Köse ‘den gördüğünü ifade eden usta sanatçı hepsine tekrar teşekkür etti. ‘Kimler yanınızda yoktu’ sorusuna ise ‘Kimsenin kalbini kırmak istemiyorum, herkes kendi hayat telaşında, vardır bir bildikleri, ‘Neden yanımda değildiniz’ diye hesap soramam’ şeklinde cevap verdi.
Okuyamamış olmanın da içinde büyük bir uhde olduğunu dile getiren Taşıyan sözlerini şöyle sürdürdü: “Çalışmak zorundaydım, müzik yaparak ailemin geçimini sağlama mücadelesi verirken okuyamadım, tıp eğitimi alabilirdim, bir hukukçu olabilirdim bir paşa, hakim, savcı olmayı çok isterdim. Oğlum 20 yaşında şimdi o askeri eğitim alacak, inşallah paşa olur, benim hayalimi o gerçekleştirir.”
‘Kutsal Topraklara Gitmek İstiyorum’
‘Ciddi bir hastalık atlattınız, şimdi yeniden başladığınız hayatınızda manevi anlamda bir değişim oldu mu sizde?’ şeklindeki soru üzerine Hakan Taşıyan ‘Kutsal topraklara gitmek istiyorum’ dedi. Daha önce anne ve babası ile hac vazifesini yapmak istediğini ama babasının 6 yıl önce vefat ettiğini dile getiren Taşıyan ‘Allah’ım gönlümü biliyor, şimdiden sonra annemle birlikte bu görevi yerine getirmeyi çok istiyorum. O kutsal topraklarımızı ziyaret etmek niyetindeyim. Bu dünya yalan dünya, nasip olur inşallah. Şeytana uymadan, rahmani bir hayat yaşayabilmek çok önemli. Allah’ıma çok teşekkür ediyorum hep dua ediyorum beni sağlığıma kavuşturduğu için” dedi. Çocukken kardeşleriyle birlikte kuran kurslarına gittiğini o zaman orada ilahiler okuduklarını söyleyen Hakan Taşıyan, Akşam TV izleyicileri için bir de ilahi seslendirdi.

“Arabesk’ i Herkes Söyleyemez”

“Arabesk zor bir tarzdır, arabesk bir felsefedir, yaşantımızın sesidir, herkes söyleyemez. Gönül işidir arabesk söylemek, söylediinde burnunu sızlatmalı. Şaklabanlık yapıp güldürmek çok kolay ama insan ağlatmak çok zordur, o ayrı bir meziyettir…”

 

“Müslüm Gürses’ in Filminde Oynamak İsterdim”

Kariyeri boyunca benzetildiği Müslüm Gürses ‘e olan sevgi ve saygısıyla bilinen Hakan Taşıyan, “Müslüm Gürses’in filminden teklif gelseydi rol alabilirdim” dedi. Sözlerini şöyle sürdürdü; ‘Onu canlandırmak isterdim zaten, bizim hayatımız arabesk. Şimdiden sonra güzel bir dram filminden teklif gelirse oynamak isterim.”

“Kuş Ve Yağmur Sesi Dinledim Psikolağa Gitmedim”

Hastalık döneminde ve sonrasında psikolojik destek alıp almadığını sorduğumuz Hakan Taşıyan’ın yüzünde bir gülümseme belirdi ve cevap verdi: “Hiç ihtiyaç duymadım, tabletten kuş ve yağmur sesi açtırıyordum, onu dinledikçe kendimi daha iyi hissediyordum. Gerçi yağmur sesini uzun süre dinleyince insan üşüyor, gerçekten hemşireleri çağırıp bana battaniye getirmelerini istediğim zamanlar oldu. Kuş sesi dinlemek bende alışkanlık oldu hala dinliyorum.”

Ebru Şallı’nın Pars’a Özlemi Yürekleri Burktu

Ebru Şallı’nın oğlu Pars, 2020 yılında hayatını kaybetmişti. Şallı, oğlunu ikinci ölüm yıl dönümünde andı. Ebru Şallı’nın Pars’a özlemi yürekleri burktu. İşte ünlü mankenin o paylaşımı;

Pars’ı Duygusal Bir Paylaşımla Andı

Ebru Şallı’nın Harun Tan ile evliliğinden dünyaya gelen oğlu Pars Tan, 2 yıl boyunca mücadele ettiği lenfomaya yenilerek 16 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. Oğluna olan özlemini her fırsatta dile getiren Ebru Şallı, ölümünün ikinci yıl dönümünde Pars’ı Instagram sayfasında yaptığı duygusal paylaşımlarla andı.

Ebru Şallı’nın Pars’a Özlemi Yürekleri Burktu

Pars ile fotoğraflarını sayfasında paylaşan Ebru Şallı altına “Ponçiğim sen benimlesin. 2 yıl degil, 200 yıl da geçse seninle bu anı tekrar yasayacağız. Kavusacağız biliyorum. O eşsiz kokunu yine içime çekeceğim.. Kelimelerin yetmediği bir noktadayım… Seni tarifsiz seviyorum!” notunu düştü.

Gözyaşlarını Tutamamıştı

Ebr Şallı, Pars’ın hastalık sürecini katıldığı programda gözyaşları içinde anlatmıştı.

“Tanıyan Pars’tan çok etkilenirdi. ‘Bu nasıl bir çocuk’ derlerdi. Gerçek bir melekti. Bu hayatta bir melek doğurmuşum ve dokuz yıl bir melek ile yaşamışım. Kimseyi kıramaz, azıcık üzüldüğü an onu toparlamaya çalışır, müthiş bir sevgi çıkıyordu içinden. Pars hep başkaydı. Boyun ağrısı üzerine hastaneye gittik. Doktorlar bir hafta boyunca çabalamalarına rağmen tam olarak sorunun ne olduğunu bulamadılar, kan tahlillerinin iyi çıkmasına rağmen ağrısında bir değişiklik olmadı. Ultrasonda da çıkmadı. MR çekildi, o zaman öğrendik. İlk duyduğunuz an bir annenin ya da babanın dünyasının yıkıldığı an. Çok büyük bir acı. Meğer ağrıları zaman zaman yaşıyormuş ve ‘geçer’ diye düşünüp söylemiyormuş. İlk defa okulda ağladığı bir an oldu, ağrısı çok fazlaydı. Çok hızlı ilerleyen bir türdü.
2.5–3 yıllık süreçte tedavi ile çok güzel cevaplar aldığımız dönemler oldu. Cevap vermesi büyük bir şeydi. Bıraktığımız an tekrar hızlı şekilde atak yaptı, ağrılar başladı. Doktor aynı protokolü uygulayamayacağı için kemik iliği nakline geçmemize karar verdi…Dünyada bu iliği bulamadık. Aile bireylerine bakıldı. Bende literatürde olmayan bir doku çıktı ve o doku Pars’ta da vardı. Doktor ‘iliğiniz tutmuyor ama bu doku sizde var ve Pars’ta da olduğuna göre bir anlamı var’ dedi. İlik dahil her şeyimi vermek istiyordum. İlik verdim…Çok başarılı bir nakil gerçekleştirdiler. İlik yüzde 100 tuttu. Bu mutlu haberi alıp, evimize geçtik. Herkes çok sevindi ve ‘artık bir şey olmaz’ dedik. Olmayan çok var çünkü. B negatif kan bulmak çok zordu…Bir yandan ünlü biri olmak zor ve çocuğa böyle bir anı bırakmak istemiyordum. O yüzden kimseye anlatmadık, paylaşmadık. O hastane odasında o kadar güzel günlerimiz geçti ki. O hastane odası benim için cennet bahçesiydi.Pars görünmez oldu işte. Ben onun hakkında konuşurken her zaman böyle ağlamam, sık sık yanına giderim, güzel şeyler konuşurum, gülerim. Acımı daha farklı yaşıyorum. Kimseye bunun hesabını vermek zorunda değilim. Benim onunla aramda olan diyalogu, duyguyu kimse bilemez.”

Cem Yılmaz Soruları Yanıtsız Bıraktı

Yeni aşk dedikoduları ve nafaka davasıyla son dönemlerde sık sık gündeme gelen Cem Yılmaz geçtiğimiz gün oğluyla birlikte vakit geçirdi. Oğlu yanındayken objektiflere yakalanan komedyen biranda soru yağmuruna tutulunca Cem Yılmaz soruları yanıtsız bıraktı. İşte olayın detaylar;

Nafakayı TL Olarak Ödemek İstemişti

Cem Yılmaz 9 yaşındaki oğlu Kemal için aylık 10 bin dolar Nafaka öderken, Ahu Yağtu’ya 500 bin dolar tazminat ödemişti. 8 yıl boyunca oğlu için 10 bin dolar nafaka ödeyen Yılmaz, nafakanın azaltılması için İstanbul Aile Mahkemesi’ne başvurmuştu. Eski eşi Ahu Yağtu’ya dava açan Cem Yılmaz, nafakayı dolar bazında değil Türk lirası olarak ödemek istemiş ve 10 bin dolarlık nafakanın 40 bin lira olması talebinde bulunmuştu.

Cem Yılmaz kimdir?

Cem Yılmaz ve Ahu Yağtu Nafaka Davasında Yeni Gelişmeler

İstanbul 11. Aile Mahkemesi’ndeki duruşmaya, davacı Cem Yılmaz ile davalı Ahu Yağtu katılmadı. Tarafları avukatları temsil etti. Gizli görülen duruşmaya basın mensupları alınmadı. Mahkeme kararında, 10 bin dolarlık nafakanın 70 bin TL olarak belirlenmesine hükmetti.

Cem Yılmaz Ahu Yağtu Davasında Yeni Gelişme

Cem Yılmaz Soruları Yanıtsız Bıraktı

Cem Yılmaz önceki gün Ahu Yağtu ile evliliğinden olan oğlu Kemal ile Etiler’deki bir mekandan çıkarken görüntülendi. 9 yaşındaki Kemal’in büyüyüp saçına yeni bir imaj vermesi objektiflere yansıdı.

Baba-oğul, gazetecileri fark edince hızlı adımlarla yürüdü. Yılmaz, “Çocuk var, şimdi olmaz. Sonra konuşuruz” diyerek özel hayatına dair soruları geri çevirdi. Aracına binen ünlü komedyen oğluyla birlikte oradan uzaklaştı.

Kör Kütük Sarhoş Olan Nejat İşler Yerden Kalkamadı!

Bir dönem objektiflere sık sık sarhoş halde yakalanan ve ekranlardan bir süre uzak kaldıktan sonra kendini toparladığı düşünülen Nejat İşler son dönemlerde gündemden düşmüyor. Geçtiğimiz gün bir mekanda içtikten sonra kör kütük sarhoş olan Nejat İşler yerden kalamadı! İşte detaylar;

Alkolün Dozunu Fazla Kaçırdı

Yıllar önce 3 ay yoğun bakımda yatan ve alkol tüketmesi yasaklanan oyuncu Nejat İşler, önceki akşam Asmalımescit’te meslektaşı Rıza Kocaoğlu ile alkolün dozunu fazla kaçırdı. Kocaoğlu ile eğlenen İşler, alkolün dozunu kaçırınca kendisini görüntüleyen basın mensuplarına küfür ederek orta parmak işareti yapmıştı.

Uzun zamandır gece hayatında görünmeyen oyuncu Nejat İşler, önceki akşam Asmalımescit’de Rıza Kocaoğlu ve yönetmen Uluç Bayraktar ile görüntülendi. Gecenin ilerleyen saatlerinde alkolü fazla kaçıran Nejat İşler, mekan kapısında kendisini görüntüleyen muhabirlere ağza alınmayacak küfürler etmişti.

Taksiye Zor Bindirmişlerdi

Gazete Magazin‘de yer alan habere göre; mekan kapısında duran müşteriler, muhabirleri teskin ederek, “Arkadaşlar aldırmayın tanımıyor musunuz hiç değişmemiş her zamanki Nejat İşler siz takılmayın” diyerek araya girdi. Gecenin ilerleyen saatinde mekandan ayrılmak isteyen İşler, Kocaoğlu’nun omzuna tutunarak kendilerine çağrılan taksiye doğru yürürken ayakta güçlükle durdurmuşlardı.

Kör Kütük Sarhoş Olan Nejat İşler Yerden Kalkamadı!

Nejat İşler önceki gece Asmalımescit’teki bir mekandan çıkarken görüntülendi. Ayakta durmakta zorlanan İşler birkaç kez yere düştü.

Arkadaşlarının yeniden mekana götürdüğü Oyuncu, içeriden birkaç saat sonra, birlikte eğlendiği kadınla çıktı. Ve tam taksiye bineceği sırada muhabirlerle tartışmaya başladı.

Ünlü oyuncu, “Zor yürüyorsunuz” diyen muhabire “Asıl siz ayakta duramıyorsunuz” diyerek karşılık verdi.

Arkadaşlarının taksiye bindirmeye çalıştığı İşler, dengesini kaybedip bir kez daha düştü. Taksiye bindikten sonra, yüzünü gizlemeye çalışan kadına sarılan oyuncu, bir yandan da muhabirlere parmak işareti yaptı.

Johnny Depp ile Amber Heard Hesaplaşması Bitmiyor!

0

2017’ye damgasını vuran en büyük olaylardan biri kuşkusuz Jhonny Depp ve Amber Heard boşanması olmuştu. Şiddet nedeniyle boşandıkları iddia edilen çiftle ilgili ardı ardına gelen skandallar tüm dünyayı şaşkına çevirmiş kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda yargı bile karar vermekte güçlük çekmişti. İkili arasında hala devam eden bir dava var ve hergün yeni gelişmeler yaşanıyor. Johnny Depp ile Amber Heard hesaplaşması bitmiyor!

Çarpıcı Detaylar Ortaya Çıktı

Büyük bir aşkla başlayan evlilikleri sadece iki yıl süren ve giderek hasarı büyük bir kasırgaya dönüşen ünlü çiftin hesaplaşması bitmek bilmiyor. Bir haftadır devam eden iftira davası kapsamında her ikisiyle de iletişimde bulunan tanıklar dinlendikçe de çarpıcı ayrıntılar ortaya çıkıyor.

Johnny Depp ile Amber Heard Hesaplaşması Bitmiyor!

Bir zamanlar her yerde el ele göz göze görüntülenen Johnny Depp ile Amber Heard’ün boşanmasının üzerinden beş yıl geçti ama eski çiftin hesaplaşması bitmek bilmiyor.

Depp’in; eski eşi Amber Heard aleyhine açtığı iftira davası Manhattan’da devam ediyor. Basının da büyük ilgi gösterdiği dava kapsamında, çiftin geçmişte iletişimde bulunduğu kişiler de tanık olarak ifade veriyor. Davanın dünkü duruşmasında Amber Heard’ün eski asistanı konuştu. Onun açıklamaları da çiftle ilgili bugüne kadar pek bilinmeyen bazı ayrıntıları gözler önüne serdi.

Heard’ın Eski Asistanından Çarpıcı Açıklamalar

Geçmişte Amber Heard’ün özel sekreterliğini yapan Kate James, dün duruşmada dinlenen tanıklardan biriydi. Video konferans yöntemiyle soruları yanıtlayan James, Heard ve eski eşi Johnny Depp’in ilişkisiyle ilgili tanık olduklarını ve kendi deneyimlerini anlattı. Kate James yaptığı konuşmada, yanında çalıştığı süre içinde Amber Heard’ün eski eşi Johnny Depp’den şiddet gördüğüne hiç tanık olmadığını söyledi. Eski sekreteri, konuşmasında tam tersine Amber Heard’e yönelik hoş olmayan sözler sarf etti.

“Zam İstedim, Yüzüme Tükürdü”

Kate James, Amber Heard’ün yanında çalıştığı sırada güzel oyuncuyu sık sık sarhoş ya da uyuşturucu etkisi altında gördüğünü belirtti. Bir keresinde de öfke nöbetine kapılıp kendisine sabah saat 04:00’da telefon mesajları gönderdiğini anlattı. Kate James’in anlattıkları  bununla da sınırlı kalmadı. Heard’ün eski sekreteri; ücretini yeterli bulmadığı için daha yüksek maaş istediğini anlattı. Fakat Amber Heard’ün buna karşılık olarak yüzüne tükürdüğünü ileri sürdü.

“Kendi Annesi ve Kardeşlerine Bile Sözlü Tacizde Bulunuyordu”

Kate James, duruşmada Depp hakkında ise “Sakindi, neredeyse utangaçtı. Tamamen Güneyli bir beyefendi gibiydi” diye konuştu. Konuşmasında Johnny Depp’in sakin taraf olduğunu tekrarlayan Kate James, Amber Heard’ün ise kendi öz annesine ve kardeşine bile sık sık sözlü tacizde bulunduğunu söyledi. Hatta Heard’ün kız kardeşine tıpkı ‘tekme atılmış bir köpek gibi’ davrandığını da iddia etti.

“Elbiselerini Kuru Temizlemeden Ben Alıyordum”

2012 ile 2015 arasında Amber Heard’ün yanında çalıştığını söyleyen Kate James, başlangıç olarak saati 25 dolardan ücretlendirilmek üzere anlaştıklarını söyledi. Görevleri arasında Heard’ün Hollywood’daki ajansı ile konuşmanın yanı sıra elbiselerini kuru temizlemeden almanın da bulunduğunu sözlerine ekledi.

“Kör Bir Öfkeye Kapılıyordu”

Kate James’in anlattığına göre Amber Heard, hakkında haber çıkan her derginin iki kopyasını aldırıyordu. Bunları garajda saklamak ve Johnny Depp’in görmesini önlemek de görevleri arasındaydı. Eğer bu konuda bir aksama olursa, yani dergileri garajda saklamayı unutursa Amber Heard’ün ‘kör bir öfkeye’ kapıldığını da anlattı güzel oyuncunun eski özel sekreteri.

“Sokakta Gezerken Beni Ağlayarak Aradı”

Kate James, Amber Heard ile Johnny Depp’in ilişkisiyle ilgili gözlemlerini de anlattı. Ona göre ilişkide güvensiz olan taraf Amber Heard idi. Genç kadın, Heard’ün sık sık kendisini telefonla arayıp Depp’ten şikayet ettiğini de anlattı. Hatta bir keresinde Heard’ün, New York’ta yalnız başına sokakta yürürken ağlayarak kendisini aradığını sözlerine ekledi. Sonra da şöyle konuştu: “Ona içeri girmesini söyledim. Çünkü paparazzi tarafından o şekilde görüntülenmesinden endişe etmiştim.”

Çift Terapisti Karşılıklı Taciz Olduğunu Açıkladı

Duruşmada Amber Heard ile Johnny Depp’in bir dönem gittikleri evlilik terapistinin tanıklığına da yer verildi. Çiftin 2015 yılında görüşmeler yaptığı terapist Laurey Anderson; Heard ile Depp’in ilişkisini “karşılıklı taciz” olarak nitelendirdi. Anderson, her ikisinin de çocukluk yıllarında istismara uğradığını ileri sürdü.

“Onu Kavga Ederek Yanında Tutmak İstiyordu”

Evlilik terapistinin değerlendirmesine göre Amber Heard, Johnny Depp’in kendisini terk etmesi fikrinden rahatsızlık duyuyordu. Onu bulunduğu yerde tutmak için de çareyi onunla kavga etmekte bulmuştu. Bu arada Anderson, Heard’ün kendisine eski eşiyle ilgili söylediği bazı ayrıntıları da tekrarladı tanıklığı sırasında. Buna göre Heard bir keresinde Depp’in kendisine “Kimse senden hoşlanmıyor. Benim sayemde ünlü olmak istiyorsun. Artık sana aşık değilim” dediğini de anlattı.

“Babam Anneme Şiddet Uyguladı”

Bu arada Amber Heard ile Johnny Depp’in her ikisinin de çocukluk dönemlerinde aileleriyle ilgili bazı travmalar yaşandığı biliniyor.  Heard, 2020 yılındaki duruşmalardan birinde, babası David’in annesi Paige’e yönelik şiddet eğilimi olduğunu anlatmıştı. “Biz büyürken babam anneme karşı şiddet uygulandı. Birbirlerini severlerdi ama babam, annem ölünceye kadar ona şiddet uyguladı” diye konuştu. Heard’ün annesi 2020 yılının yaz aylarında hayata veda etti. Oyuncu, babası David’in bir türlü çözülemeyen bir alkol ve uyuşturucu bağımlılığı sorunu olduğunu ama buna rağmen onu çok sevdiğini de ifade etmişti.

Bu arada Heard’ün, annesi ölmeden birkaç yıl önce ona yazdığı mesajlardan birinde Johnny Depp ile ilişkisini her an patlamak üzere olan bir trende yolculuk etmeye benzettiği de ortaya çıkmıştı. Depp’in değişken bir ruh hali olduğunu belirten Heard mesajında “O trenin her an patlayabileceğini hissediyorum ama trenden inmek istemiyorum, aşkımı geride bırakmak istemiyorum” diye yazmıştı.

“Johnny’de Her Çocuk Gibi Ağlardı”

Bu arada Manhattan’da görülen duruşmada Johnny Depp’in ablası Christie Dembrowski de tanık olarak dinlendi ve oyuncunun çocukluğunun da tıpkı eski eşi Amber Heard gibi travmalarla dolu olduğunu söyledi. 61 yaşındaki Dembrowski, ifadesini verirken hem kendisi gözyaşlarını tutamadı hem de kardeşi Johnny çok duygusallaştı. Christie Dembrowski, küçükken annelerinden duygusal ve fiziksel şiddet gördüklerini anlattı. Dembrowki, annelerinin gergin bir kadın, buna karşılık babalarının ise kibar ve sakin bir insan olduğunu anlattı. Depp’in ablası, anne ve babalarının tamamen farklı kişilik yapılarına sahip olduğunu da sözlerine ekledi. Aktörün ablası, çocukluklarına dair sözlerini sürdürürken duygusallaşan Depp bakışlarını yerden kaldırmadı.

Christie Dembrowski, kendisine yöneltilen “Anneniz Johnny’e hitap ederken bir takma isim kullanır mıydı?” sorusuna da şöyle yanıt verdi: “Tek gözlü” onun en sevdiği takma isimdi. Çünkü Johnny büyürken doktorlar gözlerinden birinde göz tembelliği olduğunu söylemişti. O yüzden de o gözünün normal fonksiyonlarını yerine getirmesi için sağlam gözünü kapatmışlardı bir süre için.” Dembrowski, annesinin kendilerine taktığı bu isimlere alıştıklarını ve hayatlarının normal bir parçası olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Christie Dembrowski, annelerinin kendilerine fiziksel şiddet uyguladığını yani dövdüğünü de belirtti. Fakat kendisinin sorun çıkarmamak ve cezalandırılmamak için dikkatli davrandığını de söyledi. Christi Dembrowski, annesi kendisini dövdüğü zaman Johnny’nin de bütün çocuklar gibi ağladığını ifade etti.

Büyük Aşk Sette Başlamıştı

Amber Heard ile Johnny Depp, yönetmenliğini Bruce Robinson’ın yaptığı The Rum Diary adlı filmde başrol paylaşıyordu. Set arkadaşlıkları aşka dönüştü. O sırada Depp, 14 yıldır Fransız oyuncu ve şarkıcı Vanessa Paradis ile birlikteydi. Fakat Heard, uğruna ondan ayrıldı. Depp ile Heard, 2015 yılında evlendiler. Mutlulukları çok uzun sürmedi. Çift, 2017 yılında resmen boşandı.

Hadise 250 Bin Euro’yu Vaiziyle Ödeyecek!

Hadise, bir dönem işbirliği yaptığı Trendyol markasının ‘sözleşmeye aykırı davrandığı’ iddiasıyla açtığı davayı ikinci kez kaybetti. Hadise 250 bin Euro’yu faziyile ödeyecek.

Tahilsizlikler Yakasını Bırakmıyor!

Son dönemlerde Mehmet Dinçerler’le sık sık magazin gündemine gelen ünlü şarkıcı Hadise’nin yakasını talihsizlikler bir türlü bırakmıyor. Henüz 4 Milyon TL değerindeki yüzüğün tartışması bitmemişken ünlü şarkıcıya geçmişten gelen bir dava adeta şok etkisi yarattı.

Hadise 250 Bin Euro’yu Vaiziyle Ödeyecek!

TRENDYOL markasının sahibi DSM Grup ile karşılıklı davası bulunan Hadise Açıkgöz, davayı ikinci kez kaybetti. Mahkeme, sözleşmeye aykırı davranan Hadise’nin 250 Bin Euro (yaklaşık 4 milyon TL) cezai şart parasını 2012 yılından itibaren en yüksek faiziyle DSM Grup Şirketi’ne ödemesine hükmetti.

Neler Olmuştu?

İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre, DSM Grup ile Hadise arasında 15 Şubat 2012 tarihinde bir sözleşme yapıldı. Taraflardan birisinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde karşı tarafa 250 bin Euro cezai şart parası ödeyeceği sözleşmeye eklendi. Sözleşmeye göre Hadise, DSM ürün ve hizmetlerinin tanıtımını yapacak, moda çekimlerine katılacaktı. Ünlü şarkıcı, 28 Şubat 2013 tarihine kadar başka hiçbir moda ve e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren firma, kurum, ticari işletme veya markaya ait ürün ve hizmetlerin reklam-tanıtım ve diğer faaliyetlerine katılamayacaktı.

Şirket Sözleşmeyi Feshetti

Ancak iddiaya göre Hadise, stilist kardeşi Derya Açıkgöz’ün hazırladığı rakip firmalara ait giysileri giyip bu giysilerin reklamını yaptı. DSM Grup, daha sonra bir ihtarname göndererek sözleşmeyi feshettiğini bildirdi ve ardından 250 bin Euro’luk cezai şart parasının tahsili için dava açtı.

Başka bir mahkemede karşı dava açan Hadise’nin avukatı ise “Müvekkilim sadece moda ve e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürünlerinin reklam ve tanıtımına katılamayacağı sözleşmede belirtilmiştir. Müvekkilimizin oynadığı reklam moda ve e-ticaret sektöründe değildir. Kız kardeşiyle arasında bir ticari ilişki de yoktur. Bakiye 250 bin Euro’nun tahsilini istiyoruz” dedi.

İki ayrı dava bir mahkemede birleştirildi. Mahkeme, Hadise’nin istediği 250 bin Euro’luk davayı reddetti, DSM Grup’un açtığı davayı kabul etti. Tarafların itirazı üzerine Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozdu. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde yeniden görülen duruşmada mahkeme, Hadise’nin 250 bin Euro cezai şart bedelini 26 Kasım 2012 tarihinden itibaren en yüksek faiziyle DSM Grup’a ödemesine hükmetti.

Hadise kimdir?

Sosyal Medyada Olay Oldu

Sık sık adından söz ettiren isimlerden olan ünlü şarkıcının dava haberide sosyal medyanın gündemine bomba gibi düştü. Ünlü şarkıcının hayranları dava kararı karşısında şok geçirirken bazı sosyal medya kullanıcıları ise Hadise’yi haksız gördü. Dava sonucuna ilişik Hadise’den ise henüz bir açıklama gelmedi.

Berkar Güven: Birşey Ummadan Çok Şey Buldum

Son dönemlerde yıldızı parlayan isimlerden biri olan Berkar Güven geçtiğimiz gün samimi bir röportaj verdi. Özel itiraflarda bulanan Berkar Güven “Birşey ummadan çok şey buldum” dedi. İşte ünlü oyuncunun o röportajı;

‘Üç Kız Kardeş’te canlandırdığın Somer karakteri biraz duygudan uzak ve maço. Sen nasıl anlatırsın?

Özünde maço değil. Açık vereceği ya da içinden çıkması gereken bir  durum olursa maçoluğu bir araç olarak kullanıyor. Mücadeleci, kırılgan, âşık ve acı dolu bir şövalye. Biraz asil bir durumu var.

* Menfaatleri adına sevmediği bir kadınla evleniyor. Bir de sevgilisi var. Somer’i haklı görüyor musun?

Bir insanın hayatını mahvetme konusunda asla haklı görmüyorum. Ama onun da bir sebebi var. Annesi tarafından çok büyük bir baskı görüyor ve kendisi de ilişkide çıkmazda.

‘İlişkim olduğunda sadığım’

* Sen menfaatin için böyle bir şey yapar mıydın?

Hayır. Menfaatim uğruna biriyle birlikte olmam; evlilik hiç yapmam.

* Bir yanda yılların aşkı Mine, diğer tarafta yeni eşi Türkan. İkisine karşı da hisleri var gibi. Bir insan iki kişiden hoşlanabilir mi?

Ben bir ilişkim olduğunda sadığımdır. Kendi adıma söylemiyorum ama bir insan iki insandan hoşlanabilir ama âşık olamaz. İnsani ve estetik bir yerden etkilenip ilişkisini sürdürebilir ama duygusal bir şey yaşamaz.

* Mine tutkuyu, Türkan masumiyeti temsil ediyor. Sen tutkuyu mu yoksa masumiyeti mi seçerdin?

Tutkulu bir masumiyeti tercih ederim. Masumiyetin içinde de tutkulu bir alan olduğunu düşünüyorum. Türkan’la Somer arasında bazen bunu görüyoruz. Yakınlaşmaları, kendilerini geri çekmeleri… Masum bir karakter üzerinden de insanlar ‘tutkulanabiliyor’ demek.

* Peki, senin aldatma kavramına bakışın nedir?

Lise ve Üniversite zamanlarında birtakım şeyler yaşadım. İlişkiye karşı duyarlı değildim, ilişki nasıl yaşanır bilmiyordum. Ama zaman içinde sadakatin nasıl bir şey olduğunu, ne kadar kıymetli olduğunu öğrendim.

Bir şey ummadan birçok şey buldum

* ‘Üç Kız Kardeş’ bir aile hikâyesi anlatıyor. Senin nasıl bir ailen vardı?

Bir abim var, Hollanda’da yaşıyor. Anne tarafından Hollanda vatandaşlığımız var zaten.

* Annen Hollandalı mı?

Hayır, Türk. Dedemler çok eskiden gitmişler, annem de orada okumuş. Babam tekstilci, o da Almanya’da okumuş. Bir noktada Türkiye’ye dönmüş, tanışmış, evlenmişler. Ben 13 yaşımdayken ayrıldılar. Bir annemde, bir babamda kalıyordum. Bu boşanma bizi etkilemedi.

* Oyunculuk kanına nasıl girdi?

Sekiz yaşında okul tiyatrosunda sahneye çıktım ve “Ben oyuncu olacağım” dedim. Tüm hayatımı bunun üzerine kurdum. Sinema ve televizyon okumak için İstanbul’a geldim. Sonra New York Film Academy’de eğitim aldım. Türkiye’de Craft’a başladım. ‘Babam’ filmi için Susan Batson’dan oyuncu koçluğu aldım.

* Birçok yeni oyuncu var. Senin farkın ne?

8 yaşından beri kendimi donatarak gelmiş olmam. İşimi çok iyi yapmak için çok çaba sarf etmem. Bir yerde keşfedilmedim ya da mankenlikten gelmedim. Hayatım boyunca oyunculuk yaptım. Benim için önce oyunculuk, sonra televizyonun ve dizi matematiğinin kaygıları geliyor.

* Ve diziler… Ne umdun, ne buldun?

Beklentileri çok yüksek biri değilim. Bir şey beklemiyordum, iyi insanlarla tanıştım, iyi oyuncularla çalıştım. Bir şey ummadan birçok şey buldum.

* Beş sene sonrası için hayallerin ne?

Çok fazla yazıyorum; dizi, film… Bunları çekmek istiyorum. Yönetebilir, oynayabilir, yapımcılığını üstlenebilirim.

* Sen jön müsün?

Jönlük kavramı tuhaf. Bugün jön diyebileceğiniz bir karakter oynuyorum ama bundan öncesinde başka karakterler de canlandırdım. Ben karakter oyuncusuyum. Gerektiğinde jönlük de yapıyorum.

Kalabalığa karışmıyor, izole yaşamayı seviyorum

*  Mutluluk nedir?
Bir sonuç duygusudur.

*  Biraz açsak…
Neden çoğu film mutlu sonla bitiyor? Çünkü mutluluktan sonra seyircinin izleyeceği bir şey yok. Hayat içinde de mutluluğu diğer duygulardan ayıran tek fark, diğer duyguların süreç, mutluluğun sonuç olması.

* Sen mutlu musun?
Şu an çok mutluyum. Güzel bir ilişkim, işim ve hayatım var. Mutluluk kısa bir anın içinde kendini iyi hissetmeye izin vermek demek. Kendimi çok kolay mutlu edebilirim.

*  Neleri kafana takarsın?
İnsanlarla çok problem yaşıyorum. Duyarsızlığa, saygısızlığa, hadsizliğe, adaletsizliğe ve nezaketsizliğe tahammül edemiyorum. Toplumdaki bireyler çok fazla bencil, birbirinin hayatını kolaylaştırmakla ilgili hiçbir şey düşünmüyorlar. Bu trafikte de, sokakta da böyle…

*  Bu hayat sana zor…
Evet, çok fazla kalabalığa karışmıyorum, izole yaşamayı seviyorum. Bunun tanınmakla da alakası yok. İngiltere ya da Amerika’da da uzakta olmayı seviyorum.

Sevgilimin yorganı olmak isterdim

* Tanınmak, hayatında neleri değiştirdi?

Çok bir şey değişmedi. Müdavimi olduğum yerler var. Yeni yerler keşfetmem. Günlük hayatımda tanınır olduğumu hissetmiyorum.

* Instagram’da 700 bin takipçin var…

Aa, o kadar olmuş mu?

* Evet. Aldığın en garip iltifat ne oldu?

‘Köpekdişleri güzel adam’ (gülüyor).

* Kendini seksi bulur musun?

Kendimle barışığım, beğenirim ama kendimi seksi ya da başka bir şey bulmam.

* Libidosu yüksek bir adam mısın?

Libido Yaşam enerjisi olarak tanımlanır. Yaşam enerjim yüksektir. Cinsel açıdan soruyorsan, o da yüksektir (gülüyor).

* Kendini nasıl anlatırsın?

Prensipli, kuralları olan, anlayışlı, çok iyi dinleyen, sevgi dolu, yumuşak ve nezaketli.

* Kendinde bir özelliği değiştirecek olsan…

Hepsi bana ait ve bir yapbozun parçası.

* Arkadaşlarının sende en çok şikâyet ettiği özellik nedir?

Çok karışmam; ‘öyle yapma, böyle yap’.

* Sevgilinin odasında bir obje olsan…

Yorganı olurdum. Hem sarıp sarmalar, hem ısıtır hem de rahat ve güvende hissettiririm.

* Dizide üstsüz sahnelerin var. Soyunmak hangi noktada sorun olmaktan çıkıyor?

Karaktere göre… Mesela Somer estetik anlamda bir şeylere hizmet eden bir rol. Aylarca spor yapmadığımda kendimi o sahnelerde güvende hissetmeyebilirdim. Ama estetik kaygıları olmayan bir karakterde bunu düşünmem.

İlişkimizde ‘yaş’ sadece kimlikte yazan bir şey

* Aşk nedir senin için?

Duygunun sevgiye dönüşüp bakileşmesinden önce yaşadığın; hataların, heyecanın ve tutkunla içinde var olduğun; yaratıcılık duygunu sonuna kadar arttıran, eşsiz bir duygu.

* Nihal Yalçın’la ilişkiniz nasıl?

Çok güzel, keyifli. Çok mutluyum.

* Evde iki oyuncu olunca gündem hep diziler, festivaller ve sanat mı?

Hayatımız çok fazla oyunculuk bazlı. Tabii film, tiyatro izlemek hoşumuza gidiyor ama bütün hayatımızı bununla donatmıyoruz. Beraber eğleniyoruz. Nihal çok yetenekli bir oyuncu; ondan ne öğrenebiliyorsam öğreniyorum.

* 13 yaş fark ilişkinizi nasıl etkiliyor?

İkimizin de içinde çocuk ruhu var. Dolayısıyla çok müşterek bir ilişki kuruyoruz. Eşitiz. İlişkimizde ‘yaş’ sadece kimlikte yazan bir şey. O yüzden de çok keyifli ve mutluyuz.

Diziyi, tamamen bittikten sonra izlerim

* Kendini ekranda izler misin?

Hayır.

* Nasıl? ‘Üç Kız Kardeş’ dizisini hiç baştan sona izlemedin mi?

İzlemedim.

* Neden?

Yadırgayan suratını görüyorum şu an…

* E, bir garip ama…

(Gülüyor) Başlarda rol aldığım dizileri izliyordum. Sonra oynarken akışı bozduğumu fark ettim. Çünkü yaptığım bazı şeyleri oyunun içerisindeyken düzeltmeye çalışıyordum. Oyunculuk yaparken her şeyin hayat gibi akmasını isteriz. Ama kendimizi hayatın içinde izleyemeyiz, bu yüzden oyunculuk yaparken de izlememeliyiz ki kendi gerçeklik algımızın dışına çıkmayalım. Bu sebeple dizi bittikten sonra izliyorum. Düzeltmek ve geliştirmek istediklerimi görüp, onları sindirip öyle devam ediyorum.

Berker Güven kimdir?

Kaynak:Hürriyet

Şarkıcı Kardelen’den Samimi Açıklamalar

Genç müzisyen Kardelen ilk şarkısı ‘Ceketin Bende Kaldı’nın ardından ‘Emanet’ isimli yeni teklisini de yayımladı. Genç şarkıcı Kardelen’den samimi açıklamalar geldi. İşte o açıklamalar;

*Önce ‘Ceketin Bende Kaldı’, sonra ‘Emanet’… İlk şarkılarınızı yayımlamak nasıl bir his?
Heyecanlıyım. ‘Ceketin Bende Kaldı’ kendi yaptığım bir parça, en büyük heyecan… Mert’in (Demir) büyük desteği var. ‘Emanet’ ise kafamın içinde, yaşadığı aşka tutkulu fakat çok kırgın bir kadın olarak görselleşiyor. Prodüksiyonunu tamamladığımızda elimizde Bossa Nova ağırlıklı, sakin ama yoğun bir şarkı vardı. Bu yüzden kafamdaki görselin tutkulu tarafını müzik, kırgın tarafınıysa sözler gerçekleştiriyor. Klasik müzikte yüzyıllar önce bestelenmiş eserleri doğru icra etmeye çabalıyorsun. Belirli kurallar var, o kuralları aşamıyorsun. İlk defa kurallarını benim koyduğum bir müzik yapıyorum. Benim için bu şarkı yürümek istediğim yolun ilk adımı oldu.

* Sevgiliniz Mert Demir’in ceketi mi şarkıdaki sizde kalan ceket?
Biz aslında yaşadığımız bir olayı yazmadık. Mert ile çok iyi arkadaştık zaten. Etrafımızda da bir dolu insan olduğu için; birileri ayrılıyor, birileri barışıyor. Bir ilişki kirliliği vardı çevremizde. Artık eski usul bir ilişki olmadığını fark ettik. Sosyal medyadan engellemeler, karşı tarafın evinde bırakılan eşyalar… Bazı ilişkilerde bu kolye oluyor, bazı ilişkilerde şal… Biz ceket olsun istedik. Ben sık sık ceket giyerim, benden bir parça olsun istedim. Şarkıda bir yaşanmışlık var ama bizim üzerimizden değil.

“Modellik de yaptım. Esmer, kıvırcık kız kontenjanını doldurmakla geçti modellik hayatım ve hızlıca bitti.”

* Nasıl tanıştınız?
2019’da Üniversite için İzmir’den İstanbul’a taşındım. O süreçte Kadıköy’de takıldığımız tüm mekânlarda ortak arkadaşlarımız vesilesiyle bir araya geliyorduk. Sonra birlikte şarkılar yapmaya başladık. Kapanmada 7-8 şarkı yaptık. Her sabah kalk, yasaklar varken gizli gizli buluşup şarkı yapıp akşam eve geri dön…

* Okulun müziğinize nasıl bir katkısı oldu?
Ben 5 yaşında, daha alfabeyi öğrenmeden konservatuvara bırakıldım. Piyano bölümünü kazandım. Saatlerce ders… Akşamları metronumun ‘tık tık’ sesiyle ağlayarak piyano çalıştığımı hatırlıyorum. Yıllardır konservatuvar eğitimi almama rağmen kendi müziğimi yapmak da zor geldi. O yüzden vaktimin çoğunu eksikleri gidermekle geçiriyorum… Piyanodan sonra şan bölümüne geçtim. Opera okurken bir yandan R&B müzik yapıyorum. Bu da biraz zor. İkisinin tekniği çok farklı.

‘Cüretkârlığı seviyorum’

* Müzik dışında neler yapmak sizi mutlu eder?
Genelde hobilerim çok hızlı değişiyor. Çünkü insanların hobileri olan piyano çalmak ve şarkı söylemek gibi şeyleri ben yıllarca meslek olarak yaptım. Ama pandemi döneminde evde geçirdiğim vakti Yemek yaparak değerlendirdim. Bir de dans etmeyi çok seviyorum. Belirli standartlarda bir sürü dans kursuna gidip şu anda kendi koreografilerimi oluşturuyorum. Klibimdeki dansın figürlerine o gün, klip çekilirken karar verdim.

* Hem klipte hem de albüm lansmanında giydiklerinizle de dikkat çektiniz…
Cüretkâr olmayı seviyorum. İstanbul’a geldiğim zamanlarda modellik de yaptım. Esmer, kıvırcık kız kontenjanını doldurmakla geçti modellik hayatım ve hızlı bir şekilde bitti. Kıyafetlerimi biçip kesmeyi,
yeni şeyler ortaya çıkarmayı seviyorum. Modayı takip ediyorum ama kendi tarzıma uyarlamayı daha çok seviyorum.

* Müzisyen bir ailede büyüdüğünüzü söylediniz. Onlar şarkıyı dinlediklerinde nasıl tepki verdi?
Babam aşırı mükemmeliyetçidir. Şarkıyı çok sevdi ama ilk yorumu “Keşke sesini daha çok kullansaydın” oldu. Genel olarak çok mutlular. Bu yaşta, bu işlere girişmemdeki en büyük cesaret onlardan geliyor.

* Şimdi sırada ne var?
Birkaç şarkı daha yayımladıktan sonra hedefim konser sanatçılığı yapmak. Varoluşumun sebebi sahnede olmakmış gibi hissediyorum. Klipler için modern dans ve oryantali birleştireceğimiz bir canlı performans videosu hazırlayacağız. O yüzden oryantal kursuna başlayacağım.

* Albüm ne zaman geliyor?
Albümdeki şarkıları sıra sıra tekli olarak yayımlamayı planlıyoruz.

Z Kuşağı karmaşadan besleniyor

*  2001 doğumlu bir müzisyensiniz… Sizce Z Kuşağı ne tip müziğe ihtiyaç duyuyor?
Artık müziğin ömrü bir hafta. Böyle bir sıkıntı var. Bunu Mabel (Matiz) de yapsa Tarkan da yapsa bir hafta. TikTok, Instagram, bunların hepsi artık bir şeylere olan doyumu hızlandırdı. Bu nedenle tek bir müzik türünde şarkı yapmak günümüzde kimseye yetmiyor. Artık arabesk yapan da müziğinin altyapısına funk baslar koyuyor, R&B yapan Anadolu ezgileri ekliyor. Ben etkilendiğim bütün müzikleri harmanlayıp bir müzik ortaya çıkarıyorum. Bunu 10 sene önce yapsaydık insanlara karmaşık gelirdi. Ama Z Kuşağı karmaşadan besleniyor.

Selahattin Paşalı İle Lara Tümer’ in Sosyal Medyada Viral Olan Nikah Fotoğrafları…

0

Oynadığı ‘Pera Palas’ ta Gece Yarısı’ adlı yapımındaki performansıyla büyük alkış alan Selahattin Paşalı, 7 aylık hamile sevgilisi Lara Tümer ile dünya evine girdi. Çiftin damatlık ve gelinlik tercihi sosyal medyanın gündemine yerleşti…

Selahattin Paşalı: Şöhret Hiç Korkutmadı

Selahattin Paşalı İle Lara Tümer’ in Sosyal Medyada Viral Olan Nikah Fotoğrafları…

Popüler dizi A101 ‘de hayat verdiği ‘Osman’ karakteriyle büyük beğeni toplayan ünlü oyuncu Selahattin Paşalı, daha önce ‘Kalp Atışı’, ‘Leke’, ‘Babil’ gibi dizilerde rol almış son olarak ‘Pera Palas’ta Gece Yarısı’ dizisinde başrol oynamıştı. Ünlü oyuncu bugün sevgilisi Lara Tümer ile bugün Bodrum ‘da dünya evine girdi.

Sade Bir Törenle Aile Oldular…

Bir kaç ay sonra Anne-baba olmak için gün sayan çift, mutlu birlikteliklerini evlilikle taçlandırdı. Ünlü ikili, sade bir törenle nikah masasına otururken Aileleri ve yakın arkadaşlarının katıldığı nikahta çiftin mutluluk fotoğrafları sosyal medyada paylaşıldı…

İşte Selahattin Paşalı İle Lara Tümer ‘in Nikahından Kareler;

Selahattin Paşalı İle Lara Tümer 'in Nikahından Kareler
Selahattin Paşalı İle Lara Tümer ‘in Nikahından Kareler
Selahattin Paşalı İle Lara Tümer 'in Nikahından Kareler
Selahattin Paşalı İle Lara Tümer ‘in Nikahından Kareler

Selehattin Paşalı Kimdir?

Selahattin Paşalı ve Lara Tümer Nikah
Selahattin Paşalı ve Lara Tümer Nikah
Selahattin Paşalı ve Lara Tümer Nikah
Selahattin Paşalı ve Lara Tümer Nikah

 

 

Seyhan Soylu: “Karahan Çantay Benden İntikam Almak İçin Sibel Can’la Birlikte Oldu!”…

Magazin dünyasının Sisi lakabı ile tanıdığı Seyhan Soylu, ‘Al Sana Haber’ de yine bomba bir itirafa imza attı. Son dönemlerde Yaptığı magazinsel haberlerle artık gündemi belirleyen ‘AL SANA HABER’ adlı programında bugün yine yer yerinden oynadı. Çarpıcı Detaylar Haberimizde…

Seyhan Soylu’dan İzzet Yıldızhan İtirafı

Seyhan Soylu: “Karahan Çantay Benden İntikam Almak İçin Sibel Can’la Birlikte Oldu!”…

YouTube kanalındaki Al Sana Haber’ in canlı yayını sırasında izleyicilerden gelen “Karahan Çantay’ ı konuşun lütfen” ısrarı üzerine Başak Çokan; “Karahan Çantayı konuşun demişsiniz.” dedi…

“Yurtdışına Sürgün Edilen Bir Adam”

“İzleyicilerimizin tabi ki istediği yorumlar, teklifler ve bizden konuşulmasını istediği konulara kıymet veriyoruz. Çok değerli bir oyuncu olacakken ve kariyeri çok parlak bir gençken maalesef Sibel Can’ la yaşadığı olaydan sonra yurtdışına sürgün edilerek ülkeye gelmeden uzun bir süre orada kalıp en sonunda da bir motosiklet kazasında genç bir adam öldü…..

Seyhan Soylu Kimdir?

Karahan Çantay Kimdir?

“Karahan’ la birlikte Kaçan 2 Manken Daha Vardı”

…..Buna sebep olanların büyük bir vebal aldığını düşünüyorum. Çünkü aile çocuklarından çok uzak bir hayat yaşadı” diye yorumladı.

Masa yorumcularından Tayyar Işıksaçan ise “Ama Karahan’ ın başlıca gitme sebeplerinden biri Sibel Can değildi…..

….Madem konu açıldı. O dönem mankenler dünyasında jigolo erkeklere ilişkin bir operasyon düzenlenecekti. Karahan’ la birlikte Türkiye’ den kaçan 2 tane daha manken vardı. Çünkü kalsalardı büyük sıkıntı olacaktı. Sibel Can olayının üstüne böyle bir operasyon olacaktı…..

Seyhan Soylu: “Karahan Jigolo Değildi”

Birileri uyardı bunları bedelleri ağır olacak size bu işin diye yürüdüler gittiler” deyince şehir dışında bulunan ve yayını izleyen Seyhan Soylu yayını arayarak bomba iddialarda bulundu.

“Sibel Can ‘la Olduğu Tarihte Karahan İle Ayrıydık”

“Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki Karahan jigolo değildi. Karahan Çantay’ a o tarihte gayrimeşru aleminden birisi tarafından racon kesilmişti. Ben Karahan’ ı çok yakından tanırım. Sibel Can ile olmuş olduğu tarihte biz Karahan ile ayrıydık……

“Karahan Benim Eski Erkek Arkadaşımdı”

Soylu: “İlk defa söylüyorum buradan. Karahan benim eski erkek arkadaşımdı” deyince masadaki herkes şoke oldu. Gökay Kalaycıoğlu “Ne diyorsun? Ne kadar sürdü Seyhan?” diye sordu. Seyhan Soylu “Epey uzun sürdü” diye cevap verince Tayyar Işıksaçan “Sibel’ den önce mi sonra mı?” diye sordu.

Mafya Racon Kesti…

Seyhan Soylu; “Biz ayrıldıktan sonra o Sibel’ le birlikte oldu. Sonra tekrar bir araya geldik. Ve ölmeden 1 hafta önce beni Bangkok’ a davet etti. Birlikte yaşamayı teklif edip ve Türkiye’yi terk etmemi istemişti. Yazışmalarımız bile hala durur. Hayatım boyunca ucuz polemiklerin içinde olmadım ama Karahan Çantay Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yakışıklı en karakterli adamıdır. Karahan çok özel bir adamdı. Ama o tarihte gitme sebebi Türkiye’nin en büyük racon kesen adamı mafya lideridir. Ve biz Karahan’ la ayrıldıktan sonra Karahan Sibel’le oldu”…

“Yalnızca Hakan Ural İhanete Uğramadı…”