Ana Sayfa Blog Sayfa 2740

Jennifer Lopez Yeniden Evlenmek İstiyor!

0

Latin müziğin kadın öncüsü olan dünyaca ünlü ses sanatçısı Jennifer Lopez, güzelliği ile hayranını büyülemeye devam ediyor. Dünyaca ünlü şarkıcı ve oyuncu Jennifer Lopez’in yeni filmi “Second Act” (İkinci Perde) Türkiye’de 21 Aralık’ta vizyona girecek. Jennifer Lopez ile Los Angeles’ta buluşan Barbaros Tapan, yeni projeyle ilgili merak edilenleri konuştu. İşte Dünyaca ünlü star Jennifer Lopez’den samimi açıklamalar…

Jennifer Lopez’in Çizmeleri Sosyal Medyayı Salladı!

 Jennifer Lopez’in Kariyeri ve özel hayatıyla ilgili soruların yanıtları…

Latin müziğin kadın öncüsü olan dünyaca ünlü ses sanatçısı Jennifer Lopez, ilerleyen yaşına rağmen iddialı fiziği ile dikkatleri üzerine toplamayı başarıyor. Son olarak ünlü şarkıcı Jennifer Lopez’in yeni filmi “Second Act” (İkinci Perde) Türkiye’de 21 Aralık’ta vizyona giriyor. Barbaros Tapan, Jennifer Lopez ile Los Angeles’ta bir araya geldi. İşte Jennifer Lopez’in Kariyeri ve özel hayatıyla ilgili tüm soruların yanıtları…

◊ Dans, müzik, şov dünyası, diziler, sinema derken annelik, spora verdiğiniz önem, güzellik, bakım… Listemin sonunu getiremedim. Nasıl zaman buluyorsunuz tüm bunlara? Her gün bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?

– Zaman yaratmak zorundayım. Hepimizin, canımızın istediği şeyler için zaman yaratma eğilimi var. Ben de bazen spora gitmek istemiyorum ama kendimi zorluyorum. Çünkü hem ruhumun hem de vücudumun iyi hissetmesini istiyorum. Eğer sporumu yapmazsam daha kötü hissedeceğim için kendimi zorluyorum.

◊ Ne kadar sıklıkla gidiyorsunuz spora?

– Haftada 3-4 gün mutlaka yapıyorum. Tabii Vegas’ta şovum varken kendimi fiziksel olarak çok iyi tutmak zorundaydım. Ama genel düşünecek olursak haftada 3-4 saatimizi spora vermeye değer diye düşünüyorum!

◊ Peki güzellik-bakım? Her daim güzelsiniz. Nedir bu işin sırrı?

– Güzellik ve bakımla ilgili sırlarım var tabii. Belki bu sırları önümüzdeki sene paylaşırım, bekleyip göreceğiz… Ama sırlarım dışında genel bir kuralım var. Eğer kendine iyi bakmazsan etrafındakilere iyi bakamazsın. Çocuklarım var, yoğun çalışıyorum. İş ve çocuklar zaten zamanımın çoğunu alıyor. Yaptıklarım herkesin yaptığından pek farklı değil. İyi uyku, cilt bakımı… Sigara kullanmıyorum, alkol kullanmıyorum ve kendimin en iyi hali olmak için çabalıyorum.

◊ Çekimlerde güzel görünmek için “ışık nerede olmalı”, “en iyi görüntü hangi açıdan verilir” gibi konulara takılır mısınız?

– Rol yaparken ışık saplantım yok ama 20-25 yıldır bu işi yapan biri olarak ışığın nerede iyi olacağını tabii ki biliyorum. Işık iyi açıda değil diyelim, o zaman görüntünün elden geçmesi gerektiğini de biliyorum ama iyi görünmezsem diye takıntı yapıp endişelenmiyorum. Sonuçta filmde görünen ben değilim. Filmdeki karakter ve karakterin nasıl görüneceğine karar vermek benim elimde değil.

◊ Jennifer Lopez dendiğinde akla gelen ilk şeylerden bir tanesi de farklı giyim tarzınız. Ne giyeceğinize nasıl karar veriyorsunuz?

– “Ne olmak istiyorsan onu giy” diyorum kendime. Hepimiz farklı modlara giriyoruz değil mi? Ben bazen botlarla ve boyfriend pantolonla dolaşmak istiyorum, bazen de içimden Audrey Hepburn çıkıyor. Etkilendiğim çok fazla stil, çok fazla tarz var. Her dönemin modasını, her dönemin tarzını seviyorum. Kendimi bildim bileli modayla uğraşmayı seviyorum. Kendimi farklı köşelerdeki tarzlara sokmayı seviyorum. Bazen seksi, bazen uslu, ağırbaşlı, bazen romantik, bazen de erkeksi… Hepsini seviyorum. Ama hangi tarz olursa olsun üzerimde şık durmasını istiyorum. Uyandıktan sonra o gün nasıl hissediyorsam, kim olmak istiyorsam öyle giyiniyorum. Bazen de sadece Bronx’lu Jenny olmak istiyorum.

Jennifer Lopez Kimdir?

Yeniden evlenmek isterim…

◊ Çok genç yaşta çalışmaya başladınız. Sizin başladığınız dönemle bugünü karşılaştırır mısınız? Eski Hollywood’un sert kuralları ile savaşmak zorunda kalmış mıydınız?

– Evet, tabii ki! Bu sektörde Latin olmam benim için büyük bir handikaptı. Bugün bile öyle… Tamam, çok daha iyi durumdayız, çok fazla Latin aktör var ve çok başarılılar ama yeterli mi! Ben başladığımda çok azdı. Latinlerle ilgili her şey belli bir kalıptaydı. Benim gibi oyuncular için başrol düşünülmezdi bile. Bütün bu kuralları yıkmak zorundaydım çünkü oyuncu olmak istiyordum. Filmlerde sadece Latin kız arkadaş ya da Latin hizmetçi rollerinde sıkışıp kalmak istemiyordum. Önce bu kuralı yıktım. Sonra biliyorsun o zamanlar başrollerdeki kızlar ya da magazinlerde görmeye alıştığımız kızlar uzun boylu, beyaz tenli, sıfır beden kızlardı. Ama ben öyle değildim. Bu kuralı da yıktım.

◊ Bu değişime öncü olanlardan birisiniz. Sizin gibi başka kim vardı?

– Benden önce Rita Moreno ve Chita Rivera girmeyi başarıp bana alan açtılar. Ben girdiğimde kafamdaki binlerce farklı fikirle yol aldım.

◊ 95 yaşınıza girmeden önce başarmak istediğiniz en son ya da en özel hayaliniz nedir?

– Sanırım 95’ten önce başarmak istediğim 7 bin farklı fantezim var.

◊ Mesela?

– Bilmiyorum… Mesela yakın gelecekte yönetmenlik yapmak istiyorum. Onun dışında kendime ait hayallerim var. Canım ne zaman isterse yapmak istediğim şeyler…

◊ Son filminiz “Second Act”e (İkinci Perde) geçmek istiyorum. “Hayatınızda ikinci perdeye başlıyor olsaydınız yeniden evlenmek ister

miydiniz?

– Evet, kesinlikle…

◊ Evliliğe pozitif bakıyorsunuz yani…

– Evet, 3 kere evlendim. İki tanesi bir yıldan az sürdü. Onları evlilik olarak saymıyorum bile. Marc (Anthony) ile 10 yıl evli kaldım. Öncesinde 7 yıl birlikteydik. Evliliğimiz güzeldi, yaşadık ve bitti. Ama evliliğe karşı bakışım değişmedi. Birine aşık olunca evlen ve hayatı paylaş mantığıyla yetiştirildik. Ama yaşadıkça öğrendim ki öyle olmuyormuş. Aşk dışında çok fazla şey gerekliymiş. Soruna dönersem evet, evliliğe karşı pozitifim. Birine söz verip birlikte yaşlanma fikri hoşuma gidiyor.

◊ Filmdeki kadınlar hem iyi arkadaş olup hem de rekabet ediyorlar. Siz kendi işlerinizde hem rakip hem de arkadaş olabiliyor musunuz?

– Ben zaten rekabetçi bir insanım. Ama kendimle, başkasıyla değil. Diğer meslektaşlarımı seviyorum. Hayatımda en değer verdiğim, en önemli ilişkiler kız arkadaşlarımla olan dostluklarım. Ayrıca “Kadınlar birbirleriyle anlaşamıyor” klişesi gücüme gidiyor. Bence tam tersi. Hayatımızdaki kadınlar sayesinde birçok sorunun üstesinden geliyoruz.

◊ Filmde 3 kadın, hayat okulunun üniversite diplomasından daha etkili olduğunu gösteriyor. Bu durumun kişilerin  yetiştirilme tarzları ile ilgisi var mı?

– Yüzde yüz… Ayrıcalıklı, iyi okullara gidebilen, her şeye sahip bir çocuk olarak doğmayınca daha azimli oluyorsun. Farklı yönlerin gelişiyor. Hayat okulu sana her şeyi öğretiyor. Kendi kendine yolunu bulmak zorunda kalıyorsun. Şimdi dünyaları verseler değişmem hiçbir şeyim olmadan buralara gelmemi. “En başa dönme şansın var Jennifer, bu yolu seçmek yerine Harvard Üniversitesi’ne gitme şansın olacak” deseler istemem. Tek cevabım “Hayır” olur.

Bencil bir adam çocuklarımın etrafında olamaz…

◊ Hayatınıza girecek kişiyi seçerken anneliğinizin etkisi oluyor mu?

– Kesinlikle oluyor. Her şey çocukların etrafında dönüyor. Etrafınızdaki insanın çocuklarınızı anlayan, onları seven, onlara nasıl davranacağını bilen, onlarla ilgilenen kişi olmasını istiyorsunuz. İlgisiz, bencil, rastgele bir adam çocuklarımın etrafında olamaz tabii ki.

◊ Filmin adı üzerinden devam edelim… Mesela her şeyi bir kenara bırakıp hayatınızın ikinci perdesini “Karayip Adaları”nda yaşamak cazip bir fikir mi?

– Deniz kenarında küçük bir ev, resim yapmak filan… Böyle şeylerin hayalini kuruyorum ama yapabilir miyim, zannetmiyorum. Ben tam bir Amerikan kızıyım. Öyle yerleri ziyaret etmeyi seviyorum ama Amerika dışında bir yerde yaşayabileceğimi zannetmiyorum.

◊ Filmi izlerken oynadığınız karakter Maya’da çok fazla Jennifer gördüm. New Yorklu, çalışkan, korkusuz, meydan okumaktan korkmayan, güçlü bir kadın. Senaryoyu okurken bu benzerlikler Maya’yı oynamanızda etkili oldu mu?

– Filmin aynı zamanda yapımcısıyım. Senaryo, yapımcı partnerimin fikriydi. Çok iyi bir yazar buldu ve birlikte yazdılar. Gerçekten karakter benim için özel dikildi… Maya’yı oynamak çok kolaydı. Eğer oyuncu olmasaydım, kim olurdum, nasıl görünürdüm düşüncesiyle yola çıktım. Maya benim olacağım kişi olurdu. Filmin diğer büyük parçası da Maya’nın, evladını kaybetmiş acılı bir anne olması. Bu durum birçok romantik komedide görmediğimiz bir duygusallık da katıyor filme…

◊ Peki sizi yolunuzda ilerlerken kim ya da neler motive etti?

– Annem… Biliyorsun kadınlar için uygun görülen hayat “20 yaşında evlen ve çocuk yap” modeliydi. Annem kadınların bağlarından kopup özgürleşmeye başladığı bir jenerasyonda yetişti ve bizim o modelde yetişmemizi istemedi. İstediğimiz her şeyi başarabileceğimizi, bunun tek yolunun çok çalışmaktan geçtiğini öğretti. Bize “Erkeklerin yaptığı işleri de yapabilirsiniz, yeter ki çalışın” derdi.

◊ Rol arkadaşınız Vanessa Hudgens, yaptığım röportajda sizin sahne aralarında bile ekibinizle çalıştığınızı söyledi. O zaman hâlâ devam eden Las Vegas Show’unuzla ilgili planlar yaptığınızı anlattı.

– Evet, doğru.

◊ Peki siz onunla ilgili neler söylemek istersiniz?

– Onun rolü için birçok oyuncu seçmelere geldi. Vanessa gelen herkesin oldukça üstündeydi.

Selvi Boylum Al Yazmalım Filminin Senaristi Konuştu: “Şoray’ın İnadını Kıramasalar Film Olmayacaktı!”

0

Selvi Boylum Al Yazmalım filmiyle ilgili 40 yıl sonra gelen itiraf bir hayli dikkat çekici oldu.

Usta senarist ve yönetmen Ali Özgentürk, 70 yıldır 500’den fazla defterde tuttuğu notlarını ‘Gizli Defterlerim’ kitabında bir araya getirdi. Bu kitap dolayısıyla verdiği röportajda Türk sinemasının efsane filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalım’a da değinen Özgentürk filmle ilgili şaşırtıcı bir anısını paylaştı.

‘Gizli Defterlerim’ adlı kitabıyla ilgili olarak Hürriyet’ten İpek Özbey’e konuşan senarist ve yönetmen Ali Özgentürk, şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Bir arşiv niteliği taşıyan kitabından ilginç kısımlar da paylaşan Özgentürk’ün belki de en şaşırtıcı açıklaması Selvi Boylum Al Yazmalım adlı filmle ilgili olandı… Özgentür 40 yıl sonra gelen itirafında şunları söyledi:

“Finalde Türkan Şoray’ın oynadığı Asya, aşık olduğu İlyas’ı (Kadir İnanır) değil, ona emek veren Cemşit’i seçiyordu. Şoray, “Asya, İlyas’a dönsün” diye tutturdu. Çünkü star, stara dönermiş. ‘Filminiz sizin olsun’ diyerek bavulumu topladım. Rüçhan Adlı (Şoray’ın o dönemki hayat arkadaşı) bana hak verdi. Şoray’ı ikna etti.”

Kadir İnanır’dan kötü haber! Apar topar ameliyata alındı, şimdi yoğun bakımda!

İşte röportajdaki dikkat çeken kısımlar:

‘SEVGİ EMEKTİ’ repliğini kızıma bakarken yazdım
 ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın senaristiydiniz. Türkan Şoray filmin sonunu değiştirmek istemiş, sonra…
– Finalde Türkan Şoray’ın oynadığı Asya, tutkuyla âşık olduğu İlyas’ı (Kadir İnanır) değil, ona ve çocuğuna emek veren Cemşit’i seçiyordu. Ben senaryoyu böyle yazmıştım ama çekimler sırasında Türkan Şoray, “Asya filmin sonunda İlyas’a dönsün’ diye tutturdu. Çünkü star, stara dönermiş! Atıf (Yılmaz) Abi de onay verdi. “Filminiz de finaliniz de sizin olsun” diyerek bavulumu topladım. Yola düştüm. Bir araba gelecek, beni alıp gidecek. O sırada Rüçhan (Adlı) Bey’le karşılaştık. Çok nazik bir adamdı. “Siz niye çekimde yoksunuz” dedi. Anlattım. Haberinin olmadığını söyledi. İzah ettim, “Türkan, Kadir’e döner ve hoş bir final olur ama bu hakikat değil” dedim. Hak verdi, “Ben ikna ederim” dedi, etti de…
Filmden bugüne taşınan bir replik: “Sevgi neydi; sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.” Sosyal medyada da yaygın kullanılan bu sözlerin ilginç bir hikâyesi var...
– O sırada Işıl Özgentürk’le evliydim. Atıf Abi, bu senaryoyu yazmamı istedi. Bir sene falan sürdü yazması. Bugüne kadar da beş kuruş almış değilim bu işten. Evimize Işıl bakıyordu. Ben de bebeğimize bakıyordum. Karda onu, arabasıyla Erenköy Kız Lisesi’nin bahçesine götürüyordum. Bu replik oradan çıktı. Ona verdiğim emekten doğdu. Ki annem 11 çocuk doğurdu. İkisi yolda vefat etti. Daha birini sevmeye fırsat bulamadan, öbürü doğuyordu. En büyük çocuk bendim, çocuklarını iyi yaşayamadı annem. Kızım Dünya’ya bakarken hep annemi hatırladım. Annem bu kadar çocuk yaptığı halde, çocuksuz kalmıştı. Ölümünde de gizli bir intihar sezdim. Yanlışlıkla tarım ilacı içecek kadar akılsız değildi.
Atıf Yılmaz’a repliği götürdüğünüzde ne dedi?
– “Ne demek lan bu, sen sosyalist olduğun için bunu yazdın” dedi. “Atıf Abi, ben evde bir bebek bakıyorum, ona bakarken yazıyorum” deyince şaşırdı. Bir tuhaf oldu. Gözünden bir damla yaş aktığını gördüm. (Gözleri doluyor) Atıf Abi bu senaryoyu en duyarlı çekebilecek tek yönetmendi. O olmasaydı ne bu senaryo olurdu ne de film…

Okan Bayülgen:Uzun Bir Hayat İçin Seksi Bıraktım!

0

Şovmen Okan Bayülgen, verdiği bir röportajda dikkat çekici ifadeler kullandı.

Kısa bir süre önce bir radyoda program yapmaya başlayan Okan Bayülgen, Posta’ya verdiği röportajda kullandığı ifadelerle yine kendisinden söz ettirecek.

Okan Bayülgen kimdir ?

İşte o röportajın dikkat çeken kısmı;

İnsanın yaş aldıkça tek eşli olması daha mı kolay oluyor ya da sevişme içgüdüsü azalıyor mu?

Seksi bıraktım.

Nasıl yani? Tamamen mi?

Tamamen bıraktım ve çok rahatım.

Neden?

Çünkü bütün kötülüklerin anası seks. Buradan herkese söylüyorum. Un da yiyin, şeker de tuz da. Üç beyazdan kaçınmaya gerek yok. Kilo da alın, hiç sorun yok. Yeter ki seks yapmayın. Benim tavsiyem, uzun bir hayat için seksi bırakmak şart. Eskiden durmadan yeni bir isimle anılırdınız.

Şu an beğendiğiniz kimse yok mu?

Hayır yok. Öyle bir isim göremiyorum. Açık söyleyeyim memleketin şu anki şöhretli hanımlarından hiçbirini beğenmiyorum! Beğensem zaten bu yaşla bu tecrübeyle ve inanılmaz fiziğimle beni zaten onlardan biriyle görürdünüz. Düşünsenize bu kadar güzel kızlarımız, var hepsi şöhret dünyasında bir arayıştalar, beni mi bulmayacaklar? Buluyorlar ama ben istemiyorum. Kızım 9 yaşını geçti, kendini kızıma adamış, istikrarlı bir baba olarak ona düzenli bir hayat vermek istiyorum. Artık ortalarda aşk hikayeleriyle uğraşamam. Kızımın beni paylaşacağı hiç kimse yok, olmayacak da!

Dört kez evlendiniz. Evlilik defteri de tamamen kapandı mı bu durumda?

Tamamen kapandı. Seksi bırakınca nimetleri de çağlayarak geliyor. Her bakımdan faydalı oldu bana. Bir kere kavga gürültü yok hayatımda. Bir ferahlık, bir kendini işine adamışlık geldi. Zaten bizim toplumumuzda kimse o kadar sevişken değil.

Müthiş anne babalarla tanışıyorum. Özellikle hanımlar… Boşanmış mesela. 15 yıl olmuş, hayatına kimse girmemiş. “E, ne yapıyorsunuz?” diyorum. “Valla çocuğumu büyütüyorum” diyor. Ben bunu zaten 20 küsur yıldır anlatmaya çalıştım. Bu işi yapıyoruz diye bizi her gece sevişiyoruz zannetmeyin.

Hatta belki sizden az sevişiyoruz. Yıllarca beni bugün şu kadınla ertesi gün bu kadınla beraber diye gösterdiler. Ne oldu sonra? İki gün tek başıma çorbacıya gidince bu kez de “Okan gey mi?” dediler. Yahu ne alakası var? Çorbamı içiyorum işte.

Ben bile gey olduğuma inanmıştım!

Üzülüyor muydunuz o tip haberlere?

Yoo! Ne üzüleceğim. Zaten sonunda beni de ikna ettiler. Şöyle bir anım var: Bir TV muhabiri beni bir ay boyunca takip etti. Ben her gece sarhoş geliyorum, o da her gece kapımda. Neredeyse kanka olduk. “Abi iyi geceler” diyor ben eve girerken. Ben de “İyi geceler tatlım, iyi geceler hayatım” diyorum.

Başka bir sefer “İyi geceler sevgilim, iyi geceler bi’ tanem” diyorum. Sen üşenme bunları arka arkaya VTR yap. 10 dakika bunu bir verdiler üst üste. Vallahi ikna oldum ben gey olduğuma (Gülüyor). Sonra onunla karşılaşınca kendisine de söyledim. “Bravo sana, milleti geç, beni ikna ettin” dedim.

Beyaz’ın, ‘O Ses Türkiye’ Yarışmacısına İnanılmaz Vaadi!

0

TV8 ekranlarında sevilerek izlenen yarışma program ‘O Ses Türkiye’ programına başarılı bir performans sergileyen yarışmacı Erdem Ocak’ı ikna etmeye çalışan Beyazıt Öztürk, öyle bir vaatte bulunduki, seyircinin ağzı açık kaldı, detaylar Haberimizde..

Beyazıt Öztürk’e özel motosiklet

Beyaz’ın, ‘O Ses Türkiye’ Yarışmacısına İnanılmaz Vaadi!

‘O Ses Türkiye’ programında başarılı bir performansı olan yarışmacı Erdem Ocak’ı kendi takımnageçmesi için ikna etmeye çalışan Beyazıt Öztürk, seyircilerin de desteğini alaacak biçimde bir vaatte bulundu.

Beyazıt Öztürk kimdir?

Jüriyide Kendine Hayran Bırakan Yarışmacı..

4 jüri üyesini de performansıyla kendisine döndürmeyi başaran psikolog ve müzik terapisti olduğu bilinen yarışmacı Erdim Ocak,  jürinin gönlünü fethetmeyide başarmışa benziyor.

“Ses Tonun İnanılmaz Güzel”

Ünlü sunucu Beyazıt Öztürk, “Doğru okuduğunu mu konuşalım, parçayı güzel okuduğunu mu, konuşalım! Ses tonun inanılmaz güzel” diyerek yarışmacıya ekibine almak istediğini açıkladı. Yarışmacı Erdem Ocak’ı ikna etmek için elinden geleni yapan jüri Beyazıt Öztürk’ün vaadi ile herkesi şaşırttı.

O Ses Türkiye’de yarışmak için bakın ne yaptı!

“Beni Seçersen Buradaki Herkese Pizza Ismarlarım”

Yarışmacı Erdem Ocak’a güzel sözler ile ikna etmeye çalışan Beyazıt Öztürk, “Beni seçersen buradaki herkese pizza ısmarlarım” dedi. Salonda alkış çığlık arasında vaadini sürdüren usta komedyen, “Şu anda beni seçmezsen buradaki hiç kimse pizza yiyemeyecek” diyerek yarışmacıya yaptığı bu şantajla, salondaki herkesi kahkahaya boğdu.

25 Kasım 2018 Reyting Sonuçları Açıklandı! Savaşçı mı? O Ses Türkiye mi?

Hababam Sınıfı Yeniden Çekiliyor!

0

Rıfat Ilgaz’ın eserinden beyazperdeye uyarlanan ‘Hababam Sınıfı’ yeniden çekiliyor. Hann Media’nın yapımcılığında Mars CGV işbirliğiyle çekilecek filmi Doğan Can Anafarta yönetecek. 1975’te efsane filmin oyuncuları gazete ilanı ile seçilmişti. Yeni filmin oyuncu kadrosu için ise de sosyal medyada ilan verilecek. Yönetmen Doğan Can Anafarta, şöyle konuştu: “Hababam ruhunu vermenin temeli; kardeşlik duygusunu yakalayabilmek. Orijinal filmin gittiği yoldan giderek rol almak isteyen herkese bir şans vermeye karar verdik. Yeni filmin karakterlerini sosyal medya ilanı ile tanınmamış insanlar arasından seçeceğiz.” şeklinde açıklama yapılmıştı bu açıklamanın devamıda geldi…

Türk sinemasının unutulmaz serisi “Hababam Sınıfı” yeniden çekiliyor. Altan Erkekli’nin “Mehmet Hoca” olarak kamera karşısına geçtiği filmin çekimleri geçen hafta başladı.

BKM Tiyatro, Yıllar Sonra “Hababam Sınıfı” ile Güldürmeye Devam Ediyor…

Orijinal serideki gibi mizah ve duygusallığı harmanlayacak.

1975 yılında Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde seyircilerle buluşan ve Yeşilçam’ın en unutulmaz serilerinden olan “Hababam Sınıfı” yeniden çekiliyor. Yönetmenliğini “Biz Size Döneriz” ve “Damat Takımı” gibi komedi filmleriyle adını duyuran Doğa Can Anafarta’nın üstlendiği yeni nesil “Hababam Sınıfı Yeniden”in çekimlerine geçen hafta Moda’daki Kadıköy Lisesi’nde başlandı. 2019 yılında vizyona girecek filmde, müdür muavini Mehmet Hoca’yı Altan Erkekli, okul müdürünü ise Osman Alkaş canlandırıyor. Çekimleri 6 haftada tamamlanacak film, tıpkı orijinal serideki gibi mizah ve duygusallığı harmanlayacak. Ancak yapımcılar, bunun önceki Hababam filmlerinden farklı olduğunu özellikle vurguluyor: “Bu film eski Hababam’lardan farklı. O filmlerde olan karakterler burada birebir yok. Sadece yakışıklı Damat Ferit olarak Yusuf Çim’in karakteri yakın ancak birçok karakter aynı değil.”

Adına yakışır bir iş!

Yönetmen Doğa Can Anafarta ise proje hakkında şunları söyledi: “Yıllar sonra yeni karakterlerle, yeni bir jenerasyona, yeni bir dil kullanarak Hababam ruhunu vermenin ilk temeli, bu kardeşlik duygusunu tekrar yakalayabilmek. Yeni oyuncu grubuna bu yüreği aşılayıp, nostaljik görüntülerle modern dünyayı birleştireceğiz. Efsane bir oyuncu kadrosunun yeniden çevriminde rol alacak, cesur ve yetenekli arkadaşlar ile yola çıkıyoruz. Bizlerin ilk üçlemeyi hayranlıkla andığımız gibi, bizden sonraki nesillerin de arkasından övgüyle konuşacağı, ‘Hababam’ ismine yakışır bir iş yapmak için ekip olarak çok heyecanlı ve istekliyiz.”

Usta Oyuncu Genco Erkal, “Reklamlarda Oynamam”

0

Sanat hayatının 60, Dostlar Tiyatrosu’nun 50. yılını kutlayan Genco Erkal, başarılı projeleri ile gündemde yerini alıyor. Usta Oyuncu son olarak Hürriyet’e verdiği röportaj ile dikkatleri üzerine çekti. Usta oyuncu Genco Erkal, 500 bin lira verseler de reklamda oynamam dedi. İşte röportajdan dikkat çeken bölümler…

Genco Erkal Kimdir?

◊ En zor sorudan başlıyorum. Hangisini daha çok seviyorsunuz: Can Yücel, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Brecht ve Shakespeare?

– Eyvah, çok zor oldu gerçekten. Hepsinin ayrı bir yeri var.

◊ Bu cevabı kabul etmiyorum…

– Sadece birini söylemem gerekirse, Nazım derim… Çünkü en çok Nazım’la beraberdik, 1975’ten beri sürekli sahnede Nazım’ı söylüyorum. Sadece sahnede değil, politik toplantılarda da onun şiirlerini okuyorum.

◊ Hayattayken Nazım Hikmet’le hiç yolunuz kesişti mi?

– Yok. O vefat ettiği zaman, ben tiyatroya yeni başlamıştım.

◊ En çok Nazım’ı seviyorsunuz ama yeni oyununuz “Merhaba”nın afişinde Brecht en tepede…

– Oyunun afişinin birkaç versiyonu var, sen onu görmüşsün. İsimleri de alfabetik sırayla yazdık.

500 bin lira verseler de reklamda oynamam…

◊ “Merhaba”nın ilk gösterisini neden New York’ta yaptınız?

– New York’a gidiyordum, oradaki arkadaşım “gelmişken bir şeyler yap” dedi. Ben de ne yapabilirim diye düşünürken, aklıma hazırlandığım bu oyun geldi. “Bari bu oyunun provasını yapayım” dedim. Aslında orada oyunun tamamını da sergilemedim. Mesela orada sahnelediğim oyunda 5’inci yazar yoktu, 4 yazarlıydı.

◊ Seyircinin tepkisi nasıl oldu?

– Harikaydı… New York’ta müthiş bir Türk seyircisi var. Orada daha önce Can Yücel, Aziz Nesin ve Nazım Hikmet’i oynadım. Yıllarca devamlı gittim geldim.

◊ Bu New York seyircisinden çok sizden kaynaklanıyor, hatta Anadolu’da Tarkan gibi karşılandığınızı siz söylüyorsunuz…

– Bir röportajda öyle bir laf etmiş bulundum, çok ayıp bana (Gülüyor). 2 gün önce turneden döndüm. Adana, Mersin, Antep, İskenderun ve Hatay’a gittik. Nasıl bir coşku vardı, anlatamam. Oradakiler tiyatro ve sanata aç. Bizi de sosyal medyadan takip ediyorlar. Bizi gördükleri zaman da müthiş bir sevgi gösterisinde bulunuyorlar, çok duygulanıyorum. Business uçmak da ne demek

◊ Geçen sene 80’inci yaşınızı sahnede kutladınız. Bu yaşta bu kadar yoğun bir turne programı sizi yormuyor mu?

– Hiç, yormuyor. Zaten İstanbul’da da hiç yerimizde durmuyoruz. Bir oyunu aynı yerde üst üste 2 kere oynamışlığımız yok. İstanbul içinde devamlı turnedeyiz.

◊ Hadi onlar İstanbul içi, Anadolu turnesi çok daha yorucu değil mi?

– Yaptığım işi o kadar çok seviyorum ki, bana hiç yorucu gelmiyor. Her yükü taşıyabilirim.

◊ Turneye giderken business mı uçarsınız?

– Hayır, o ne demek. Ben ekonomi sınıfı biletle uçuyorum.

◊ Organizatör-lerden business bilet istemiyor musunuz?

– Hayır, benim öyle kaprislerim yoktur.

Bir de şimdi kulis istekleri çıkmış, benim hiç öyle isteklerim de olmaz. Uzun yıllar turnelere otobüsle giderdik şimdi hiç olmazsa uçakla gidiyoruz.

5’i de büyük yazar…

◊ “Merhaba” oyununu sahnelemeye nasıl karar verdiniz?

– 60. sanat yılım için böyle bir oyun hazırlamak istedim. Yıllar içinde neler yapmışım, bu oyunda toparladım. Bu oyun için uzun uzun kurgu yaptık. Epey kafa patlattık.

◊ Oyunda yer alan bu 5 yazarın eserlerini daha önce de oynadınız değil mi?

– Shakespeare hariç, evet… Bugüne kadar oynayamadığım Shakespeare, bu oyunda bizim şeref misafirimiz.

◊ Bu 5 yazarın ortak özelliği söylediklerinin hiçbir zaman eskimemesi…

– Evet, geçmiyor. Çok tuhaf. Büyük yazar olmak demek böyle bir şey, eskimiyorsun. Öyle bir şey yakalıyorsun ki çağında, o her zaman güncel kalıyor.

◊ Ferhan Şensoy, Münir Özkul’dan aldığı kavuğu 2 yıl önce Rasim Öztekin’e devretti. Nasıl bakıyorsunuz Türk tiyatrosunda bu kavuk meselesine?

– Çok önemli bir şey değil bence…

◊ Gerektiğinden fazla mı önem atfediliyor?

– Sembolik bir şey. Bana kalsa Ferhan keşke kimseye vermeseydi. Çünkü hâlâ sahnede… Niye veriyor ki? Artık tiyatro yapmayacağı, köşesine çekileceği zaman verseydi.

◊ Rasim Öztekin doğru bir isim miydi peki?

– O konuda ben bir şey söylemeyeyim.

◊ Şensoy’la yıllarca birlikte çalıştılar, yakın dostlar…

– Bu konuda konuşmam doğru olmaz. Çünkü sen şimdi böyle bir şeyi yakalarsın, hop koyup bir hafta konuşturursun.

◊ Ben yine de sizden bir yorum alayım Genco abi…

– Tabii kendine göre bir anlayışı vardır. Kavuk bende olsaydı, “Ben olsaydım ona vermezdim, buna verirdim” diyebilirdim. Ama kavuk bende değil ki. Şimdi bir şey diyemem. O Ferhan’ın kendi tasarrufu. Ona bir şey söyleyemeyiz, diye düşünüyorum. İyi kıvırdım mı meseleyi Cengiz? İflas edince, tek kişilik oyunlarla borcumu ödedim

◊ Son dönemde gençlerin kurdukları tiyatro toplulukları da iyi işler yapıyor. Gençleri nasıl buluyorsunuz?

–  Çok yetenekliler. Tiyatro için “iki kalas bir heves” derler ya, onlarınki de o… O küçük salonlarda seyircinin verdiği bilet parasıyla hayatlarını kazanmalarının mümkünatı yok. Bunu, bu işi sevdikleri için yapıyorlar. Seslendirme ya da dizilerden kazandıkları paraları tiyatroya döküyorlar.

◊ Kurduğunuz Dostlar Tiyatrosu, 50’nci yılını kutluyor. Demek ki tiyatro ile ayakta kalınabiliyor…

– Belki tek kişilik oyunlarla ayakta kaldım. Biz ilk 10 yılımızda, 20 kişilik kadroyla 12 ay maaş üzerinden çalışıyorduk. Sonra iflas ettik. 10 yılın sonunda bu işin böyle yürümeyeceğini anladık. Öbür ortaklarım gittiler, ben borçları üstüme aldım. Ondan sonra prodüksiyon tiyatrosuna döndük.

◊ Tek kişilik oyunlarla mı borçlarınızı ödediniz?

– Evet, çünkü çok yurtdışı turnesi yaptım.

◊ Egolar ve rekabetin yüksek olduğu camiada dostlarınız var mı?..

– Ben öyle herkesle görüşmüyorum. Az sevdiğim insan vardır.

◊ Sizin geçmişte önünüze kesmek isteyenler oldu mu? Ortaklarınızdan ayrılıp borçlarınızla uğraşırken destek görmediğiniz isimler?

– Ben hepsinin gerekçelerini bildiğim için hak verdim. Mesela bu işe başladığımızda bekardık. Ama sonra evlilikler başladı, çocuklar doğdu. O tiyatrodan alınan maaşlarla o evlerin dönmeyeceği belliydi. O insanlar başka yerlere kaydılar ve ben onlara hak veriyorum. O yüzden “niye gittin de reklam filminde oynadın” demiyorum çünkü hayatın gerçeği buydu.

◊ Siz geçmişte reklam filminde oynadınız mı hiç?

– Yok oynamadım, oynamam da.

◊ 500 bin lira verseler de mi oynamazsınız?

– Yok, istemiyorum… Oynamam. Sadece oynamak değil sesimi bile vermem. Reklamlara seslendirme de yapmıyorum ben…

◊ Geliyor mu reklam teklifi?

– Çok geliyor.

◊ Geçenlerde Altan Erkekli de yaptığımız röportajda borçlarından bahsetti…

– Altan da tiyatronun çok kahrını çekti. Ankara Sanat Tiyatrosu’ndaydı. Rutkay Aziz buraya gelip sinema ve dizilere ağırlık verince bütün yük ona bindi. Yıllarca üç kuruşa çalıştı. Evlendi, çocukları oldu, sonra o da koptu. Öyle devam etmesine imkan yoktu.

◊ Altan Abi’ye “Sizin gibi bir oyuncuya reklamda Ankaralı Turgut’la karşılıklı göbek atmak yakıştı mı” diye sordum.

– Öyle bir reklamda mı oynadı, onu bilmiyorum. Ama bak bunu bana hiçbir zaman söyleyemeyeceksin. Şahan’ın espri anlayışı bana göre değil

◊ Cem Yılmaz’ı nasıl buluyorsunuz?

– Cem Yılmaz çok yetenekli. Çok iyi bir oyuncu ve yönetmen. Devamlı kendini geliştiriyor. Sinemada ustalık yolunda, her seferinde biraz daha ileri gidiyor.

◊ Cem Yılmaz’ın hep kıyaslandığı Şahan’ı (Gökbakar) nasıl buluyorsunuz?

– Şahan’ın filmlerine gitmiyorum. Espri anlayışını yadırgıyorum, bana göre değil. Aslında Cem’in… Neyse şimdi söylemeyeyim.

◊ Hemen frene basıyorsunuz abi. Ne olmuş Cem’e?

– Frene basıyorum çünkü onları kullanacaksın biliyorum. Tamam yetenekli çocuk dedim işte Cem için…

 

 

İlker Kaleli ile Burçin Terzioğlu ayrılığında son gelişme!

0

Kanal D ekranlarının sevilen dizisi Poyraz Karayel, akıllara takılı kalmıştı.Yıllar sonra bile dizinin hatırlanmasını sağlayan etkenlerden birisi Burçin Terzioğlu ile İlker Kaleli’nin aşkıydı…İkilinin başrolünde yer aldıkları ve sevgiliyi canlandırdıkları Poyraz Karayel dizisi, aslında bu aşk sayesinde de hep akıllara yeniden geliyordu.

Ancak ikili arasındaki aşk bitti… Aşkın bitişi dizinin de hafızalardan yavaş yavaş kaybolmasını sağlayacak.Burçin Terzioğlu, eski aşkı İlker Kaleli ile olan tüm fotoğraflarını sosyal medya hesabından sildi.

Burçin Terzioğlun’dan, Ayrıldığı Sevgilisi İlker Kaleli’ye Bir Rest Daha Geldi!

Burçin Terzioğlu Kimdir?

İlker Kaleli kimdir?

Burçin Terzioğlu’nun aksine…

38 yaşındaki oyuncu, İlker Kaleli’yi takip etmeyi ise sürdürdü.Burçin Terzioğlu’nun aksine İlker Kaleli, eski sevgilisiyle çekildiği bütün fotoğrafları instagram hesabında tutuyor.

Kanal D ekranında izleyicilerle buluşan ve akıllarda iz bırakan Poyraz Karayel dizisinde başlayan büyük aşk geçtiğimiz günlerde sona ermişti.

İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu’ndan Hayranlarını Üzecek Haber

İlker Kaleli nereye gitti?

İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu aşkından bahsediyoruz.Çift uzun süren birlikteliklerinin ardından ayrılık kararı aldı.Aşkın bitmesinin ardından İlker Kaleli’nin, Enmirgan’a yerleştiği öğrenildi.Burçin Terzioğlu ve İler Kaleli geçtiğimiz günlerde ilişklerini sonlandırmıştı.

Posta Gazetesi’nin haberine göre; İlker Kaleli’nin yalnız kalmk istediği ve Burçin Terzioğlu’nun Rumelihisarı’ndaki evinden ayrılıp Antalya- Kaş’a gittiği ortaya çıktı.

Kaş’tan dönen İlker Kaleli, Emirgan’da daire tutup oraya yerleştiği iddia edildi. Burçin Terzioğlu’nun ise Hisar’daki evinde yaşamaya devam ettiği konuşulanklar arasında.

İngiliz Kraliyet’i, Kate ve Meghan Kavgasını Sızdıranı Arıyor!

İngiliz Kraliyet Sarayı, Kate Middleton ve Meghan Markle arasında kavgayı magazin haberleri‘e veren köstebeğin yakalanması amacıyla soruşturma başlatma kararı alındı, işte detaylar Haberimizde..

Meghan Markle Şıklığı ile Galada Göz Kamaştırdı!

Kraliyet, Kate ve Meghan Etlileri Arasındaki Kavgayı Sızdıran Kişiyi Arıyor!

İngiliz Kensington Sarayı, düğün günü Meghan’nın Kate’in kızı Charlotte’nin giyeceği düğün elbisesi konusunda Kate ile tartışıp ağalamasına neden olması, sarayın çalışanlarınaı çok sert olması, Saray çalışanı olan Melissa Toubati’yi ağlatıp istifa etmesine sebep olması gibi önemli bilgileri basına aktaran köstebeğin bulunması için soruşturma başlatıldığını öğrenilen bilgiler arasında.

Meghan Markle Kimdir?

İngiliz Kraliyet'i, Kate Middleton ve Meghan Markle Arasındaki Kavgayı Sızdıran Köstebeği Arıyor, System.String[]

İngiliz Kraliyet ailesi içindeki gerilim dolu sürecin yılbaşında Meghan Markle’nın kraliyet üyelerinin kendisini samimi bir biçimde karşılamadıklarını açıklamasından sonra başladığı öğrenilen bilgiler arasında geliyor.

“Meghan Markle’nın Çalışanlara Karşı Son Safhada Sert Davranıyor!”

İngilterenin Mail Online gazetesine konuşan bir saray personeli,  Prens Harry’nin müstakbel eşi Meghan Markle’nın çalışanlara karşı son safhada sert olduğunu, Hatta son olarak Meghan’ın kocası Henry’i azarlandığını söylemesinden sonra Prens William’ın eşi Kate Middleton’nin Meghan ile artık konuşmadığı aktardığı bilgiler arasında geliyor.

 

 

Erkenci Kuş 23. Yeni Bölüm Ön İzleme Geldi! Dudak Dudağa!

0

Erkenci Kuş dizisi 22. bölümüyle 1 Aralık Cumartesi akşamı Star TV ekranında izleyicilerle buluştu. Dizinin yeni bölümünde yine önemli sahneler vardı. Özellikle Sanem’in gece kulübünün tuvalet camına sıkışması hikayesi yıllar önce Hande Ataizi’nin yaşadığı duruma bir gönderme olarak dikkat çekti. Yine İstanbullu Gelin dizisinin önceki hafta ekrana gelen bölümünde de bu tür bir sahneye rastlamıştık. Demet Özdemir ve Can Yaman’ın müthiş performansı ile renklendirdiği Erkenci Kuş dizisinin 23. yeni bölümünde neler yaşanacağı şimdiden merak konusu oldu.

Erkenci Kuş 23. bölüm fragman | önzileme geldi! Erkenci Kuş 22. son bölümü yayınlandı. Erkenci Kuş dizisi son bölümde; Sanem, Can’ı korumak için Emre’nin peşine düşüyor. Diğer yanda da Ceyda faktörü var. Bu nedenle onun da peşinde. Aylin kötülükten yılmıyor. Ama Emre’yi kaybetmeye başladığının da farkında. Son bölümde yaşananlar ve 22. Bölüm izleme linki haberimizin içerisinde yer alıyor.

Erkenci Kuş Dizi Konusu ve Oyuncu Kadrosu

İşte, Erkenci Kuş 23. yeni bölüm fragmanı | önizleme…

Erkenci Kuş 23. yeni bölüm fragmanı dizinin bu akşamki bölümünün ardından yayınlandı. Erkenci Kuş’ta Sanem yine kıskançlık krizine girip Can’ı Ceyda ile baş başa bırakmamak için uğraştı. Sanem, Emre’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için Emre’yi yakın takibe aldı. Lansmanda ise Aylin, Sanem’i rezil etmek için hamle yapsa da o hamlesi boşa çıktı. Bölümün sonunda ise Can ile Sanem yeniden sevgili oldu. Erkenci Kuş 22. son bölüm özeti ve 23. yeni bölüm fragmanı haberimizde.

Dizinin 8 Aralık Cumartesi günü ekrana gelecek olan yeni bölümünden ilk görüntüler yayınlandı. Videoda en dikkat çeken detay Can’ın Sanem’in dudaklarına adeta vantuz misali yapışması ve bir süre bırakmamasıydı. Videodan o anları izleyebilirsiniz.

22. bölümde yaşananların detayı ise şu şekildeydi:

Sanem bu sefer amacına ulaşabilecek mi?

Bir dergi röportajı için spor salonunda bir araya gelecek olan Ceyda ve Can’ı baş başa bırakmamaya kararlı olan Sanem, Ayhan’la birlikte salonda geçici olarak çalışmaya başlar. Öte yandan Emre’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya kararlı olan Sanem ve Ceycey Emre’yi izlemeye başlarlar… Aylin’le buluşacağını duyunca hemen takibe alırlar. Sanem bu sefer amacına ulaşabilecek midir? Bu arada lansman için tüm hazırlıklar tamamdır. Başarılı geçecek olan geceyi bozmak için Aylin yine iş başındadır. Ama bu sefer sonuç hiç de istediği gibi olmaz.

Seda Bakan’dan Ahmet Kural Yorumu!

0

Ahmet Kural’ın evinde şiddet gördüğünü iddia eden Şarkıcı Sıla Gençoğlu İstanbul Aile Mahkemelerine başvurdu ve koruma kararı aldırdı. Mahkeme 3 aylık bir koruma kararı vermişti. Ahmet Kural tarafından darp iddiaları şikayetçi olan Sıla Gençoğlu uzun süre gündemde yer almıştı. Ahmet Kural ile birçok projede rol alan oyuncu Seda Bakan, rol arkadaşı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Detaylar…

Sıla, Ahmet Kural’la Uzlaşmayı Reddetti!

‘Öldür Beni Sevgilim’ adlı filmin çekimlerinin çok keyifli geçtiğini söyledi…

Ahmet Kural ile birçok projede rol alan oyuncu Seda Bakan’dan, rol arkadaşı ile ilgili açıklama! Oyuncu Seda Bakan ve Selin Demiratar, önceki akşam Nişantaşı’nda görüntülendi. Arkadaşlarıyla bir mekandan çıkarken görüntülenen Seda Bakan ve Selin Demiratar, gazetecilerle ayak üstü sohbet etmeyi ihmal etmedi. Murat Boz’la başrolünü paylaştığı ‘Öldür Beni Sevgilim’ adlı filmin çekimlerinin çok keyifli geçtiğini söyleyen güzel oyuncu, vizyon tarihinin ise henüz belli olmadığını söyledi.

Ahmet Kural Kimdir?

Sıla Kimdir?

Seda Bakan Kimdir?

Seda Bakan “Olmaması gereken bir olaydı. Ahmet tamamen suçludur. Çok üzücü bir olay”

Ahmet Kural ile birçok projede rol alan güzel oyuncu Seda Bakan, rol arkadaşı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ahmet Kural’la birkaç projede yer alan güzel oyuncu Seda Bakan, oyuncunun Sıla’yla yaşadığı olayların sorulması üzerine, “Olmaması gereken bir olaydı. Ahmet tamamen suçludur. Çok üzücü bir olay” diyerek açıklamada bulundu…

Ayşe Özyılmazel’den Yeni Görüntüleri Çıkan Sıla’ya Tam Destek!