Şeyma Subaşı ‘dan, evlilik sürecinde olduğu Mohammed Alsaloussi hakkında çıkan haberlerden sonra flaş hamle geldi. Detaylar haberimizin devamında…
Yorumları Kapattı
Şeyma Subaşı’nın evlilik sürecinde olduğu Mohammed Alsaloussi hakkında Mısırlı gazeteci Amer Fouad, ismini hiç duymadığını ve bu ülkede adından söz edilen bir iş adamı da olmadığını söyleyerek, Alsaloussi hakkında, “milyarder falan olamaz” yorumunda bulunmuştu.
Subaşı çıkan bu haberlerin ardından instagram gönderilerini yalnızca kendi takip ettiği kişilerin yorumlarına açtı. Subaşı’nın bu hamlesi dikkat çekti.
7 Tane Soyadı Var
Subaşı, “Yazılanlar saçma. Babası, mirasından payına düşen parayı buna vermiş. Mohammed parayla oynamasını iyi biliyor. Adamı dolandırıcı yaptınız, nasıl bir şey bu! O çok akıllı, nereye yatırım yapacağını biliyor. Pasaport olayı da şöyle; Mohammed’in 7 tane soyadı var. Amerika’da yaşadığı için ‘Mohammed Alsaloussi’yi kullanıyor” dedi.
Alsaloussi’nin Şeyma Subaşı’na evlilik teklif ederken taktığı yüzüğün 800 bin TL olduğu yazılmış, bunun üzerine Subaşı yüzüğün markasını açıklamış ve gerçek fiyatın 998 bin dolar olduğu ortaya çıkmıştı. Subaşı, maddi konularla ilgili haberlere sinirlendiğini söyledi.
Fenomen isim, “Vallahi çok sinirleniyorum. ‘800 bin TL’ye aldı yüzüğü’ yazmışlardı. ‘Aşkım böyle yazmışlar’ dedim, ‘Bari dolar yazsalardı’ deyip güldü. Ben de ‘Yazabilir miyim?’ diye sordum, ‘İstediğini yaz’ dedi” ifadelerini kullandı.
Bugün Para Olur Yarın Olmaz
Şeyma Subaşı, “Zengin olmasaydı Mohammed Alsaloussi ile görüşmezdi” yorumlarına da isyan etti. Bir çocuk annesi, “Bu adam beni iki ay boyunca kovaladı. Bir kadına nasıl aşık olunur, bunda onu buldum. Gördünüz mü nasıl evlenme teklif ettiğini? Oradan anlayın” dedi.
Subaşı, sözlerine; Ben Acun’la (Ilıcalı) birlikteyken de para hakkında bir şey bilmezdim, şimdi de bilmiyorum. Bugün para olur, yarın olmaz, umurumda değil. Ben parayı kovalamıyorum zaten, para bana geliyor. Parasız kalırsam mutsuz olurum diye bir şey de yok. Ben mutluluğumu eve, arabaya göre yaşamıyorum. O yüzden Allah bana daha fazlasını veriyor” diye devam etti.
Tutuklanma Yok
Alsaloussi’nin Kaliforniya’dayken tutuklandığı iddiasına da yanıt veren Şeyma, “Coachella’dayken (festival) evinde parti vermiş. Komşular müzik sesinden şikayet edince polis bunu götürmüş. Tutuklanma yok” diye konuştu.
Geçtiğimiz gün Buket Aydın’la teknede birlikte görüntülenmesinin ardından Emir Sarıgül hakkında Aydın’la evleneceği iddiaları ortaya atılmıştı. Sarıgül hakkında çıkan haberlere sert yanıt verdi. Detaylar haberimizin devamında….
Bir süre önce yollarını ayırdığı iş adamı Emir Sarıgül ile barışmayacağını söyleyen Buket Aydın, geçtiğimiz günlerde Sarıgül ile birlikte teknede görüntülenmiş ve o görüntüler magazin gündemine bomba gibi düşmüştü.
Sabah gazetesi yazarı Bülent Cankurt Aydın ve Sarıgül çiftinin Perşembe günü evleneceği iddiasında bulundu. Sarıgül hakkında çıkan bu iddialara Twitter hesabından yanıt verdi. Sarıgül, “Bülent Cankurt denen parayla haber yaptığını herkesin bildiği gazeteci bozuntusu kafayı bana takmış. Bugüne kadar yazdığı gazeteye saygımdan sustum. Ama artık yeter. Sen perşembe günü evleniyor diye haber yaptın. Evlendim mi? Hayır. Hala bana yalancı muamelesi yapıyorsun” dedi.
Şiddete Maruz Kalıyorum
Özel hayatı ile sık sık gündeme gelen Buket Aydın “Konuşmak istemiyorum. Emir Bey ile olan ilişkimi mart sonunda işlerim nedeniyle sonlandırmak zorunda kaldım. Artık işimle gündeme gelmek istiyorum” diyerek isyan etmişti.
Kanal D’den istifa etmesinin ardından eşi ile boşanan ünlü spiker Emir Sarıgül ile aşk yaşamaya başlamıştı. Özel hayatı ile sık sık gündeme gelen Aydın’ın Sarıgül’ü Nuri Ensari ile aldattığı iddia edilmişti.
Hakkında çıkan ihanet haberlerinin ardından adeta ateş püsküren sunucu Buket Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı son açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı;
“Ben özel hayatım hakkında konuşmayacağım dedikçe siz beni çamurunuzun, pisliğinizin içine çekmek için uğraşıyorsunuz. Beni çekemeyen benden nefret eden herkes kinini hasetini salak saçma haberler üzerinden kusuyor. Görüyorum ki sizi medyadaki varlığım aşırı derecede rahatsız etmiş. Beni magazin figürü haline getirip “aklınızca” haber arenasından silmeye çalışıyorsunuz. Kadına şiddetin başka bir türüne maruz kalıyorum.”
“Kasıtlı Olarak Sürekli Saldırıya Maruz Kalıyorum”
“Haberciler arasında evliyken boşanan tek ben değilim son da ben olmayacağım. Fakat benim hayatımı abartmakta üstünüze yok. Kapalı kapılar ardında “Neler neler” döndürenler çok saygın diye övülürken ben kasıtlı olarak sürekli saldırıya maruz kalıyorum. Bunun sebebi belli; ben bu haberleri göreyim gördükçe medyadan soğuyayım. Ama ne yazık ki bunu başaramayacaksınız. Önemli olan para karşılığı haber yapan operasyonel medya siteleri değil; izleyicidir. Halk nezdinde etkim ortadadır. Bunu nasıl devam ettirdiğimi önümüzdeki günler size gösterecektir.”
Hakan Ural 24 TV’de yayınlanan Arafta Sorular programına konuk oldu. Ural kendisine yandaş diyenlere “Ben şu an dibine kadar yandaşım. Ben her zaman devletimin yanındayım, devletimin ve bayrağımın dibine kadar hizmetkarıyım.” diyerek yanıt verdi. Röportajdan satır başları haberimizin devamında….
Hakan Ural, kendisine ‘yandaş’ denmesine, ‘Ben şu an dibine kadar yandaşım. Ben her zaman devletimin yanındayım, devletimin ve bayrağımın dibine kadar hizmetkarıyım. Halkı tarafından seçilmiş görevli kim varsa yanındayım. Halkımın en küçüğünden en büyüğüne kadar emrindeyim ve onların refahı için duacı bir bireyim ben.’ şeklinde cevap verdi.
Belli bir yaşa kadar hayata karşı tecrübesizliklerimin bedelini ödedim. Ülkemle ilgili meselelerle ilgili de 40 – 50 yaşımda bugün ne oluyor, meseleler ne, bu düzenin sahipleri kim, biz burada neyiz ne olacağız gibi soruların cevapları için birçok kitapları okudum, inceledim. Son 20 yıldır inanılmaz bir sırat köprüsünden geçiyoruz. Sanatçı yandaş olmaz diyorlar… Neden? Siyaseti neden vardır?
Siyaset ülkesine, bayrağına hizmet etmek isteyen, aday olan insanların kurduğu ideolojilerin üzerinden parti adlarıyla rekabete girer. Bunların ülkesi ile alakalı plan ve projeleri var ise insanlara aktarır, insanlarda buna göre oyunu verir. Demokrasi gereği en yüksek oyu alan kişi de devletine ve milletine de hizmete muktedir olur. Halkın oyları ile seçildikten sonra demokrasi gereği devletin kendisi olduğundan saygıyla o kişiyi desteklersin.
Cumhurbaşkanımıza Büyük Saygı ve Sevgi Duyuyorum
Bir insanın devletimin yanında olmasının aşağılanması kadar abes bir durum olabilir mi? Bugün sözde muhalifim adı altında birisi söylüyor ise yarın sen muktedir oldun geldin bu sefer sen yandaş mı oluyorsun? Bu abes durum. Aklı selim bir kişinin zaten bu seviyesizlikte algı yaratma çabası olmaz. Ben bu kişilere cevap vermeyi zaman kaybı olarak görüyorum. Ben bildiğim doğru neyse onu söyleyen bir adamım. Devletimi, milletimi seviyorum. Bu ülke insanına büyük saygım ve sevgim var. Sayın Cumhurbaşkanımıza büyük saygı ve sevgi duyuyorum. Bu ayıp bir şey mi?
Halkımızı ve milletimizi çok seviyorum. Beni halkımızdan daha fazla duygulandıran ve onure edecek olan başka bir şey yok. Çok sevilmek yük aslında. O sevilmenin de getirdiği bir sorumluluk var. Tevazu ile muvaffak oluyorsan daha kıymetli tabii.
Devletçi Bir İnsanım
Benim büyüklerime, küçüklerime saygım var. Ben devletçi bir insanım. Devletime saygım var. Allah devletime her zaman güç ve kuvvet versin. Devletimin temsil edildiği her yerde devletime saygı gösterdiğimi belirtmem bile bana göre anormal. Biz böyle büyütüldük.
Başrollerinde Alperen Duymaz, Hafsanur Sancaktutan, Ali Atay ve Funda Eryiğit’in rol aldığı ‘Son Yaz’ dizisi geçtiğimiz hafta sezon finali yaptı. Sezon finalinde vurulan Canan’ın akıbeti belli oldu. Funda Yiğit’ten ayrılık açıklaması geldi. İşte ünlü oyuncunun o açıklaması;
Funda Eryiğit Diziden Ayrılıyor mu?
Son Yaz dizisinde ayrılık haberleri teker teker gelmeye devam ediyor. Akgün’ün abisi rolünde diziye dahil olan Olgun Toker sezon finali ile birlikte diziye veda ediyor. Dizidoktoru’nun haberine göre; dizide Canan karakterini canlandıran Funda Eryiğit’in yeni sezonda Son Yaz dizisinde rol almayacağı iddia edildi. Dizinin yapım şirketinden ise konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Son Yaz dizisi geçtiğimiz hafta sezon finali ile ekranlara geldi. Yayınlanan sezon finalinde Canan ve Selim, ailesi ile birlikte saldırıya uğradılar. Saldırı sonucu vurulan Canan’a ne olacağı ise oldukça merak konusu oldu. Ünlü oyuncu sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla diziye veda ettiğini açıkladı.
İşte Son Yaz’ın Canan’ı Funda Eryiğit‘in o açıklaması;
“Final bölümünü izlerken ben de çok hüzünlendim, son sahnede ben de ağladım. Canan öldü fakat isterim ki, kendisi hayalini gerçekleştirememiş olarak kalmasın aklınızda. Şöyle hatırlayın onu mesela: Canan ofisini açmış, cübbesini giymiştir. Davaya giderken, Yağmur ve Altay okuldan dönünce ya da ailesinin bir şeye ihtiyacı olduğunda rahatlıkla eve girebilsinler diye anahtarı saksının altına bırakmıştır. Erken çıkması gerektiği için Selim’den çiçekleri sulamasını rica etmiştir. Selim kesin söylenir ama yine de sular ve Canan Selim’i hep sever.
O3 Medya’ya çok teşekkürler. Selim Bağcı’ya ve bütün ekibe, bütün oyuncu arkadaşlarıma kucak dolusu sevgiler. Yolları açık olsun. Stresi, keyfi, neşesi, zorluğu, emeği, tüm anılarıyla hayatımda önemli bir yerde olacak Son Yaz. Diziyi seven, sahiplenen tüm seyircilere sevgiler, öpücükler. Hoşçakalın.”
Son Yaz dizisinin ikinci sezonunun Eylül ayında başlaması bekleniyor. Dizinin hikayesi artık İstanbul’da devam edecek. Funda Eryiğit’in ayrılmasının ardından yeni karakterlerin de hikayeye dahil olması beklentisi arttı.
Can Yaman Diletta Leotta maçı birlikte izledi. Takımının kazanmasıyla sevinç yaşayan Leotta, Instagram hesabından maç sonu Yaman’ın maskeyle yüzünü kapattığı üzgün hallerini paylaştı. İşte detaylar;
Can Yaman’dan Kafa Karıştıran Hamle
Ünlü oyuncu olay fotoğraflar karşısında sessizliğini korurken son hareketiyle şoke etti. Yaman ünlü spikerin pozlarını tek tek beğendi. Bu detay dikkatli takipçilerin gözünden kaçmadı. Yaman’ın bu hamlesi kafaları karıştırdı. Diletta Leotta ve Ryan Friedkin aşkının uzun bir geçmişi var… Leotta ve Friedkin’in yaklaşık beş aydır birlikte olduğu bu aşkı gizlediği iddia ediliyor. Öte yandan Türkiye’de olduğu gibi İtalyan medyasında da Can Yaman ile Diletta Leotta aşkının reklam çalışması olduğu da iddia ediliyor. İddialara göre ikili hiç sevgili olmadı ama popülerite kazanmak için rol yaptı. Bu dönemde Leotta’da ilişkisini sakladı. Bu iddialara ikiliden bir açıklama ise henüz gelmedi.
Bir süredir mutlu bir birliktelik sürdüren Can Yaman ve İtilyan sunucu Diletta Leotta paylaştıkları fotoğraflarla ayrılık iddialarını yalanlıyorlar. Oyuncu Can Yaman, bir süredir aşk yaşadığı Diletta Leotta ile tatile çıktı. Oyuncu Can Yaman, bir süredir aşk yaşadığı Diletta Leotta ile tatile çıktı.
İkili, Como Gölü’nde görüntülenmelerinin ardından soluğu Capri’de aldı. Gün boyu denizin ve güneşin tadını çıkaran çift, keyifli anlarını da sosyal medya hesaplarından paylaştı.
Can Yaman Diletta Leotta Maçı Birlikte İzledi
Ünlü İtalyan spiker Diletta Leotta, EURO 2020’nin açılış mücadelesi olan Türkiye-İtalya maçını tribünden takip etti. Can Yaman ile birlikte Roma Olimpiyat Stadı’na giden Leotta, mücadele öncesi ve sonrasında sevgilisi ile birlikte paylaşımlarda bulundu. Farklı takımları destekleyen ikili, tribünlerde samimi görüntüler verdi.
Karşılaşma öncesi Can Yaman’la beraber iki ülkenin bayraklarının olduğu atkıyla pozlar veren Diletta Leotta, İtalya’nın gollerinin ardından büyük sevinç yaşadı. Leotta İtalya’nın kazanmasıyla sevgilisini kızdırmayı da ihmal etmedi.
Sevgilisiyle Roma Olimpiyat Stadı’na giden Leotta, Türk taraftarlarından büyük ilgi gördü. Instagram’dan paylaşım yapan ünlü spiker, İtalya’nın bulduğu gollerin ardından sevgilisi Can Yaman’ın yıkılma anlarını da paylaştı. Yenilgiden sonra büyük üzüntü yaşayan Yaman, maskesiyle yüzünü kapattı.
Ünlü oyuncu Tuba Büyüküstün’ün danışmanlık ajansı sahibi Erdinç Çatak ile aşk yaşadığı öne sürülmüştü. Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak aşkının perde arkası ortaya çıktı. İşte detaylar;
Tuba Büyüküstün’den Ekin Mert Daymaz Açıklaması
Tuba Büyüküstün, konuyla ilgili Instagram hesabından şu açıklamayı yaptı: Biliyorum; bana aşkı yakıştırıyorsunuz. Adına, ‘ilişki’ diyorsunuz. Benim adıma mutlu oluyor ya da beni yeriyorsunuz. Ama ben, bu aralar kendimle bir ilişki yaşıyorum. Kendimle bitmeyen bir randevudayım. Kendi gözlerimin içine bakıyorum. Kendi ellerimi tutuyorum. Önce kendi ruhuma dokunmalı, aşkın kendisi olmalıyım” ifadelerini kullandı.
Bir dönem Hande Erçel, Melisa Döngel ve Eliz Sakuçoğlu gibi isimlerle aşk yaşayan Ekin Mert Daymaz ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
Son olarak ‘Sefirin Kızı’nda rol alan Tuba Büyüküstün, bu kez özel hayatıyla gündeme geldi.
Tuba Büyüküstün’ün, danışmanlık ajansı sahibi Erdinç Çatak ile aşk yaşadığı öne sürüldü. Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak Instagram’da 3 aydır takipleşiyorlar.
Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak, geçtiğimiz ay Bodrum’da aynı yerde fotoğraf paylaşmışlardı.
Erdinç Çatak, sosyal medya hesabında Küçük İskender’in, “Anlaşılmak istiyorum… Sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet, tıpkı bu. Sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi” sözlerine yer verdi. Büyüküstün’ün bu paylaşımı beğenmesi de gözlerden kaçmadı.
Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak Aşkının Perde Arkası
Tuba Büyüküstün’ün, danışmanlık ajansı sahibi Erdinç Çatak ile aşk yaşadığı öne sürüldü.
Büyüküstün ve Çatak’ın geçtiğimiz aylarda Bodrum’da el ele yürüdükleri esnada çekilmiş fotoğrafına Gossippasta ulaştı.
İddialara göre Tuba Büyüküstün ile Erdinç Çatak kısa süreli birliktelik yaşadı. Büyüküstün, geçtiğimiz haftalarda Çatak’tan ayrıldı.
Bir süredir araları açık olan Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak’ın ilişkilerini gözden geçirme aşamasında oldukları ve bu yüzden ayrıldıkları öne sürüldü.
Büyüküstün ve Çatak’ın sosyal medya hesaplarından birbirlerini takip etmeyi sürdürmeleri de bu iddiayı doğruluyor.
Tuba Büyüküstün ve Erdinç Çatak, geçtiğimiz ay Bodrum’da aynı yerde fotoğraf paylaşmışlardı.
Sosyal medya fenomenlerinden Efe Uygaç geçtiğimiz gün bir YouTube kanalında kendisi hakkında merak edilenleri yanıtladı. Efe Uygaç “Yayıncı olarka anılmak istiyorum” dedi. İşte o açıklamalar;
Twitch platformunda varsın ama YouTube ve Instagram’da daha aktifsin. Birden farklı mecrada fenomen olan kişi nasıl anılıyor? Sen neyi daha iyi yapıyorsun?
Beni direkt olarak yayıncı diye tanımlayabiliriz. YouTuber veya fenomen tanımından hiç hoşlanmıyorum zaten. Ben fenomen kelimesini hiçbir zaman sevmedim. İçerik üreticisi ya da influencer çok daha iyi aslında. Yayıncı olarak anılmak, benim daha çok hoşuma gidiyor. Çünkü daha önceden başka bir platformda içerik ürettiğim için daha sonra yayıncılığa kendi isteğimle geçiş yaptım. Ama başka bir platformdan insanlar seni tanıyorken diğerine geçtiğin zaman oranın influencer’ı olarak anılmak çok zor bir şey. O YouTuber algısını kırmak, insanların senin yayıncı olduğunu düşünmesi ve Efe Uygaç denince akla yayıncı kelimesinin gelmesini yerleştirene kadar canım çıktığı için yayıncı olarak anılmak istiyorum.
Asosyal misin?
Ben hiç asosyal bir insan değilimdir. Hiç susulmasın sürekli konuşalım isterim. Yalnız kalmaktan nefret ederim. Mustafa, şu an oturduğumuz yere taşındı. Ondan 3 ay sonra arkasından ben taşındım. Hepimiz yalnız yaşıyoruz ama en azından aynı yerde olalım. Ben akşamları sıkıldığım zaman direkt kaçıyorum. Sürekli arkadaşımı davet ederim ya da arkadaşıma giderim. Evde tek kalmaktan da nefret ederim.
Yaptığın işte absürt bulunmamak bir şans. Gayet işinin ve üretiminin karşılığını veren bir görüntün var.
Teşekkür ederim. İlkokuldan itibaren doktor tipin var ya da Bill Gates tipin var derlerdi. Ondan sonra bu muhabbet gamer konusuna evriliyordu. Bu arada çok oyun oynayan biriyim. Zaten arkadaşlarımızla beraber bir şeyler yaparak YouTube tarafımızı geliştirdiğimiz için biz 10 senedir tanışan 6-7 arkadaşız. Bu sebepten dolayı Twitch üzerinden yayın yapsak da deliler gibi oyun oynasak da asosyal olarak anılamadık. Çünkü hep belli bir arkadaş grubuyla belli bir aktiviteyi yaparken insanların gözünün önüne çıktık. Hala da hayatımız bu şekilde devam ediyor. Ama dış dünyaya ve yeni insanlara kapalı mıyız? Evet, çoğunlukla kapalıyız.
Sırları olan biri gibi duruyorsun. Doğru mu?
Evet, doğru.
Neden böyle yaşıyorsun?
Kapalı bir insanım ve duygularımı paylaşmayı çok sevmiyorum. Birisi benimle ilgili bir şey sorduğu zaman Mustafa, “Efe’nin en çok şeyini ben bilirim. Ben de %30’unu bilirim.” der.
Gizemden mi besleniyorsun?
Hayır, asla ondan beslenmiyorum. Hatta keşke anlatabilsem diyorum.
Şu anki yapından lezzet alıyor musun?
Alıyorum. Ben dostlarımın kötü anımda yanımda olmasını çok isterim. Gerçekten kötü bir an geçiriyorsam onlara anlatırım. Ama başıma kötü bir şey geldiyse ve onların bilmediği bir şey olduysa “İnsanların tadını kaçırmaya ne gerek var?” havasında geçiriyorum genellikle hayatı.
Yıpranmıyor musun? Bunun sana dönüşümü yara mı oluyor?
Ben hayatımdan çok memnunum. Arkadaşlarımla geçirdiğim ve kendime ayırdığım vakte çok okey’im. Aksine, ben normal olanın drama queen’lik değil insanın kendi kendine yetebilmesi olduğunu düşünüyorum. Ama günümüzde dizi izleye izleye insanlar kendilerini o kadar dramatize etmeye başladılar ki herkes kendi kendine “drama queen” oldu. Sanki normali benim yaptığım değil de onların yaptığı gibi gözüküyor. Ama bence değil.
Nasıl bir motivasyon kaynağın var? Hayatta nelerden beslenirsin?
Arkadaşlarımla ve ailemle geçirdiğim kaliteli vakit, beni her şeye motive eden şeylerden biri. Sosyal medya anlamında da kendi izleyicilerime herhangi bir yayının sonunda yayını kapatma derlerse bugün bir şeyi eksik yapmışız derim. Çünkü o kişiye yetmemişiz. Ama yayın sonunda “kafi” yazarlarsa bugün gereken her şeyi hakkıyla yapmışız.
Twitch platformundaki kapalılığı nasıl tarif ederiz?
Aslında bu bir alışkanlık. Nasıl ki annelerimiz, teyzelerimiz, anneannelerimiz her akşam saat 19.00’da televizyonun başına otururlardı. 19.00 – 20.00 arasında ana haber izleyip gece 00.00’a kadar dizi izleyip uyuyorlardı ve böyle bir düzenleri vardı. Şu an bizi izleyen kişilerin de böyle bir düzeni var.
Bugünün ünlü algısı değişiyor. Televizyon ünlüsü ya da YoTuber olarak ayırıyoruz. Ama bir televizyon ünlüsü TikTok’a girdiği zaman düzenli içerik üretse dahi o kitleyi sağlayamıyor. Mesela Kerem Bürsin Twitch platformuna girse Instagram’daki etkisini devam ettirebilir mi?
Kerem Bürsin’i bilmiyorum. Genel olarak geleneksel medya ünlülerinin daha önce bunu yaptığını görmedim. Ama şöyle bir etkiden bahsedebilirim; Mansur Yavaş, Türkiye’den herkesin tanıdığı bir insan. Mansur Yavaş, Twitch yayıncısı olan Pelin’in yayınına konuk olmuştu. Mansur Yavaş ve Pelin’in birlikte yaptığı yayın 350 bin anlık izlendi. Ki bu Türkiye Twitch rekoru. Bir önceki rekor 150 bindi. Gelenekselin bir etkisi var ama kalıcı bir etkisi var mı bilmiyorum. Geleneksel medya ünlüsü olan biri ilk açtığı yayında veya o gün onunla ilgi önemli bir şey varsa çok yüksek izlenmelere ulaşabilir. Ama bizim gibi her gün yayın açmaya devam ederse aynı etkiyi koruyabilir mi bilmiyorum.
Gelenekselle beslenen kitle, Serenay Sarıkaya’nın özel hayatı gibi magazin durumlarını nasıl konuşuyorsa bu Twitch gibi mecralarda o an konuşulup kapanıp o gündemle devam edilmeyen bir durum mu oluyor?
Evet, öyle.
En son en çok istediğin şey neydi?
Uzun bir tatildi. Çünkü bizim uzun bir süre tatil yapmak gibi bir şansımız çok fazla olmuyor. Yaptığımız tatilleri de genellikle haftada 2 gün gidip geri dönerek yapıyoruz. 1 aylık tatil gibi bir şey yok. Yayıncılık yaptığımız için 1 aylık mola gibi bir durum bizim literatürümüzde yok.
En son en çok neye şaşırdın?
Ben normalde Türk mizahının hastasıyım. Yabancı mizahı izlediğim zaman çok fazla gülemiyorum. Çünkü mizahın çok kültürel bir şey olduğuna inanıyorum. Ben burada büyüdüğüm için buranın durumlarına gülerim, dışarıdaki bir şeye gülemem diye düşünüyordum. Ama sonra bir arkadaşım beni oturttu ve şunu izle diyerek Dave Chappelle’in dijital platformdaki stand-up gösterisini izletti. Ben çok ön yargılı biriyim. Bir şeye ön yargım varsa onu kırmak çok zor. O gösteriyi izledim ve kendime şaşırdım. Ben bugüne kadar nasıl bu kadar ön yargılı davranmışım diye. Dave Chapell gerçekten çok komik.
En son en çok hüzünlendiğin anı paylaşır mısın?
Normalde filmlerde duygulanan ağlayan biri değilim. “Şampiyon: Bold Pilot” filmini izlediğim zaman hüngür hüngür ağlamıştım. Bu arada bence çok güzel bir film. Son 5 senedir izlediğim en güzel Türk filmi diyebilirim.
En son en çok neye hayır dedin?
Kendime dedim. Çünkü son 1 aydır yeni bir eve çıktım ve bahçem var. O sebepten dolayı köpek almak istiyorum. Ama bir yandan yaşamımın ne kadar düzensiz olduğunu hatırlıyorum ve bir köpeğe bunu yapmak istemiyorum. Çünkü onun da ilgi görmeye ihtiyacı olduğunu biliyorum. O sebepten dolayı kendime sürekli hayır diyorum. Ama daha ne kadar kendime hayır diyebileceğimi de bilmiyorum.
Kendini affettireceğin bir andasın ve seni dinliyor. Anlatır mısın?
Hayatımda pişman olduğum bir şey var. Bir doğum gününde bir insanın canını sıkmak bence çok üzücü bir şey. Bunu yapmıştım bir kere. Keşke o kişiye doğum gününde sıkıntı vermeseydim.
Onu nasıl sevdiğini tarif eder misin?
Edemem.
Sevebildiğine inanır mısın?
Tabii, ben çok severim. Sadece kız arkadaş özelinde değil, arkadaşlarıma da onları sevdiğimi hissettiririm. Benim sevgim biraz garip. Mustafa’ya sorarsan benim onu sevdiğimi bilir. Ama hiçbir zaman bir sarılmayla ya da seni seviyorum ile olmaz. Genellikle bir düşüncelilik gösteririm. Bence söz değil, eylemdir. Eylem daha çok hissettiriyor.
Senin adının her geçtiği yerde Berkcan Güven ile çok iyi olduğunuz da söyleniyor. Bu seviyede olan arkadaşlığın diğer arkadaşlıklara göre bozulmadan devam edebiliyor olması zor değil mi? Arkadaşlığınızı nasıl yönetiyorsunuz?
Bence sosyal medyanın içinde görülen arkadaşlıkların bozulmasındaki etken genellikle iş oluyor. Biz, kendi arkadaşlığımızın içerisinde işi her zaman ikinci plana koyduk. Bir de şuna baktık. Benim girdiğim bir işte sen beni destekliyor musun ya da ben seni yeni işinde destekliyor muyum? İlla ortak bir iş yapmak zorunda değiliz. Ben ona ne yaparsan yap her zaman arkandayım diyorum. Sen batarsan da çok iyi yere gelirsen de arkandayım. Yarın öbür gün birisi çıkıp Berkcan ile ilgili inanılmaz bir karalama kampanyası başlatsa ve bu durum inanılmaz kötü yerlere gitse ben yine Berkcan benim kardeşim diyeceğim. Ben, Berkcan, Mustafa, Oğuzhan kardeş gibi büyüdük. Bizim ailelerimiz birbiri ile görüşen insanlar. Sosyal medyada görünenden çok daha fazla derinliği var.
Dilediğin kişiye dilediğin bir soruyu 83 milyonun izlediği bir programda sorma imkanı verildi sana. Bu kim olurdu ve ne sorardın?
Cem Yılmaz’a sorardım. Cem Yılmaz, benim çocukluğumda en çok güldüğüm insan. Soru-cevap serileri dahil olmak üzere her şeyini izledim. Türk birisini alacak olsaydım kesinlikle Cem Yılmaz’ı alırdım. Ona, “Hiç ürettiğin içeriklerde izlenme kaygısı güttün mü?” diye sorardım. Çünkü normalde Cem Yılmaz’ın çok daha yüksek klasmanda bir mizahı olduğunu düşünüyorum. Ama stand-up gösterilerinde Türk halkının çok seveceği şeylere değinmeye çalışıyor. Aslında yapacağı mizah onun üstündeydi bence. Mesela “Karakomik Filmler” çok sınırlı bir kitleye hitap etti. Ben hitap ettiği kitleden biri miyim? Belki kendimi sayabilirim. Harika bir mizah anlayışım var diye övmek için söylemiyorum bunu. Ben beğendim ama izlenme kaygısını acaba “Karakomik Filmler” projesi ile mi bıraktı? Bunu merak ediyorum. Çünkü “Gora”, “Arog” ve “Yahşi Batı” ile “Karakomik Filmler” arasında çok büyük bir fark var. Orada acaba kendim için iş yapmaya başlıyorum mu dedi?
Kanal D ekranlarının yeni dizisi “Baht Oyunu”nun başrolleri Aytaç Şaşmaz ve Cemre Baysal geçtiğimiz gün röportaj verdi. Samimi açıklamalarsa bulunan Aytaç Şaşmaz- Cemre Baysal “40 yıldır tanışıyor gibiyiz” dedi. İşte detaylar;
Birbirinizi daha önce tanımıyordunuz? İlk karşılaştığınızda ne hissettiniz?
Cemre Baysel: İlk başrolümüz, enerjilerimizin tutması ve birbirimizi sevmemiz çok önemliydi. İşe başlayacağım kişiyle ya enerjimiz tutmazsa diye korkuyordum. Ben enerji ve motivasyonla çalışan biriyim.
ENERJİMİZ EKİBİ ETKİLİYOR
Sonuç ne oldu?
Cemre Baysel: 40 yıldır tanışıyor gibiyiz. Ben içimden geldiği gibi davranan bir insanım. Aytaç da öyle. Egomuz yok, olduğumuz gibiyiz.
‘Baht Oyunu’ bu hafta başlıyor. İlk başrolleriniz. Gerginlik var mı?
Aytaç Şaşmaz: Bence biz bir gemiyiz. Hocamız Serdar Gözelekli kaptan koltuğunda ve bütün ekibimiz geminin güvertesinde. Bu deniz çok dalgalı, bizim bütün sorunlara göğüs gerip yıkılmamamız lazım. Bir bütün oldukça bir gerginlik hissedeceğimi düşünmüyorum.
Cemre Baysel: Büyük sorumluluk. Her konuda çok dengede kalmak gerekiyor. Bizim enerjimizle ekibimizin enerjisi yükseliyor ya da düşüyor. O yüzden her zaman yüksek enerji.
Diziniz ne anlatıyor?
Cemre Baysel: Benim canlandırdığım Ada karakterinin ailesinden gelen batıl inançları var. ‘İlk aşık olduğun adamla evlenemezsen sonsuza kadar mutsuz olursun’a inanıyorlar. Bu yüzden birini sevmekten hep kaçmış. Ama sonunda birine tutuluyor. Aşık olduğu çocukla da, onu içinde bulunduğu bir durumdan kurtarmak için evleniyor ve üç yıl evli kalmaları gerekiyor. Ada üç yılın sonunda, bunun kağıt üzerinde kalmayacağına, gerçek ve mutlu bir evlilik olacağına inanıyor. İlk aşkını kaybetmemeye çalışırken bakıyor ki aşk hiç bilmediği bir yerdeymiş ve Bora’yla (Aytaç Şaşmaz) karşılaşıyor.
Aytaç Şaşmaz: Bora aşktan canı yanmış bir adam. İşini hayatının merkezine koymuş. Aşkın gerçek olduğuna inanmıyor. Kurduğu sosyal içerik platformunda aşk ve ilişkiler üzerine yazılar yazıyor. Sonrasında Ada’yla yolları kesişiyor. Aşktan canı yanmış bir adamla aşkın peşinden koşturan bir kızın birleşiminden çok acayip bir kaos doğuyor.
Ada karakteri gibi sizin de batıl inançlarınız var mı?
Cemre Baysel: Nazara inanıyorum. Kötü enerjinin insanı etkilediğine inanıyorum. O yüzden sembolik olarak nazar boncuğu kullanırım.
Aytaç Şaşmaz: Ben de nazara inanırım. Bir de küle basmam, bunun uğursuzluk getireceğini düşünürüm.
Aytaç Şaşmaz: Aşkın herkeste başka bir biçimde, başka bir tarifte var olduğuna inanıyorum.
Cemre Baysel: Ben de aşka inanıyorum ama daha çok sevgiye ve merhamete inanıyorum diyebilirim.
Hiç aşık olmadın mı yani?
Cemre Baysel: Hiç aşık olmadım. Bunları babam da, ağabeyim de okuyacak, o nedenle daha fazla uzatmasak (gülüyor).
Baban dizilerde öpüşme, yakınlaşma sahnesi olduğunda ne diyor?
Cemre Baysel: Önceki işimde böyle bir sahnem vardı (gülüyor). Ben o zaman şehir dışındaydım. Annemle konuşup babam ve ağabeyimi dördüncü bölüm için hazırlaması gerektiğini söylemiştim. Dördüncü bölümde yayımlanacak olan sahne, o akşam izlediğimiz bölümün sonuna alınmıştı…
Cemre Baysel: Ağabeyim ve babam televizyonu kapatıp odalarına gitmişler. Bir daha da bu konuda konuşulmadı (gülüyor). Şu an için öyle bir sahnemiz de yok zaten!
Her gün bir dizi başlıyor. Neden sizin işinizi izleyelim?
Aytaç Şaşmaz: Bir şeyi mutlu, huzurlu ve o an oradaysan güzel yaparsın. Aklın başka yerdeyse, ayakların geri geri gidiyorsa o iş olması gerektiği gibi olmaz. Biz sete koşarak gidiyoruz. Setin içinde gerçekten çok mutluyuz. İçimizdeki bu güzel enerji eminim ki seyirciye de yansıyacaktır.
AYTAÇ ŞAŞMAZ: SİMİT, KÖFTE, SU SATMIŞLIĞIM VAR
Senin hikayen nasıl başlıyor Aytaç?
Annem ev hanımı. Babam ayakkabıcı ve şehirlerarası iç hatlarda şofördü. Manisa’daydım. Lise 1’de okulun saygılı haylazlarındandım. Ama derslerim kötü bile olsa hocalarımın kanaat notları hep çok yüksek olurdu, sağ olsunlar ‘çok saygılı’ derlerdi.
Peki ne oldu lisede?
Bir gün edebiyat hocası geldi (Tülay İnce). “Okulda yakışıklı arıyorduk, seni gösterdiler. Tiyatroya geliyorsun” dedi. Ben o ara gitar dersleri alıyor, şarkıcı olmak istiyordum. Tiyatro kolundakilerin olduğu sınıfa bir girdim, herkesin yüzü düştü.
Neden?
Bu ezber yapmaz, provalara gelmez diye düşünmüşler. “Öyle mi” dedim kendi kendime. O sene festivale katıldık, sonraki sene festivalde birinci olduk. Orada başlayan tiyatro oyunculuğu lise boyunca devam etti. Sonra İstanbul’a gitmeye niyetlendim. Fakat ailem istemedi.
ŞÖHRETİ YOK SAYIYORUM
Ne yaptın?
Ben kimseyi dinlemem ve kafamın dikine giderim. Kimse bana inanmıyordu ama ben kendime inanıyordum.
Üniversite ne oldu?
Haliç Üniversitesi’ni yüzde 50 bursla kazandım. Ama o para bende yoktu. Manisa’da simit, köfte, su satmışlığım bile vardır. Kendi paramı kazanmayı biliyordum. İstanbul’da da çalıştım, garsonluk yaptım.
Nasıl keşfedildin?
Beşiktaş’ta bir kafede hem baristalık, hem garsonluk yapıyordum. O sırada ajansa kaydolmuştum. 17 yaşımda bir reklam teklifi geldi. Çok minik paraydı ama kendimi zengin gibi hissediyordum. Garsonluğa devam ettim. ‘Kötü Çocuk’ filmine dahil oldum, oradaki yönetmenim Yağız Alp Akaydın ‘Söz’ dizisine adım atmama vesile oldu.
Beş yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
‘Superman’i canlandırmak istiyorum. Belki Türkiye’de yapılır, belki de yurtdışında kendimi gösteririm.
Şöhretin yıpratıcı taraflarından korunmak için neler yapıyorsunuz?
Yok sayıyorum. Yalan bir dünya. İşin olur, milyonlar izler; işin yoksa yoksun. Bu yüzden orta çizgide yürümelisin ki kendi hayatında olabilesin.
CEMRE BAYSEL: SOKAKTA GÖZLER BANA KAYINCA GERİLİYORUM
Seni tanımayanlara birkaç kelimeyle kendini nasıl anlatırsın?
Doğalım, düzüm. İçimden ne geliyorsa öyleyim. Hesap, kitabım yok.
Annem ev hanımı, babam marangoz. Benden 5 yaş büyük bir ağabeyim var. Güzel, akraba ilişkileri olan kuvvetli bir ailede büyüdüm.
Resim okuyormuşsun…
Evet. Babam mesela bir mutfak yapacak, onun çizimini yapardı. Ben 6 yaşımda onu beğenmez, yeniden çizerdim. Çok hoşuna giderdi. Onun üzerine notlarını alırdı. Halam da gelinlik tasarımcısıydı. Ona özenip gelinlik çizmeye başladım. Resim öğretmenimin dikkatini çektim. Onun teşvikiyle güzel sanatlar lisesine girdim. Mutluydum. Sonra Ege Üniversitesi Resim Öğretmenliği bölümüne girdim. İkinci sınıfta dondurdum. Çünkü devreye iş girdi.
Çizim yaparken o kadar mutluysan oyunculuk nereden çıktı?
Halamın gelinlik mağazası açılışı vardı. Ben de moda tasarımcısı olacağım ya, onun yanındaydım. Modeller ve ajansın yöneticisi gelmişti. Bana orada ajansa yazılmam için teklif geldi. 2-3 tane güzel fotoğrafım olur diye düşünüp gidip kaydoldum. İş teklifleri gelmeye başladı ama hepsi İstanbul’daydı. O yüzden hiçbirini değerlendirmedim. Sonra İzmir’de çekilecek ‘Yeşil Deniz’ dizisi için teklif gelince şansımı denemek istedim. 16 yaşındaydım, çok heyecanlıydım. İlk deneme çekimimi yaptım ve rolü kaptım. Bu iş biter, sonra resim yapmaya devam ederim diye düşünürken teklifler sürdü. Sonra ne bu sektör beni bıraktı ne de ben onu bırakmak istedim…
Ailen tek başına İstanbul’da yaşamana kolay izin verdi mi?
Babam set için her haber geldiğinde “Çocuğun hayatı kalmadı. Bu işin saati yok, okula gidemiyor” diye üzülür, kızardı. Ama sonra beni ekranda görünce “İyi ki olmuş” dedi. İstanbul’da da zaten bir bekar hayatı yaşamıyorum. Ailem sürekli gelip gidiyor.
Beş yıl sonrasını düşününce kendini nerede görüyorsun?
Çok güzel bir kariyerim olsun ama kişilik olarak aynı kalayım istiyorum. “Değişti, bozuldu” demesinler. Kastettiğim şey başarılı olmak, insani yönümü de koruyup geliştirmek; popüler olmak değil.
Tanınmak korkutucu mu?
Rahatımın bozulmasından, kısıtlanmaktan korkuyorum. Sokakta rahatça gezeyim istiyorum. Bir-iki göz bana kaydı mı geriliyorum.
Geçtiğimiz günlerde ayaküstü muhabirlerle sohbet eden Merve Boluğur, eski eşi Murat Dalkılıç’la ilgili soruyu duyunca sinirlenerek cevap vermeyip yoluna devam etti. Buket Aydın’ın programına konuk olan Murat Dalkılıç’tan Merve Boluğur açıklaması geldi. İşte Dalkılıç’ın o açıkalaması;
Murat Dalkılıç: “Ne Alakası Var!” Dedi…
Ünlü popçu Murat Dalkılıç, Türk Epilepsi ile Savaş Derneği’nin UCB Pharma’nın koşulsuz desteğiyle beş yıldır sürdürdüğü Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’nın elçisi oldu. 8 Şubat Dünya Epilepsi Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Murat Dalkılıç, ülkemizde maalesef her 5 kişiden 1’inin ‘işveren olsam epilepsi hastası bir bireyi işe almak istemem’ dediğine dikkat çekerek epilepsinin çalışamamakla #NeAlakasıVar! dedi. Kendisinin de çocukken epilepsi hastası olduğunu belirten Murat Dalkılıç, herkesi epilepsiyle ilgili bakış açısını değiştirmeye ve Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’na destek olmaya davet etti.
Murat Dalkılıç’ın oynadığı Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’nın “Epilepsinin Çalışamamakla #NeAlakasıVar!” konseptli farkındalık filmine, ünlü sanatçı Aşkın Nur Yengi de sesiyle destek verdi.
Hande Erçel ve Kerem Bursin’e dair aşk dedikoduları gittikçe güçlenmeye devam ediyor. Acun Ilıcalı ile yakın arkadaş olan Murat Dalkılıç, Kerem Bürsin ve Hande Erçel’in O Ses Türkiye yarışmasına beraber katılmasıyla Ilıcalı’ya karşı tavır aldı. Murat Dalkılıç, sosyal medya hesabı Instagram’da Hande Erçel’in ardından Acun Ilıcalı’yı da sildi.
Uzun zamandır ekranlardan uzak olan Merve Boluğur, önceki gün yürüyüş yaparken basın mensuplarıyla karşılaştı. Muhabirlerle sohbet eden oyuncu “Murat Dalkılıç ile görüşmeye devam ediyor musunuz?” sorusuna “Başka bir sorun varsa alayım yoksa ben yoluma devam ediyorum” karşılığını vererek uzaklaştı.
Buket Aydın’ın Haber Global ekranlarında yayınlanan Koltuk programının bu haftaki konuğu Murat Dalkılıç oldu. Sorulara içtenlikle cevap veren Dalkılıç, “Eski eşiniz sizinle ilgili soruya cevap vermek istememiş. Görüşmeye devam ediyor musunuz?” sorusuna “Görüşmüyoruz ama görüşmeyeceğiz diye bir kaide de yok. Şartlar öyle el vermedi görüşmedik. Kanlı bıçaklı ya da kavgalı bir ayrılık yaşamadık” dedi.
Sosyetik güzel olarak bilinen Eda Taşpınar sosyal medya hesabından çıplak pozunu paylaştı. Taşpınar’ın fotoğrafı kısa sürede çok sayıda beğeni aldı. Eda Taşpınar çıplak fotoğrafıyla olay oldu. İşte sosyetik güzelin o fotoğafı;
Eda Taşpınar Köpekbalıklarıyla Birlikte Yüzdü
Eda Taşpınar son olarak 25 metre derinliğe inerek köpek balıklarıyla yüzdüğü anları paylaştı. Ünlü isim, yayınladığı bu fotoğrafa, “Aşağıya inmeye başladığım anda kabulleniş başlar bende. Burası onların dünyası, onların kuralları geçerli.. Ne yapacaklarına onlar karar verirler, aslında ikili ilişkilerle hiç bir farkı yok. Çünkü karşınızdakinin hareketleri hiç bir zaman sizin kontrolünüzde değildir aslında. İnsanoğlu kontrolü sever, elinde olduğunu bilmek ister fakat hayat bize şu günlerde öğretti ki kontrol bir illüzyon. Yaşama güven, sana ihtiyacın olanı o zaten yollar. Aslında bu kadar basit. Kabullen. Korkutucu olmaları gerekirken o dünya o kadar sakinki aslında. Öğrenilecek çok şey var… Köpek balıklarıyla kafessiz dalışın yaptığı en tehlikeli şey olduğu olduğunu belirten Taşpınar, “Zor bir dalış alanıydı, akıntı çok fazlaydı.. Tekneden suya atlayanlar aşşağıya atılmış olan ipe tutunarak inmeliydi. Akıntıdan dolayı ipi ıskalıyanlar oldu. 25 metre altımızda inanamayacağımız bir görüntüyle karşılaştık. Bull sharklar, beyaz köpek balıklarından çok daha sinirli hayvanlardır. Yaklaşık 20 taneydiler. Dişiler hamileydi. Bize görsel bir şölen sundular. Çarpanlar, çok yakınımızdan geçenler oldu. En inanılmazı ise yukarı çıkarken hare halinde etrafımızı sarıp bizle beraber yukarı çıkışlarıydı.. Yaptığım en tehlikeli ama bir o kadar da unutulması imkansız yegane şey-Köpek balıklarıyla kafessiz dalış…”ifadelerini kullandı.
Eda Taşpınar, tam kapanma günlerinde New York’un yolunu tuttu. Birbirinden güzel fotoğraflar paylaşarak düşman çatlatmaya da devam ediyor. Instagram paylaşımlarını yoruma kapatan ünlü isim, son yazdıklarıyla herkesi şaşırttı.
Sosyetik güzel, Brookyln’den bir poz paylaştı ve altına bir dönem sosyal medyada sıkça paylaşılan sözleri ekledi:
“Problemin ne biliyor musun? Çok akıllı olmak. Zihnin bir saniyede bir milyon mil hareket ediyor. Üzgünsün çünkü dünya seni başkaları gibi kandıramıyor. Çoğu insanla geçinemiyorsun çünkü onlar dünyaya senin gibi bakamıyor. Aptal olduğunu düşünüyorsun ama her şeyi bildiğini sanmayacak kadar akıllısın. Problemin çok akıllı olmak ama biliyor musun, bu hiç problem değil.”
Eda Taşpınar Çıplak Pozuyla Olay Oldu
Sosyetik güzel Eda Taşpınar, fit fiziğini sergilemeye devam ediyor. Taşpınar’ın sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşım, kısa süre içerisinde çok sayıda beğeni topladı.
Deri koltukta çekilmiş çıplak pozunu takipçilerine aktaran Taşpınar, paylaşımının altına ise, “Aşkı, binlerce arının kanımı bala çevirmesi gibi uğulduyor içimde” notunu düştü.