Ana Sayfa Blog Sayfa 583

Güzel Oyuncu Hülya Diken İlk Yerli İçeçeğimizin Reklam Yüzü Seçildi…

0

TV ekranlarının ve beyaz perdenin güzel yüzü, başarılı oyuncu Hülya Diken reklam dünyasının da dikkatini çekmeyi başardı. Güzel Oyuncu Hülya Diken İlk Yerli İçeçeğimizin Reklam Yüzü Seçildi. İşte Detayları…

Güzel Oyuncu Hülya Diken İlk Yerli İçeçeğimizin Reklam Yüzü Seçildi… Diriliş Enerji İçeceği….

diriliş enerji içeceği

Ödüllü sinema filmlerinin başrol oyuncusu olarak adından övgüyle bahsettiren Hülya Diken, önümüzdeki günlerde ilk yerli ve milli enerji içeceğimiz Diriliş ’in reklam filmi ile gündeme gelmeye hazırlanıyor. “Elif Ana” isimli sinema filminin çekimlerini tamamlayan ünlü oyuncu Hülya Diken, reklam dünyasında olmanın kendisini heyecanlandırdığını ifade etti…

“Markamızı Temsil Edebilecek Şöhrete Sahip Olması Önemliydi!…”

hülya diken

Diriliş enerji içeceğinin yönetim kurulu başkanı Ali Oruç “Yüzlerce yüz arasından seçtiğimiz adayların sadece güzel olması değil markamızı temsil edebilecek şöhrete sahip olması önemliydi, Hülya Diken böyle bir isim reklam kampanyamızdaki özel karakteri canlandırabilecek yetenekte bir oyuncu seçmekte bizim ileriye dönük projemiz. Bu reklam filminde çıkacak karaktere senaryo yazdırıp sinema filmi de çekebiliriz” dedi.

Bir yıllık bir anlaşmayla Diriliş markasının reklam yüzü olan Hülya Diken ’in aldığı ücret merak edilirken, dedikodu kulislerinde hatırı sayılır bir ücret karşılığı imza attığı konuşuluyor…

Hülya Diken
Hülya Diken

Komedyen Fehmi Dalsaldı İle İlgili Duyanları Şoka Sokan O Açıklama!…

0

Felaket Tellalı lakabıyla bilinen ünlü ses sanatçısı ve yazar Onur Akay, geçtiğimiz Mart yayında katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, 44 yaşındaki komedyen Fehmi Dalsaldı’ nın 2016 yılından beri kötü bir hastalıkla mücadele ettiğini duyurmuştu. İşte Detayları…

Onur Akay Tartışmanın Fitilini Ateşledi!…”Parayı Veren…”

Fehmi Dalsaldı İle İlgili Duyanları Şoka Sokan O Açıklama!…

Yazar Onur Akay, geçtiğimiz Mart yayında katıldığı bir televizyon programında yaptığı o açıklamada, 44 yaşındaki ünlü komedyen Fehmi Dalsaldı’ nın 2016 ‘dan bu yana AIDS hastalığı ile mücadele ettiğini duyurmuştu.

“İncir Reçeli Çekti Canım…”

fehmi dalsaldı

Onur Akay ’ın açıklamalarına çok kızan ünlü komedyen, ilk önce sosyal medya hesabından “İncir Reçeli’ adlı filmine atıf yaparak, “Yoğun bakımda ölüm döşeğinde olduğum için incir reçeli çekti canım. Bulamamışlar vişne reçeli getirmişler, ben de aldım yiyorum.” ifadelerini kullanarak Onur Akay’a gönderme yapmıştı.

“Uyuşturucuyla Yakalandığını da Ben Duyurmuştum…”

fehmi dalsaldı

Bununla da yetinmeyen Fehmi Dalsaldı, Onur Akay ’ı savcılığa şikâyet etti. İfadeye çağrılan Onur Akay ’ın gazetecilere yaptığı açıklama ise herkesi daha da çok şaşırttı. Akay, “Bu haber, Kıbrıs Manşet Gazetesi’nden Evrim Kamalı ’nın özel haberidir. Fehmi Dalsaldı ’nın, 2016 yılında Lefkoşa Ercan Havaalanı’nda üzerinde uyuşturucuyla yakalandığını ben duyurmuştum ama AIDS olduğunu ben duyurmadım. O gün narkotik köpeğinin uyarı vermesinin ardından yapılan aramada, Fehmi’nin kot pantolonun cebinde yaklaşık 2 gram ağırlığında hintkeneviri bulundu ve tutuklanan ve mahkemeye çıkarılan Fehmi, o gün hastaneye götürüldüğünde bu rahatsızlığı ortaya çıktı ve sınır dışı edildi… Bana, onu merak edenler sadece sağlık durumunu sordu, bende anlattım…” ifadelerini kullandı…

Fehmi Dalsaldı Hakkında Kısaca…

44 yaşındaki televizyon ve radyo programcısı, komedyen Deniz Fehmi Dalsaldı, 17 Şubat 1978 yılında Siirt’te dünyaya gelmiştir. Türk sanat müziğinin Diva’sı Bülent Ersoy’un sesini taklit ederek dikkatleri üzerine çekmişyi. Dalsaldı, Şahika Koçarslanlı, Gönül Yazar, Sezen Aksu, Huysuz Virjin, Yıldız Tilbe, Seda Sayan, Nur Yerlitaş, Zerrin Özer, Oya Aydoğan, Banu Alkan, Nazlı Ilıcak, Saba Tümer, Melek Baykal, Zeki Müren gibi pek çok ünlü ismin sesini de taklit ederek kariyerinde büyük bir çıkış yakalamıştır.

Oğuzhan Koç “Müjdeyi verdi…”

0

Sahneden sürpriz açıklama geldi… Başarılı müzik adamı Oğuzhan Koç yaz turnesi kapsamında verdiği konserlerle adından sıkça söz ettirirken önceki akşam Kocaeli Körfez de hayranlarının karşısına çıktı. Dünden bugüne hit olmuş şarkılarını hayranlarıyla birlikte büyük bir çoşkuyla seslendiren Oğuzhan Koç ‘a, 40 bin kişilik koro eşlik etti. Ve sahneden müjdeyi verdi…Detayları Yazımızda…

Oğuzhan Koç Düğün Arifesinde Yaşadığı Üzüntüyü Anlattı!…

Oğuzhan Koç “Müjdeyi verdi…”

Oğuzhan Koç

Hayranlarının karşısında yeni şarkısının müjdesini veren şarkıcı Oğuzhan Koç, eserinin çıkış tarihini ve adını ilk defa duyurdu. 24 Haziran günü tüm dijital platformlarda müzikseverlerle buluşacak olan Oğuzhan Koç yeni şarkısına “Aşk Beni Yeni” adını verdiğini söyledi.

Oğuzhan Koç‘un Yaz Konserleri Maratonu Başlıyor!

“Aşk Beni Yendi” İle Yazı Fethedecek!…

Hayli enerjik görünen Oğuzhan Koç, önümüzdeki hafta yeni şarkısı için kamera karşısına geçecek. ‘Bence De Zor’, ‘Bulutlara Esir Olduk’, ‘Yok Sanayım’, ‘Beni İyi Sanıyorlar’, ‘Küsme Aşka’,  ‘Sükut-u Hayal’, ‘Kendime Sardım’, adlı şarkılarıyla müzikseverlerin kalbinde yer edinen Oğuzhan Koç yeni şarkısı “Aşk Beni Yendi” ile yaza damgasını vuracak hitiyle bir kez daha gönülleri fethedecek.

Oğuzhan Koç kimdir?

 

Zeynep Bastık ve Tolga Akış Ayrılığının Nedeni İhanet Mi?

0

Geçtiğimiz yıl temmuz ayında Alaçatı’da nikah masasına oturan Zeynep Bastık ve reklamcı Tolga Akış, boşanma kararı aldı. Boşanma kararı sonrası şok eden ihanet iddiası gündeme geldi. Zeynep Bastık ve Tolga Akış ayrılığının nedeni ihanet mi?

Evleri Ayırdılar Bile!…

Ünlü şarkıcı, evliliğini sonlandırmak konusunda Tolga Akış ile aralarında anlaşmaya ulaştıktan sonra beraber yaşadıkları Levent ‘deki evlerinden ayrılarak kendisine Ulus ‘ta yeni bir daireye geçti. Evliliklerinin üzerinden 1 yılı tamamlamadıkları için kanunen anlaşmalı boşanma davası yoluna gidemeyen ünlü çiftin, mahkeme yolunu temmuz ‘da tutacakları öğrenildi.

“Evliliği Beceremedik”

Akış, çıkan haberlerin ardından konuyla ilgili Instagram hesabından açıklama yaptı. Ayrılık söylentilerini doğrulayan Tolga Akış, yayınladığı gönderide şu ifadelere yer verdi:

“Bugün çıkan boşanma haberleri ile ilgili ilk ve son iki cümle edeyim. Haber doğru fakat Zeynep benim sevgilim veya eşim değil, ailem. Evlilik işini çok beceremedik evet ama birlikte becerebildiğimiz çok fazla şey var. Onları yapmaya ve birbirimizin başına bela olmaya devam edeceğiz. Seni çok seviyorum Zeyno’cuğum…”

“…Ve Birbirimizi Çok Seviyoruz”

Aldıkları boşanma kararının magazin dünyasında bomba etkisi yaratmasının ardından sosyal medya sayfasından Tolga Akış ‘ı öptüğü bir pozlarını paylaşarak açıklama yazan Zeynep Bastık, boşanma iddiasını doğrulamış oldu. Eşi Tolga Akış ile çalışmalarını süreceklerini söyleyen Zeynep Bastık, “Tolga benim için bir sevgiliden veya eşten çok daha fazla oldu hep. O yüzden bu evliliği sonlandırma kararı alırken çok dramatize etmedik. Çünkü biliyoruz ki 4 sene boyunca bizi asla endişeye düşürmeyen sonsuz sevgimiz, birbirimize duyduğumuz güven en başta geliyor, öyle olmaya da devam edecek. Kurduğumuz tüm hayalleri gerçekleştirmek için çalışmaya ve aile kalmaya devam edeceğiz. Kısacası birbirimizin hayatından çıkmıyor, sadece şekil değiştiriyoruz. Ve birbirimizi çok seviyoruz” dedi.

Zeynep Bastık Kimdir?

Zeynep Bastık ve Tolga Akış Ayrılığının Nedeni İhanet Mi?

Bu açıklamaların ardından Hürriyet’ten Orkun Ün, Zeynep Bastık ve Tolga Akış çiftinin boşanma kararının perde arkasını açıkladı.

“Zeynep ve Tolga 4 ay önce ayrılık kararı almış ama birlikte yaşamaya devam etmişler. a ki 1 ay öncesine kadar… Zeynep, beraber oturdukları evden 1 ay önce taşınmış. Ünlü şarkıcı, ev bakmaya da Tolga ile beraber gitmiş.

Düşünün… Ayrılık kararı alıyorsunuz ve ev bakmaya eşinizle beraber gidiyorsunuz. Bunu anca birbirlerine karşı duygusal bağı kalmayan insanlar yapabilir.

Şimdi sosyal medyada… “İkisi de zaten birbirini sevmiyordu” ya da “İhanet var” dedikoduları dolaşıyor.

Bilemem…

Ama iddialar arasında Tolga’nın gizli sevgilisine daire tuttuğu, Zeynep’in ikiliyi evde bastığı da var. Zeynep’in stilistiyle ilişki yaşadığı da…”

Tolga Akış Kimdir?

Kaan Yıldırım Bodrum’da Çapkınlık Turunda

0

Hande Erçel ile Kaan Yıldırım’ın ayrıldığı yönündeki iddia magazin gündemine bomba gibi düştü. Yıldırım’ın daha önce de adının anıldığı ve ‘aile dostum’ dediği oyuncu Tuğçe Açıkgöz ile aynı yerden fotoğraf paylaşmaları, sosyal medyada ihanet haberlerini gündeme getirmişti. Kaan Yıldırım bu kez Bodrum’da başka bir güzelle baş başa eğlenirken yakalandı. Kaan Yıldırım Bodrum’da çapkınlık turunda kameralara takıldı. İşte detaylar;

Hande Erçel İle Kaan Yıldırım Aşk Tatilinde Görüntülendiler…

Hande Erçel ile Kaan Yıldırım çifti, sürpriz aşklarının ortaya çıkmasının ardından birliktelikleriyle ilgili yöneltilen sorulara da cevaplar vermeye başlamışdı. Ünlü Çiftin Londra tatilleri dönüşü açıklamaya yapan güzel oyuncu Hande Erçel, aşkları hakkındaki yöneltilen sorulara “Ben çok iyiyim. Her şey yolunda, Bu aralar biraz tatil yaptım. Çok keyifliydi” şeklinde cevaplamıştı…

Kaan Yıldırım Hande Erçel Hakkında İlk Kez Konuştu

Güzel oyuncunun sonrasında Kaan Yıldırım da konu hakkında suskunluğunu bozmuş “Güzel bir birlikteliğe başladınız. Hande Hanım ilişkinizi kabul etti, siz neler söyleyeceksiniz?” şeklinde yöneltilen soruya, “Her şey çok güzel, çok keyifli. Şükürler olsun, gayet güzel her şey.” şeklinde olumlu yanıtlar vermişti..

Kaan Yıldırım ve Hande Erçel Ayrıldı Mı?

Kısa süre önce Londra ve ardından Marmaris’te aşk tatili yapan Hande Erçel ile Kaan Yıldırım, sosyal medyanın gündemine oturdu. Erçel’in, Kaan Yıldırım ile ilgili gelen sorulara kaçamak cevaplar vermesi, dedikodu kazanını kaynattı.

Daha önce de adının birlikte anıldığı kendisi gibi oyuncu Tuğçe Açıkgöz ile aynı yerden tatil paylaşımları yapan Kaan Yıldırım için “Hande Erçel’den ayrıldı” iddiası ortaya atıldı.

Hande Erçel kimdir?

Kaan Yıldırım Bodrum’da Çapkınlık Turunda

Snob Magazin’in özel haberine göre; Kaan Yıldırım, Bodrum’da The Galliard Cove House adlı mekanda başka bir güzelle görüntülendi. Meraklı vatandaşlar tarafından görüntülenen ikilinin gece boyunca samimi halleri dikkat çekti. Aynı mekanda Uraz Kaygılaroğlu ve Cem Yılmaz’ın da eğlendiği görüldü. İşte bu görüntüler, çiftin ayrıldığının kesin kanıtı olarak yorumlandı.

Şevval Sam: 22 Yıldır Et Yemiyorum

0

Oyuncu ve şarkıcı Şevval Sam, hakkında merak edilenleri anlattı. Şevval Sam ” 22 yıldır et yemiyorum” diyerek beslenme tarzını açıkladı. İşte ünlü oyuncunun o açıklamaları;

“Otomobillere Karşı Özel Bir Zevkim Vardı”

Gençlik dönemlerinde erkek çocuklarından daha fazla otomobil merakının olduğunu ifade eden ünlü isim, “Sanayide çalışmayı isterdim. Otomobillere karşı özel bir zevkim vardı. Hala da tamirlerini ben yaparım, lastiklerini değiştiririm.” dedi.

Şevval Sam, ayrıca yaş alma tabirine inanmadığını ve yaşlanmanın yaş almaktan daha değerli olduğunu söyledi.

“’20’lerim ve 30’larım Sıkıntılı Geçti”

Sam, “20’lerim ve 30’larım sıkıntılı geçti. 40’lardan sonra kendimle barıştım ve nasıl biri olduğumu anladım. Bir daha o sallantılı yıllara gitmek istemiyorum. O yıllarda düşe kalka yoruldum ama enerjim hiç kaybolmadı. İhtiyarlamamanın formülü de işte bu!” ifadelerini kullandı.

Şevval Sam: 22 Yıldır Et Yemiyorum

Beslenme rutiniyle ilgili de konuşan ünlü isim, “Spor falan yapamıyorum ama iyi besleniyorum. Paketli gıdalardan uzak durup, sebze ağırlıklı besleniyorum. 22 yıldır et ve tavuk bırakmam da beslenmemde etkili.” dedi.

Zamanında estetik dokunuşlar yaptırdığını söyleyen Şevval Sam, “Güzellik algısı o yaşlarda başka oluyor. Neşenin insana kattığı güzellik herhangi bir estetikten daha güçlü.” dedi.

“Tarık Emir Zor Bir Ergenlik Geçirdi”

Eski futbolcu Metin Tekin ile evliliğinden dünyaya gelen ve kendisi gibi oyuncu olan oğlu Tarık Emir’le ilgili de soruları yanıtlayan Şevval Sam, “Taro’nun annesi de babası da hayata karşı duyarlı insanlar. İyi bir ortama doğdu. 23 yaşında kucağıma aldım oğlumu. Beraber büyüdük diyebilirim.” şeklinde konuştu.

Tarık Emir’den sonra ikinci bir çocuk düşünmediğini dile getiren Sam, “Taro zaten hayatımı yeteri kadar doldurdu. Zor bir ergenlik ve gençlik dönemi geçirdim. Sonra kendini buldu. İyi bir arkadaş grubu var, spora kabiliyeti var ve sanatla ilgileniyor. Futbol oynamasını istedik ama önüne top koyduğumuzda o boyayı, yani sanatı seçti.” dedi.

Şevval Sam kimdir?

Şevval Şahin’e Şeyma Subaşı Yorumu

0

Miss Turkey 2018 birincisi Şevval Şahin ile sosyal medya fenomeni Şeyma Subaşı’nın bir dönem arasından su sızmıyordu. İkilinin arkadaşlığını bitmesine neden olduğu düşünülen olaylar çok konuşulmuştu. Eski dostlar, geçtiğimiz günlerde ise küslüklerini bitirmiş, Bodrum tatilinde birlikte objektiflere yansımıştı. Şevval Şahin’e Şeyma Subaşı yorumu geldi. İşte detaylar;

Erkek Arkadaşları Yüzünden Aralarında Kriz Çıktı

Nesrin Cavadzade ve Gökhan Alkan Yolun Sonuna Mı Geldi?

0

Yaklaşık iki yıldır aşk yaşayan ve nikah masasına oturması beklenen Nesrin Cavadzade ile Gökhan Alkan ayrılık iddialarıyla gündeme geldi. ‘Yasak Elma’ dizisinin setinde tanışıp aşk yaşamaya başlayan oyuncu çiftten Alkan, Cavadzade ile olan fotoğraflarını da sildi. Nesrin Cavadzade ve Gökhan Alkan yolun sonuna mı geldi?

Öpüşme Sahnesinden Rahatsız Oldu

Öte yandan daha önce Nesrin Cavadzade ile Gökhan Alkan arasında ‘Kalp Yarası’ dizisi ile ilgili kıskançlık krizi yaşandığı ileri sürülmüştü. 39 yaşındaki Nesrin Cavadzade’nin, Alkan’ın rol arkadaşı Yağmur Tanrısevsin’le senaryo gereği öpüşmesini istemediği konuşulmuştu.

Nesrin Cavadzade ve Gökhan Alkan Yolun Sonuna Mı Geldi?

Aşklarını gözlerden uzak yaşamaya devam eden çift, son olarak ayrılık haberleriyle gündeme geldi. Birlikteliklerini noktaladıkları konuşulan çiftten yakışıklı oyuncu, Cavadzade’yi sosyal medyada takip etmeyi bıraktı. Alkan, ayrıca nişanlısıyla birlikte olan fotoğraflarını da kaldırdı.

Ancak Nesrin Cavadzade’nin, nişanlısı Alkan ile birlikte çekilen fotoğraflarını kaldırmaması ve takibi bırakmaması dikkatlerden kaçmadı.

Nesrin Cavadzade Açıklama Yapmıştı

Çıkan haberlerin ardından Nesrin Cavadzade, konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapmıştı. Ünlü oyuncu, gönderisinde şu ifadelere yer vermişti:

Değerli basın mensupları; Bugün hakkımda çıkan haberleri şaşkınlıkla okudum! Aylardır bazı yapımların ve bunların üzerinden pr çalışması yapan menajerlerin adımı kullanarak kendini gündemde tutma çabasına sessiz kaldım ama bugün hem şahsi hayatımda hem de meslek etiğime dil uzatacak kadar çizgiyi aşmış olmalarından dolayı bir cavabı hak ettiğine kanaat getirdim. Benim kimsenin icra ettiği sanata bir müdahalem olamaz! Bu kişi sevgilim bile olsa. Çünkü ben de aynı işi, sevgiyle ve tutkuyla yapıyorum. Benim yaptığım işe kimsenin karışamayacağı gerçeği gibi ben de kimsenin işine karışamam. Ayrıca oyunculuk sanatını anlamak için önümde 20 yılım vardı, emin olun anladım. Darısı anlayamayanların başına. Sevgilerimle…

Nesrin Cavadzade kimdir?

Gökhan Alkan Kimdir?

Eypio ve Faruk Sabancı’dan Samimi Açıklamalar

0

House/elektronik müzik yapan DJ ve prodüktör Faruk Sabancı bu sefer rap müziğin önemli isimlerinden Eypio ile gücünü birleştirdi. Eypio ve Faruk Sabancı’dan samimi açıklamalar geldi. İşte detaylar;

* Ne zamandır tanışıyorsunuz?

Faruk Sabancı: Yeni bir dostluğumuz var, üç-dört ay kadar önce tanıştık.

* Daha önce birbirinizin müziklerini dinler miydiniz?

Eypio: Evet. Faruk Sabancı’nın çalışmalarını beğeniyorum.

Faruk Sabancı: Ben uzun zamandır Eypio’nun çalışmalarını yakından takip ediyorum. Özellikle ‘Günah Benim’ parçasını, Türkçe rap’i anaakıma taşıyan kült parçalardan biri olarak görüyorum.

* Peki, bu proje için nasıl bir araya geldiniz?

Faruk Sabancı: Arkadaş ortamımızda organik olarak gelişen bir diyalog sonucu muhabbetimizi stüdyoya taşıdık, altyapı fikrim üzerine bir parça inşa ettik.
Eypio: Daha öncesinde Arem ve Arman (Özgüç) ile bir çalışma yapmıştım. Onların aracılığıyla tanıştık diyebilirim. “Böyle bir beat’im var” dedi, bana yolladı, ben de kayda girdim. Bu şekilde başladı.

Tüm tarzlar iç içe

* Faruk’un Norm Ender’le ‘Kötü Kasa’ diye bir WhatsApp grubu vardı. Sizin var mı? Adı ne?

Eypio: (Gülüyor) Benim kimseyle öyle bir WhatsApp grubum yok, adı da yok.

Faruk Sabancı: Ama kuracak olsak adını eminim ki Flemenkçede ‘kardeş, bro’ anlamına gelen ‘niffo’ koyardık.

* Şarkınız ‘Anakonda’ neden bahsediyor?

Eypio: ‘Anakonda’ aslında senaryosu olan bir şarkı. Bir hikâye. Mahallede takılan kişi, bir tezgâha gelmiş ve onun hikâyesi.

Faruk Sabancı: Parçada Eypio polisiye bir senaryoda yaşanan bir ihaneti, kaba tabirle ‘dost kazığını’ anlatıyor. Dost dediğimiz insanların bize zaman zaman geri dönülmez yanlışlar yaptığını gördüğümüz bir düzende, herkesin hayatından tecrübeler taşıyan hikâye bence.

* Sizin yılan taraflarınız var mı?

Eypio: Vardır. Herkesin yılan tarafı da var, kuzu tarafı da…

Faruk Sabancı: Kuralları bozduğum oluyor diyebilirim.

* Sizce müzik dünyasında ne kadar anakonda var?

Eypio: (Gülüyor) Yeterince fazla olduğunu düşünüyorum.

Faruk Sabancı: Solucanlar daha fazla bence, anakondalara pek rastlamıyorum.

Genelde DJ’ler yaz gelince pop şarkıcılarıyla düetler yapardı. Sizce elektronik ve rap’in birleşimi nasıl oldu?

Eypio: Yılan gibi.

Faruk Sabancı: Benim tarzıma ve çizgime çok uyan bir sentez. Elektronik müzik ve rap’in ortak noktası uzun süre altkültür olarak kalıp son yıllarda anaakımdaki en popüler müzik türlerine evrilmiş olmaları. Türler arası sentez parçaların, biz sanatçılar için de dinleyicilerimiz için de farklı bir yeri var bence.

* Bir tarafta rap dünyasının asiliği, sokak kültürü var. Eypio’nun güçlü ve güçsüz dengesi üzerine yazdığı sözler… Diğer tarafta Sabancı soyadı… Aranızda nasıl bir denge oluşturdunuz peki?

Faruk Sabancı: Sokak kültürüne uzak bir insan olmadığım biliniyordur diye düşünüyorum zira daha önce Eypio gibi rap dünyasının köklü ve büyük başka isimleriyle de çalışmalarım oldu. Dinleyici bu dışarıdan tezat gibi görünen ama aslında son derece doğal olan ortaklıklara alıştı.

Eypio: Ben olaya hiç böyle bakmadım ya da ona öyle davranmadım. Sabancı falan diye düşünmedim. Ben ona iş başvurusunda bulunmadım (gülüyor). “Abi beat var, okur musun” dedi, ben de okudum. Buna güzel müzik yapmak isteyen iki kişinin bir araya gelmesi diyebilirim. Onun dışında Faruk çok düzgün, saygılı ve kibirsiz bir adam.

* Müzik türleri arasında son dönemde iyice bir kavram kargaşası yaşandığını düşünüyor musunuz? Pop parçalar rap gibi, elektronikler pop gibi sanki… Sizce neden?

Eypio: Çünkü tüm tarzlar birbiriyle iç içe. Kargaşa var tabii ama bu normal zaten. Tüm müzikler birbirini doğuruyor, birbirini üretiyor, birbirinin üzerine koyuyor, birbirine ilham veriyor, birbirinden bir şey çalıyor, ekliyor. Devam ediyor, değişiyor, dönüşüyor… Müzik böyle ve bundan sonra da böyle olacak. Bu anlamda kargaşa kötü bir şey değil bence.

Faruk Sabancı: Müziği kategorize etmek zorunda hissediyoruz, sanatsal çalışmaları bir kutunun içine koymak, “Bu iş rap’tir”, “Bu iş poptur” demek zorunda değiliz. Oysa iyi ya da kötü diye ayırt etmemiz yeterli.

* Sizce iyi müzik nedir?

Faruk Sabancı: Bir parçayı oluşturan tüm teknik ve duygusal elementlerin ahenk içinde çıkardığı sonuç olarak görüyorum.

Eypio: İyi müzik hoşuna giden müziktir. Bu kadar basit yani.

* “Rap, pop müziği öldürecek” diye çok söylendi. Sizce bir müzik türü diğerinin katili olabilir mi?

Faruk Sabancı: Bir türün daha popüler olması diğerini öldürmez. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” derler, konu tam olarak bu. Trendler ve tercihlerin döngüsünde bugün rap müzik ön planda, ileride bu konu farklı yerlere gidebilir elbette.

Eypio: Kesinlikle olamaz. Aksine yaşatır. Çünkü rap, her türle uyum içerisinde olabilir. Zaten rap müzik, müziklerin, sound’ların, tarzların ürettiği, çıkardığı bir şeydir. Rap’in çıkışı bile bazı tarzların bir araya gelmesinin sonucudur. Rap müzik, doğuran, üreten, büyüten, adapte-entegre olabilen bir tarzdır. Olduğu yeri küçümsemeyen, uyum sağlayan ve büyüten, orayla beraber yaşayan bir müziktir.

Dekolteme ben karar veririm

* Eypio’nun “Rap’in ölüsü bile en kral pop şarkısından iyidir” diye bir lafı var röportajında… Hâlâ böyle mi düşünüyorsun?

Eypio: Ben “Rap’in ölüsü bile en kral pop şarkısından iyidir” diye bir şey söylemedim. Ben “Rap’in ölüsü bile en kral pop şarkısından daha çok şey söyler” dedim. Ama gazeteci arkadaş farklı yazmayı tercih etti. Sonuçta rap’in matematiği gereği, lirikal yapısı, uzunluğu gereği çok şey söyler, daha kapsayıcıdır, sosyal içeriği daha fazladır. Bu bir gerçek sonuçta. Yoksa ‘popçulara laf atayım durumu’ değil olay. Müzikal içeriklere dair bir tespit ki kimse aksini iddia edemez.

*Son günlerde şarkılardan çok sahne kıyafetlerinin konuşulması, “Sahnede dekolte ne kadar olmalı” gibi sohbetler hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Faruk Sabancı: Herkesin değer yargısı kendine, dolayısıyla sahnede kimin ne giydiğiyle ilgilenmiyorum.
Eypio: Sahnede ne giyeceğime, dekolteme kendim karar veririm. Sahneye çıkan karar versin. Herkes sahnesinde istediğini giyer, yapar.

FARUK SABANCI: Realist bir romantiğim

* Birlikte çalışmak keyifli olmuştur ama zor yanları nelerdi?

Dürüst olmak gerekirse Eypio’yla çalışmanın hiçbir zorluğu olmadı benim için. Müzikal olarak aynı noktada buluşup ikimizin de içine sinen bir çalışma yaptık. Yoğun programlarımıza rağmen konu parçamız olunca her zaman işin üzerinde olduk.

* Şu an dinlemekten zevk aldığın müziği mi yapıyorsun?

Bu her zaman için öyle oldu, bana hitap etmeyen ve dinlemekten haz almadığım bir çalışmayı dinleyiciyle buluşturmam mümkün değil. Kendi tarzımın çok dışında kalan müzikleri de ilgiyle takip edip severek dinliyorum aynı zamanda.

* Norm Ender, Eypio… Neden çoğunlukla rap’çilerle çalışmayı tercih ediyorsun?

Rap ve elektronik müzik çok fazla ortak nokta barındırıyor. İki türün de altyapısı elektronik her şeyden önce. Ortak bir temel olunca da stüdyoda aynı dili konuşabiliyoruz. Nedendir bilinmez ama rap sanatçılarıyla insan olarak da daha iyi anlaşıyorum.

* Hayatında her şey tam mı?

Şükretmek lazım. Çok şükür, kaybettiğimiz büyüklerimiz dışında hayatımda her şey tam.

* Son konuştuğumuzda bir ilişkin vardı. Aşk hayatı nasıl gidiyor?

Mutluyum, mutluyuz. Her şey iyi gidiyor.

* Romantik misin, realist mi?

Tek başına romantik veya realist olmak yeterli değil sanırım, ikisi de olmalı. Realist bir romantik olduğum söylenebilir.

EYPİO: ‘Sen şusun, busun’ diyorlar, kimsenin bir şey olduğu yok

* Senin hikâyen Zeytinburnu’nda başlıyor. Afgan göçmeni ve muhafazakâr bir ailede yetişmişsin. “Ben hep ötekiydim ama bunun çok faydasını gördüm” demişsin. Ne gibi faydalar?

Evet, bizimkiler Afganistan Türkmeni. 1980’de Türkiye’ye gelmişler, annem, babam burada evlenmiş, ben de burada doğdum. Yani sürünün dışında olmak, herkesin gördüğünden farklı görebilmek, daha fazla gözlemlemek, daha farklı görebilme avantajı sağlıyor. Zaten bütün dünyada rap’çiler çoğunlukla ‘ötekiler’in arasından çıkıyor çünkü bu kültür onu gerektirir. Elbette böyle bir kural yok ama genelde böyle gelişiyor. Amerika’da Afro-Amerikalılar, Almanya’da Türkler, Fransa’da Afrikalılar ve Araplar, Hollanda’da yine Araplar ve Türkler.

* Müzikle nasıl tanıştın?

Müzikle kendimi bildim bileli bir aradayım. Evimizde Hintçe, Farsça, Türkmence şarkılar çalardı. Bizim kendi kültürümüz zaten müzikle çok iç içe. Okulda koroya, Kuran kursunda ilahi grubuna girdim, maçlarda statta marşlar okudum, müzikleri dinledim, şarkıları ezberledim. Müzik küçüklüğümden beri vardı yani benim için.

* Müzik dünyasının en zor tarafı neydi senin açından?

İnsanlar seni bir şeymişsin gibi hissettirmeye çalışıyor. Yani “Sen şusun, busun” falan. Oysa kimsenin bir şey olduğu yok bence.

Eypio Kimdir?

* Daha önce yoksulluktan gelip aradaki sınıf farklılıklarını eleştirirken şimdi geldiğin noktada, hayatında ve sende neler değişti?

Aslında bir şey değişmedi. Bulunmadığın yerden bulunmadığın bahçeye taş atmak gibi bir şey de değil bu. Ben yine Zeytinburnu’nda, yine kendi mahallemde yaşamaya devam ediyorum, yine aynı arkadaşlarlayım. Eskiden de çok kötü bir hayatım yoktu ama tabii ki birtakım zorluklar yaşıyorduk. Şimdi buradayım diye ya da öbür taraftayım diye mevcut şeyleri yokmuş gibi görmezden gelmiyorum.

Erdal Şeyda Lafçı’nın Ölümüyle Sarsılan Gülçin’den Duygusal Röportaj

0

Erdal Şeyda Lafçı’nın ölümüyle sarsılan Gülçin’den duygusal röportaj geldi. İşte ünlü şarkıcının açıklamaları;

*‘Gökyüzü Çağırdı Aşkı’ hangi duygularla yazıldı?
Şarkımın sözleri, kendimi şeffafça ifade edebilmem amaçlanarak, yönlendirmelerim ve katkılarımla, Genco Ecer’le online ortamda çalışarak yazıldı. Müziği tamamen Genco’nun. Talihsiz kazanın üzerinden bir ay geçmişti, demosunu Evrencan Gündüz’le kaydettim. İçimden “Sözleri düşünmeden söyle Gülçin, yoksa bu kayıt bitmez” dedim. O kadar yoğundu duygularım. Evrencan güzel sesiyle ve gitarıyla bana eşlik etti. Demo öncesinde çok ağlamıştım. Ama kayıttan sonra müziğin acıları dindirdiğini hissettim ve içim buruk da olsa her şeye rağmen gülümseyebilmeyi başardım. Erdal için bir şey yapabilmiş olmak da beni avutuyordu. Şarkımız yayımlandığında en yakın dostum Fırat’la saatlerce duygu seli yaşadık. “Erdal bak senin için yaptık” dedik. Müziksever-sanatsever bir insandı ve hayatımda beni en çok destekleyen, bana en çok inanan kişiydi. Onu gururlandırmak hayaliyle en iyisi için çalıştık.

Gökten mi inmişti?

* Bu zorlu süreçte kimlerin desteğini gördünüz?
İlk konuştuğum dostum Fırat’a (Kanburoğlu) ambulansta yatarken “Beni yalnız bırakma lütfen Fırat” dedim. ‘Hemen geliyorum arkadaşım’ dedi ağlayarak ama o gelene dek dört saat yalnız kalmışım. Çünkü Balıkesir’deydik. Müzik sektöründen tanıdığım herkes beni çok destekledi; aradı, sordu. Ailem ve dostlarım da aynı şekilde. Telefonda konuşacak durumda olmadığım zamanlarda Fırat hep arayan, soran kişileri bana rapor etti. En çok da kedilerim beni her şeye rağmen sevgiyle gülümsetebilmeyi başarıyor. Onlar bizim kedilerimiz.

* Şarkıda ‘Yürümek kolay mı sensiz bu yolu’ diyorsunuz. Yeniden başlamak, tekrar şarkı yapmak konusunda sizi neler motive etti?
Yeniden başlamak diye nitelendirmiyorum ben aslında bunu. O süreçte ağlaya ağlaya hep şarkılar yazdım. Bizim gibi müzikle yaşayan kişiler acılarını da
sevinçleri gibi müzikle yaşıyor. Yaratıcı sanat terapisi çok mühim bir şey; psikolojiyi iyiye götüren, güç veren bir faaliyet. Ürettikçe kendimizi tanır, duygularımızı izler, tanımlar, kabul ederiz ve hafifletiriz bence. Bu süreçten geçmek şifalıdır. 17 senedir müzik sektöründeyim ama Erdal’ın dahil olduğu dönem çok sihirliydi benim için. Gökten mi inmişti? Bozulan hayal kurma mekanizmamı yeniden yapılandırmıştı diye düşünüyorum bazen. Şimdi de onun izinden, onun bugünün işini yarına bırakmayan heyecanlı ve hiperaktif tavrıyla devam ederek, projelerimizi onun anısına gerçekleştireceğiz. Çok özel ve yetenekli olduğumu sürekli söylerdi, bu sözlere layık olmak benim görevim.

* Yaşam ve ölüm size ne ifade ediyor?
Hiçbir şey yok olmuyor. Form değiştiriyor derler. Kendimizin daha iyi bir versiyonunu deneyimlemek üzere yaşıyoruz, şimdilik bu kadarını görüyorum.

Kimseye kırgın değilim

* Kazadan sonra Hepsi grubu üyeleriyle bir araya gelebildiniz mi?
Hayır. Yasemin’le (Yürük) bir kez görüştük yıllar sonra. Lafladık.

*Onlara karşı bir kırgınlık hissediyor musunuz?
Eren bildiğiniz üzere Bursa’da yaşıyor. Cemre’nin de bebeği var. Ben zaten bir süre İstanbul’da değildim. Olaydan sonra konuştuk ama görüşmedik. Kimseye kırgın değilim.

* Hayatta neler için ‘iyi ki’ diyorsunuz?
Belki başıma gelen her şeyi anlayamıyorum ve zalimce ya da talihsizce gelebiliyor. Onlar keşke böyle olmasaydı dedirtiyor ama onun dışında yaptığım her şey diyebilirim. Çünkü her şey gerektiği şekilde oluyor; biz anlasak da anlayamasak ve isyan etmeye meyilli olsak da. Buna teslim olmaktan başka bir yol yok. Güçlenmekten başka çaremiz yok. Kırsa da altın kaplama bir yapıştırıcıyla yeniden bütünlüyoruz kendimizi ve değerleniyoruz tecrübelerle, acılarla. Hayat bir mücadele, hepimiz bu mücadelenin farklı biçimlerini yaşıyoruz. Bu yüzden farklı olsak da aynı bütünün parçalarıyız. Bunu müziğin gücüyle hissediyoruz.

Spor, kediler, müzik…

* Şu sıralar bir gününüz nasıl geçiyor?
Spora kendimi atana kadar her şey biraz zor. Ama sporla, kedilerimle, amaçlarımla, müzikle, anılarla ve geçmişten taşan bir aşkla hayatıma sarılmaya gayret gösteriyorum. Ikigai (Japonca ‘varlık nedeni’ anlamına gelen bir kavram) felsefesi oldukça önemli hayatta, misyon ve amaçlarımız olmalı bağlanabilmek için. Ve şarkımıza gelen güzel yorumlar, destekleyen, yalnız olmadığımı bana hatırlatan her cümle beni hayata daha da sıkıca bağlıyor. Çünkü bu, sesimle, şarkılarımla ve yaptığım prodüksiyonlarla başka hayatlara dokunabildiğimi anlatıyor bana. Müziğin sihri burada. Mucizevi şekilde hayatta kalıp o arabadan çıktıysam demek ki daha yapacak şarkılarım ve onların dokunacağı hayatlar var. Müzik küçümsenecek bir eğlence aracı değil yalnızca. Ruha dokunan bir güzellik.