Ana Sayfa Blog Sayfa 3094

İstanbullu Gelin’in Yeni Sezon Fragmanı Yayınlandı! Süreyya Katil mi Oluyor?

0

İstanbullu Gelin’in yeni sezon fragmanı yayınlandı! Süreyya katil mi oluyor? Star Tv ekranlarında yayınlanan fenomen dizi İstanbullu Gelin’in yeni sezonunda izleyicileri neler bekliyor? Yeni sezon fragmanı nasıl tepkiler aldı?Yeni bölüm ne zaman başlıyor? İşte çok sevilen dizinin yeni sezonunun ilk fragmanı ve haberimizin tüm detayları…

“İstanbullu Gelin” 3.Sezonu Ne Zaman Start Vericek?

İstanbullu Gelin’in Yeni Sezon Fragmanı Yayınlandı! Süreyya Katil mi Oluyor?

İstanbullu Gelin’in yeni sezon fragmanı yayınlandı! Süreyya katil mi oluyor? Star Tv ekranlarında yayınlanan 3. sezonuyla ekranlara gelmeye hazırlanan fenomen dizi İstanbullu Gelin’in yeni sezon ilk fragmanı yayınlandı.
Yeni sezon fragmanıyla izleyicilere büyük bir şok yaşatacağının sinyalini veren İstanbullu Gelim dizisinde, Faruk ve Süreyya karakterlerinin kızları Yaz büyüyüp, genç kız haliyle ekrana geliyor.

İstanbullu Gelin 3.Yeni Sezon Çekimlerine Başladı

Merakla beklenen dizinin yeni sezonunun ilk fragmanı

Büyük bir izleyici kitlesine sahip İstanbullu Gelin dizisinde yeni sezonun ilk fragmanı yayınlandı. İşte o fragman…

http://https://youtu.be/QOl0QUL_4Jc

Faruk ve Süreyya’nın kızı Yaz’ın çaresizliği

İstanbullu Gelin dizisinin yeni sezon fragmanından Süreyya ve Faruk’un kızı Yaz, annesinin Esma Hanım’ı kendi elleriyle öldürdüğünü söyleyip “Şimdi ben bu bildiklerimi nereye koyayım?” diyerek çaresizliğine dikkat çekiyor.

İstanbullu Gelin dizisinin son bölümünde neler olmuştu?

Dizinin 2. sezonunun finalinde oldukça ilginç gelişmeler yaşanmış, izleyiciler büyük bir merak içinde kalmıştı. Bütün servetini kaybettiğini izlediğimiz Boran ailesinin son bölüm konusu şöyleydi…

“Fikret uçağın kargo bölümünde bulunan uyuşturucu nedeniyle tutuklanır. Bu durum Boran Şirketler grubunun hisse kaybetmesine sebep olmaktadır. Faruk detaylı bir araştırma ile komployu yapanı bulmaya çalışmaktadır. Adem ise Fikret’e karşı oynamaya devam etmektedir. Süreyya’nın kanamasının olması ise Boranlar’a bir şok daha yaşatacaktır. Faruk, İpek’in desteği ile komployu yapanın Adem olduğunu öğrenir ve önemli bir karar vererek Adem’in karşısına bir seçimle çıkar.”

3. sezon ne zaman başlıyor?

Yeni sezonda kadroya eklenen usta sanatçıların sürprizinden sonra tüm gözler dizinin ne zaman yayınlanacağı ile ilgili bir açıklama bekliyordu. Dizinin başrol oyuncularından biri olan Aslı Enver yaptığı bir açıklamada yeni sezona az bir zaman kaldığını söyleyerek müjdeyi vermişti.

Şimdilik kulislerde dolaşan haberlere göre İstanbullu Gelin dizisinin başlama tarihi olarak, 21 Eylül ya da 28 eylül tarihlerinden birine işaret ediliyor.

 

44 Yaşındayım, Güzel Yaş Aldım!

0

44 Yaşındayım, güzel yaş aldım! Uzun süredir ekranlardan geri planda bir hayat süren Arzum Onan, verdiği bir röportajda çok samimi açıklamalarda bulundu. Ünlü oyuncu Mehmet Aslantuğ ile evli olan Onan, evliliği ile ilgili neler anlattı? 14 senedir kendi kabuğuna çekilen Arzum Onan, ne yapıyor? İşte haberimiz hakkında merak ettiğiniz tüm ayrıntılar…

Arzum Onan’ın gençlik sırrı ne?

44 Yaşındayım, Güzel Yaş Aldım!

44 yaşındayım, güzel yaş aldım! Türkiye ve Avrupa güzeli seçilerek başladığı mankenlik hayatını daha sonra oyunculuk yaparak devam ettiren Arzum Onan, tam 14 senedir televizyonun renkli ünyasından uzakta kendi halinde bir yaşam sürüyor.

Ekranlara veda ettiği günden beri heykel sanatına kendini adayan Arzum Onan, şimdilerde kadın temalı sergisini açmaya hazırlanıyor. İşte Arzum Onan’ın evlilikten sanata bir çok soruya samimi cevaplar verdiği o röportajı…

Bana ‘ev hanımı’ oldu diyenler çalışma hayatını podyumdan mı ibaret sanıyor?

“*Son röportajınızı dokuz yıl önce vermişsiniz. Sosyal medya da olmasa yüzünüze hasret kalacağız. Nasılsınız, neler yapıyorsunuz?

Kendimi anlatmayı çok sevmiyorum. Söyleyecek bir sözüm olduğunda konuşuyorum. Emek verdiğim çalışmaların sanatseverlerle buluşacağı heyecanlı bir dönemdeyim bu ara. Yoğunluklar, küçük koşuşturmacalar var. Mehmet’in (Aslantuğ) de işleri yoğundu. Bu yazı daha çok İstanbul’da çalışarak geçirdik.

*44 yaşındasınız… Zamanla neler değişti?

Güzel yaş aldığımı düşünüyorum. Elbette bunu dış görünüş açısından söylemiyorum. Ben fiziksel özelliklerimi önemsemeyip her zaman heybemi başka değerlerle doldurmaktan yana oldum. Onun için her geçen sene, biriktirdiklerimle, kendimi daha güzel hissediyorum ve bunun için şükrediyorum.

*Hep çok güzel bir kadındınız. 1993 Miss Turkey, 1994 Avrupa Güzellik Kraliçesi seçildiniz. Modellik, oyunculuk yaptınız ama sonra yönünüzü değiştirdiniz ve 14 yıldır heykeltıraşsınız…

Plastik sanatlara ilgim her zaman vardı. Yaşım ilerledikçe de okuyan, tartışan, üretmek isteyen, merak eden herkes gibi, kendimi ifade etme biçimini zenginleştirmeye ihtiyaç duydum. 14 yıl önce tabii ki bu kadar net cümlelerle başlamadım heykele ama bugün geldiğim noktada tarif edilemez bir zenginlik yaşıyorum.

*Hiç mi özlemiyorsunuz oyunculuğu, parlak spot ışıklarını?

Oyunculuğu yaptığım dönemde elbette severek yaptım. Ama bugün, bunun eksikliğini hiç hissetmiyorum.

Mutlu rolü yapmak için hayat çok kısa

*6 ay önce Hülya Avşar programında, “Erkek çalışsın, kadın evde çocuklarını kendi büyütsün, yemeğini yapsın, kocasını karşılasın” demişti. Eşiniz Mehmet Aslantuğ da ona şu cevabı vermişti: “Kadının üretime girmesi lazım. Muasır medeniyet seviyesi başka türlü olmuyor. Var ya Ata’nın işaret ettiği…” Sosyal medyadan eleştiriler geldi, “Arzum Hanım da onunla evlenince ‘ev hanımı’ oldu” diye…

O yorumları yapanlar, bizim çalışma hayatımızı sadece podyumdan, televizyon programlarından ibaret sanıyorlar galiba…

*Mehmet Aslantuğ’suz bir Arzum Onan mesleki olarak nerede olurdu?

“Mesleki olarak nerde olurdum?” sorusunun cevabını bilemeyiz. Bildiğim tek şey var ki o da Mehmet’in bana çok şey kattığı… Küçük yaştan başlayıp 25 yıl süren bir yoldaşlıkta tersi de mümkün değil zaten. Seçimime gelince, o cıvıltılı hayatın tuzakları var! Popüler işler yaptığınızda söz konusu cıvıltıyı diri tutarsınız zaten. Bu çok kolay. Ama sadece popüler olmak üzere bir varoluşu temsil edersiniz. Ve birgün öyle olmadığınızda kendinizi açıklayacak, tanımlayacak duygularınızı da kaybedersiniz.

*Gelelim Mehmet Bey’le olan evliliğinize… Birbirinize verdiğiniz emek, kıymet, sanat camiasında çok da görmediğimiz bir tablo. Sahiden bizim dışarıdan gördüğümüz gibi misiniz?

Sadece dışarıdan böyle görünmek için 25 yıl çok uzun bir süre! Ve inanın böylesi bir rol için de hayat çok kısa!

Arzum Onan Kimdir?

Mehmet diğer yarım, yoldaşım

*Hiç mi kavga etmezsiniz?

Etmeyiz desem inanır mısınız? (Gülüyor)

*Bir dönem sürekli ha ayrıldılar ha ayrılacaklar haberleri çıktı. Bu haberler sizi yordu mu?

Başlarda aile büyüklerimiz ya da sorumluluk duyduğumuz başka insanlar açısından zor durumda kalıp üzülüyorduk. Sonra bu tür haberlerin ve daha da kötülerinin hep çıkacağını, bunun önüne geçmek için de yaşam biçimimizin seyrini değiştiremeyeceğimiz gerçeğini kabul ettik.

*Bir ilişkiyi 25 yıl sürdürmek, hele böyle bir zamanda. Yorucu mu yoksa huzurlu bir yolculuk mu?

Kolay olduğunu söyleyemem. İlişkiyi, diğerlerinden farklı olarak, göz önünde yaşamanın getirdiği birtakım sorumluluklar var. Bu sorumluluğun bilincindeyseniz aynı zamanda özveri yetinizin de gelişmiş olması gerekir. Önceliğimiz birbirimiz ve ailemiz olduğu sürece, ilişkimiz yorgunluktan çok huzuru barındırıyor.

*Mehmet Bey’i hangi sözlerle tarif edersiniz ve aşk hâlâ baki mi?

Diğer yarım… Yoldaşım…

*Bir buçuk yıl tiroit kanseri tedavisi gördünüz. O günlerden size kalan en büyük tecrübe ne?

Eğer o günlerden mutlaka bir tecrübe edindiysem her şeyin insanlar için olduğunu yeniden anladım diyebilirim. Başıma kötü bir şey geldiğinde “Daha kötüsü olabilir” diyerek her daim şükretmeyi bildim. Aileme sığınmak asıl değerim oldu.

*Oğlunuz Can artık 18 yaşında bir genç adam. İletişiminiz nasıl? Büyüdükçe zorlukları da büyüyor mu?

Elbette bazen “Keşke küçüklüğüne gidebilsek, o günlerin daha çok tadını çıkarabilsek” diye düşünüyoruz. Ama büyüdükçe de başka türlü bir ilişki halini aldı aramızdaki iletişim. Küçüklüğünden beri olan duygusallığı, bağlılığı, sinirlense bile asla vazgeçmediği nezaketi, adalet ve hakkaniyet duygusu; 18 yaşında bir genç olmasına rağmen zor olmadığı gibi, müthiş bir lezzet katarak çoğalıyor.

En güzel heykelimi henüz yapmadım

*Bazen heykellerinizi Instagram’a koyuyorsunuz, beğeni yağmuruna tutuluyorlar. Nereden geliyor heykele yönelik bu el becerisi?

Heykel, tarih boyunca en zor sanat dalı olarak kabul edilir. Özveri ve kararlılık ister. Hem yaratıcılık süresince fiziksel olarak hem de toplumda karşılığını bulması bakımından epeyce zor olanı seçtiğimi biliyorum. Açık konuşmak gerekirse çözüldüğüm zamanlarım oldu. Ama zorluğuyla mücadele ederken tanıştığım her bir malzemenin huyunu öğrendikçe, duygularımı üç boyuta taşımak bir yaşam biçimi oldu benim için… Yani beceri, sebat göstererek ve çok çalışarak yolunu buluyor.

*Mükemmeliyetçi misiniz?

Bilmem. İlk sergimi heykele başladıktan dokuz yıl sonra açtım. Bunun fazla mükemmelliyetçi olmamla bir ilgisi var mıdır acaba? (Gülüyor) Ve hâlâ en güzel heykelimi yapmayı bekliyorum.

*Sergi hazırlıkları nasıl gidiyor?

İlk sergimden bugüne, yaklaşık beş sene boyunca zamana fazlasıyla yayarak çalıştım. İşte, mükemmelliyetçi tarafım burada devreye giriyor galiba. 22 çalışma gerçekleştirdim.

*Serginin teması ‘kadın’… Kadına dair ne göreceğiz, neyi anlatacak o yaptığınız sanat eserleri?

Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel bakımdan farklı kadınların, kendi rızaları ya da baskıyla sıkıştığı, üzüldüğü, gözyaşı döktüğü yere kendimce işaret etmek, dokunmak istiyorum. Hatırlamak ve hatırlatmak…

Ana yüreği gibi bir devlet beklentim var

*‘Cumartesi Anneleri’ heykeliniz hem çok olumlu tepkiler almıştı hem de tartışılmıştı. Bu sergide benzer bir eseriniz var mı?

Çocuk gelinlere adadığım çalışma var. Düvenlerle yaptığım birkaç iş var. Bronz başları ve ayaklarıyla ya da taşıdıkları yük ve sorumlulukları simgeleyen birtakım dokunuşlarla… Onlar da hem tarımsal üretim yükünü sırtlanmışlar, ırgat gibi çalışıyor, çalıştırılıyorlar. Hem de evin, çocukların, mutfağın yükünü taşıyorlar. Küfesi bol, küfesi ağır kadınlar…

*Geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri’ne polisin müdahalesi olmuştu. Ne hissettiniz?

Ne diyebilirim ki… Çocukları için sadece bir mezar ve adalet isteyen, artık iyice yaşlanmış, sessizce acılarını yaşayan kadınlar vardı orada! Anlamak, içselleştirmek için anne olmaya da, sanatçı olmaya da ihtiyacımız yok. Vicdanı olan herkesi doğrudan ilgilendirir.

*Var mıdır politik bir duruşunuz?

Hukuk ve adalete güvenen, insan hak ve özgürlüklerine saygı bekleyen bunun için yasal teminatın sağlanması ve gözetilmesini isteyen, doğanın gelecek kuşaklar adına bize emanet edildiğinin özenini arayan, sosyal ve herkese eşit mesafede duran, korkutmayan, baskı kurmayan, ana yüreği gibi bir devlet beklentimiz ve derdimiz var!

Sevgilim Bana Bebeğim Diye Hitap Etsin!

0

Sevgilim bana bebeğim diye hitap etsin! Türk müziğinin usta müzisyenlerinden birisi olan İlhan Şeşen, verdiği röportajda çok özel açıklamalarda bulundu. Usta sanatçının yakınlarının en çok şikayet ettiği özelliği nedir? Şimdiye kadar onu en çok gururlandıran olay hangisi? Mezar taşına ne yazılmasını istiyor? İşte usta sanatçının çok merak edilen itirafları…

Sokak ortasında tuvaletini yapan İlhan Şeşen’e Nurgül Yeşilçay da tepki gösterdi

Sevgilim Bana Bebeğim Diye Hitap Etsin!

Sevgilim bana bebeğim diye hitap etsin! Grup Gündoğarken isimli grubuyla müzik hayatına başlayan İlhan Şeşen, uzun bir süredir çalışmalarını solo olarak gerçekleştiriyor. Türkiye’nin yetiştirdiği en başarılı müzisyenlerden birisi olan İlhan Şeşen, Posta Gazetesinden Dilara Doğan ile çok özel buluşma gerçekleştirdi. Hakkında şimdiye kadar hiç bilinmeyenleri itiraf eden İlhan Şeşen’in işte o röportajı…

İlhan Şeşen kimdir?

İlk buluşmada başa gelecek en kötü şey, sümüğün akması!

“● İsminizin sözlükteki hangi anlama karşılık yazılmasını isterdiniz?

Silah olmayan yer.

● Aşk uğruna yaptığınız en çılgınca şey?

Ağlamak.

● İnsanların yalan söylediğini nasıl anlarsınız?

Doğrusunu biliyorsam.

● İlk buluşmada başa gelebilecek en kötü olay nedir?

Kişinin sümüğünün akması.

● Gelecek nesillere size ait bir söz bırakacak olsanız bu ne olurdu?

İfade özgürlüğü düşündüğün her şeyi söyleyebilme hakkıdır!

En son uçurumdan düşüyordum!

● Hayatınız film olsa tarzı ne olurdu; merakla izler miydiniz?

Romantik olurdu, izlerdim.

● En son rüyanız?

Uçurumdan düşüyordum.

● Gelecekten gelen birine soracağınız ilk soru ne olurdu?

Ben var mıyım?

● Size aşık olmak nasıl bir his?

Bilmem.

● Hangi dünya starıyla fotoğrafınız olsun isterdiniz?

Hiçbiriyle.

● Kişiliğinizi en iyi tanımlayan hayvan?

Martı.

● Tutkulu bir aşık mısınız?

Çoook.

● Bir renk olsanız hangisi olurdunuz? Neden?

Kirli sarı, dostluk demektir.

● Sahip olduğunuz en gereksiz bilgi?

M.S. 711’de Tarık bin Ziyad’ın Cebelitarık Boğazı’ndan İspanya’ya geçişi.

● Çocukluğunuza dair en çok özlediğiniz şey?

Bisiklete binmek.

● El sıkma alışkanlığını değiştirebilseydiniz insanların nasıl selamlaşmasını isterdiniz?

Gülümseyerek.

Kadının özü seksapelliktir!

● En yakınlarınızı şikayet ettiği huyunuz nedir?

Bir yerde fazla duramamam.

● Şimdiye kadar attığınız en gururlu zafer çığlığı hangi başarınıza ait?

Hukuk Fakültesi’ne girdiğim an.

● Kadının özü nedir?

Seksapelliktir.

● Mezar taşınıza ne yazılmasını isterdiniz?

Hoş geldiniz.

● Ne gibi mevzular açıldığında uykunuz gelir?

Politik mevzular

Bana şişe derlerdi, severdim!

● Lisedeki takma adınız neydi? Adınızı sevmiş miydiniz?

Şişe derlerdi, severdim.

● Ölümsüzlük iksiri içseniz yapacağınız ilk üç şey ne olurdu?

1. Yemek yememek, 2. Uyumamak, 3. Silahları yok etmek.

● Eğer 90 yaşına gelseydiniz ve 30 yaşındaki bedeninize veya aklına sahip olma şansınız olsaydı aklı mı seçerdiniz yoksa bedeni mi?

Bedeni seçerdim.

● Sevgilinizin nasıl hitap etmesi hoşunuza gider?

Bebeğim.

Herhangi bir kişinin favori insanı olduğumu sanmıyorum!

● İnsanlara en çok ne sormayı seversiniz?

Nasılsın?

● Aklınızın almadığı bir gerçek?

Uçakların uçması.

● Ömrünüzün geri kalanında sadece tek çeşit yemek yiyebilecek olsanız hangisi olurdu?

Balık.

● Seçme şansınız olsa, yarın sabah nerede uyanmak isterdiniz?

Küba’da.

● Kalbinizi mi beyninizi mi dinlersiniz?

İkisini de dinlerim.

● Herhangi bir kişinin en favori insanı mısınız? Neden?

Herhangi bir kişinin favori insanı olduğumu sanmıyorum.

Uçaktan hiç hoşlanmıyorum!

● Hangi korkunuzdan sonsuza kadar kurtulmak istersiniz?

Bütün korkularımdan.

● Eviniz için bir mobilya icat edebilseydiniz o nasıl bir şey olurdu?

Üstünü kendi düzenleyen çalışma masası.

● En sevmediğiniz ulaşım aracı nedir?

Uçak.”

Şok Gelişme! Mert Fırat, Düğün Öncesi Kiminle Tartıştı?

0

Mert Fırat, düğün öncesi kiminle tartıştı? Sosyetik güzel İdil Fırat ile nikah masasına oturmaya hazırlanan ünlü oyuncu Mert Fırat, geçtiğimiz gün gerçekleşen İdil Fırat’ın kına gecesinin hemen ardından kiminle buluştu? Neden hararetli dakikalar yaşandı? İşte çok ses getirecek haberimiz hakkında merak ettiğiniz tüm ayrıntılar…

İdil Fırat Leğende Salona Girdi

Tüm gözler 8 Eylül’de ki düğünde

Mert Fırat, düğün öncesi kiminle tartıştı? Ünlü işadamı Önder Fırat’ın kızı sosyetik güzel İdil Fırat ile dünya evine girmeye hazırlanan Mert Fırat, şu sıralar magazin basınının gündeminden inmiyor. 8 Eylül’de evlenecek olan popüler çift, geçtiğimiz günlerde düzenlediği kına gecesi ile hem sosyal medya hesaplarından, hem de yazılı basından bir hayli eleştiri toplamıştı.

Mert Fırat’ın ‘Cumartesi Anneleri’ tepkisi

Mert Fırat, Düğün Öncesi Kiminle Tartıştı?

Habertürk Gazetesinden İpek Durkal’ın haberine göre, Mert Fırat cephesinde gergin günler yaşanıyor. Daha önce haklarında aşk dedikodusu çıkan Mert Fırat ve İlkşen Başarır, kına gecesinin hemen ardından buluştukları restoranda hararetli bir şekilde tartışırken görüldüğümü yazan İpek Durkal, şöyle devam etti…

“Herkes İdil Fırat’ın akıllara durgunluk veren kına gecesini konuşup sosyal medya kullanıcıları da Mert Fırat’a “Kaçırıldıysan üç kere burnunu kaşı, biz anlarız” mesajları gönderirken tüm bu absürtlüklerin içinde gözlerim İlksen Başarır’ı aradı.

Mert Fırat’ın sinema filmlerinin yaratıcısı, ödüllü yönetmen ve senarist Başarır aynı zamanda Mert Fırat’ın ev ve kendi tabirleriyle hayat arkadaşıydı. O kadar yakınlardı ki birbirlerine, sevgili oldukları konuşulurdu kulislerde.

Mert Fırat Kimdir?

Her şeyiz ama sevgili değiliz

Hürriyet’ten Hakan Gence 2015 yılında bu et-tırnak çiftiyle röportaj yapmış ve sevgililik mevzusunu açık açık sormuştu.
Mert Fırat, “İlksen’le her şeyiz ama sevgili değiliz” derken, Başarır “Aramızda aşktan çok daha kıymetli bir şey var” diye yanıtlamıştı soruyu. “Biz ölene kadar birbirimizin hayatında olmak istedik. İnsanlar evleniyor ama sonra boşanıyor. Ayrılıyor… Biz öyle şeyler yaşamak istemiyoruz” diye de eklemişti. Mert Fırat röportajda, bir gün biri evlendiği takdirde artık aynı evde değil ama altlı üstlü oturarak bu ilişkinin süreceğini anlatmıştı.
Pek öyle olmadı gibi…

Hararetli Tartışma!

Mert Fırat’ın kızkardeşi Nila nişanın ve kına gecesinin ‘görümce’ kontenjanından baş aktörüyken İlksen Başarır ortalarda yoktu. Tıpkı nişana gitmeyen gelin babası Önder Fırat gibi İlksen Başarır’ın da nerelerde olduğunu merak ederken haber önüme geldi.

Başarır ile Mert Fırat ‘karizma sıfırlayan’ kına gecesinin hemen ertesi günü öğlen saatlerinde G Mall’da buluştu. Masada hararetli bir tartışma yaşanırken yanlarındaki bir beyefendi de orta yolu bulmaya çalışır gibiydi.
Eğer bu tartışmanın konusu, altı üstlü oturacakları dairenin yeri değilse, ortada çok ciddi bir sorun var sanki…

Aşık Olup Bir Mememi Daha Kaybedemem!

0

Aşık olup bir mememi daha kaybedemem! Türk Pop Müziğinin usta sanatçısı Nilüfer, verdiği röportajda çok özel açıklamalarda bulundu. Usta sanatçı aşk hakkında ne düşünüyor? Estetik yaptırdı mı? Yeni nesilden en çok kimi beğeniyor? İşte haberimiz hakkında tüm merak ettikleriniz…

Kim der 63 Yaşında! Ünlü Şarkıcı Nilüfer Şaşırttı

4 yıl aradan sonra ilk defa!

Aşık olup bir mememi daha kaybedemem! 4 yıl aradan sonra Senfonik Divalar projesi kapsamında 22 Eylül’de Harbiye Açıkhava Sahnesinde hayranları ile buluşmaya hazırlanan Türk Pop Müziğinin en önemli seslerinden Nilüfer, Cengiz Semercioğlu’na verdiği röportajda çok samimi açıklamalarda bulundu. İşte çok ses getirecek o röportaj…

Aşık Olup Bir Mememi Daha Kaybedemem!

“◊ Ağustosu da bitirdik, sonbahar geliyor. Nasıl geçti bu yaz?

– Fırsat buldukça bolca Bodrum’a kaçtım. Güneş ve denize bayılıyorum. Hatta bu hafta tekrar Bodrum’a gideceğim. Yaz bitmesin istiyorum. Çünkü sıcağı çok seviyorum, kış aylarını sevmiyorum.

◊ Bu yaz en çok sevindiğin ve üzüldüğün şey ne oldu?

– En çok Ayşe Nazlı’nın okula kabul edilmesine sevindim. Ama o yazdan önceydi. Üzüldüğüm şey ise köpeğim öldü. Kocaman Akbaş… 9 yaşındaydı… Allah başka dert vermesin, sağlığımız sıhhatimiz yerinde, güzel bir yaz oldu.

◊ 1-2 ay sürdü mü tatil?

– Yok toplamda çok fazla yapmadım. Bodrum’da 3 hafta kaldım. Ama ekim ayını da orada geçirmeyi düşünüyorum. O zaman dediğin süreye yaklaşırım herhalde…

◊ Ayşe Nazlı nerede?

– O, şu an İngiltere’de. Bu sene orada üniversiteye başlayacak.

◊ 2017 Mayıs’ında Anneler Günü için röportaj yaptığımız zaman psikoloji okumak istediğini söylüyordu, kararı değişti mi?

Yok değişmedi, hâlâ psikoloji diyor. Ama önce üniversitenin sosyal bilimler bölümünde hazırlık okuyacak.

◊ Hangi üniversiteye gidiyor?

– Kent Üniversitesi…

◊ Kent mi, Türk okulu mu?

– Yok, ama bildiğin Kent diye yazılıyor. “University of Kent”… Londra’ya trenle 1 saat uzaklıktaki Canterbury diye bir kasabada… Ayşe Nazlı okula kabul edilince, beraber İngiltere’ye gittik. Onu yerleştirdim, bir süre yanında kaldım. Şimdi İngilizcesini geliştirmesi için üniversitenin 5 haftalık dil kursunda. Açıkhava konserim bitince tekrar yanına gideceğim.

Nilüfer Kimdir?

Yalnızlıktan korkmuyorum

◊ Artık sana Londra yolları göründü. Ayşe Nazlı’yı görmek için sürekli gidip geleceksin o zaman…

– E özlüyor insan… Bayramda konser vermek için Bursa’ya gittim. Evimden de uzaktaydım… Evdeyken kedilerim var, onlarla oyalanıyorum.

Ama oradayken, bir uyandım burnumun direği sızladı. Nasıl bir özlem hissettim… Hemen telefon etmek istedim ama orada saat daha erkendi. Bekledim, sonra arayıp “Kızım ben seni çok özledim” dedim. Onun da, benim de gözlerimiz doldu.

◊ Şimdi 18 yaşında artık reşit oldu. İlk defa mı bu kadar ayrı kalıyorsunuz?

– Evet… Ama orada çok mutlu, umarım da bu memnuniyeti devam eder.

◊ Kuş evden uçtu… Ne hissediyorsun, yalnızlık seni korkutuyor mu?

– Yok… Ben yalnızlığa alışkınım. Hayatımın büyük bir bölümü de yalnız geçti. Ayşe Nazlı’dan önce Sarıyer’deki kocaman evimde kedimle beraber yaşıyorduk. Gece evde kalan personel bile yoktu… O kadar kimseyi istemeyen, tek başına kalmayı seven biriydim. Tabii Ayşe Nazlı’dan sonra hayatım çok değişti. Ama dediğim gibi yalnızlıktan korkma gibi bir sıkıntım yok, aksine yalnız kalmayı severim.

İsmimin önüne sıfat koydurmak tercihim olmadı

◊ 4 yıl aradan sonra 22 Eylül’de “Senfonik Divalar” projesi kapsamında Harbiye Açıkhava’da konser vereceksin. Heyecan var mı?

– Yok.

◊ Heyecansız olur mu bu işler?

– Şu an yok… Tabii sahneye çıkmadan önceki son dakika heyecanı çok başka. Kalbinin atışı hızlanıyor… Ama şimdilerde sürekli konserle ilgili toplantılar yapıyoruz. Ne yapalım, nasıl bir yenilik koyalım diye kafa yoruyoruz. Hatta son birkaç gündür aklım takılıyor, doğru düzgün uyku uyamıyorum. Düşünmekten hep uykularım bölünüyor.

◊ Provalar ne zaman?

– 19-21 Eylül tarihlerinde prova yapacağız. Senfonik bir konser olacağı için provalarımız daha fazla olacak.

◊ Senfonik konserin farkı ne?

– Senfonik konser; daha fazla prova, daha kalabalık kadro demek. Ben daha önce de birçok kez senfonik konser verdim. Yaylıların, nefeslerin, gerçek seslerin sana eşlik etmesi daha keyifli oluyor.

◊ Senfonik konser, her sanatçının harcı mıdır?

– Prova yaptıktan sonra herkes senfonik konser verebilir. Sadece şu fark var; kendi orkestramla birlikte olduğum zaman şarkının bir yerinde kesip seyirciye de söyletebiliyorum. Ama senfonik konserde bunu yapma şansımız çok olmuyor.

◊ Projenin adı “Senfonik Divalar”… Sen kendini diva olarak görüyor musun?

– Projenin mimarı Nurcan Karaca… O, bu ismi uygun görmüş. Yoksa benim bugüne kadar hiç ismimin önüne bir sıfat koymak ya da koydurmak gibi bir tercihim olmadı. Öte yandan ‘diva’ sıfatıyla çok ters düştüğümü sanmıyorum. Sonuçta 45 senedir müzik kariyerim devam ediyor. Bunun Türkiye’de büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum.

◊ Bence Nilüfer bir divadır… Peki senin diva olarak gördüğün isimler kimler?

– Uzun yıllardır belli bir çizgide müzik hayatına devam etmeyi başarmış herkes divadır.

Pop müzikten bahsedersek, Bir Sezen Aksu, bir Ajda Pekkan, bir Nükhet Duru divadır.

Edis’le düet yapabilirim

◊ Genç nesilden kimleri beğeniyorsun?

– Edis’e bayılıyorum. Hem çok iyi bir şarkıcı, hem de çok iyi dans ediyor. Vücut dili çok iyi. Edis’le İzmir’e giderken uçakta tanışma fırsatım da oldu. Son derece şeker, efendi ve tatlı bir çocuk. Onunla düet yapmak isterim. Yolu açık bir çocuk.

◊ Kadınlardan…

– Aleyna Tilki’nin yaşına göre çok zeki olduğunu düşünüyorum. Benim kızım da 18 yaşında… İkisini kıyasladığımda Aleyna özgüven ve cesaret bakımından gerçekten inanılmaz geliyor. Güzel de şarkı söylüyor, onun da önü açık.

Dizi sektörü müziği 5 ile çarpar

◊ Televizyon izliyor musun?

– İzliyorum tabii. Geçen sene “İstanbullu Gelin”, “Fazilet Hanım ve Kızları” ve “Kadın”ı takip ettim.

◊ Beğendiğin oyuncular var mı?

– Özge Özpirinçci’yi çok beğeniyorum. Halit Ergenç’in “Vatanım Sensin”deki performansı muazzamdı. Keza Bergüzar’ında… Biz dizi olayında çok başarılıyız. Dizi sektörü, müziği 5 ile çarpar.

◊ 2017’de iyi telif ücreti aldın mı?

– Yok.

◊ Hangi müzik birliğine üyesin?

– MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) ile MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği)…

◊ Yılda ne kadar ödeme yapıyorlar?

– Kaç ayda bir ödeme yapılıyor, onu bile takip etmiyorum.

◊ Siz sanatçıların çok parası var sanırım, baksana hiçbiriniz telifleri önemsemiyor.

– Gelecek para, umursanacak bir para değil ki. (Gülüyor) Sezen Aksu’nun çok şarkısı var, belki o biraz daha yüklü alıyordur. En son 13 veya 14 bin aldım, ama kaç aylığın parasıydı bilmiyorum.

◊ Yatırımlarını nereye yapıyorsun?

– Gayrimenkul. Çünkü başka şeye kafam basmaz benim. Yok, kağıt al sat filan kafam çalışmaz.

Demet Akalın’ın geldiği noktayı takdir ediyorum

◊ Sertab Erener, geçtiğimiz günlerde “Atarlı giderli saçma şarkıları midem kaldırmıyor” dedi. Bu açıklamanın ardından gözler Demet Akalın, Hande Yener gibi ünlü popçulara döndü. Ne diyorsun Sertab’ın yorumuna?

– Bence öyle bir müzik türü de olmalı. Dünyanın her yerinde o tarz şarkılar var. Bu bir tercih meselesi… Ayrıca ben, Demet Akalın’ın başladığı noktadan bugüne kadar olan gelişimini, azmini ve çalışkanlığını da çok takdir ediyorum. Öte yandan müzik, sadece bu tür şarkılardan ibaret olmamalı. Maalesef uzun yıllardır bu tür şarkılar daha ön plana çıkarıldığı için biraz genç dinleyicinin zevki bu yöne kaydı.

◊ Sen dinliyor musun bu tarzı?

– Dinlemiyorum… Sadece arabadayken radyoda denk gelirsem duyuyorum.

◊ Sizin döneminizdeki şarkı sözleri daha naifti sanki…

– Her dönemin müziği farklı. 72 senesinde “Göreceksin Kendini” ya da İtalyan şarkıların Türkçelerini söylediğim zaman insanlar bunu keyifle dinliyorlardı. Öyle müzik dinleyicisi vardı. Ama iş, yavaş yavaş başka bir yere doğru kaydı. Artık ben bile ilk çıktığım dönemki gibi müzik yapamam. Tabii yine bir çizgim var ve kendimi bir kalite tutturmak zorunda hissediyorum.

Kim arar seni dedik, biz de zamanında atar yaptık

◊ Neden artık aşk şarkıları hep ‘atarlı giderli’… Günümüz aşkları mı ucuzladı yoksa eskisi gibi sözler mi yazılamıyor?

– Belki büyük şehirlerde aşklar ucuzlaşmış olabilir ama Türkiye’nin geneline baktığımızda öyle olduğunu düşünmüyorum. Aşk aşktır ya, ucuzlar mı? Bu kadar da değişmiş olamayız diye düşünüyorum. Sadece şimdiki şarkılar daha gerçekçi. Artık ‘Atarlı giderli’ diye bir kavram oluştu. Bunu da kim çıkardıysa, böyle bir kavram var mıydı eskiden?

◊ Yoktu tabii…

– Bir ara bakkal şarkıları vardı.

Şimdi o demode oldu, şimdi de ‘atarlı giderli’… Bu ne demek yani?

◊ Sevgiliye posta koyuyor işte, müdanası yok…

– E biz de vaktiyle posta koyduk. “Kim arar seni kim arar” dedik… “Of aman aman”… “Oh ya oh ya” dedik… Atarsa biz de atar yaptık…

Amy Winehouse ölünce aşırı üzüldüm

◊ Genç kuşakta kendi çizgine, müzik tarzına yakın bulduğun isimler var mı?

– Sertab Erener, çok iyi bir ses. Tabii artık onu genç kuşağa değil, başka bir yere koymak lazım. Uzun senelerdir müzik piyasasında… Onun dışında çok iyi sesler var. Her ne kadar söyledikleri şarkılar zevkime hitap etmese de iyi sesler duyuyorum.

◊ Senin zevkine hitap eden müzik ne peki?

– Dünyada bile müzik tarzı çok değişti. Artık sound’un önde olduğu şarkılar yapılıyor. Ama mesela Adele var. Çıktı bunları yıktı… İyi sesiyle, melodik şarkılar yaptı. Ondan evvel Amy Winehouse vardı. O ölünce aşırı üzülmüştüm. O da yarattığı müzikle fenomen oldu. Maalesef artık iyi sesler, böyle tek tük çıkıyor. Başka da isim sayamıyoruz.

Müzik bitmez ama çok darbe yedik

◊ Yeni albüm çalışman var mı?

– Yok, artık albüm yapmayı düşünmüyorum. Ama single yapacağım. Ve onunla ilgili de bir çalışmam var.

◊ Evet, daha önce de konuşmuştuk. Eylül demiştin sanki, ne oldu da ertelendi?

– Yok, ertelenmedi. Benim öyle bir hedefim vardı ama ortada şarkı yoktu. Şarkı olmayınca, tüm planlar çöktü. Sonra eylül ayında çıkarırız diye düşündük. Ama yaz malum birazcık gevşedik. Bir de Ayşe Nazlı’nın İngiltere’deki okulu çıkınca, biraz bölündüm.

◊ Kimin şarkısını söyleyeceksin?

– Şehrazat’ın…

◊ Nasıl bir şarkı?

– Onu söyleyemem… Volga Tamöz, düzenlemesini yapacak. Sonra da klip çekeceğiz. Ekim ayında çıkabilir, en kötü kasım ayında beğeniye sunarız.

◊ Neden albüm yapmama kararı aldın, artık single zamanı mı?

– Evet, galiba artık öyle. Yakında 45’lik plaklar da çıkarsa hiç şaşırmam… Albümde en az 10 tane şarkı oluyor, her birinde ayrı bir emek ve yatırım var. Zamanınızı, günlerinizi harcıyorsunuz. 3 tanesine klip çekiyorsunuz, albüm almayan kişinin diğer 7 şarkıyı ruhu bile duymuyor. Artık albüm satışı diye bir şey kalmadı.

◊ Şu an en çok satan Yıldız Tilbe ve Nazan Öncel’in proje albümleri… Onlar da 40 bin rakamlarında…

– İyi dediğimiz rakam bu mu? Albümlerin milyonlar sattığı dönemde müzik yaptık. Onun için bu rakamlar, bana çok komik geliyor. Müzik bitmez devam eder tabii ama çok darbe yedik diye düşünüyorum. Ben artık single ile devam edeceğim.

◊ Single’lara da çok ara verdin…

– Verdim, çünkü o istediğim şeyi yakalayamadım.

◊ İyi şarkı bulmak artık daha mı zor?

– Zor tabii. Kendi şarkısını kendi yapıp, kendi söyleyen bir sürü şarkı yazarı var. O yüzden bizim için iyi şarkı bulmak gittikçe zorlaşıyor.

◊ Kendi şarkılarını yazmadığın için hayıflanıyor musun?

– Benim de yazdığım bazı şarkılar var ama gökten inen ilhama sahip değilim. Bunun Allah vergisi olduğunu düşünüyorum, çalışmakla da olmuyor. Bir de ben yaptığım şeyleri kolay kolay beğenmem. Kendimi öyle “ay şahane oldu” deyip gaza getiren biri değilim. Tam tersi negatif bakıp kusur ararım. Aşırı mükemmeliyetçi olduğum için, anksiyete bozukluğu yaşıyorum. Dönem dönem panik atağım, gelir gider.

Artık proje albümlerinde yer almayacağım

◊ Proje albümlerine nasıl bakıyorsun?

– Şahane bakıyorum, zamanında ben de yaptım…

◊ Rock’çılarla düet yaptığın “Nilüfer&12 Düet” büyük bir başarı yakalamıştı…

– Evet, iTunes’ta hâlâ satılıyor. Ve çıktığı dönem, 120 bin filan sattı. Tabii o zaman müziğin daha iyi bir dönemiydi. Hem bana, hem de düet yaptığım sanatçılara çok şey kattı…

◊ Ama sanki son dönemde artık işler hep proje albümler üzerinden gidiyor…

– Evet, yeni şarkı yok da o yüzden…

◊ Sana da proje albümlerinde yer alman için çok teklif geliyor mu?

– Daha önce Barış Manço ve Onno Tunç’un proje albümlerinde de yer aldım. Son olarak da Kayahan’ınkinde şarkı söyledim… Ama artık tribute albümlerde yer almak istemiyorum. Bunu müzik sektöründekiler de bildiği için teklif gelmiyor.

◊ Neden bu kararı aldın, çok fazla proje albümü var diye mi?

– Hem çok fazla olduğu için hem de olumsuz eleştiri almamak için… Çünkü başkasının sesiyle dinlenmiş, beğenilmiş bir şarkıyı tekrar söylüyorsun. Takdir de görüyorsun ama olumsuz eleştiri de alıyorsun. Şimdi niye olumsuz eleştiri alayım? Onlar beni üzüyor. Bir de bazen söylediğin şarkı, albümde hak ettiği değeri görmüyor. O da beni üzüyor.

◊ Sıla’nın, Cem Karaca albümünde söylediği “Sen de Başını Alıp Gitme”yi Nil Burak, “Şarkımı mahvetti” diye eleştirmişti…

– Evet, işte böyle şeyler olabiliyor. Elbette eleştiriye açığız. Kendi albümünüzde, kendi şarkınızı söylediğinizde de eleştiriler olabiliyor. Ama o zaman “günahıyla sevabıyla benim” diyorsunuz… Mesela Yıldız Tilbe ile hit olmuş bir şarkıyı söylesem cuk da oturabilir, yakışmayabilir de. Kayahan’ın albümünde söylediğim “Bir Garip Serçe” bile istediğim gibi olmadı. Onun için proje albümlerde yer almak istemiyorum.

Acısından korktuğum için estetik yaptıramam

◊ Yıllar önce meme kanserini atlattın… Her şey yolunda, bir sıkıntı yok değil mi artık?

– Yok, çok şükür, 7 sene filan oldu. Şimdi gayet sağlıklıyım.

◊ “Keşke bu sağlık problemini kamuoyuna yansıtmadan yaşasaydım” diyor musun?

– Hayır, o zaman tedavi sürecinde hiç ortaya çıkmamam lazımdı. Üstelik bu hastalığı öğrendiğimde “13 Düet” albümünün çalışmalarını yapıyorduk. Çok yoğun bir yaz geçirmiştim, hastalığımı da yazın sonunda öğrendim. Kemoterapim bitince hemen stüdyoya girdim, hatta kafamda hâlâ saçlarım yoktu. Bir de kadınlara destek olmak istedim. Çünkü kanser tedavisinde saçları döküldüğü için birçok kadının çok üzüldüğünü biliyorum. Oysa bu durum beni üzmedi. Hatta güle oynaya saçlarımı kazıtmaya gittim.

◊ Bu arada yeni saçlarını çok beğendim…

– Teşekkür ederim, ben de çok sevdim. Güzel oldu, gençleştim.

◊ Saçlarını kestirmek nereden esti?

– Saçlarım çok uzundu, sıkıldım. Birden gidip kestirdim, herkes de çok beğendi.

◊ Hiç estetik yaptırdın mı?

– Yüzümde sadece botoks var. Doktorum İsmail Kuran, beni çok iyi tanıyor, öyle abartı şeyler sevmediğimi bildiği için de çok minimal düzeyde dokunuşlar yapıyor. Onun dışında estetik operasyonum yok. Hiçbir zamanda olamayacak, çünkü korkuyorum. Hem ya başka biri olursam diye, hem de acısından korkuyorum. Böyle devam edeceğim, sanki böyle gider. Biraz da kilo verdim.

◊ Nasıl kilo verdin?

– Sadece yürüyüş yapıyorum. Bir de artık daha az yiyorum. Diyet konusunda acayip disiplinliyim. Diyetisyenim Nilüfer Bayram, ne verirse birebir uygularım.

Kayahan kamçısı değince işler değişti…

◊ Hayatının şarkısı ne diye sorsam…

– “Geceler” derim. O şarkı kariyerimde bir dönüm noktasıdır. O zamana kadar da her şey iyi gidiyordu ama “Geceler”in başarısından sonra bir şey oldu, bir kamçı değdi bana. Kayahan kamçısı değdi! (Gülüyor) Gerçekten Kayahan’ın o çalışma enerjisi ve başarı hırsı beni de içine aldı. Bir ekip olduk ve sonucunda da güzel işler çıktı. “Ne kadar şanslıymışım” diyorum. O şarkılar yıllar geçmesine rağmen hâlâ alkışlanıyor. Ben hâlâ “İspanyol Meyhanesi”ni söylediğim zaman ortalık yıkılıyor. Bu dönemde çıkan yeni şarkılardan kaç tanesi bunu yakalayacak?

◊ Geçmişe dönüp baktığında “Kayahan’la keşke küskünlük yaşamasaydım” diyorsundur herhalde…

– Artık bunları konuşmak boş. Öyle bir dönemdi, geldi geçti. İkimizin de inatçı ve çocuksu tarafı vardı. O benim bir lafımdan alındı, ben onun bir lafından derken, o noktaya geldik…

◊ Ajda Pekkan’la yaptığım röportajda “Yeni şarkılar yapıyoruz ama seyircimiz hâlâ eski şarkıları istiyorlar. Seyirci bizim biraz gerimizde kalıyor” dedi…

– O zamanki şarkılar şarkıymış demek ki, onları istiyorlar.

◊ Sen eski şarkıları söylemekten sıkılmıyor musun?

– Hayır, sıkılmıyorum. Yeni şarkı söylemeyi de severim ama eskiler başka. Aradan 40 yıl da geçse 50 yıl da, onlar unutulmuyor. Şimdi söylediklerimiz, onu yakalayamıyor.

Hayatımda erkek olmasını hayal bile edemiyorum

◊ Aşk hayatında neler oluyor?

– Aşk hayatım sıfır… Zaten olsa kesin duyarsınız. (Gülüyor) Benim aşk hayatım artık kızım, işim, kedilerim, bahçedeki çiçeklerim, domateslerim biberlerim. Benim aşklarım bunlar. Hayatımda bir erkek olmasını hayal bile edemiyorum.

◊ Niye bu kadar katı konuşuyorsun?

– İstemiyorum.

◊ Gençsin, güzelsin… Niye aşk olmasın ki?

– İçimde öyle bir istek yok. Yeniden o problemleri yaşamak istemiyorum. Kimseye dert laf anlatacak halim yok.

◊ Yaş ilerleyince insanlar, “artık kimseyi çekemem” mi diyor?

– Evet, öyle kimseyi çekemem… Böyle o kadar huzurluyum ki. Ben seyahate gideyim, denize gireyim istiyorum.

◊ Sevgilini al git…

– Yok, böyle iyi. Onları da yaptık, çok şükür Allah’a…

◊ Ama aşk defterini erken kapatmışsın.

– Ne erkeni ayol? Tabii biri çıkar karşıma, ne oluyor derim. Allah göstermesin daha iflah olmam. Âşık olup öteki mememi de kaybetmek istemiyorum, bir tane yeter. (Gülüyor)

◊ Alındıktan sonra ilk hissettiğin ne oldu?

– Kendimi hiç öyle görmedim, ameliyat sırasında geçici implant koyuyorlar.Zaten mememin alınmasını, saçlarımın dökülmesini hiç umursamadım. İlaçların bende yaratacağı yan etkilerden korktum. İlk kemoterapi seansında astım krizi yaşadım.İlaçlar da korkunç alerji yaptı. Bütün kollarım, ellerim pençe gibi oldu. Sürekli kaşınıyordum.Allah’tan 3 aylık kısa bir tedaviydi…”

Bengü’nün Düğününün Perde Arkası!

0

Bengü’nün düğününün perde arkası! Önceki gün dünya evine giren ünlü şarkıcı Bengü ve Selim Selimoğlu’nun çok konuşulan düğününde neler yaşandı? Hangi ünlüler sevilen şarkıcıyı bu özel gecesinde yalnız bırakmadı? Bengü, hangi takısı ile çok konuşuldu? İşte bu özel gece hakkındaki haberimiz ve merak ettiğiniz tüm detaylar…

Bengü, İlk Balayı Pozunu Paylaştı

Bengü’nün Düğününün Perde Arkası!

Bengü’nün düğününün perde arkası! Ünlü şarkıcı Bengü, bir yıldır beraber olduğu sevgilisi Selim Selimoğlu ile 29 Ağustos’ta dünya evine girdi. Çok konuşulan ve her bir ayrıntısı çok merak edilen Bengü – Selim Selimoğlu çiftinin bu özel gecesi hakkında köşesinde bir yazı kaleme alan ünlü magazinci Esin Övet; katıldığı düğündeki konuklarla hem kısa söyleşiler gerçekleştirdi, hem de ayrıntılardan bahsetti. İşte usta magazincinin o yazısı…

Bengü de olsan o Trabzon hasırını takacaksın

“Malumunuz son yıllarda o kadar çok sosyetik düğünler yapılıyor ki, özünümüzden çıkmış uçuşa geçmiştik ki, Bengü bize “Durun” dedi.

Hatta taktı koluna Trabzon hasırı geçti karşımıza.

Sosyal medya ahalisi de başladı, “Bengü de olsan o Trabzon hasırını takacaksın”, “Oh be sonunda tam bir Türk işi düğün, gelin”, “Gelinsen o hasır takılacak”, “Hasır bileklikler takılmış işte düğün budur”, “Bengü gelin gibi gelin olmuş” diye diye twit atmaya.

Gerçekten son yıllarda gördüğüm en güzel düğünlerden biriydi.
Ve bizden bir düğündü.
Sade, şık, kasıntısız, görgüsüzlükten uzak, abartıdan tamamen uzak, huzurlu ve tam kıvamında.

İnsan sayısı olması gibiydi. Ne çok fazla, ne çok az. Tam düğün gibi bir düğündü. Bengü tam gelin gibi bir gelindi.

Kenan Doğulu, Eda Güzelcik, Revna Demirören, Beliz Şen, Fatih Narin, Fatih Kıral’in nikah şahitliğinde yapılan tören sonrasında çift tek tek masaları dolaştı. Keselere altınlar toplandı. Sonrasında horonlar tepildi, halaylar çekildi.

Kenan Doğulu, Bengü için sahneye çıkıp “Gel gelinim gönlüme gel”i söyledi. Unutulmaz dakikalar yaşattı. Bengü “Ustam” diyerek Kenan Doğulu’ya teşekkür edip “Bugün gözyaşlarımı tutmaya çalıştım ama ilk kez tutamayacağım” diyerek ağladı.

Serdar Ortaç’lı, Berkay’lı, Ziynet Sali’li, Ece Seçkin’li bol ünlülü bir düğündü. Ve gerçekten uzun süredir gördüğüm en keyifli en güzel düğünlerden biri oldu. Saatler 02:30’u gösterdiğinde insanlar pistte hala dans ediyordu. Hiç kimse yerinde bir saniye bile oturmadı.

Bengü ve Selim Selimoğlu evlendi! İşte düğünden ilk görüntüler

Gecenin yıldızı Beren ve Kenan’dı

Düğünün yıldızı tabii ki gelin ve damattı ama onlardan sonra kesinlikle Beren Saat ve Kenan Doğulu çifti geliyordu.
İkisi de etrafa enerji yaydı. Bir saniye bile oturmadan dans edip eğlendiler.
Beren Saat gülücükleriyle herkesi kendine hayran bıraktı. Kenan Doğulu dostları ile dans edip Bengü’nün bu mutlu gününde gecenin sonuna kadar onu yalnız bırakmadı.

İkinci çocuk için haber veririz yakında

Gecenin ikinci yıldızı bana göre Berkay ve Özlem çiftiydi. İkili de hiç yerinde oturmadı. Ortama ayak uydurup sürekli dans ettiler. Enerjileri ile ilgi odağı oldular. Özlem, kızı Arya’yı dünyaya getirdikten sonra forma girip zayıflamış fıstık gibi olmuş. Bana “İkinci çocuk için hazırlık yapıyorum” dedi.

Berkay’da “Yakında ikinci bebek müjdesini vereceğiz inşallah” dedi. Arya bebeğe kardeş gelecek. Berkay ve Özlem çiftinden ikinci bebek müjdesi yakındır. Bu arada Berkay’ın 3 Eylül’de Harbiye Açıkhava Konseri var unutmayın…Ajandanıza not edin derim.

Bengü kimdir?

Geceden notlar

-Serdar Ortaç gece boyunca yerinden kalkıp dans etmedi. Ama eşi Chloe Loughnan yerinde durmadı hep dans etti. Enerjisi müthiş. bence biraz enerjisinden Serdar’a da vermeli. Keza Serdar Ortaç’ın enerjisi yok olmuş. Acilen enerji depolanmalı.

-Esra Erol’da yeni sezona bu pazartesi start veriyormuş. Düğüne kırmızı elbisesi ile katıldı. Harika gözüküyordu. O da gece boyunca dans eden enerjisi harika kadınlardandı.

-Gecenin bence en dans edeni ve enerjisi harika kadını Ece Seçkin’di. O da bıcır bıcır bir an olsun yerinde durmadı.

-Düğünün diğer bir gözde ismi ise kesinlikle Çağala Şıkel’di tabii ki. Düğünün başından sonuna yerine bir saniye bile oturmadan dans edip oynayan Şıkel bütün gözleri üzerinde topladı.”

Dilan Çiçek Deniz, Victoria’s Secret Seçmelerindeki İlk Türk!

0

Ünlü dizi Çukur’un Sena’sı Dilan Çiçek Deniz, Victoria’s Secret seçmelerine katılan ilk Türk olarak tarihe geçti ve cast direktörü ile görüşmeye gitti. Detaylar Haberimizde..

Dilan Çiçek Deniz İle Furkan Andıç Çiftinden Deniz Keyfi…

Seçilirse Victoria’s Secret Defilesinde Çıkacak!

Geçdiğimiz yaz oyunculuk eğitimi için gittiği Los Angelas’ta dünyanın en büyük ve en popüler ajanslarından biri ile çalışmaya başlayan Ünlü Oyuncu Dilan Çiçek Deniz, bu yaz da tekrar hem tatil hem iş görüşmeleri için gittiği yerde başvurduğu Victoria’s Secret seçmeleriyle ilgili surpriz gelişmeler yaşanıldığı öğrenildi. Dilan Çiçek Deniz, tüm dünyadan yüzlerce manken ve modelin katıldığı seçmelerden çok az kişi arasından New York’a davet edilerek Victoria’s Secret cast direktörü ile görüşmeye gitti.

Dilan Çiçek Deniz Kimdir ?

Victoria’s Secret İçin İlk Türk Oldu!

Ajansın seçmeleri sırasında New York basınının yoğun ilgi gösterdiği Oyuncu Dilan Çiçek Deniz, bu görüşmenin hemen ardından yapılacak değerlendirme sonucunda olumlu sonuç olur ise tüm dünyada yılbaşı gecesi yayınlanan Victoria’s Secret Moda Şovu gösterisinde dünyaca ünlü modeller ile yürüyecek ilk Türk Victoria’s Secret meleği olacak. 2014 yılında Miss Universe Turkey seçildikten sonra modellik ve mankenlik yapmayan ve sadece oyunculuk kariyerine yoğunlaşan Dilan Çiçek Deniz, bu sayede seçmelere davet edilen ilk Türk oldu.

victoria secret melekleri ile ilgili görsel sonucu

“Çok önemli kişiler ile tanıştım”

HaberTürk’ün haberine göre Dilan Çiçek Deniz “Eğer defilede yer alma fırsatı yakalarsam yurtdışında oyunculuk kariyerime adım atmam için çok önemli bir şans olacak, bu yüzden çok heyecanlıyım. Çok önemli kişiler ile tanıştım” dedi.

 

 

Bengü, İlk Balayı Pozunu Paylaştı!

0

Çiçeği burnunda gelin Bengü’den balayı pozu. Geçtiğimiz günlerde Selim Selimoğlu ile dünyaevine giren Ünlü Popçu Bengü, balayıda çekilen bir fotoğrafını Instagram takipçileriyle paylaştı. Detaylar Haberimizde..

Bengü ve Selim Selimoğlu evlendi! İşte düğünden ilk görüntüler…

Balayı Pozu Yüzlerce Beğeni Aldı!

Bengü ve Selim Selimoğlu çifti, 29 Ağustos’ta muhteşem gibi bir düğünle evliliğe ilk adımlaını atmışlardı. Ünlü çiftin düğününe ünlü isimler adeta akın etmişti. Bengü’nün tropikal temalı düğünü günlerce magazin basınında konuşulmuş ve çok beğenilmişti. Bengü, teknenin ucunda otururken çekilen fotoğrafını sosyal medya hesabından takipçileri için paylaştı. Bengü’nün balayı pozu hayranlarının büyük beğenisini toplarken yüzlerce yorum aldı.

İşte Bengü’nün O Pozu;

Bengü Kimdir ?

Selim Selimoğlu Kimdir ?

Bengü ile ilgili görsel sonucu

Pucca’dan Kocası Hakkında Olay Paylaşım Geldi!

0

Pucca adıyla tanınan yazar ve sosyal medya fenomeni olan Selen Pınar Işık, Twitter hesabından  boşanmak üzere olan Oyuncu eşi Serhat Osman Karagöz’ü dövenlere teşekkür etti. Detaylar Haberimizde..

Pucca boşanmak istemeyen eşine sert çıktı!

Yeniden Biraraya Gelmişlerdi!

Pucca (Selen Pınar Işık) geçen aylarda eşi Serhat Osman Karagöz’den evliliği bitirme kararı almıştı. Fakat Serhat Osman Karagöz Pucca’dan boşanmak istemedi, bunun üzerine ikili bir süreliğine ayrı yaşama kararı almıştı. Daha sonra Pucca eşi Osman Karagöz’ün kendisiyle barışma ısrarlarına dayanamayarak tekrar birleşme kararı almıştı. Bunun üzerine Çift, Ekim ayında görülecek davaya kadar tekrar evliliklerini gözden geçirme kararı almışlardı.

“Dövenlerden Allah Razı Olsun!”

Son zamanlarda çiftin arasında her şey yolunda gidiyor derken,  Pucca bugün şahsi Twitter hesabından olay yaratan  bir tweet attı. “Dün gece mekanın birinde kocam dayak yemiş, burada uzun uzun flood yapıp (Tweet zinciri) mekanı b*klamak isterdim ama adamlardan Allah razı olsun diyesim var. Thank you.”. Ekim ayında görülecek dava sonucu merakla bekleniyor.

Pucca’nın eşi boşanma hakkında konuştu

Pucca ile ilgili görsel sonucu

Seda Akgül’den Şaşırtan Bacak Paylaşımı!

0

Son dönemde verdiği kilolar ile dikkat çeken ünlü sunucu Seda Akgül, gündemde sık sık yer alıyor. 4 Kadın Zamanı’ adlı programda sunuculuk yapan Seda Akgül sosyal medya hesabından dikkat çekici paylaşımda bulundu. İşte Detaylar…

Seda Akgül’den taciz açıklaması

Seda Akgül sosyal medya hesabından takipçilerine şaşırtan bir paylaşımda bulundu…

Kanal D’de yeni bir sohbet programı olarak ekrana gelen “4 Kadın Zamanı” birbirinden ünlü isimlerin sunumu ile yeni programın kadrosunda; Seda Akgül, Derya Tuna, Hande Ataizi ve Eylül Öztürk yer alıyor. Programın başarılı sunucularından Seda Akgül, sosyal medya hesabını aktif kullanan ünlüler arasında yerini alıyor. Magazin gündemini masaya yatıran Seda Akgül, aralarda ise çektiği kareleri takipçileriyle paylaşarak onları da programa dahil etmeyi ihmal etmedi. 4 Kadın Zamanı’ adlı programda sunuculuk yapan Seda Akgül son olarak sosyal medya hesabından takipçilerine şaşırtan bir paylaşımda bulundu. İşte Detaylar…

Seda Akgül kimdir?

Seda Akgül: Canlı bomba mı, yayına hazırlanan bir kadın mı?

Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ve yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken ünlü sunucu Seda Akgül, şimdilerde ‘4 Kadın Zamanı’ adlı program ile sevenleri ile buluşuyor. Son olarak Seda Akgül, şaşırtan bacak paylaşımı ile dikkat çekti. İşte Seda Akgül’ün şaşırtan bacak paylaşımı…

Seda Akgül, mikrofon bağlantısının ve bataryasının bulunduğu bacaklarının fotoğrafını hesabından paylaştı. Seda Akgül, “Canlı bomba mı, yayına hazırlanan bir kadın mı?” notuyla paylaştı…