Ana Sayfa Blog Sayfa 3110

Bakın Azra Akın ne aşerdi

0

Bakın Azra Akın ne aşerdi… Hamileliğinin son günlerine doğru hızla yaklaşan Azra Akın, aşerdi. Akın’ın neye aşerdiği merak konusu oldu. Alınan duyumlar Azra Akın’a soruldu. Azra Akın’ın canı ne çekti? Detaylar haberimizde…

Azra Akın Aşka Geldi!

Azra Akın bebeğini kucağına almak için gün sayıyor

2002 Dünya Güzellik Yarışması’nda birinci seçilen Azra Akın, geçen yıl dört yıl boyunca aşk yaşadığı Atakan Koru ile Tekirdağ’da bağ evinde gerçekleşen Trakya usulü düğün töreni ile dünya evine girmişti. Şimdilerde annelik heyecanı yaşayan Azra Akın, bebeğini kucağına almak için gün sayıyor.

Azra Akın kimdir?

Azra Akın ne aşerdi?

Geçtiğimiz günlerde Atakan Koru ile evlilik yıl dönümünü kutlayan Azra Akın, akşam yemeği yiyerek kutlama yaptı. Mekan çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ünlü çiftten Azra Akın’a “Pizza aşerdiğinizi öğrendik” sorusu soruldu. Akın, bu soruya kahkaha atarak yanıt verirken, “Çok heyecanlıyız, çok az kaldı” diye konuştu.

Azra Akın’dan evlilik yıl dönümü kutlaması

Azra Akın, geçtiğimiz günlerde eşi Atakan Koru’nun evlilik yıl dönümünü sosyal medya hesabından yaptığı romantik paylaşım ile kutlamasıyla gündeme gelmişti. Akın, paylaşımında “Bu yolculuğa beraber çıktığımız için o kadar şanslıyım ki… 24.08.2017 #birinciyıldönümümüz” ifadelerine yer vermişti.

Dünya Güzeli unvanına sahip olan Azra Akın, Atakan Koru ile yaşadığı aşkı geçen yıl evlilikle taçlandırmıştı. Akın’ın Tekirdağ’da gerçekleşen düğün töreni, günlerce konuşulmuştu. Azra Akın, şimdilerde annelik heyecanı yaşıyor.

Gürgen Öz evlendi!

0

Gürgen Öz evlendi! Ünlü oyuncu Gürgen Öz dünya evine girdi. Gürgen Öz, uzun süredir aşk yaşadığı ve evlenmek üzere olduğunun sinyalini verdiği Emily Mahringer ile sürpriz şekilde nikah masasına oturdu. Detaylar haberimizde…

Gürgen Öz evleniyor!

Gürgen Öz ve Emily Mahringer evlendi

Ünlü oyuncu Gürgen Öz, uzun süredir aşk yaşadığı Emily Mahringer ile nikah masasına oturdu. Öz, Kopenhag’da evlendi. Evlilik müjdesini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile duyuran Gürgen Öz, çiçeği burnunda eşi Emily Mahringer ile birlikte verdiği pozu paylaşarak “Evlendik! Berlin’de tanıştık İstanbul’da yaşadık, Amsterdam’da nişanlandık ve Kopenhag’da evlendik. Emily, dünyam ve hayatımın aşkısın” notunu yazdı.

Gürgen Öz kimdir?

İşte Gürgen Öz’ün evlilik paylaşımı

Gürgen Öz’den Romantik Komedi açıklaması

Gürgen Öz, geçtiğimiz aylarda Romantik Komedi 3 filmi oyuncu kadrosundan çıkarıldığı iddiaları ile gündeme gelmiş, yaptığı açıklama ile olayın aslını anlatmıştı. Öz’ün, diğer başrol oyuncusu Sinem Kobal ile anlaşamadığı iddialarının ayyuka çıkmasının ardından bağlı olduğu ajanstan şu açıklama yapılmıştı:

Romantik Komedi serisinde Yiğit karakterini canlandırmak için üçüncü kez kamera karşısına geçmesi planlanan oyuncumuz Gürgen Öz hakkında, bu süreçte ortaya atılan birçok asılsız haber bulunmaktadır. “Romantik Komedi 3” film projesi, filmin yapımcısı tarafından henüz çekimleri başlamadan, sözleşmemiz imza aşamasında iken iptal edilmiştir.

Ayrıca basında bahsedildiği gibi oyuncumuz Gürgen Öz’ün ‘astronomik talepleri’ adı altında ortaya atılan iddialar ve Sinem Kobal ile olan gerginlik haberleri de asla doğruyu yansıtmamaktadır.

Bu projede bugüne kadar gelinen bu süreç, tamamı ile yapım şirketi tarafından şekillendirilmiştir ve oyuncumuz Gürgen Öz’ün bu aşamada hiçbir etkin rolü olmamıştır.

Saygılarımızla

Duygu Başara Ajans

Sinem Kobal da açıklama yapmıştı

Gürgen Öz’ün yanı sıra Sinem Kobal’da bu tarz iddialara maruz kalınca ajansından şu açıklama gelmişti:

Romantik Komedi serisi, oyuncumuz Sinem Kobal’ın severek içinde olduğu, gişe başarısı yakalamış filmlerdir. İki yıldan beri bu serinin devam filmi niteliği taşıyacak olan “Romantik Komedi 3” filmiyle ilgili yapım şirketi Boyut Film ve proje süpervizörü Ceren Aslan ile kendilerinin talebiyle çeşitli görüşmelerimiz oldu. Bu süreçte medyada konu ile ilgili yapılan, duyumlara dayanan ve hiçbir kaynağa dayandırılmayan haberlerde oyuncumuz Sinem Kobal’ın fotoğrafı ve ismi kullanıldı . Çoğu gerçek dışı olan bu haberlerle ilgili bir açıklama yapmak gereği doğdu. Sinem Kobal, bugüne kadarki her aşamada görüşmelerini projenin tasarımcısı Ceren Aslan ve senaristi Aslı Zengin ile senaryo üzerine yapmıştır ve tüm görüşmeler tarafların projeye olan inançları yüzünden son derece olumlu sonuçlanmıştır.

Filmin Yapım şirketi sahiplerinden ve yapımcısı Murat Tokat ile her türlü şartta anlaşılmış , ekibe yeni erkek oyuncu dahil edilmiş ve 1 temmuz da sete çıkmak üzere sözleşmeler imza aşamasına gelmiştir.

Yapım şirketi sahibi Murat Tokat, 15 haziranda telefonla arayıp filmin çekimlerini çeşitli sebeplerden dolayı iptal ettiklerini bildirmiştir.

Bunların hiçbirinin muhatabı Sinem Kobal veya şirketimiz değildir. İki kez olmak üzere proje sete çıkma aşamasına kadar getirilip, iptal edilmesi sebebiyle Boyut Film’in yürüttüğü “ Romantik Komedi” süreci bizim için sona ermiştir.

Saygılarımızla, İd iletişim

Oya Başar: Kıymetli olan ölünceye kadar alkış almak

0

Oya Başar: Kıymetli olan ölünceye kadar alkış almak… Usta sanatçı Oya Başar, çarpıcı açıklamaları ile dikkat çekti. Özel bir röportaj veren Başar, kariyerinden, oğlu ve kızının oyunculuk tercihlerine kadar her şeyi tek tek anlattı. Hürriyet’ten Cengiz Semercioğlu’na konuşan Oya Başar’ın röportajı haberimizde…

Oya Başar: Ülkemin Cumhurbaşkanı Çağırırsa Giderim!

Oya Başar’dan çarpıcı açıklamalar

Oya Başar ve oğlu Umut Kırca’ya bu yaz tatil yok. Oya abla, “Meleklerin Aşkı” dizisi için setlerde, Umut ise ikinci uzun metrajlı filmi “Bücür”ü İstanbul’da çekiyor… Oya abla, Levent Kırca’dan olan oğlu Umut’un kamera arkasında olmasından, kızı Ayşe’nin oyunculuğu seçmesinden çok mutlu. O ve Umut Kırca ile birlikte “Olacak O Kadar”ın eskimeyen skeçlerinden rahmetli Levent Kırca’nın muhalifliğine, eski bayram tatillerinden bugüne dek pek çok şeyi konuştuk. Laf bir gecede yıldız olan genç oyunculara gelince de usta oyuncu, “Kıymetli olan ölünceye kadar alkış almak” dedi.

Oya Başar Kimdir?

◊ Ağustos sıcağında Umut, “Bücür” adlı yeni filmini çekiyor, Oya abla sen “Meleklerin Aşkı” dizisi için kamera karşısındasın… Ana-oğul bu yaz İstanbul’a mı hapsoldunuz?

– Oya Başar: İstanbul’a hapsolmadık, çünkü burası öyle güzel bir şehir ki, burada nefes almak bile insana yaşadığını hissettiriyor. İstanbul’u çok sevdiğim için bu durum bana hiç sorun olmadı.

Tabii gündüz sıcağın altında, o giysiler ve peruklarla sokağın ortasında dolaşmak çok cazip değil. Umut da aynı dertten mustarip.

◊ Sizin film çekimleri de İstanbul’da yapılıyor, değil mi?

– Umut Kırca: Evet, çekimleri İstanbul’da. Başrol oyuncumuz Berat Efe Parlar, ailesini bulmak için İstanbul’un altını üstüne getiriyor. Bir de filmde evsiz olan bir karakter var.

Onu da Taner Barlas canlandırıyor. Taner abi, bu sıcakta gömlek onun üstünde yelek ve kalın palto ile gezdi. Hatta “Abi çıkar çıkar fenalaşacaksın” dedim ama dayanıklı, çıkarmadı.

◊ Bayramda tatil yapmadınız…

– Umut Kırca: Benim tatilim yok. Çekimler bitti ama filmin müzik, montaj gibi işleri var. 21 Eylül’de vizyona gireceğiz, her şeyi o tarihe yetiştirmeye çalışıyoruz.

◊ Oya abla sen yaz dizilerinde yer almazdın. “Meleklerin Aşkı”nda oynamaya nasıl ikna oldun?

eredeyse 6 reytingle sezonda iş yapıyorlar.

– Oya Başar: Evet onun için keyifliyiz. Rahat rahat çekiyoruz. Yaptığın işten güzel bir alkış alınca, insanın keyfi de yerine geliyor.

◊ “Bücür” senin ikinci filmin, daha önce “El Değmemiş Aşk” vardı değil mi?

– Umut Kırca: Evet, o 2 sene önce vizyona girdi.

◊ Ne kadar gişe yaptı?

– Umut Kırca: 300-330 bin gibi bir gişe yaptı. Eylül başında girmesine rağmen gayet iyi bir rakamdı.

◊ O filmde Oya abla sen de vardın… Bu filmde yok musun?

– Oya Başar: İlk filmde konuk oyuncuydum. Bu filmde yokum ama benim yerime konuk olarak Dolunay Soysert var. Anne rolünü canlandırdı. Ben artık Berat Efe için büyük bir anne olurdum. (Gülüyor)

– Umut Kırca: Filmde Dolunay, Ümit Erdim ve Seçkin Özdemir de rol aldı. Güzel bir ekibimiz oldu.

◊ Filmin çocuk yıldızı Berat Efe çekimlerde nasıldı?

– Umut Kırca: Berat, gerçekten muhteşem bir çocuk. Bu işe başlarken çocukla çalışacak olmaktan dolayı tedirgindim. Çocuklarla daha önce reklam ve dizilerde çalıştım ama bu kadar yoğun bir iş içinde olmamıştım.

– Oya Başar: Berat çok akıllı bir çocuk. Deneme çekimlerinde onu izlerken hayran oldum, Umut’a da dedim ki, “Muhakkak o olsun. Bayıldım.”

Çocuklar bildiği yoldan gidiyor

◊ Oya abla oğlun film çekiyor, kızın Ayşe de geçen sene bir Hollywood filminde rol aldı. Biri kamera önünde, diğeri kamera arkasında… Mutlu musun?

– Oya Başar: Çok güzel bir duygu… Çocuklar bizim evimizde hep bunu gördüler, bu şartlarda yaşadılar. Başka bir şey bilmiyorlar zaten. Bildikleri yoldan gidiyorlar. Ben keyifliyim. Önemli olan, insanın yaptığı işten keyif alması. İnsan keyif alıyorsa, keyif de verir.

◊ Sen “Olacak O Kadar”da anne-babanla arada rol alıyordun, sonra ne oldu da kamera arkasını tercih ettin?

– Umut Kırca: Önümde bu kadar iyi örnekler varken, benim oyunculuk yapmam uygun olmaz diye düşündüm. (Gülüyor) Benim aklımda hep film çekmek ve yönetmenlik vardı. Çocukluktan itibaren elimde fotoğraf makinesi ile gezerdim, kurgu filan yapardım.

◊ Anne olarak senin bir yönlendirmen oldu mu?

– Oya Başar: Yok, bizde hiç öyle şeyler olmaz.

– Umut Kırca: Sadece, “Oğlum git oku” diyordu. Bana kalsa daha önce setlere gidip çalışırdım. Ama annem hep, “Okulunu bitirmeden sana iş filan yok” dedi.

◊ Ne okudun?

– Umut Kırca: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde, viyolonsel okudum…

◊ Ayşe nereden mezun?

– Oya Başar: Ayşe, Amerika’da oyunculuk okudu.

◊ Şu an ne yapıyor peki?

– Oya Başar: Bir galeride çalışıyor. Ekav’da, İnci Aksoy’la beraber…

◊ Çocukken hangisi daha yaramazdı?

– Oya Başar: Umut… Ayşe, çok akıllı bir çocuktu. Ayşe’yi bir yere oturt, oyuncaklarıyla oynasın. Umut ise muzırdı. Bilgisayar alırdık, onu patlatırdı filan. İzmir’e turneye gittiğimizde çocukları da yanımızda götürürdük. Sabahları hep birlikte denize giderdik. Arabada yer olmazdı, Umut’u kucağıma alırdım. Gidip gelene kadar beni delirtirdi. Hiperaktifti sonra uslandı. Kız şimdi daha yaramaz oldu.

Umut bir işe başlarken babasının mezarını ziyaret eder

◊ Levent abi bugünleri görseydi ne hissederdi?

– Oya Başar: Çok sevinirdi, o da gelip alkışlamak isterdi. Çünkü Umut ve Ayşe’ye tutkusu çok başkaydı, onları çok severdi. Umut şimdi yeni bir işe başlarken babasının mezarına gider, ona yeni bir işe başladığını söyler. Yine bittiği zaman da mezarını ziyaret eder.

◊ Levent Kırca nasıl bir babaydı? Birlikte oturup yer içer miydiniz, gezmeye gider miydiniz?

– Umut Kırca: Her şeyi yapardık, arkadaş gibiydik. Bizim babamız ve annemizden hiç çekincemiz olmadı.

◊ Kim daha sertti?

– Oya Başar: Ben daha kuralcıyım… Mesela Almanya’ya turneye gideceğiz, Ayşe de gelmek ister ama okulu var. Ben “hayır” derdim. Rahmetli Levent, “Ya ne olur gelse, 5 gün okula gitmesin” derdi.

◊ Ben de öyleyim…

– Oya Başar: Çünkü sen de annede bu otokontrolü görüyorsun. Eğer annede o olmasa, bu sefer sen kural koyarsın. Babalara bu rahatlığı biz veriyoruz. Aile içinde görev dağılımı oluyor; iyi polis, kötü polis diye. Mecbursun bunu yapmaya, yoksa gidişatı sürdüremezsin. Levent de hep “Oya halleder”i hayatımızda tuttuğu için, ben daha kuralcı olmak zorunda kaldım. Çünkü ben de bırakırsam, ipin ucu kaçardı.

◊ Koca bir şirketiniz vardı, hem tiyatro hem televizyon programları yapıyordunuz. O zaman da para pul işlerine sen mi bakardın?

– Oya Başar: Mali müşavir ve muhasebecilerimiz vardı ama genelde ne olup bittiğini ben denetlerdim.

◊ Levent abi para işlerinden anlamaz mıydı?

– Oya Başar: Hiç anlamazdı. Bir de olmadık yere acayip bir para harcar, diğer tarafı batırırdı.

– Umut Kırca: 2 lira alacağı yere, 4 bin lira harcar. Hiç kâr ettim mi, kaybettim mi diye düşünmezdi.

– Oya Başar: Biz işimizi severek, didinip beş kuruşsuz yaptık. Şükür kimsenin parasını harcamadık, kendi kazandığımızı harcadık.

Hepsiyle de tiyatroya yaptırım yaptık. Bir sürü salon yaptık…

Mesela KüçükÇiftlik’i ilk biz kurduk. Hatırlarsın, onun yanında küçük bir yer yaptık. O şimdi Gmall oldu.. Ne paralar harcadık oralara… Hâlbuki bunların hiçbirini yapmayıp, paraları istifleyebilirdik.

◊ Oysa ki 2 çocuğunuz var, onların geleceği için kaygılanmadınız mı?

– Oya Başar: İşte onları hep ben düşünmek zorunda kaldım. Ama olsun… Kendimiz kazandık, kendimiz harcadık. İstediklerimizi yapmaya çalıştık. İnsanlar yaptıklarıyla var olurlar. Bugün bu kadar çok para kazanan oyuncu var, kim okul yaptırdı? Bir tek Levent Kırca ve Oya Başar’ın ilkokulu var.

Şu an 900 tane öğrenci okuyor.

◊ Okul nerede?

– Oya Başar: Yuvacık’ta… Büyük İstanbul depreminde yaptırdık, var mı başka daha okul yaptıran? Biz paramızı tiyatro, eğitim gibi ülkemizin geleceği için iyi olacak şeylere yatırdık. Ama sen bütün bunları sponsorsuz yaparsan, para kaybediyorsun. İş insanı böyle bir şeye para yatırmıyor ki… Fizibilitesine bakıyor, “Bana ne getiriyorsun” diyor. “Tiyatro bana bir şey getirmez” diyor ve yapmıyor.

◊ Şevket Çoruh da “Baba Sahne” diye bir tiyatro salonu kurdu. Bütün kazandığı parayı, malı mülkü yatırdı. Bir yandan çok takdir ediyorsun ama bir yandan da çok büyük bir risk değil mi?

– Oya Başar: Tabii büyük bir risk. Ama hayat sadece araba, yat değildir. Öylesini seven de vardır, onu da kınamıyorum. Ama yaşam biçimi olarak seni ne doyuruyorsa, orada harcamak çok daha doğru. Çünkü biz kendi dünyamızda zaten mutluyuz. Biz tiyatrocuyuz… Bir şişe rakıyı, 2 dilim peyniri bulduk mu sabaha kadar oturup sohbet eder, keyfimize bakarız.

Levent Kırca’nın yeri ben ölünceye dek başımın üstü

◊ Rahmetli Levent abinin parayı yönetemediğini vefatından sonra öğrendik. Çünkü bıraktığı borçlar vardı… Hatta çocukları olarak reddi miras davası açtınız. Ancak bu durum babayı inkar gibi algılandı…

– Umut Kırca: Olur mu öyle bir şey, böyle bir baba inkar edilir mi? Levent Kırca’yı reddetmek ne demek, onu ben ölünceye kadar başımın üstünde taşıyacağım. Altında başka sorunlar vardı. Bunları konuşmak doğru değil.

– Oya Başar: Bu bizi bayağı acıtan bir konu, oralara girmeyelim. Çünkü o konuya girersek, çok şey anlatmak zorunda kalırım.

◊ Ama ben konunun perde arkasını öğrenmek istiyorum.

– Oya Başar: Bak hâlâ zorluyorsun… Öyle şeyler oldu ki, anlatamam. Hatta Ayşe seninle röportaj yapmaya geldiğimizi öğrenince sitemli bir selam yolladı sana.

Hatırlarsan sen bu konuları yazdığında, “Nasıl böyle bir şey yazarsın” diye sana bir mesaj atmıştı Ayşe…

◊ Hatırlamam mı, Levent abinin mezarının yapılması meselesinde…

– Oya Başar: İşte oralara hiç girmeyelim. Ben o zaman çocuklarıma da söyledim, “kapatın konuyu” diye. Babanız sizin babanız. Kimse de benim Levent Kırca’mı elimden alamaz. Levent Kırca-Oya Başar imajını kimse bozamaz. Kim nasıl düşünüyorsa düşünsün.

Risk almadan kazanamazsın

◊ “Olacak O Kadar”ın hâlâ bu kadar popüler olmasını neye bağlıyorsun? Bugün gündemdeki olaylarla ilgili bile sizin yaptığınız o skeçler paylaşılıyor. Ve o skeçler hiç eskimiyor, nedir bunun sırrı?

– Oya Başar: Çünkü dünyada değişen bir şey yok. (Gülüyor) Dertler aynı… Biz gündemi çok iyi takip ettik. Bir de maalesef günümüzde “Olacak O Kadar” gibi bir program yapılmadığı için dönüp dolaşıp bizim skeçlerimiz gündeme geliyor. Bu da demektir ki, ülkede sorunlarıyla ilgilenen ve bunları dile getiren sadece bizim programımız ve biz olmuşuz. “Olacak O Kadar”ı her şeyi göze alarak, büyük yüreklilikle yaptık.

◊ Bu yüzden kanallarla da sorun yaşadınız…

– Oya Başar: “Olacak O Kadar”ın yayınlandığı bütün kanallarla sorunlar yaşadık. Ama hep “Bunu yapıyoruz, alan alır almayan almaz” dedik. İnandığımız şeyi yaptık. Sonuç olarak, 20 sene geçse de bizim yaptığımız işler konuşuluyor. Ve 40 sene geçse de yine konuşulacak.

◊ TRT’de sorun yaşamadınız mı?

– Oya Başar: Yaşamaz mıyız… TRT’de yayınlanırken, programımız da çok başarılıyken “Çok başarılısınız ancak sizi dinlendirmek istiyoruz” deyip bizi işten çıkardılar. Kanaldan atıldığımız zamanda beş parasız kalmayı göğüsleyip iş yaptık. İşte o zaman gerçekten kalıcı, ülken için bir iş yapmış oluyorsun. Önemli olan budur. Yaptığımız işin eskimemesi, ne kadar çağdaş olduğumuzu, dünyayı ne kadar takip ettiğimizi gösterir. Biz salt para kazanmak için bir şey yapmadık. İyi bir şey yaptık, artı para kazandık.

◊ Neden artık toplumun nabzını tutan programlar yapılmıyor?

– Oya Başar: Çünkü insanlar artık birtakım şeyleri kaybetmeyi göze almıyor. Risk almadan kazanamazsın. Kahramanlığın bir bedeli vardır. O bedeli ödemeye “evet” dersen, bazı şeyleri kazanabilirsin. Bir de bazıları kraldan çok kralcılar, “Aman ya kızılırsa” diye düşünüyorlar. Böyle olunca baştan sen kendine otosansür uyguluyorsun. Bir de yapımcı şirket ve kanal uyguluyor… Tabii insanlarda ekmek parası kaygısı oluyor. Belki biz daha çılgındık. Belki bugün yapılsa o kadar sorun olmayacak, bilemiyorum. Ama risk almadan öğrenemezsin.

◊ Cem Yılmaz, Ata Demirer ve Şahan Gökbakar… Günümüz komedyenleri hiç siyasete bulaşmıyorlar…

– Oya Başar: Onlar hiç sosyal konulara eğilmediler. Ama eğilmek zorunda da değiller. Onların tercihi, öyle yapıyorlar, öyle sevdiriyorlar kendilerini. Biz böyle yaptık, böyle sevdirdik kendimizi…

◊ Geçmişe dönsen, yine siyasileri eleştirir miydin?

– Oya Başar: Evet, yine olsa yine yapardım. Hatta bugün bile bazen “ay ne güzel malzeme var” diye ağzımın suyu akıyor.

◊ Şimdi Levent Abi yaşasaydı bize ne güzel Donald Trump taklidi yapardı değil mi?

– Oya Başar: Off hem de nasıl güzel yapardı, şahane de olurdu. Ölürdük, gülmekten… Çok keyif alırdık, belki yayınımız durdurulurdu bilemiyorum. Ama biz buna hep göğüs gerdik.

◊ Umut film çekerken “Olacak O Kadar”dan aldığın tüyolar var mı, dönüp izliyor musun?

– Umut Kırca: Tabii ki. Oradan birçok malzemeyi kullanıp filmler yapabilirsin. Açıp açıp tekrar bakmak lazım. Bayağı iş çıkacağını düşünüyorum.

– Oya Başar: Hatırlar mısın Cengiz, yıllar önce senin bir programına gelmiştim. Sen de bana biraz iğneleyici bir şekilde, “Oya abla biz seni sadece ‘Olacak O Kadar’daki skeçlerden biliyorduk, dizini izledim. Çok iyi bir oyuncusun” demiştin. Ben de sana “Olacak O Kadar benim CV’m” diye yanıt vermiştim. Gerçekten o benim referansım. Ben şimdi yolda bir taksiye bineyim, bana ilk söylenen “Abla, seninle ve Levent Kırca ile büyüdük, sizin gibisi yok” oluyor. Bana trilyonları versen, bu söz kadar mutlu edemezsin…

Sanatta torpil olmaz

◊ Şöhretli ve başarılı bir anne ile babanın çocuğu olmak, aslında büyük bir zorluk değil mi? Hep onun sorumluluğu var üstünde… En önemlisi bu sorumluluk altında ezilebilirsin…

– Umut Kırca: Aynen öyle. Onun altında ezilmemek için bayağı bir çaba sarf etmek zorunda kalıyorsun. İnsanlar sanıyor ki, daha imkanlısın ve daha çok kapı açılıyor. Ama inan ki zorlukları daha fazla.

– Oya Başar: Ben mesela herkes için senden bir şey isteyebilirim ama Umut ve Ayşe için isteyemem. Ben seni arasam, “Cengiz’cim Umut’un yeni filmi giriyor, bir röportaj yapar mısın” desem, tahmin ederim beni kırmazsın ama ben böyle bir şeyi asla isteyemem. Bu röportaj teklifi de senden geldi.

– Umut Kırca: Ben de zaten böyle bir şeyi annemden isteyemem.

◊ Sanatta torpil çalışmıyor mu?

– Oya Başar: Sanatta torpil olmaz.

– Umut Kırca: Annem sadece kapıyı açar, beni sektöre sokar. Devamı bana kalmış.

– Oya Başar: Mesela Umut’un filminin yapımcısı BKM. Necati Akpınar, benim oğlum gibi. Ama şöyle düşün, niye benim çocuğumun yaptığı filme, 4 trilyon yatırsın. Salak mı? Başarılı değilse, yapar mı böyle bir şey? Hadi benim hatırıma bir tane yaptırdı, ikinciyi bir daha yaptırır mı? Diyelim ki ben birisine “Ayşe’yi dizide oynat” dedim. Ayşe iyi olmazsa, ikincide oynayabilir mi?

– Umut Kırca: Hatta ikinci, üçüncü bölümde gönderirler. O yüzden torpil, sanatta çalışmıyor.

– Oya Başar: Umut, Yeditepe ve Nişantaşı Üniversitesi’nde hocalık yapıyor. Ben mi gidip anlatıyorum dersi? Üstelik 7’nci senesi, nasıl bir torpil olabilir?

◊ Ne üzerine ders veriyorsun?

– Umut Kırca: Sinema, televizyon ve fotoğrafçılık dersleri veriyorum… Bugüne kadar istediğim her yere kendim girdim. Her seferinde projemizi hazırlayıp sunduk. Beğendiler, çektik bu kadar.

◊ Sanatta torpil olmaz, peki sanatta uzun soluklu evlilikler olur mu?

– Umut Kırca: Benim eşim bankacı. Bizde sıkıntı yok, her şey güzel gidiyor.

◊ Torun haberi var mı?

– Umut Kırca: Şu an yok.

◊ Torun istemiyor musun?

– Oya Başar: İstiyorum ama karışamam ki el âlemin evine. (Gülüyor) Benim denetimim dışında.

◊ Ne kadar oldu evleneli?

– Umut Kırca: 6 sene oldu… Sanatta uzun soluklu evlilik olayına dönersek, annemle babamı gördükten sonra “hayır” derim. Ama öte yandan annem ve babam, 30 sene evli kaldılar. “Vay be, böyle bir aşk yok” diyorum. Çünkü günümüzde insanların evliliğe bakışı değişti. Benim mesela bütün arkadaşlarım evlendi, ama duyuyorum ki 8 ay sonra boşanmışlar. Aş k, sevgi eskide kalmış. Tabii aynı işi yapmak sıkıntı oluyor. Belki bizimkilerden biri başka bir işi yapsaydı, huzur içinde 60 sene otururlardı.

◊ Umut, meslektaşın Tarık Ünlüoğlu’nun kızı Zeynep’le evli. Dünürlük nasıl gidiyor?

– Oya Başar: İyi… Biz dünür gibi değiliz, arkadaşız. Bizim sayemizde çocuklar tanıştı. Ama biz “evlenin” demedik. Birbirlerini sevdiler ve evlendiler. Biz memnuniyetle “peki” dedik. Zeynep dostlarımın çocuğu, benim kızım gibi. Her şey güzel. Ama ben ilişkilerine karışmam, Tarık da öyle…

◊ Kaynanalık yapmıyor musun?

– Oya Başar: Bizde hiç öyle bir şey yok. Çocuklar gelirse görüşürüz, ararlarsa konuşuruz, çağırırlarsa gideriz.

◊ Kızın Ayşe evlilik yolunda olsa, ona da mı karışmazsın?

– Oya Başar: Ben genelde yol gösteririm, kimsenin hayatına karışmam. Herkes kendi yolunu çizer. Çünkü sorumlu olmak istemem. Yarın öbür gün, “sen istedin anne, böyle oldu” demesinler.

◊ Birlikte çalıştığın genç meslektaşlarına yol gösterir misin?

– Oya Başar: Tabii, hepsi bana “Oya abla, Oya anne” derler. Bana sormadan bir şey yapmazlar. Hatta star olduktan sonra bile teklif gelince “Oya abla bu proje iyi mi, bir baksana” diye sorarlar. “Tamam, kızım oyna sen ya da bu sana uygun değil” gibi tavsiyeler veririm. Ama yine de son kararı onlara bırakırım.

◊ Umut ve Ayşe’nin işlerine müdahale eder misin?

– Oya Başar: Hayır, mesela Ayşe Amerika’da oyunculuk okudu, çok da başarılıydı. Ancak Türkiye’ye gelince “Ben resimleri çok seviyorum, müzelerde çalışacağım” dedi. Ben dostum İnci Aksoy’u aradım, şimdi onunla çalışıyor. İnci de Ayşe’yi çok başarılı buldu. Bırakmıyor şimdi. Umut’a ısrar ettiğim tek şey ise; konservatuvarda okuduğu viyolonsel bölümünü bitirmesiydi. Ancak Umut bitirmedi…

– Umut Kırca: Evet, bölümü 5 sene okuyup, 1 sene kala bitirmedim. Hep bana “Oğlum gitsene, bak çok pişman olursun” dedi. Şimdi aradan 10 sene geçti, diyorum ki “keşke orayı” da bitirseydim.

– Oya Başar: Yol göstereceksin ama asla zorlamayacaksın.

Bir medyanın gözdeleri bir de halkın gözdeleri var

◊ Artık günümüzde popüler olmak çok kolay. Adını sanını duymadığımız biri bir yaz dizisinde oynuyor, sonra bakıyoruz ki star olmuş…

– Oya Başar: Sadece dizi değil, internet fenomenleri de var. Bu bir akım, buna karşı çıkamayız. Ama biraz da kendimizde kabahat aramalıyız. Sen çok yazmazsan, diğeri çok tweet atmazsa, o tepeden oraya gelemez. Bunu yaratan biziz.

◊ Eskiden starlık kavramı nasıldı?

– Oya Başar: Şöyle bir anımı anlatayım; en popüler olduğumuz dönem. Bir ödül töreni vardı. Levent’le törenin yapılacağı stadyumdan içeri girdik, alkış kıyamet koptu. Sonra yerimize oturduk, biraz zaman geçti. Baktım yine bir alkış tufanı kopuyor. O zaman Star TV’de “Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun” diyen bir kadın vardı. O geliyor… Levent’e dedim ki; “Kalk gidelim, bizi aynı kefeye koyuyorlar…” Levent’in o zaman bana söylediği bir lafı vardı, hiç unutmam. Dedi ki, “Ona şimdi bu alkış, sana ölünceye kadar hep alkış var. Bizi hep alkışlayacaklar. Ama onu 10 sene sonra sor, hiç kimse hatırlamaz.” Bu popülariteyi yapan medya. Bir medyanın gözdeleri var, bir de halkın gözdeleri… Kıymetli olan ölünceye kadar alkış almak…

Hafta içi aramıyorsan, Anneler Günü’nde yanıma hiç gelme

◊ Bayramlar artık tatile döndü. Kimse kimseyle görüşmüyor. “Nerede o eski bayramlar” diyor musun?

– Oya Başar: Bayramlar birleştiriciydi, şimdi ayırıcı oldu. Eskiden bayram olunca birbirimizi görürdük, şimdi herkes “aman kimseyi ağırlayamam” diyor.

– Umut Kırca: Artık herkes 6 ay öncesinden tatil rezervasyonu yapıyor.

◊ Toplu atılan kutlama mesajlarına dönüyor musun?

– Oya Başar: Hiç işim olmaz benim mesajla, WhatsApp’la.

◊ Çocuklarla nasıl iletişim kuruyorsun?

– Umut Kırca: Mesaj atarım görmez, telefon ederim.

– Oya Başar: O konuda meşhurum, “Oya yine bakmadı” derler. Ben eski bayramları, büyük aileleri severim. Büyük ailelerin birlikte olduğu o bayramlar burnumda tütüyor.

◊ E sen toplasan herkesi…

– Oya Başar: Herkes başka bir şey istiyor. Bana biri “arkadaşlarımla tatile gideceğim” derse “hayır, benimle olacaksınız” diyemem. Hayatta sevmediğim tek şey, zorunluluk. Mesela Cengiz’cim, beni kırılırım diye değil de “Oya abla ne yapıyor, bir rakı içelim” dediğin zaman ara. Çocuklarım için de aynı şeyi söylüyorum: “Beni ‘hafta içi ne yapıyorsun’ diye aramıyorsanız, Anneler Günü’nde de yanıma gelmeyin”

◊ Aile bağlarınız nasıl?

– Oya Başar: Biz acayip birbirimize bağlıyız, hatta yapışığız.

– Umut Kırca: Ben mesela evlenmeseydim büyük bir keyifle hâlâ annemlerde yaşıyordum.

– Oya Başar: Umut küçükken, “Anne ben evlensem de sizinle oturacağım” derdi. Ben de, “Olur mu oğlum, evlenince herkesin kendi evi olur” diye yanıt verirdim. Bu kez de “Niye ‘Dallas’ta herkes beraber oturuyor’ derdi. (Gülüyor)

◊ Levent abi yaşarken bayramlarınız nasıl geçiyordu?

– Oya Başar: Hep beraber tatile giderdik.

– Umut Kırca: Tatilde de dip dibeydik. Ben annemlerin yanında yatardım, başka odaya gitmezdim.

– Oya Başar: Ben kayınvalidemi de çok severdim. Bak hâlâ “kayınvalidem” diyorum. Umut, babaannesi gelince “bizde kalsın” diye tuttururdu. O da 3 ay kalırdı. Herkes “nasıl kızmıyorsun” diye şaşırırdı. Niye kızayım ki, kadıncağızın bize bir zararı yok ki.

ÜLKEMİN CUMHURBAŞKANI ÇAĞIRIRSA GİDERİM

◊ Levent abi yaşamının son yılları dahil hep muhalifti. Onun ölümünden sonra Cumhurbaşkanının Atatürk Kültür Merkezi’nin yeni projesi için verdiği davete gitmen eleştirildi…
– Oya Başar: İnsanların bir duruşu vardır, benim duruşumun da ne olduğu belli. Ülkemin cumhurbaşkanı beni bir opera binasının projesinin anlatılacağı davete çağırıyorsa, ben oraya giderim. Memnuniyetle de elini sıkarım. Bunda eleştirecek hiçbir şey yok. Ben AKM’nin sunumuna gittim. Orada ne yapıldığı anlatıldığında dinlemezsek sonra eleştiremeyiz.

◊ Davete kiminle gitmiştin?
– Oya Başar: Demet Akbağ’la gittik, projeyi de çok beğendik. E bunun için de kınamak çok yanlış. Biz zamanında programda eleştirdiğimiz Süleyman Demirel’in de davetlerine katılıyorduk. 29 Ekim’lerde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeydik. Bugün kim iktidar olursa olsun, AKM ilgili bir projesi varsa dinlemekle yükümlüyüz. Ki ben isterdim, operadan da arkadaşlarım o davette olsaydı. Kimlerin çağrıldığını bilmiyorum. Ben davete icabet ettim, duruşumdan bir şey kaybetmedim.

◊ Toplumsal kutuplaşma, sanatçılar arasında daha çok görülüyor. Bunun için ne diyorsun?
– Oya Başar: Biz sanatçılarda bu kutuplaşma her zaman olmuştur. Kamyoncular bile birlikte hareket eder ama sanatçılar edemez. Bizde her zaman şu oluyor, “Davete kim geliyor, o mu? O geliyorsa, ben gelmem…” Birlik olamıyoruz, bizde böyle yoksunluk var, çünkü egolar çok yüksek.

◊ Kemal Sunal’ı eleştiren bir yazara herkes tepki gösterdi. Toplumun ortak paydası olan sanatçıları bu tür saldırılar yıpratabilir mi?
– Oya Başar: Hayır, tabii ki. Kemal’i seven halk, hep seviyordu zaten. Ama bugün Kemal Sunal’ı savunanlar, yaşasaydı yine aynı sevgiyle onu kucaklayacaklar mıydı, orası tartışılır.

◊ Öldükten sonra mı değer anlaşılıyor?
– Oya Başar: Evet, dünyada da böyle ama ülkemizde daha fazla. Büyük ressamların hayatlarına bakın, hepsi beş parasız ölmüş. Öldükten sonra değerleri daha çok anlaşılmış. Onun için herkese önyargı olmadan bakmalıyız.

Nil Karaibrahimgil: Kılıbık kadına ‘alıbık’ diyelim mi?

0

Nil Karaibrahimgil: Kılıbık kadına ‘alıbık’ diyelim mi? Nil Karaibrahimgil, dikkat çeken bir yazı ile gündeme geldi. Kadın ve erkekler üzerine bir yazı kaleme alan Karaibrahimgil, çarpıcı detaylara değindi. Detaylar haberimizde…

Nil Karaibrahimgil’in Teknesinde Dehşet Anları!

Nil Karaibrahimgil’den çarpıcı değerlendirme

Ünlü şarkıcı Nil Karaibrahimgil, Hürriyet’teki köşesinde çarpıcı konulara değindi. Erkek ve kadın üzerine bir yazı kaleme alan Nil Karaibrahimgil, yazısı ile okuyuculardan tam not aldı. İşte Nil Karaibrahimgil’in “Kılıbık kadına ‘alıbık’ diyelim mi?” başlıklı yazısı:

Nil Karaibrahimgil Kimdir?

Erkekler, kendi aralarında, kadının sözünden çıkmayana ‘kılıbık’ der.

Yok ben bu akşamki yemeğe gelmiyim diyen, tamam karıcım, peki sevgilim diyen, alırım gelirken dediklerini diyen kılıbık oluverir.

Her erkek, hayatının bir yerinde bu lafı duyar.

Arkadaşları kahkahalarla, parmakla göstererek bunu söyler, gözlerinin yere inmesine sebep olurlar.

Eşlerinin seçtiği gömlekle bir kenara oturur, bu lafın altında küçük küçük ezilirler.

Erkek dediğin sadece kendi lafından çıkmamalıdır ama işte öyle olmamıştır kazın ayağı.

Kılıbık kelimesi, şakacı ve masum görünmekle beraber, çarpınca yaralayan kelimelerdendir.

Peki neden, erkeğin sözünden çıkmayan kadınla dalga geçeceğimiz bir kelime yok?

Neden ona da ‘alıbık’ demiyoruz mesela?

Bence bundan sonra, kocasının sevgilisinin sözünden çıkmayan, onun çizdiği sınırlarda gezinen kadınlara alıbık diyelim.

Biz kadınlar da, onlarla dalga geçelim yeri geldiğinde.

Kadının da yemeğe gelemeyeni, istediği gibi davranamayanı yok mu, var.

Neden bu da bir tür kılıbıklık sayılmasın? Neden onlarla da dalga geçilmesin?

Konuştuğumuz dillerin ve kullandığımız kelime çokluğunun, bize kültürel arsalar satın aldığını biliyoruz.

Kelimelere, dile hakim biri, dünyasından uydusuna hatta başka gezegenlerine gidebiliyor.

Dil, düşünme anahtarı.

Ne kadar iyi kullanırsan, o kadar kapıdan girersin.

O kadar söz geçirirsin hayatına ve hayatlara yön verirsin.

Zengin kelime hazinesi, çoğu zaman zengin banka hesabından iyidir.

Düşüncen, duygun dolayısıyla hayatın bollaşır.

Kılıbık varsa, alıbık da olsun deyişim bu yüzden.

Alıbık dediğimde kafanızda bir kapı açılmadı mı?

Oraya girince, ayağında pranga olduğu için, kapısının kıyısından açılamayan kadınlar aklınıza gelmedi mi?

İşte tek bir kelimenin bile bu gücü var.

Alıbık kadın, tıpkı kılıbık adam gibi, hayatının dansını başkasının dudaklarından çıkan şarkıya göre eder.

Adam istemezse, pişirmez, yemez, uyumaz bile. Gitmez, görmez ve diyemez.

Bir şey yapma cesaretinin kemikleri kırılmıştır.

Ev, onun evden çıkınca gidebileceği tek yerdir.

Başka fikri, hayali, hali olamaz. Kılıbık erkekler gibi o da, boynunu bir kula eğmiş ve boynu öyle kalakalmıştır.

Etrafımda, erkeğinin laflarını lügat gibi kullananlara bundan sonra alıbık diyeceğim.

“Alıbık mısın neden gelmiyorsun”, “Alıbık gibi davranma” diyeceğim.

“Zeynep çok alıbık, kocasının sözünden çıkmaz” diyeceğim.

Hayallerinin göklerde uçan balonunu, kimse başkasının avucuna teslim etmemeli.

Şarkıda dediği gibi, herkesin yolu başka, yokuşları başka.

Madem eleştiri kelimeleri var ve bizi küçük küçük çimdikliyor, o halde kadınları da bu kelime çimdiklesin, nolur yani?

Şimdi bana diyecekler ki, kadından güçlüsü mü var, susarak dünyayı yönetir, her erkeğin arkasında bir kadın vardır.

Evet ama her kadının önünde de bir erkek durmuş oluyor böylece.

Her erkeğin arkasında bir kadının olduğu dünyada bile, önde erkek var. Ne yapayım ben, kontrol kulesini, uçaklarım havalanmıyorsa?

Diyorlar ki, insan yavrusuna bile tamamını vermemeli. O halde başkasına niye tamamını versin değil mi?

Alıbık kadınlara güzel pazartesiler ve belki de bu yeni kelimenin hayatımıza girişiyle yepyeni salılar dilerim.

Bülent Ersoy ve Gülşah Saraçoğlu davasında flaş gelişme

0

Bülent Ersoy ve Gülşah Saraçoğlu davasında flaş gelişme… Bir programda tartışma yaşayan ve araları bozulan Gülşah Saraçoğlu ve Bülent Ersoy arasında neler oluyor? İki ünlü isim kırgınlığı geride mi bıraktı? Araları düzeldi mi? Küslük bitti mi? Detaylar haberimizde…

Bülent Ersoy ateş püskürdü: Köpeğin önüne koysan yenmez!

Bülent Ersoy ve Gülşah Saraçoğlu barıştı mı?

Geçtiğimiz aylarda polemik yaşayan Gülşah Saraçoğlu ve Bülent Ersoy barıştı mı? Saraçoğlu, Bülent Ersoy’a açtığı davayı geri çektiğini söyleyerek “Üç ay önce ben davamı avukatıma talimat verip geri çektim. Çünkü çocukluğumdan itibaren kendisini dinleyerek büyüdüğüm, annemin babamın da bir çok gazinolarda senelerce kendisini izlediği ve hayran olduğu bir sanatçı olduğu için, ailem de yaşanılan bu durumdan dolayı çok üzgündü. Bu davayı geri çekmemde annemin ve babamın çok büyük bir etkisi var. Bu konunun uzamasını istemedim. Sonuçta koskoca bir Bülent Ersoy, bir tane Bülent Ersoy’umuz var ve yerine yenisi de gelmeyecek. Yeni de barışmış değiliz, uzun zamandır birbirimizle görüşüyoruz. Davamı geri aldığımı öğrendiğinde beni aradı, mutlu oldum “Sizi özledim, sizde beni özlediniz mi Bülent Hanım” dedim, “Özledim, müsait zamanında gel o güzel yüzünü göreyim” dedi. İlk karşılaştığımızda da bilirsiniz oturduğu yerden pek kalkmaz, beni ayakta karşıladı ve birbirimize sarıldık.” diye konuştu.

Gülşah Saraçoğlu kimdir?

Neler olmuştu?

Yaz aylarının başlarında ünlü modacı Gülşah Saraçoğlu bir magazin programına konuk olduğu sırada Diva Bülent Ersoy’un takılarının sahte olduğunu ima etmişti. Diva, Saraçoğlu’nun açıklamalarının ardından programa telefon bağlantısı ile katıldı ve “Tabii gerçekse diye bir ifade kullandı. Bu hanıma ben bir soruyorum acaba taş uzmanı mı kendisi? Taa kilometrelerce mesafeden taşı değerlendiriyor. Bugün taş uzmanları bile öyle hemen anlayamıyor. Öyle yorumlar falan yapmaya kalkmasın. Kaldı ki onun adı tek taştır çocuğum. Sen kim oluyorsun çocuğum? Ben bir iki kere dikiş diktirmek zorunda kaldım. Ama riyasız söylüyorum elbisenin modelinden ziyade içi önemlidir. Ne astarı belli ne bir şeyi belli. Sen evvela kendi mesleğinde adam ol da ondan sonra benim taşlarım üzerinde değerlendirme yap. Öyle kendini giydirmekle olmuyor. Başkalarını da giydir, elinde tutmayı bil. Giyilecek gibi değil o elbiseler. Benim elbise taşıyıcılığım olmasa, o diktiğin elbiseleri köpeğin önüne koysan yemez. İşte ayaklar baş olmaya çalışıyor. Kendilerini bir şey zannediyorlar. Aslında hiçbir şey değilsin. İçine sindiremedin mi Nur Yerlitaş’ın büyük imzasını?” diye ateş püskürmüştü. Olayın ardından mahkemelik olmuşlardı.

Bülent Ersoy kimdir?

Neslihan Atagül, Mutluluğunu Anlattı!

0

Gündemin sevilen çiftleri arasında yer alan Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu, mutlu evlilikleri ile sık sık gündemde yer alıyor. Son günlerde Neslihan Atagül Doğulu, Instyle dergisinin yeni sayısının kapak yüzü oldu. Ünlü oyuncu eşi Kadir Doğulu ile birlikte çıktığı karavan tatilinin detaylarını anlattı. İşte Detaylar…

Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu çiftinden milyonluk yatırım!

Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu’nun Karavan tatili, gündemde uzun süre konuşuldu…

Son günlerde Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu’nun Karavan tatili, gündemde uzun süre konuşulmuştu. Neslihan Atagül ve Kadir Doğulu, sezonun yorgunluğunu birlikte karavan tatili ile attı. Ünlü oyuncu çift Neslihan Atagül ve Kadir Doğulu bir karavanda doğayla iç içe bir tatil yapmayı tercih etti. Yaz aylarında ünlü isimler Ege ve Güney sahillerine akın ederken, Kadir Doğulu ve Nesliah Atagül çifti ise doğa ile iç içe karavan tatili ile dikkat çekmişti. Bir göl kenarında doğayla iç içe tatil yapan çift, sosyal medyadan paylaşımları ile hayranlarından tam not almıştı…

Neslihan Atagül, karavan tatili deneyimlerini ve duygularını anlattı…

Bu yazı karavan tatiliyle geçiren Neslihan Atagül deneyimlerini ve duygularını sevenleri ile paylaştı. Güzel oyuncu Neslihan Atagül, şu ifadeleri kullandı: “Geçen yıl 33 günlüğüne gittik. Karavan bizim çünkü, bu bizim tatil anlayışımızı çok iyi yansıtıyor. Hep böyleydik biz Kadir’le. Köpeklerimiz var, onları bırakamıyoruz, uzun süre uzak kalmayı istemiyoruz onlardan çünkü. Çoğu otel kabul etmiyor zaten. Bir de rahat etmek istiyoruz. Karavanın farklı bir ruhu var, hem çok iyi plan yapmak gerekiyor hem de bir o kadar plansız olmak. Aceleyle hiç işinin olmaması lazım mesela…

Kadir Doğulu Kimdir

Neslihan Atagül Kimdir?

Köpeklerim yanımda, evim yanımda, kocam yanımda…

Karavanda bütün işini sen yapıyorsun. O kadar güzel yerlerde, o kadar güzel manzaraların içindesin ki. Yunanistan’da bir yere gitmiştik; üç gün kalırız diye düşünmüştük ama o kadar beğendik ki 10 gün kaldık. Öyle güzel bir gün batımı vardı ki orada, her gün o gün batımını bekledik. Ben böyle zamanlarda yaşadığımı hissediyorum. ‘Hayat bu olmalı işte,’ diyorum: Köpeklerim yanımda, evim yanımda, kocam yanımda. Denizin dalgasının sesini duyuyorsun, söğüt ağacının yapraklarının hışırtısını…”

Selen Uçer’den ‘Koca Koca Yalanlar’ açıklaması

0

Selen Uçer’den ‘Koca Koca Yalanlar’ açıklaması… ‘Koca Koca Yalanlar’ dizisinde Nilgün karakterine hayat veren ünlü oyuncu Selen Uçer, dizideki rolü hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hürriyet’e röportaj veren Uçer’in samimi açıklamaları haberimizde…

Koca Koca Yalanlar dizisindeki performanslar…

Selen Uçer’den bomba açıklamalar

◊ “Koca Koca Yalanlar” dizisinde Nilgün karakteriyle ekrana geliyorsunuz. Proje ilk size geldiğinde ne düşündünüz? Neden içinde olmak istediniz?

Selen Uçer Kimdir?

– Gül Abus Semerci’nin yazdığı, kadın-erkek ilişkilerini ince bir mizahla masaya yatırdığı çok dinamik bir senaryomuz var. “Bir gün aldatılırsanız ne olur?” sorusundan yola çıkıyor. Önce olanı tüm gerçekliğiyle ortaya koyup sonra üç kadın arkadaşın dönüşümünü, birbirlerinden güç alarak yeni düzenlerini oluşturmalarını, erkeklerin de aynı şekilde çeşitli tepkilerini görüyoruz. Evliliğe ilişki komedisi diyebiliriz. Bu benim için çok çekiciydi. Hikaye “kadınlar iyi, erkekler kötü” ya da tam tersini anlatmıyor. İki tarafı da her şeyiyle gösteriyor. Aşk, sevgi, arkadaşlık, hayatta var oluş biçimleri hepimizin ortak konusu. Hayatın içinde olduğu gibi hem mizahla hem de dramatik sahnelerle ve en önemlisi samimiyetle bir hikâye öneriyor “Koca Koca Yalanlar”. Bu yüzden benim tam da içinde olmak isteyeceğim bir proje. Ayrıca Nilgün oynaması müthiş heyecan verici bir rol.

◊ Nilgün hem feminen hem de komik bir kadın. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

– Ben çok seviyorum Nilgün’ü. Nilgün hayatla flört eden bir kadın. Kendi bilgisi ve hayat algısı doğrultusunda hep oldurmayı, pozitifi hedefleyen bir güdüsü var. Hata yapmıyor mu? Bir sürü… Üzülmüyor mu? Üzülüyor. Ama o savaşçı bir kadın. Lise mezunu, hayat boyu çalışmak zorunda kalmamış ama yaşamı iyi öğrenmiş bir kadın. E tam da bu yüzden hem komik hem feminen hem de realist.

◊ Sizin karakteriniz Nilgün’e ne kadar benziyor?

– Çalışan mühendis bir annenin çocuğuyum. Hatta 3 kuşaktır çalışan kadınlar ailesinden geliyorum. Anneannem de ilk cumhuriyet öğretmenlerindendi. Ben de hayatım boyunca çalıştım. Çalışmadan, üretmeden yaşanmaz bana göre. Kadın için de erkek için de bu böyle. Nilgün kocasının ona kurduğu şahane evde, keyifle yaşayan, hiç çalışmamış biri. O bakımdan benim tam tersim, oynaması da çok zevkli. Hayat enerjisi çok yüksek. Ben de o tarafımı öne çıkardığım bir dönemdeyim. En benzer tarafımızsa samimiyetimiz. Nilgün tüm pozlarına rağmen doğal bir kadın. O da ortak özelliğimiz. Gerçek olan heyecan verici, gerçek olan kalıcı. Buna inanıyoruz ben de Nilgün de. Ben Nilgün kadar kadınlığının keyfini çıkarmayı beceren biri değilim. Ama kim bilir belki ben de ondan öğrenirim biraz…

◊ Şu ana kadar çok projede yer aldınız. Komedi-dram karşılaştırması yapmanızı istersek neler söylersiniz?

– Açıkça söyleyeyim “Hanımın Çiftliği”ndeki Asuman rolünden beri televizyonda en heyecan duyduğum karakter Nilgün. Aşkla oynadığın roller vardır. Sinemada “Ara”daki (2008) Gül, “Can” daki (2012) Ayşe de öyleydi. Tiyatroda da var böyle rollerim. Komedi-dram olarak ya da sinema, tiyatro, televizyon diye ayırmıyor benim kafam.

◊ Rolünüzü jest ve mimiklerle zenginleştiriyorsunuz, jest ve mimik olmadan oyunculuk
olur mu?

– Jest ve mimiği olmayan insan olur mu? Olmaz. O zaman oyunculuk da olmaz. Onların dozu, şekli değişir insandan insana, rolden role.

◊ Sesinizin güzel olduğunu biliyoruz. Daha önce bazı projelerde de sesinizi kullanmıştınız. Peki yalnızca bu alanda bir çalışma yapacak mısınız?

– Geçen sene iki şarkı kaydettim. Single olarak onlar çıkacaklar inşallah, şartlar el verdiğinde. İki eski şarkının yeni yorum ve düzenlemeleri… Çok heyecanlıyım o konuda.

EN ÇOK KUAFÖR SAHNELERİNDE EĞLENİYORUM

◊ Dizide arkadaşlarınıza kol kanat geriyorsunuz, bir dayanışma halindesiniz. Günlük hayatta da böyle dostluklarınız var mı?

– Var elbette. Ben hayatım boyunca kadın grupları ile yaşamış biriyim. Belki kız okulunda okuduğumdandır. Gerçi bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kadın dayanışması benim zaten üzerinde çalıştığım bir konu. Tiyatroda “Kuçu Kuçu”, “Poz” “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” gibi rol aldığım oyunlarda da bu konuyla çok uğraştım. Benim en sevdiğim laf, Ece’nin (Temelkuran) lafıdır: “Kadın kadının hem yurdudur hem kurdudur.” Ne sadece biri, ne diğeri… Şimdi kurt deyince hemen kızıyor birileri. Yahu ne alakası var? Kadınların omuz omuza, birbirlerine inanç ve güvenle fark yarattıklarını bin kere yaşamış biriyim. Ama kadınların birbirlerine neler yaptıklarını, yapabildiklerini de bilirim. Bunu inkar etmeyelim.

◊ Sosyal medya paylaşımlarınızdan ekip içi iletişiminizin de iyi olduğu anlaşılıyor. Set günleriniz nasıl geçiyor?

– Hakikaten çok şanslı buluyorum kendimi bu konuda. Daha önce hiç tanışmıyor olmamıza rağmen, anında ekip olabildik. Bu da ekrana yansıyor zaten. Ferdi ile elektriğimiz tuttu. Oradan da çok eğlenceli bir Nilgün-Şahin hikayesi çıkıyor izleyici için. Evrim’le ve Pelin’le de öyle. Hakikaten özenle, gülerek çekiyoruz sahneleri. Ben en çok kuaför sahnelerinde eğleniyorum. Kadınların en açık oldukları yer kuaför salonlarıdır zaten bence. Kimseye anlatmadığın şeyleri kuaförde anlatırsın manikür yapılırken…

TÜRKİYE’DE KADININ SESİ DAHA YENİ DUYULUYOR

◊ Aldatma ve aldatılma konusuna gelecek olursak, ne dersiniz?

– Aldatma, “Koca Koca Yalanlar”ın ana teması. Aldatılan kadınlar var. “Kadın hep hisseder” diyerek aslında ben insanın kendini kandırdığını düşünüyorum. Kadınlar yüzleşmeyi, açıksözlü olmayı daha geç öğreniyorlar bence. Baskı altında yetişmiş kadın rahat konuşamıyor. Oysa kendine ve insanlara açık olduğunda daha gerçek ilişkiler kurabiliyorsun. Kadının sesi daha yeni duyuluyor Türkiye’de. Artık kadınlar farkında. Ama büyük laflar etmemek gerektiğini biliyorum aldatılma konusunda.

İki insan arasında bir ihanet, bir yalan varsa o ilişki bozulur zaten. Bozulmuyor diye kendini kandırmamak gerekiyor. İnsanların önce kendilerine özenmesi, saygı duyması ve mutlu etmesi gerek diye düşünüyorum. Ve sonra da yan yana durmayı seçmeleri… Hayat uzun, bir sürü iniş çıkışı var. Beraber yürümek istemek ve bunu önce kendine, sonra karşındakine saygıyla yapabilmek bence. Aşk iki insanı da coşturmalı, coşturur da. İki insan bir araya geldiğinde öyle bir enerji çıkar ki, ikisi de başka seviyelere geçerler diye bakıyorum.

Ayrıca sadece kadın-erkek ilişkisi de değil, bir sürü şeye aşk hissedilebilir.

Aşksız da olmuyor… Aşkta akıl işe yaramıyor. Ben genel olarak tavsiyelere uymayıp sonra ah çekenlerdenim.

BiRAZ HUYSUZUMDUR

◊ “Asla vazgeçmem” dediğiniz bir özelliğiniz, alışkanlığınız var mı?

– Gerçek ve samimi olanı kovalamak.

◊ Peki “bu huyumu hiç sevmiyorum” dediğiniz özelliğiniz?

– Bazen fazla açık ve direkt oluyorum. Açıklık zarar verici olabiliyor karşımdaki kişiye. Hatta bazen şımarıkça olabiliyor bence. Direkt olmak da bazen doğru yöntem olmuyor iletişim kurmak için. Yoksa çok da kötü huylar değiller aslında. Bir de huysuzumdur yer yer, geçer aslında pıt diye ama o arada insanlar bir korkar. O da pek şahane bir özellik değil sanırım.

◊ “Hiç bitmesin” dediğiniz bir an oldu mu hayatınızda?

– Oldu tabii olmaz mı… Sevdiklerimle geçirdiğim anlar oldu. Ailemle, sevgilimle, dostlarımla… Ama o an hep bitti tabii ki. Ya da bazı ayrılıklar olur bazen. Mesleğimde çok tatmin olduğum anlar oldu. Onlar da bitti, yerine yenileri hep geldi, geliyor şükür.

◊ Şu ana kadar size yön veren bir öğüt oldu mu?

– İki tane oldu. Birincisi annemin çocukluğumdan beri tekrarladığı bir cümle: “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Olana bak, karşındakini, olayları hep öyle değerlendir.”

Diğeri de bir arkadaşımın annesinden: “Hiçbir zaman oldu sanıp rahatlama, gevşeme! ‘Oldu’ diye bir şey yok! Hep uğraşmaya, sorgulamaya devam et.” Bu öğütleri tam uygulamaya başladığım anda da hayatım düzene girdi zaten.

◊ Son olarak “Koca Koca Yalanlar” izleyicilerine neler söylemek istersiniz?

– Sizden, gerçek bir dünya kuruyor, öyle bir hikâye anlatıyoruz. Bizde kalın. Neler olacak neler! Çok eğleneceğiz.

 

Selen Uçer Kimdir?

0

Selen Uçer kimdir? Selen Uçer nerede ve ne zaman dünyaya geldi? Burcu nedir? Aslen nereli? Nasıl ünlü oldu? Kariyeri boyunca hangi projelerde yer aldı? Selen Uçer hakkında merak edilenler haberimizde…


Bugün Doğan Ünlüler

Selen Uçer kimdir? Nerede ve ne zaman dünyaya geldi? Burcu nedir? Aslen nereli?

Tam ismi ile Leyla Selen Uçer, 5 Mayıs 1983 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Boğa burcudur. Hem annesi, hem de babası Kimya mühendisidir.

Selen Uçer’in hayatı

Almanca ve İngilizce olmak üzere iki yabancı dil bilen Selen Uçer,  İstanbul Karaköy’deki Avusturya Lisesi’nden mezun olmasının ardından başladığı Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü’nden mezun oldu.

Üniversite yıllarında Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nda oyunculuğa adım attı. Selen Uçer, aynı zamanda yarı zamanlı olarak İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü’nde Gül Sabar’ın öğrencisi olarak eğitim aldı. Kısa bir süre de Akademi İstanbul’da Işıl Kasapoğlu’nun öğrencisi oldu.

Buradaki eğitimlerini tamamlayan Selen Uçer, 2000 yılında ABD. Chicago’daki Roosevelt Üniversitesi’nde burslu olarak oyunculuk ve tiyatro alanında yüksek lisans eğitimini yaptı. Oyunculuk kariyeri boyunca, birçok projede yer aldı, başarılı işlere imza atıp ödüller aldı.

Selen Uçer’in rol aldığı tiyatro oyunları

2012 – Kuçu Kuçu : Fabrice Roger-Lacan – Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
2012 – Yeni Kiracı : Eugène Ionesco – Bi Tiyatro
2010 – Cam (oyun) – Levent Kazak – Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
2005 – Böcek : Tracy Letts – DOT
2005 – Kantocu : Haldun Dormen – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Selen Uçer’in rol aldığı dizi ve filmler

2014 – Kumun Tadı (Sinema Filmi)
2013 – Kutsal Bir Gün (Sinema Filmi)
2013 – Daire (Sinema Filmi)
2013 – Beni Böyle Sev (TV Dizisi)
2012 – Yabancı (Nazmiye) (Sinema Filmi)
2012 – Böyle Bitmesin (konuk oyuncu) (TV Dizisi)
2012 – İffet (Gülin) (TV Dizisi)
2011 – Can (Ayşe) (Sinema Filmi)
2011 – Hanımın Çiftliği 2. Sezon (Asuman) (TV Dizisi)
2010 – Deli Saraylı (Hizmetçi Kiraz) (TV Dizisi)
2009 – Ses (Sinema Filmi)
2009 – Kıskanmak (Sinema Filmi)
2009 – Kahve Bahane (Deniz) (TV Dizisi)
2009 – Büyük Oyun (Amira) (Sinema Filmi)
2009 – Bornova Bornova (Senem) (Sinema Filmi)
2009 – 11’e 10 Kala (Mahinur) (Sinema Filmi)
2008 – O… Çocukları (Selvi) (Sinema Filmi)
2008 – Düğün Şarkıcısı (Burcu) (TV Dizisi)
2008 – Binbir Gece 3. Sezon (Emel) (TV Dizisi)
2007 – Zincirbozan (Aynur) (Sinema Filmi)
2007 – Fedai (Gülşen) (TV Dizisi)
2007 – Dicle (TV Dizisi)
2007 – Ara (Gül) (Sinema Filmi)
2006 – Karınca Yuvası (Zerrin) (TV Dizisi)
2004 – Anlat İstanbul (Rahşan) (Sinema Filmi)
2003 – Bir İstanbul Masalı (TV Dizisi)
2000 – Dar Alanda Kısa Paslaşmalar (Fatma) (Sinema Filmi)

Selen Uçer’in aldığı ödüller

2011 – SUNDANCE Film Festivali Jüri özel ödülü – CAN
2011 – 15. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Müzikal/Komedi Yardımcı Kadın Oyuncu” Cam (oyun) – Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu
2011 – Sadri Alışık En iyi Kadın Oyuncu ödülü
2010 – 21. ANKARA Film Fest. En İyi Yard. Kadın Oyuncu ödülü – Büyük Oyun
2008 – 15. ADANA ALTIN KOZA Film Fest En İyi Kadın Oyuncu ödülü – Ara

Şarkıcı Göksel’den Doğal Paylaşım!

0

Ünlü şarkıcı Göksel, muhteşem sesi ile geniş hayran kitlesine sahip ünlülerden. Son dönemde makyajsız fotoğraf paylaşımı akımına ayak uyduran Göksel, ‘makyajsız’ olayını bir üst basamağa taşımayı başardı. Son zamanlarda trend haline gelen makyajsız kareler akımına dahil olan şarkıcı Göksel, bu sefer sınırları zorlayarak bornozlu fotoğraf paylaşarak dikkat çekmeyi başardı. İşte Detaylar…

Göksel Bikinili Paylaşımı ile Yürek Hoplattı!

Şarkıcı Göksel, Makyajsız Paylaşım Modasına Dahil Oldu…

Şarkıcı Göksel sosyal medya hesabını aktif kullanan ünlüler arasında yer alıyor. Şarkıcı Göksel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Göksel hatta makyajsız kareler akımını bir üst basamağa taşıdı. Sosyal medyayı bir süredir meşhur olan ve ünlü isimlerin makyajsız karelerini paylaşma akımı adeta çığ gibi büyüdü. Muhabirlere makyajsız görüntü vermemek adına adeta köşe bucak kaçan ünlü isimler, şimdilerde ise sosyal medya hesaplarından sıfır makyaj karelerini paylaşmaya başladı…

Göksel Kimdir?

Göksel: Elimde olsa yırtardım gölgeni resmine vurmuş bir pazar günü…

Ekranın sevilen seslerinden Göksel, son dönemde moda olan makyajsız kareler akımını bir üst basamağa taşıdı. Şarkıcı Göksel, hesabından yaptığı son paylaşımla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Banyo sonrası üzerinde bornozuyla selfie çeken Şarkıcı Göksel, bu kareye “Elimde olsa yırtardım gölgeni resmine vurmuş bir pazar günü… Ne güzel söylemiş şair #selimileri” notunu düştü…

Göksel her yerde çıkmaktan memnun!

Göksel’den Bornozlu Paylaşım…

Göksel Kimdir?

0

Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Göksel Kimdir? Göksel Nerede Doğdu? Göksel Aslen Nereli? Göksel Hangi Burç? Göksel’in Albümler Neler? Göksel’in Filmleri Hangileri? Göksel’in Filmleri Neler? Hepsi ve daha fazlası haberimizde…


Bugün Doğan Ünlüler

Göksel Nerede Doğdu? Göksel Aslen Nereli? Göksel Hangi Burç?

Göksel, 25 Kasım 1971 yılında İstanbul’da doğdu. Göksel, Aslen İstanbulludur. Göksel Yay burcudur.

Göksel Kimdir?

Ünlü şarkıcı Göksel’in soy ismi Demirpençe’dir. Ünlü şarkıcı Göksel, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’ndeki eğitimini devam ettirirken profesyonel olarak müzikle ilgilenmeye başlamıştır. 2002- 2007 yılları arası Alper Erinç ile evli kalmıştır. Şarkıcı Göksel, 1992 yılından itibaren birçok orkestrada başarılı şekilde solistlik yapmıştır. 1995 yılında ünlü müzisyen Onno Tunç’la tanışmasıyla birlikte ilk albümünü yayınladı. Ve yine aynı yıl Sezen Aksu’nun orkestrasında vokalist olarak görev almayı başardı.

Şarkıcı Göksel ilk albümü Yollar Sarp Özdemiroğlu prodüktörlüğünde 1997 yılında yayınlamıştır. Albüm ağırlıklı olarak sanatçının kendi bestelerinden oluşuyordu. Kendi şarkıları dışında söz ve müzikleri Sezen Aksu ve Onno Tunç’a ait “Kurşuni Renkler” ve “Yakışıklı” adlı iki şarkıyı yorumladı. Albümün ses getiren parçası “Sabır” oldu.

Şarkıcı Göksel’in ikinci albümü Körebe Ekim 2001’de piyasaya çıktı. Bu albümde yer alan “Depresyondayım” şarkısı çok sevildi. Körebe albümü aynı zamanda Göksel ve Alper Erinç’in müzikal birlikteliklerinin başlangıcı oldu. Şarkıcı Göksel’in aslında neşeli biri olduğu ancak şarkılarını hüzünlü zamanlarda yazdığı duyumlar arasında yer almıştır.

Göksel’in Albümleri:

Yollar (1997)

Körebe (2001)

Söz Ver (2003)

Arka Bahçem (2005)

Ay’da Yürüdüm (2007)

Mektubumu Buldun mu? (2009)

Hayat Rüya Gibi (2010)

Bende Bi’ Aşk Var (2012)

Sen Orda Yoksun (2015)

Göksel’in Filmleri:

2012 Yalan Dünya (Kendisi Konuk şarkıcı olarak yer almıştır.)

2012 Yol Ayrımı (Konuk oyuncu olarak yer almıştır.)

Göksel’in Ödülleri:

2009- İstanbul Fm Altın Ödülleri- En İyi Proje (Mektubunu Buldun Mu?)

2012- 9.Radyo Boğaziçi Ödülleri- En İyi Şarkı (Acıyor)

Avrupa Gazeteciler Derneği Ödülleri – Yılın En İyi Pop Müziği Kadın Sanatçısı

39.Altın Kelebek Ödülleri-  En İyi Kadın Sanatçı

2013- 1.Türkiye Müzik Ödülleri-  En İyi Kadın Sanatçı

Müyap Dijital En Çok İndirilen Şarkı (Acıyor)

3.Pal Fm Müzik Ödülleri- Pal Fm Dj Özel Ödülü (En İyi Kadın Sanatçı)

1.Lefke Avrupa Üniversitesi Ödülleri- En Başarılı Kadın Vokal Albümü (Bende Bi’ Aşk Var)

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Ödülleri- Sosyal Medyada En Çok Konuşulan Kadın Şarkıcı

40. Altın Kelebek Ödülleri Türk Pop Müziği Kadın Solist

2014- 13.YTÜ Yılın Yıldızları Ödülleri-  En Beğenilen Kadın Şarkıcı

2015- 12.Radyo Boğaziçi Ödülleri- En İyi Şarkı (Sen Orda Yoksun)

1. Gossip Time. Yıl Sonu Ödülleri En İyi Albüm (Sen Orda Yoksun)