Ana SayfaDedikoduEsra Dermancıoğlu: İnce Olunca Her Şeyi Yapabilirsin

İlgili Postlar

Esra Dermancıoğlu: İnce Olunca Her Şeyi Yapabilirsin

Esra Dermancıoğlu geçtiğimiz gün Hakan Gence ile bir söyleşi yaptı. Samimi açıklamalarda bulunan Esra Dermancıoğlu “İnce olunca her şeyi yapabilirsin” dedi. İşte Esra Dermancıoğlu’nun o röportajı;

-Hep çok neşeli görünüyorsun. Bu neşenin altında melankoli veya dram var mı?

Şükürler olsun ki hayatımda öyle çok büyük dramlar yok. Ama bu demek değil ki hiç üzülmüyorum ya da acı çekmiyorum. Ben hissettiğim acı ya da hüzünleri göz önünde değil, içimde yaşıyorum. Dışarıya yansıtmamayı tercih ediyorum. En çok da
bu dünyada yaşanan kaosa insanların verdiği tepkilere üzüldüğüm ve
etkilendiğim oluyor.

 “Seviyorum hâlâ şaşırmayı. İçimdeki dangalağı ve savaşçı ruhumu besliyor” demişsin. Neler şaşırtıyor son dönemde seni?

Bu meslekte, piyasa hâlâ beni çok şaşırtıyor.

 Neden?

Safım demeyeceğim ama naif bir tarafım var. O naif tarafını istesen de törpüleyemiyorsun ve bazı şeylere hâlâ inanıyorsun. Bu inanma durumu aptallık değil, sadece seni kandırmaya çalışanın hadsizliği… Sonuçta hayat inanarak devam ediyor.

 Hiç inanmaktan vazgeçtiğin oluyor mu?

Yooo… Artık şaşırsam da bunlardan etkilenmiyorum. Buna özellikle çaba gösteriyorum.

 İnandığın için hayatta çok kazık yediğin oldu mu?

Hayır, çok kazık falan yemedim,
o konularda antenlerim açıktır. Hislerime, iç sesime güvenirim.

 Savaşçı ruhlu musun?

Çok.

 Hayattaki en büyük savaşın neye karşı oldu?

Çocuklar bir şeyi istediklerinde çok isterler ya, ben de öyleyim. O istediğim şey için de kimseden yardım almadan sonuna kadar elimden ne gelirse yapar, savaşırım.

 Bir süredir otelde mi kalıyorsun?

Otelde yaşamıyorum. Evim var, arada sırada otele kaçıyorum.

 Neden bir insan otele kaçar?

Bir tutku diyelim (gülüyor). Otele gidince, o kapıdan girince kendimi mutlu hissediyorum. Bu kendini biraz şımartmak gibi bir şey. Zaten kendimi iyi tutan, ufak ufak şımartan biriyim.

 Lüks otellerde kalıyorsun diye ‘Bütün yatırımını otellere harcıyor’ gibi haberler çıktı. Doğru mu?

Öyle bir cümleyi ben niye gazeteciye söyleyeyim. Orada bir şakalaşma söz konusuydu. Ancak onu başlık attılar.

 Konusu açılmışken sorayım, para sana ne ifade ediyor?

Her şeyden önce sağlığım sigortam olsa da para da çok önemli. Özellikle şu anki koşullarda insanın sağlığını koruyabilmesi için belli bir birikimi olması lazım. Bir de para, seyahat ve gezmek demek.

 Yeni dizin ‘Bir Küçük Gün Işığı’ başladı. Seni nasıl bir karakterde izliyoruz?

Sert, otoriter bir anneyi canlandırıyorum. Geçmişinde travmaları olduğu için oğluna biraz daha meraklı, kızına karşı daha sert. Genel anlamda nasırlaşmış, katı bir kadın. Bir öncekiler gibi tatlı bir hali yok. Çok düz.

 Sana benzer bir tarafı var mı?

Hiç yok.

 Hangisi daha keyifli, senden uzak birilerini canlandırmak mı?

Canlandırdığım karakterlere benzemiyorum. Ama kendimden üzerine bir şeyler koyuyorum. Bir seri katili oynasam bile…

 Bu hikâyede seni çeken neydi?

NGM’yi şirket olarak çok seviyorum. Çok kibar ve zarif ekiple çalışıyorum, bu çok önemli. ‘Bir aile olduk’ gibi klişe cümleler kurmayacağım, kimse aile falan olamaz, herkesin bir ailesi var ama inanılmaz mutluyum gerçekten.

 Dizide çocuklarına kök söktüren bir anneyi canlandırıyorsun…

Sadece kayıttayken… İlk kez çalışıyoruz ama güzel bir enerji var sette. Umarım bunu ekrana da yansıtmaya devam ederiz.

 Bir kızın var, nasıl ilişkiniz?

19 yaşında. Çok tatlı ilişkimiz. Aramız iyi, kafalarımız uyuşuyor, ruhlarımız benziyor. Ama evhamlıyım biraz. Merak ediyorum onu.

 Yıllarca kızını sakladığın, göstermediğin söylendi…

Evin arka odasında onu zincirlere bağlamıştım (gülüyor). Olur mu gerçekten böyle bir şey, inanılmaz… Ben öne çıkarmadım sadece. Bir de bizim zamanımızda annelik hakkında bu kadar konuşulmazdı. Sosyal medya gibi paylaşım yapılacak platformlar da yoktu. Şimdi, hele oyuncular, annelikle ilgili çok büyük laflar ediyor ‘öyle olmalı, şöyle olmalı’ diye… Büyük ihtimalle bunun arkasından da o lafları reklama falan dönüşüyor, çocuklarıyla bez reklamları… Ben o konularda biraz daha farklıyım. Anneliğimi mütevazı yaşadım.

 Babasıyla görüşüyor mu?

Evet. Ben de görüşüyorum. Bütün eski sevgililerim ve kocalarımla görüşürüm.

 Kaç kere evlendin?

10… Şaka Hakan, 3.

 Şimdilerde âşık mısın?

Hayır, değilim.

 Bir daha evlenir misin?

Sanmıyorum ama belki de evlenirim ya, neden olmasın! Tatlı bir Fransızla evlenmek istiyorum. Bir yazar, 35’lerinde… Hayatı ve benim gibi yalnızlığı seven bir beyefendi.

Hiç öyle etkileyici performanslar görmüyorum

 Geçenlerde saç kurutma makinesini yüzüne tutarak estetik göndermeli, esprili bir paylaşım yaptın. Senin estetiğin var mı?

Yok, sadece burnum. Karşı değilim ama estetik çok yaşlı gösteriyor bence. 53 yaşındayım. Bunu 30 yaşındakilere yaptırınca 40 gibi duruyorlar. Benim 35 yaşındaki bir karakteri canlandırdığım oluyor.

 Güzelsen başrol olursun algısına ne diyorsun?

Bu bir de Amerika’da var. Avrupa’da yok mesela. Aslında ekranda ‘aurası olan’, ‘baktıran’ diye bir şey vardır; çirkinlik
ya da güzellik yoktur. Bu bana kendi adıma dokunmadı. Ama artık başrol dediğinde yaşla çok alakası var. 18-25 yaş arası olmalısın; 25 bile fazla geliyor.

 Bu sorun değil mi?

Sorun… Aslında meselemiz hikâye anlatmak olmalı. Sanat dediğin yaşla kısıtlandırılmamalı. Ama şimdi düşünüyorum da, çok da umurumda değil Hakan ya. Ben kendi kariyerim adına oynadığım karakterlerden memnunum. Bunu zorlamaya gerek yok.

 Hikâye anlatmak dedin… Şimdilerde neden çoğunlukla ekranda aldatma hikâyeleri anlatılıyor?

Anlamıyorum. Herhalde hoşlarına gidiyor, içinde Magazin var. Türk dizilerine bak, kadın-erkek ilişkisinde hep bir kavga var. Tatlı bir aşk göremiyoruz. Seviyor, yüzüne su atıyor. Aşk hep birbirine kötü davranmakmış gibi gösteriliyor. Oysa
aşk birbirine iyi davranmak demek. Aldatmayı da başka bir bakış açısıyla anlatabilirsin aslında. Mesela ben bir iş yazdım, orada da bir aldatma var ama bambaşka bir yerden anlattım. Sanki aldatma karşısında bütün dünya aynı reaksiyonu vermeli ya da veriyormuş gibi gösteriliyor.

-Yeni oyuncular için “Biraz komik buluyorum” demişsin. Neden?

İzlerken, seyrederken yapılan şeyleri komik buluyorum. Beni de öyle buluyor olabilirler. Ama bu dönem hiç öyle çok etkileyici performanslar görmüyorum. Kendim de öyle oynamıyorum. Bir de öyle bir senaryo mu geliyor; o da tartışılır.

 Hayalini kurduğun, birlikte oynamak istediğin bir partner var mı?

Türkiye’de hiç yok. Marion Cotillard’la oynamak isterdim. Juliet Binoche’la oynamak için gerçekten şu küçük parmağımdan minik bir eti kestirebilirim.

Bu işi yapmasam Lape’de olurdum

 İstanbul’da doğup büyümüşsün…

Evet, Fenerbahçe’de.

 Ailede oyuncu var mıydı?

Hayır ama dedem sanatçıydı, Zeynel Abidin Cümbüş.

 Oyuncu olmak nereden çıktı?

Ben hep artisttim. Okul dönemlerimde de öyleydi.

 Sence bu işi yapmasaydın ne yapıyor olurdun?

Lape’de olurdum. Bu iş bana çok yardım ediyor. Çünkü kontrol edemediğim bir enerjim var. 10 işi falan aynı anda yapabilirim. Çok hızlıyım ve durduramıyorum. O nerede karşılık bulurdu bilmiyorum.

-17 yıldır bu iştesin; sektörü nasıl anlatırsın? Birçok genç, oyuncu olmak istiyor. Göründüğü kadar matah bir meslek mi sizinki?

Açıkçası Hakan, bence değil. Çünkü oturmuş bir disiplin veya sistem yok. Ayrıca kimse de o kadar kolay yırtamıyor. Doğru kapılardan geçmen lazım. O kapılar da sana sen istesen de, çok iyi bir oyuncu olsan da açılmayabiliyor. Bir tek ünlü olmak ve para kazanmak için bu işi yapacaksan hiç dışarıdan göründüğü gibi değil. İlişkiler çok yalan, riyakâr; sistem düzgün işlemiyor. Ancak benim gibi çok seviyor ve istiyorsan yapabilirsin.

Ben de herkes kadar
normal bir insanım

 Sosyal medya paylaşımların sık sık gündem oluyor. Özellikle de dans videoların…

Ben hep dans ederdim, yeni bir şey değil. Tek fark, şimdi Instagram’a koyuyorum.

 Nasıl başladı dans merakı?

Aslında bunun temelinde çok müzik dinlemem yatıyor. Sadece uyurken müzik dinlemiyorum. Bana lisede ‘Walkman Esra’ derlerdi.

 Müzik dinlemek sana ne ifade ediyor?

Eğer kurmak istediğim bir hayal varsa o hayal dünyasını kurmama yardımcı oluyor. Klasik, pop, Serdar Ortaç; hepsini dinlerim. Benim için ilham kaynağı da diyebiliriz.

 O danslar bir mizansen mi, yoksa doğaçlama mı?

Hiçbir mizansen yok. Mesela bir müzik dinlerken canım dans etmek istiyor, üzerime hoşuma giden bir elbise giyiyorum. Koyuyorum teli ve dans… Baktığın zaman saçma, evet, bunu kabul ediyorum. Dans edip Instagram’a koyduğum için ‘deli’ diyenler de oluyor ya da “Ben de senin kadar özgür olabilsem” diyorlar. Müzik bedava, sen de aç, dans et. Bu kadar basit aslında.

 Paylaşımların için yapılan “Bu kadın komik mi yoksa biraz deli mi” yorumlarına cevabın ne?

Ben de herkes kadar normal bir insanım. Hayatımı idame ettirip işimi yapıyorum, kendimle ilgili mantıklı kararlar veriyorum. Ama ben bisiklete binince de ‘deli’ diyorlar. Sebep? Anlamıyorum. Bunlar üzerinde çok da kafa yormuyorum.

 Danslardan sonra güzel, çekici bulundun… Dekoltelerin hakkında da yorum yapıldı.

Kendime karşı büyük beğenim yok ama hoş bulurum kendimi. Dekolteye gelince, benim dekoltem yok ki. İnsanlar Instagram’a neler koyuyor. Aslında şöyle bir faşizm var. Ben mayo giysem kıyamet kopar. İnce olunca her şeyi yapabilirsin ama biraz balıketliysen “Sen yok ol. Sen kimsin” diyorlar. Benim de dekoltem aslında herkes kadar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler