Ana SayfaÜnlülerSurvivor şampiyonu Ogeday, hakkında bilinmeyenleri ve yarışmada yaşadıklarını anlattı

İlgili Postlar

Survivor şampiyonu Ogeday, hakkında bilinmeyenleri ve yarışmada yaşadıklarını anlattı

Survivor 2017’nin şampiyonu Ogeday, verdiği röportaj ile hakkında bilinmeyen ve merak edilenleri, adada yaşadıklarını anlattı. İşte Ogeday Girişken hakkında merak edilenler ve Survivor adasında yaşadıkları…

Ekranların fenomen yarışma programı Survivor 2017’nin şampiyonu Ogeday Girişken, Hürryet’ten Hakan Gence özel hayatı, çocukluğu, kişisel özellikleri, yaşam tarzı ve yarışmada yaşadıklarına dair çok özel açıklamalarda bulundu. İşte Ogeday’ın açıklamaları…

– Yarışmalarda kavga eden kazanır’ algısını yıktınız. Bu bir strateji miydi?

– Sıfır stratejiydim. Adadaki bitkiler ne kadar doğalsa bende o kadar doğaldım.

– Neden siz kazandınız?

– Kendim gibi olduğum için… Bana “Survivor’da kavga edersen birinci olacaksın” deseler yine de edemezdim. Bana göre kazanmak için her şey mubah değildir. Şimdi insanlar beni görünce sarılıyor, karakterimi sevdiklerini anlatıyor, çocuklarına Ogeday ismini vereceklerini söylüyor. Bunlarla gurur duyuyorum.

– Sizi tanıyoruz ama kim olduğunuzu bilmiyoruz aslında…

– Çok yürüyen, müzik dinleyen, kürek çeken, bilgisayar oyunu oynayan biriyim. Yani hayatım; oyun, Kadıköy, kürek üçgeninde geçiyordu. Ama asosyal olduğumu da düşünme…

– Bu bahsettiğiniz sakin hayat mazide kaldı. adaya giderken Instagram’da 700 takipçiniz vardı, artık sizi 200 bin kişi takip ediyor. Korkuyor musunuz?

– Rakamlara takılan bir adam olmadım. Ama bu durum beni korkutuyor. Mesela ben yürümeyi çok seviyorum. Kıbrıs’ta bugün ilgiden sadece 30 metreyi 35 dakikada yürüyebildim. “Acaba bir daha sokakta yürüyemeyecek miyim” diye korktum. Ama bunu ego olarak algılama. Fotoğraf çektirmek isteyen kimseyi kırmam.

– Ne demek Ogeday? Çok çektiniz mi bu isimden?

– Evet. Annem de çok çekmiş. Ben bebekken yolda beni sevenler ismimi anlamadıkları için annem; “Mustafa, Ahmet” der geçermiş. Hala yeni tanıştıklarım adımı tek seferde söyleyemiyor. Sinirleniyorum. Bu ismi babaannem koymuş. Akıllı, çevik anlamına geliyor. Araştırdım, diğer bir anlamı da; kralların yanındaki başmuhafız demek. Tarihte de Cengizhan’ın oğlunun ismi… Ben adımdan çok memnunum.

– İnternette Adanalı olduğunuz yazıyor. Hadi biraz bunun ötesine geçelim…

– Seyhan doğumluyum. Annem ev hanımı, babam tekstil işiyle uğraşıyor. Bir tane güzeller güzeli ablam var. Anne ve babam tartışırlardı. Ben ilkokul dördüncü sınıftayken de ablamla ikimizin ayrılın önerisini dinleyip boşandılar. Biz ablamla annemde kaldık.

– Babanızla görüşmeye devam ettiniz mi?

– Hiç kopmadık.

– Maddi durumunuz nasıldı?

– Orta halli bir aileydik. Babam “Ben gençliğimde arkadaşlarımla dışarı çıkıp yemek yiyemezdim. O eksikliği size yaşatmayacağım” derdi. O yüzden hep çok çalıştı. Ben de hiç “O da benim olsun, bu da benim olsun” demedim.

– Spora ne zaman başladınız?

– Spor hayatım doktorumuzun bana hiperaktif teşhisi koymasıyla başladı.

– Kaç yaşında?

– İki. Canavar gibi bir çocuktum. Bir de kiloluydum. Düşün altı aylıkken bile zeytinyağlı pırasa yermişim!

– Bravo! Bu kadar boğazına düşkün bir adam olarak doğru yarışma tercihi yapmışsınız…

– Çok aç kaldım çok… Neyse, iştahlı bir çocuktum. Annem beni ne zaman yürütece koydu, o zaman hayatı karardı. Çünkü yürüteç evdeki bütün alanlara daha hızlı ulaşma imkanı tanıdı. Ben de bunu en güzel şekilde değerlendirdim. Doktor çare olarak beni yormaları gerektiğini söyledi. Önce yüzmeye başladım. Havuza atıyorlardı. Kafamı kaldırmadan yüzüyordum. 10 kulaç bir nefes…

– O yetmedi mi?

– Hayır. Futbol, basketbol, hepsini denedim. 16 yaşında kürekle tanıştım. Fenerbahçe Kürek Takımı’na girmiştim. Yedi yıl da Milli Takım’daydım. Kısa süre önce sakatlık geçirdim ve kürek sporuyla ilişkimi bitirdim. Ama sporla ilişkim bitmedi.

– Bu hareketliliğe rağmen adada neden sakindiniz?

– Bence doktorumuz yanlış teşhis koymuş. Beni spora yönlendirmek yerine aç bıraksaymış durulurmuşum.

– Adada kazandığınız her yarışmadan sonra ve finalde kolyenizi öptünüz… Nedir o kolyenin hikayesi?

– Bu kolye, Muhammed isimli arkadaşımındı. Başlarda farklı kürek takımlarında, rakiptik. Sonra o da Fenerbahçe Kürek Takımı’na transfer oldu. Birbirimizi tanıdık ve bütün dertlerini konuşan iki arkadaş olduk. O da benden sonra Marmara Üniversitesi’ne başladı. Birlikte okula giderdik. Bir motosiklet almaya karar verdik. En kısa mesafede bile kasklarımızı takardık. Belimden sakat olduğum bir gün Muhammed, başka bir arkadaşımızın motoruna binmek istemiş. Kaskı ve dizliği yokmuş. Kaza yaptı. Takla atıp kafasını taşa vurmuş. Başta beynine aldığı hasar yüzünden hastaneye kaldırıldı. Onu atlatıp akciğer enfeksiyonundan hayatını kaybetti. 33 gün sürdü. Bu olaydan altı ay sonra adaya gittim.

– Adada tuvalet işi çok sağlıklıydı. Bulduğumuz yerde ihtiyacımızı görüyorduk. Ormana doğru ilerleyen “Gelmeyin” diyordu, o alanı ona bırakıyorduk. İlk zamanlar yılandan, böcekten korkuyorduk. Sonra alıştık. Aylarca yıkanmadık. Herkes pis olduğu için birbirimize kokmuyorduk. Ama Acun (Ilıcalı) Bey geldiğinde parfüm kokusunu adeta görüyordum. Beyaz bir ışık gibi üzerime geliyordu. Diş fırçalamıyorduk. Bir ağacın ucunu kesip onunla hallediyorduk.

– 500 bin liralık ödülü nasıl harcayacaksınız?

– Engin isimli arkadaşıma söz vermiştim. Bir kürek kulübü kurdular, durumları iyi değil. Onlara çocukların eğitim için bir tekne alacağım. Geri kalan parayı eğitimime harcamayı düşünüyorum. Spora devam etmek istiyorum. Ama oyunculuk teklifi falan gelirse, bu parayla onun için de eğitim alacağım.

– Ada’da sizi en çok zorlayan neydi?

– Açlık, açlık, açlık… Çok aç kaldık ya!

– Cinsellik?

– Adaya sevdiğim bir kız arkadaşımı arkamda bırakıp gittim. Gerçi kız arkadaşım olmasa da açlık ve yorgunluktan insanın aklına başka şey gelmiyordu.

– Sizi çocuksu davranmakla eleştirenler oldu…

– Çocuksu olmak kötü bir şey mi? Hala çizgi film izliyorum, Pokemon oyunu çıktığında avlanmaya gidiyorum, ben buyum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler