Ana Sayfa Blog Sayfa 4294

Akciğer kanserine yakalanan Tarık Akan: “Ölmedim, hayattayım daha”

0

Geçtiğimiz günlerde akciğer kanserine yakalandığı haberleri ile gündeme bomba gibi düşen ve sevenlerini üzen usta Yeşilçam sanatçısı Tarık Akan, ilk kez hastalığı ile ilgili konuştu. Akan, “Ölmedim, hayattayım daha.” dedi. İşte detaylar… Türk sinemasının yetişen en değerli usta sanatçılarından biri olan Tarık Akan’ın 14 aydır akciğer kanseri ile mücadele ettiği ortaya çıktı. Usta sanatçının, sevenleri ve yakınları üzülmesin diye Bodrum’daki evine kapandığı ve herkese grip olduğunu söylediği iddia edildi. Bu kötü haber ile sevenlerine büyük bir üzüntü yaşatan usta aktör, hastalığı ile ilgili ilk kez açıklama yaptı. tarık akan 14 aydır akciğer kanseri ile mücadele ettiği ortaya çıkan Tarık Akan’ın, Bodrum’daki evinde dinlendiği ve tedavisini sürdürdüğü iddia edilmişti. Ancak, Akan yaptığı açıklamada hastalık haberlerinin doğru olduğunu fakat Bodrum’daki evine kapanmadığını ifade etti. Tarık Akan, “Evet haberler doğrudur ama kendimi gayet iyi hissediyorum. Bodrum’daki evime falan kapanmadım. Şu an İstanbul’daki evimdeyim. Ölmedim, hayattayım daha. Kötü bir şey yok. Her şey yolunda. Aylardır hastalıkla mücadele ediyorum, şu an için sağlık durumum iyi.” diye konuştu.

Tarık Akan kimdir?  

Sinan Akçıl’ın Ebru Şallı’ya veda mektubu!

0

Üç yıllık aşklarının ardından Ebru Şallı’ya duygu dolu bir mektup yazan Sinan Akçıl, duygularını açıkça ifade etti. Akçıl, mektubunda pişmanlıklarını ifade etti. İşte Sinan Akçıl’ın üç yıllık eski aşkı Ebru Şallı’ya veda mektubu… sinan akçıl2 Üç yıl önce dillere destan bir aşka yelken açan Ebru Şallı ve Sinan Akçıl, bir dargın bir barışık yaşadıklarını aşklarını noktaladılar. Akçıl, geçtiğimiz hafta Cem Yılmaz ile yeni bir aşka yelken açan üç yıllık aşkı Ebru Şallı’ya bir veda mektubu ile duygularını, pişmanlıklarını anlattı. Biten ilişkisi hakkında ilk defa konuşan Sinan Akçıl, ayrılık sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını samimiyetle anlattı. sinan akçıl3 “O benim bazen annem, bazen çocuğum, her zaman sevgilim, yeri gelince en büyük sırdaşım olmuştu. Yani dört mevsimi birden bana yaşatıyordu ama ben bu dört mevsimin beşincisini ararken gerçek olan dört mevsimi de uzaklara itmiş oldum. Çok ama çok çabaladı büyümüz bozulmasın diye, ben de çabaladım, ama olmadı… Artık olamadı… Mektup yazmayı ondan öğrendim, derdini bana hep mektuplarla anlatırdı, hepsini okudum mu diye test eder, yoksa “Yine sadece başına ve sonuna mı baktın?” der kızar, üzülürdü. Ama ben ayrıldıktan sonra hepsini okudum ve anladım ki gerçek aşkın satırları oradaymış. sinan akçıl4 En son gün ona, cevap gelmeyeceğini bilerek ben de son bir mektup yazdım. İlk tanıştığımız anda kendimi hasta hissettiğim bir günde, havuzun kenarında bana yapıp içirdiği balkabağı çorbasının tadını her zaman zehir gibi hatırlayacağımı söyleyerek veda ettim.”Yeni kaderimin en uzak kadını, artık hoşça kal” diyerek… Öfkelerimizin de çarpıştığı çok oldu ama kalbimizde, günahlarımızdan daha çok sevaba sahiptik. Bu da bizi bir arada tuttu. Son üç yılda onun için yazdığım birçok şarkıda yanımdaydı. Uyku düzenini, tüm hayatını bile değiştirmeye katlandı bu mucize anları beraber yaşamak adına. Sonuç olarak bizim mucizelerimiz sona erdi. Birbirimize küfür de ettiğimiz oldu, aşk laflarının yetersiz kaldığı anlarımız da… Mesela onu ‘Altın Kelebek Ödül Töreni’nde alnından öptüğümde, “Reklam yapıyorlar” denilen duygu, aslında bizim için gece eve gittiğimizde ellerimizi daha sıkı tutmamızı sağlayan duygu olmuştu. Mutluyduk. sinan akçıl5 Zaten geceleri el ele uyumayı da bana öğreten oydu… Dediğim gibi tüm bu yaşanmışlıkların toplamıdır zaten hayat ve bizim hayatımızda birbirimize ayırdığımız bölüm sona erdi. Dönüşü olmayan yolun hızlanan adımlarındayız, hatta koşmaya başladık. Buradaki en büyük suç benim, belki etrafımdaki aşırı ilgi, belki yaratıcı beynimin beni rahat bırakmaması, belki şu, belki bu… Sebebini tam bilemiyorum. Ona hep derdim ki “Silah çekseler düşünmeden önüne geçeceğim tek insan sensin.” Yapardım da gerçekten, lafta kalmazdı. Ama ilişki yaşama konusundaki beceriksizliğim bana ateş etti ve kimse de önüne geçemedi. Buna izin vermedim. İçi kan ağlarken, gücünden ve gururundan dolayı sürekli gülen veya gülmeye çalışan bir insandır Ebru. Ama artık gerçek gülüşlere sahip olmayı hak ediyor. Bizim onunla karşılıklı olarak insan doğasının da üstünde bir sevgimiz vardı, bunu bana çok fazla hissettirdi. Ben de onu çok mutlu ettiğim kadar, çok da üzdüm. Hatalarım oldu… Benim için kişiler önemli değil, Cem olur, Sinan olur, Ahmet olur, Mehmet olur, her kim olursa olsun benim önceliğim onun bundan sonra geriye kalan hayatını mutlu geçirmesidir. Onun yüzünü her kim güldürüyorsa, farkında olmadan benim de yüzümü güldürmüş olur. Mutlu olsun…” Sinan 25 Ağustos 2016, İstanbul.

Sinan Akçıl kimdir? Ebru Şallı kimdir?  

Beren Saat hakkında bomba iddia: 2 aylık hamile!

0

Tüp bebek tedavisi için Amerika’ya gittiği söylenen güzel oyuncu Beren Saat’in hamile olduğu iddia ediliyor. Söylenenlere göre genç oyuncu iki aylık hamile. Detaylar haberimizde… beren saat2 Bundan iki yıl önce ünlü şarkıcı Kenan Doğulu ile yaşadığı aşkı evlilikle taçlandıran güzel oyuncu Beren Saat hakkında bomba gibi bir iddia ortaya atıldı. Bebek sahibi olmak istediği bilinen, sık sık hamile olduğu haberleri ile magazin gündemine gelen güzel oyuncunun hamile olduğu iddia ediliyor. Bebek sahibi olmak için çeşitli yöntemler denediği dedikoduları yapılan Beren Saat’in, son olarak Amerika’ya giderek tüp bebek tedavisi olduğu iddia edildi. İddialara göre; Beren Saat iki aylık hamile. Hatta, Saat’in hamileliğini gizlerden uzak doktor gözetiminde geçirmeyi planladığı iddia ediliyor.

Beren Saat kimdir?  

Bergüzar Korel’e doğum gününde “su kuyusu” hediye edildi!

0

Güzel oyuncu Bergüzar Korel’e, Bergüzar Korel Universal Fan Club tarafından 34. yaş günü hediyesi olarak ilginç bir hediye verildi. Korel’e su kuyusu hediye edildi. İşte detaylar… Vatan Hainin dizisinde kendisi gibi başarılı bir oyuncu olan eşi Halit Ergenç ile birlikte yeni sezonda izleyici karşısına çıkacak olan güzel oyuncu Bergüzar Korel, 34 yaşına girdi. Güzel oyuncu için Bergüzar Korel Universal Fan Club tarafından Afrika’da su kuyusu yaptırıldı. Oldukça anlamlı olan bu hediye, Bergüzar Korel’i çok mutlu etti. Bu özel ve anlamlı hediye karşısında çok mutlu olan güzel oyuncu, kendisine hediye edilen çeşmeyi sosyal medya hesabında paylaştı. Korel, paylaşımında tüm fanlarına teşekkür etti. bergüzar korel2

Bergüzar Korel kimdir?  

Yılmaz Erdoğan, hayatındaki değişimi kaleme aldı.

0

KAFA Dergisi’nin ikinci kuruluş yıldönümü için bir yazı yazan Yılmaz Erdoğan, hayatındaki değişimi kaleme aldı. Detaylar haberimizde… Yılmaz Erdoğan KAFA Dergisi’nin ikinci kuruluş yıldönümü için bir yazı yazdı, hayatındaki değişimi anlattı. Erdoğan, yazısında “Gittiğin yere, delişerek gidersen, geride bıraktığından çok daha fazlasını bulacaksın. Ölmeden ölmeyi becerirsen, yeniden doğacaksın Düş yollara benim güzel kardeşim, yolu bulacaksın” dedi. KAFA Dergisi ikinci kuruluş yıldönümü için benden bir yazı istediğinde “kafa değiştirme” üzerine bir yazı yazmak istedim. KAFA’nın karşılığı İngilizce’de “mood” gibi bir şey oluyor. Mood dediğin de yaşadığın hayatın sendeki duygusal karşılığı. Ben eski kafayı değiştirip daha organik kafalara yönelmeye başlayalı beş yıl oldu galiba. Önce otlarla tanıştım. Tarım disiplini dışında, tümüyle tanrısal bir ilhamla boy veren tüm bitkilere ot diyoruz biz. Bu iki harfle geçiştirdiğimiz alemin ne kadar derin ve ne kadar çok şifalı sırlar barındırdığını bilmiyordum. “Çılgın” bir fikirle başladı her şey. İstanbul’daki ofisimizin yirmi metrekarelik bir bahçesi vardı ve zemin ahşapla kaplanmıştı. Söktük tahtaları. Sürdük tarlayı ve organik gübre ekledik. Başka da hiçbir şey yapmadık, hiçbir şey ekmedik. Derken filizlendi önce toprak, sonra büyüdü bitkiler. Kısa bir zaman sonra “ot bürüdü” bahçemizi. En yakın kitapçıya gittim ve birkaç tane şifalı bitkiler kitabı aldım ve incelemeye başladım. İnternetin imkanları ve sonsuz dünyasında bir araştırmaya başladım. İki ay sonra saydığımda tam kırk dört çeşit şifalı bitki boy vermişti bahçemde: Hindiba, ebegümeci, yaban turpu, devedikeni, kuşyemi, gelincik, papatya, semizotu ve daha neler neler. Bu “otlardan” hangisini gugıla sorsan öve öve bitiremiyor. Her biri bin derde deva. İki sayfa sürüyor mesela sadece ebegümecinin muhteviyatı. Meğer bizim “ot bürüdü” dediğimiz yere, Rabbim eczane açmış haberimiz yok! İyileşmenin, güzelleşmenin, şifanın kaynağı olan bitkilere ot diyoruz. Hatta bununla da yetinmiyoruz “yaban” otu diyoruz. Ortada yabanileşen, var olmanın temel prensiplerine ve amacına yabancılaşan birileri var evet ama onlar otlarımız değil biziz. Hindiba’yı ele alalım mesela. Hangi ot biliyor musunuz bu? Hani güzel yeşil bir dalın ucunda sihir gibi bir top oluşur. Üfleriz onu ve havada uçuşur pamukçuklar… İşte o mucizevi bitkinin adı hindiba ve tıbbın kurucusu olan İbn-i Sina abimizin yazdığı bir “Hindiba Risalesi” var. Koca usta üstüne risale yazmış ama biz üfleyip geçiyoruz konuyu. Bırak verdiği şifayı, adını bile bilmiyoruz hindibanın. Ve kentlerde ve “özel” veya “tüzel” okullarda çocuklarımızı eğittiriyoruz. Hayat Bilgisi diye bir ders var ama gözünün önündeki hindibadan haberi yok bu hayatın. Çileği ağaçta yetişen bir meyve zanneden (aa değil miymiş??) kuşaklar yetişiyor okul betonlarına basarak. Kimseyi kınamıyorum elbet, bir toprak evde ve bir bahçede doğmuştum ama ben de işin sonunda şehir telaşında kaybolmuştum. Ta ki şu bizim bahçe deneyini yapıncaya kadar. Dönüşüm arayış getiriyor ve arayan da buluyor. Ya da tersinden söyleyelim. Dönüşmeyen aramıyor, aramayan da haliyle bulamıyor. Nicedir Köyceğiz cennetinin bir sakiniyim ve her gün toprağa basıyorum sakin sakin. Sığla ağaçlarının gölgesinde ve şehir değmemiş nehirlerde yüzüyorum. Bir şehir kaosundan ayrılma cesaretini gösteren herkes için yurdumun her yeri müminini bekleyen cennet. Şöyle bir adam hayal ediyorum: İstanbul trafiğinin bir yerinde yani cehennemin bir köşesinde bekliyor… Bekliyor… Bekliyor… Sonra soruyor kendine… Neredeyim, ne yapıyorum ben? Ne yapıyorum bu şehirde? Ne “yaşıyorum” bu şehirde? Aslında sadece yapıyorum, yaşamıyorum. Zaten gürültüden kafa kalmadı arkadaş. Bu şehir kulağımın dibinde avaz avaz bağırıyor durmadan, yirmi dört saat! Ve karar vermiyor. Bu cinnetten çıkmalı bir cennete ulaşmalı! Önce kravatını çıkarıyor, atıyor arabanın arka koltuğuna ve ilk bulduğu sapaktan sapıyor. Ayrılıyor “ana yol”dan. Ve hesapsızca sürüyor arabasını… Mesela Tekirdağ tarafına gidiyor. Hesapsız bir yolculuk bu, tam nereye gittiğini kendisi de bilmiyor… Mürefte’ye geliyor mesela. Şaşırıyor. Çünkü oturduğu eve bir buçuk saat mesafede bir üzüm vahası, bağlar dünyası olduğunu bilmiyor. Hemen anlıyor hakiki hayatın kodlarını: Bir küçük taş (hatta daha da güzeli toprak) ev, bir avuç bahçe, şifalı bir rüzgar ve ilaç gibi berrak sular… Sonra hayvanlar, diğer vardaşlar. Var olma ortak paydasında buluşanherkes vardaş. Yola devam eder isterse ya da işte Mürefte, işte Saroz, Gelibolu… Çanakkale… En küçük noktasına kadar Ege… Dünyanın en güzel kızı, Akdeniz. Nereye giderse gitsin insan yurdumda, yeter ki düşsün yollara! Ağaçla, çiçekle konuşana manyak, hiç kimseyle iletişim kurmayan, komşusunun adını bilmeyene insan deniyor şehirde. İlk fırsatta terk et güzel kardeşim orayı. Şu ne zamandır konuştuğunuz proje var ya… Uzaklara gidelim, bir köye yerleşelim. Ya da hadi gel köyümüze geri dönelim… Gidin. Düşün yollara… Kentten köye göç zamanı şimdi. Bir ara hepimiz bir araya toplanmaya karar verdik ve yaptık. Milyon milyon buluştuk şehirlerde. Biz buluştuğumuz için şehir dendi zaten oralara. Olmadı. Güzel şeyler de oldu tabii ama sonu güzel olmadı. Yorgun zihin ve karbon gazı trafiğinde sıkıştık kaldık. Bu benim demin arabada darlandığını hayal ettiğim adam var ya, o artık bir köylü. “Yeni Köylü” diyoruz ona. Şehrin bilgisini köyün yapabilgisiyle birleştiren, organik olmayana selam vermeyen bir adam bu. Çünkü düştü yollara. Vedalaştı eski kendisiyle ve yenisini yarattı. Değişti desem yetmiyor dönüştü desem kulağıma hoş gelmiyor. DELİŞTİ bizim adam. Kafayı da kırdı adam rotayı da! Ve “senede bir hafta cennet” modelinden “forever cennet” modeline geçti! Düş yollara benim çok daha iyisini hak eden aklım. Kuzeye git, güneye git, burası Türkiye, Anadolu, her köşesi cennetim, neresine gidersen git. Adres basit. Çiçek açan, sular akan, toprağa çıplak ayakla basılan bir yer.. Evladına kendi ektiği domatesi yedirdiğin bir yer… Düş yollara güzel kardeşim. Hak ettiğin hayat “bir ev, bir işyeri, bir avm kahvesi” değil. Ya hakiki bir ağaç gölgesinde sebze kurutalım ya da şehrin dehlizlerinde organik pazar arayalım. Korkma, düş yollara… Gittiğin yere, delişerek gidersen, geride bıraktığından çok daha fazlasını bulacaksın. Ölmeden ölmeyi becerirsen, yeniden doğacaksın. Düş yollara benim güzel kardeşim, yolu bulacaksın.

Yılmaz Erdoğan kimdir?  

Tuğçe Kazaz kimdir?

1

Zaman zaman sosayl medyada yaptığı açıklamalar ile gündem olan, şu sıralar Kurban Bayramı ile ilgili açıklamaları ile gündeme gelen Tuğçe Kaza kimdir? Tuğçe Kazaz nerede ve ne zaman dünyaya geldi, nasıl ünlü oldu, çalışmaları neledir? Tüm ayrıntılar haberimizde… Tuğçe Kazaz, 26 Ağustos 1982 yılında Balıkesir Edremit’te dünyaya geldi. Çocukluk yılları İzmir’de geçti. Okul yıllarında yedi yıl basketbol oynadı. Bu sebeple hayatı İstanbul, İzmir ve Antalya arasında geçti. Kazaz, Özel Ortadoğu Koleji, Antalya Koleji, ardından da Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde okudu. Ancak, devamsızlık nedeni ile bu okuldan mezun olamadı. 200 yılında Elit Model Look yarışmasına katılan Tuğçe Kazaz, sonrasında Elit Model Look Paris seçmelerine katılarak ilk 15’e girdi. 2001 yılında Miss Turkey güzellik yarışmasına katıldı ve bu yarışmada birinci oldu. Tuğçe Kazaz, 2005 yılında Porto Germeno’daki Ayios Nikolaos Kilisesinde vaftiz olarak Maria Seitaridis ismini alarak Ortodoks oldu. Ardından Yunan oyuncu George Seitaridis ile Atina’da Aya Nikola Kilisesi’nde düzenlenen sade bir nikah töreni ile evlendi. Evliliği ile birlikte Yunanistan’a yerleşen Tuğçe Kazaz, üç yıllık evliliğinin bitmesinin ardından Türkiye’ye ve Müslümanlığa geri döndü. Bir zamanların en gözde mankenlerinden biri olan Tuğçe Kazaz, Müslümanlığa geri döndükten sonra mankenliği bırakarak gece hayatı, alkol ve sigarayı da bıraktı. Artık iş ve özel hayatında dekolte giymeyeceğini ifade eden Kazaz, bazı filmlerde rol alarak oyunculuğa adı attı. Tuğçe Kazaz, mankenlik yaptığı dönemlerde Amerika ve Paris’te modellik yapan sayılı mankenlerden birisi idi. Artık, mütevazi yaşantısı ile dikkat çekiyor. Tuğçe Kazaz’ın rol aldığı sinema filmleri ve televizyon dizileri… 2014 Kafkas 2013 Gönül Hırsızı 2012 Uzun Hikaye 2012 Son Yaz Balkanlar 1912 2008 Cin Geçidi 2007 Can 2003 Kampüsistan (Televizyon dizisi – Arzu karakteri)

Büşra Ayaydın: “Bikinilerle oynarken beş vakit namaz kılıyordum”

0

Bundan altı ay önce tesettüre giren ünlü oyuncu Büşra Ayaydın, geçtiğimiz yıl Muğla’da çektikleri dizide bikinilerle rol yaparken bir yandan da beş vakit namaz kıldığını söyledi. Ayaydın, “Ama 5 vakit namaz kılıyordum. Kimse bilmez.” dedi. İşte Büşra Ayaydın’ın tesettüre girdiği süreçte yaşadıkları… Geçtiğimiz yıl Muğla’da çekilen rol aldığı dizide bikiniler ve mini şortlar ile oynadığı dile getirilen Büşra Ayaydın, “Ama 5 vakit namaz kılıyordum. Kimse bilmez.” dedi. Tesettüre girmesiyle ilgili “Belki de özgürleşmek istedim. Ben de kapanarak özgürleştim” diyen genç oyuncu Büşra Ayaydın, “Bana mesela tesettüre girdikten sonra bir iş geldi. ‘Tesettürlü bir kız için yazılmış’ dediler. Baktım giriş sahnemde abimi oynayan oyuncu arkadaşıma sarılıyorum. Dedim ki ‘Böyle bir şey olamaz!’ Algı olarak abim de, gerçek hayatta değil. İnancım gereği ona sarılabilmem mümkün değil.” dedi. “Kurtlar Vadisi, Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde yer alan, bir süre önce de tesettüre giren oyuncu olarak tanınmak seni rahatsız ediyor mu?” diye sorulan Ayaydın, “Hayır, hiç etmiyor! Kapandığım için çok mutluyum, herkesin bilmesinde de bir sakınca yok…” diye yanıt verdi. “Tesettüre girmiş olman oyunculuğunu etkiledi mi?” sorusunu yanıtlayan genç oyuncu, “Dengede tutmaya çalışıyorum. Benim daha önce de belirli kurallarım vardı. Her teklifi, her projeyi kabul eden bir oyuncu değildim. Şimdi tabii bir de tesettür sorumluluğu girdi. Ama pişman değilim. Hür irademle verdiğim bir karar. Belki de hayatımda verdiğim en anlamlı karar. Oyunculuk bambaşka bir aşk benim için, o ayrı. Ama bir de şöyle bir hakikat var; fani olan şeyler var, baki olan şeyler var. Evet ben oyuncuyum, harika bir duygu, insanlar sokağa çıktığımda beni tanıyor. Yaşıtlarım yerimde olmak istiyor. Allah için kazancım da iyi. 23 yaşında pek az gencin yapabileceği yatırımları yaptım. Ama işte para, şöhret ve bu yaşadığımız dünya içimdeki maneviyatı dolduramadı. Bir şeyler hep eksik kaldı. O yüzden de böyle bir karar aldım. Başörtümle ben sanki tamamlandım, çok da memnunum aldığım karardan…” dedi. “Bir gün, açılmaya karar verir misin?” sorusuna ise, “Şu andaki fikrim, yapmam gibi. Ama büyük konuşmayı sevmem.” diye cevap verdi.

Büşra Ayaydın kimdir?  

İdo Tatlıses imaj değiştirdi! İşte Tatlıses’in yeni imajı…

0

Geçtiğimiz günlerde aşk yaşadığı Hilal Altınbilek ile ayrılan İdo Tatlıses, saçlarını ve sakallarını kesti. İdo, yeni imajı ile ilk kez görüntülendi. İşte İdo Tatlıses’in yeni imajı… Sektörde İmparator adı ile anılan ünlü türkücü İbrahim Tatlıses’in Derya Tuna ile olan evliliğinden dünyaya gelen oğlu İdo Tatlıses, yeni imajı ile ilk kez görüntülendi. İdo, “Alışamadım” dedi. İdo Tatlıses, geçtiğimiz günlerde bir ay boyunca aşk yaşadığı Karagül’ün yıldızı Hilal Altınbilek ile yollarını ayırdı. Bu yaza damgasını vuran sürpriz aşklarını noktalayan İdo Tatlıses, Hilal Altınbilek ile geçtiğimiz günlerde yollarını ayırdı. İdo Tatlıses, ayrılık sonrası imajını tamamen değiştirdi. Saçlarını ve sakallarını kestiren İdo, yeni görünümü ile şoke etti. ido tatlıses2 Farklı tarzı ile sık sık gündeme gelen İdo Tatlıses, önceki akşam İstinye’de habercilerin objektifine takıldı. Tamamen yenilediği imajı ile görüntülenen İdo, yeni imajı ile ilgili muhabirlere “Ben de alışamadım. Çok sıkılmıştım, bir anda karar verdim.” açıklamasında bulundu. Hilal Altınbilek ve İdo Tatlıses’in yaz aşkının kısa sürmesi ikilinin hayranlarını üzmüştü.

İdo Tatlıses kimdir?  

Rihanna makyajsız görüntülendi!

Dünya çapında büyük bir üne sahip olan Rihanna, ilk kez makyajsız olarak yakalandı. Rihanna’nın makyajsız hali, hayranlarından tam not aldı. İşte Rihanna’nın makyajsız hali… Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, Alicia Keys’in başlattığı ve dünya yıldızları arasında hızla yayılan “Makyaja hayır” hareketinin yeni üyesi oldu. Rihanna da bu akıma uyarak makyajsız sokağa çıktı. MTV Video Müzik Ödülleri’nde sahneye çıkmaya hazırlanan ünlü şarkıcı Rihanna, tepeden sıksıkı topladığı saçlarıyla dikkatleri üst bölüme, göbeğini açıkta bıraktığı crop top’ının göğüs dekoltesine çekti. Rihanna, tarzını siyah pantolonu ile tamamladı. Rahat bir tarz yakalayan Rihanna, siyah beyaz çantası ve kolyeleriyle aksesuar seçimini tamamladı. rihanna İlk kez makyajsız görüntülenen 28 yaşındaki Rihanna, makyajsız hali ile tam not almayı başardı.

Burak Özçivit’in teknesine aldığı gizemli kadının kız kardeşi olduğu ortaya çıktı!

0

Sevgilisi Fahriye Evcen’in reklam çekimlerinde olduğu sırada genç bir bayanı teknesine alarak samimi şekilde sarılan Burak Özçivit, konu hakkında fotoğraflı açıklama yaptı. Özçivit, “O benim kız kardeşim” dedi. İşte detaylar… burak özçivit3 İddialara göre; Fahriye Evcen’in reklam yüzü olduğu kozmetik markasının reklam çekimlerinde olduğu sırada teknesi ile boğaza açılan ünlü oyuncu Burak Özçivit, Anadoluhisarı’nda kıyıya yanaşarak etrafı kolaçan ettirmiş, ardından da kendisini gerilmiş şekilde marinada saatlerdir bekleyen 20 yaşlardaki genç bir bayanı teknesine almıştı. Özçivit, teknesine aldığı genç bayanla samimi şekilde sarılmış ve dümene geçerek Boğaz’a doğru uzaklaşmıştı. Yakışıklı oyuncu hakkında sevgilisi Fahriye Evcen’i reklam çekimlerinde olduğu sırada genç bir bayanla aldattığı yönünde dedikodular ortaya atılmıştı. Ancak, gerçek çok zaman geçmeden ortaya çıktı. Burak Özçivit, hakkında çıkan bu asılsız dedikodular hakkında sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı. Özçivit, Instagram hesabında dedikodusu çıkan genç bayanla birlikte çekilmiş bir pozunu paylaşarak altına “O benim kız kardeşim, canım, her şeyim. İstediğim gibi sarılırım. Arkadaşlar yaptığınız habere biraz daha dikkat edin lütfen…” notunu düştü. burak özçivit2

Burak Özçivit kimdir? Fahriye Evcen kimdir?