Akciğer kanseri nedeni ile hayatını kaybeden ve Pazar günü son yolculuğuna uğurlanan usta aktör Tarık Akan’ın cenaze törenine Gülşen Bubikoğlu’nun katılmaması dikkat çekti. Birçok filmde Akan ile birlikte rol alan ünlü oyuncu Bubikoğlu’nun Amerika’da olduğundan dolayı cenazeye katılamadığı öğrenildi. İşte detaylar… Bir süredir akciğer kanseri ile mücadele eden ve bu amansız hastalık yüzünden tedavi gördüğü hastanede geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden usta sanatçı Tarık Akan, pazar günü düzenlenen cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlandı. Akan’ın hem Muhsin Ertuğrul’daki anma töreninde hem de Teşvikiye Camii’nde gerçekleştirilen cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Sanat camiasından da çok sayıda isim ünlü aktöre son görevini yerine getirmek için cenaze törenindeydi. Gözler, Tarık Akan ile birçok filmde birlikte rol alan usta oyuncu Gülşen Bubikoğlu’nu aradı. Ancak; Bubikoğlu Tarık Akan’ı son yolculuğuna uğurlamaya gelmemişti. Akan ile özellikle “Ah Nerede” filmiyle bütünleşen Gülşen Bubikoğlu’nun cenaze törenine katılmaması merak uyandırdı. Herkes Gülşen Bubikoğlu’nun Tarık Akan’ın cenaze törenine katılmamasının nedenini merak ederken, Bubikoğlu’nun Amerika’da olduğundan dolayı cenazeye katılamadığı öğrenildi.
Nurgül Yeşilçay’ın saçları döküldü!
Şu sıralar çok yoğun çalışma temposunda olan ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, son görüntüsü ile hayranlarını şoke etti. Yeşilçay’ın kilo almış ve yorgun hali dikkat çekerken, saçlarının ön kısmının dökülmüş olması şoke etti. Detaylar haberimizde… Bu aralar Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde rol almaya hazırlanan ve vizyona girmeye hazırlanan yeni filmi için tam gaz hazırlıklara devam eden güzel oyuncu Nurgül Yeşilçay, son görüntüsü ile hayranlarını şaşırttı. Alışveriş sonrası habercilerin objektifine takılan Nurgül Yeşilçay’ın oldukça yorgun ve kilo almış olduğu dikkat çekti. Saçlarının ön kısmının ise dökülerek seyrelmiş olması şoke etti. Film ve dizi setlerinde sık sık yoğun işlem gören saçları dökülmeye başlayan güzel oyuncu, bu görüntüsü ile şoke etti.
Numaralı gözlük takan başarılı oyuncu Nurgül Yeşilçay, espirili kişiliğini yine gözler önüne seren bir tavır ile “Gözlerim görmüyor. Hele ki uzağı hiç göremiyorum.” diyerek espiri yaptı. Nurgül Yeşilçay hayranları, güzel oyuncunun saçlarının ön kısmının dökülerek seyrelmiş olması nedeniyle tedirgin olmaya başladı.
Şebnem Bozoklu, boşanma sonrası ilk kez görüntülendi!
Geçtiğimiz haftalarda eşinden boşanan ünlü oyuncu Şebnem Bozoklu, boşanmanın ardından ilk kez görüntülendi. Bozoklu’nun moralinin düşük olduğu dikkat çekti. Detaylar haberimizde…
Geçtiğimiz haftalarda eşi Emre İzer ile evliliğin i noktalayan ünlü oyuncu Şebnem Bozoklu, boşanmasının ardından ilk kez görüntülendi. Nişantaşı’nda bir arkadaşı ile birlikte bir kafede oturan güzel oyuncu, hem arkadaşı ile sohbet etti, hem de kahve içti. Morali düşük olduğu gözlenen Şebnem Bozoklu, apar topar kafeyi terk etti.
Şebnem Bozoklu, boşanma davası görülmeden önce Bodrum’da bir villanın iskelesinde iç çamaşırları ile denize girerken ve genç bir erkek ile öpüşürken görüntülenmişti. Güzel oyuncunun bu görüntüleri büyük yankı uyandırmıştı.
Tarık Akan’ın sırrı ortaya çıktı!
Geçtiğimiz hafta vefat eden usta sanatçı Tarık Akan’ın cenaze törenine katılan bir emekli öğretmen, canlı yayında usta sanatçının şu ana kadar hiç kimsenin bilmediği bir anısını anlattı. Emekli öğretmenin anlattığı anı, Yılmaz Erdoğan’ın filmi Vizontele Tuuba filmindeki rolünü getirdi. Detaylar haberimizde… Geçen hafta, bir süredir tedavi olduğu akciğer kanseri nedeni ile hayatını kaybeden usta sanatçı Tarık Akan hakkında duygulandıran bir sır açığa çıktı. Pazar günü düzenlenen cenaze töreninde canlı yayında Tarık Akan ile yaşadığı bir anıyı anlatan emekli bir öğretmen, Akan’ın hiç kimseye bahsetmediği bir anısını paylaştı.
Emekli öğretmen Aynur hanım, “Ben 70’li yılların başında bir köye öğretmen olarak gittim. İhtiyaçları çoktu çocukların ve Tarık Akan’a mektup yazdım. ‘Okulumuza yardım eder misiniz?’ diye… Bize çuvallarla kırtasiye malzemeleri gönderdi. Aynı zamanda bana resmini imzalayıp yolladı. Yıllarca bunu sakladım. İyi bir insan olduğu buradan belli.” diye konuştu. Usta sanatçının bu duygulandıran anısı, 2004 yılında vizyona giren Vizontele Tuuba filmindeki rolünü hatırlattı. Bu filmde başrol oynayan Akan, Güner Sernikli isimli idaelist bir kütüphaneciye hayat vermişti. Sernikli; o tarihe kadar kütüphanesi olmayan Hakkari’ye ilk kütüphaneci olarak atanıyordu. Yurt çapındaki yardımseverleri harekete geçirerek kentin büyük bir kütüphaneye kavuşmasını sağlamıştı. Usta sanatçının 70’li yılların başında yaptığı yardımsever ve örnek davranış da, bu filmdeki rolünü akıllara getirdi.
Tarık Akan’ın oğlundan, “Cenazeyi Kaçırdılar” diyen amcasına yanıt!
Bugün sabaha karşı hayatını kaybeden usta sanatçı Tarık Akan’ın oğlu Barış Zeki Üregül, “Cenazeyi bizden kaçırdılar.” diyen amcasına yanıt verdi. Barış Zeki Üregül, “Turgut Üregül şov amaçlı konuşuyor” dedi. Detaylar haberimizde…
Dün gece saat 01.00’da akciğer kanseri nedeni ile hayatını kaybeden usta sanatçı Tarık Akan’ın son anlarında yanında bulunan oğlu Barış Zeki Üregül, “Cenazeyi bizden kaçırdılar” diyen amcasına cevap verdi. Nazım Hikmet Vakfı’nın cenazeyi sahiplenmesi ve kendisine bilgi verilmemesine sinirlenen ve tepki gösteren Tarık Akan’ın ağabeyi Turgut Üregül, “Cenazeyi nereye götürdüklerini söylemiyorlar. Bunlar rezil ya!” sözleriyle tepki göstermişti. Amcası Turgut Üregül’ün çıkışına tepki gösteren Tarık Akan’ın oğlu Barış Zeki Üregül, amcasının hastane önünde şov amaçlı açıklama yaptığını ifade ederek “Babam 3 haftadır hastanede tedavi görüyordu. Bodrum’dayım derken babam hastanedeydi. Orada sadece 1 hafta tatil için kaldı, hastalığı ağırlaştı ve yatış verdiler. Dün gece 1’de biz üç çocuğu başındayken vefat etti. Babam sadece biz ailesi için değil, Tüm Türkiye için önemli biriydi. Şimdi yalan yanlış iddialar atan o şahıs (ağabeyi Turgut Üregül) şov amaçlı hastanenin önünde konuşuyor. Gerekli açıklamayı yapmak istedim çünkü bizim kaybımızdan reklam yapmaları çok can acıtıcı. ‘Cenaze kayıp’ demesi çok garip, biz şu an babamızın vefat işlemleriyle ilgilenirken aşağıda konuşma yapan kişinin yıllardır babamın olduğu yere bile yaklaşamaması herkesçe biliniyordu. Cenaze işlemlerini bugün gün içinde kararlaştırıp bilgi vereceğiz. Babamızı çok seviyoruz, sevenlerine de teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Amca Turgut Üregül, hastane önünde muhabirlere “Komünistleri sevmem. Bilmem benim onlarla hiçbir işim yok. Nazım Hikmet kim ya? Ben siyasetçi değilim, ilgilendirmez beni onlar. Nazım Hikmet’e mi soracağız bunu, ne demek istiyorsun sen? Ben ağabeyiyim diyorum bana ne anlatıyorsun sen. O komünistlerle alakalı. Hastanede 3-4 aydır yatıyor haberiniz var mı? Hastane bilgi vermiyor. Yazık bu hastaneye. Bunlar rezil ya. Cenaze yakınlarına, ağabeyine verilmez mi? Muhasebeye geldiğinde 10 bin lira para isterler. Bu hastaneyi yazın.” açıklamalarında bulunmuş ve tepki göstermişti. Tarık Akan’ın oğlu Barış Zeki Üregül ise, amcasının şov yaptığını iddia etti.
Tarık Akan’ın ağabeyi çok sinirlendi: “Komünistleri sevmem”
Bugün sabah saatlerinde akciğer kanseri nedeni ile hayatını kaybeden usta aktör Tarık Akan’ın ağabeyi, Nazım Hikmet Vakfı’nın cenazeyi sahiplenmesine sinirlenip “Komünistleri sevmem” diyerek tepki gösterdi. Detaylar haberimizde… 66 yaşında bugün sabah saatlerinde akciğer kanseri nedeni ile hayatını kaybeden usta Yeşilçam aktörü Tarık Akan’ın vefatı hem ailesini, hem sevenlerini, hem de sanat camiasını yasa boğdu.
Usta sanatçının ağabeyi Turgut Üregül de sanatçının hayatını kaybettiği hastaneye giderek basın mensuplarına açıklama yaptı. Nazım Hikmet Vakfı’nın Tarık Akan’ın cenazesini sahiplenmesi ve kendisine bilgi verilmemesine kızan Üregül, “Cenazeyi nereye götürdüklerini söylemiyorlar” diyerek tepki gösterdi. Ağabey Üregül, açıklama yaptığı muhabirin sorduğu “Nazım Hikmet Kültür Vakfı ile konuştunuz mu?” soruya sinirlenerek “Hanımefendi komünistleri sevmem. Bilmem benim onlarla hiçbir işim yok. Nazım Hikmet kim ya? Ben siyasetçi değilim, ilgilendirmez beni onlar. Nazım Hikmet’e mi soracağız bunu, ne demek istiyorsun sen? Ben ağabeyiyim diyorum bana ne anlatıyorsun sen. O komünistlerle alakalı. Hastanede 3-4 aydır yatıyor haberiniz var mı? Hastane bilgi vermiyor. Yazık bu hastaneye. Bunlar rezil ya. Cenaze yakınlarına, ağabeyine verilmez mi? Muhasebeye geldiğinde 10 bin lira para isterler. Bu hastaneyi yazın.” sözleri ile tepki gösterdi. Usta Yeşilçam sanatçısı ünlü oyuncu Tarık Akan, bir süredir akciğer kanseri ile mücadele ediyordu. Usta sanatçı, bu amansız hastalık ile olan mücadelesine daha fazla dayanamadı. Akan, bu sabah yaşamını yitirdi.
Tarık Akan’ın son mesajı: “Güçlüyüm, umarım atlatacağım”
Akciğer kanseri hastalığıyla bir süredir mücadele eden ve bu sabah saatlerinde hayatını kaybeden usta sanatçı Tarık Akan’ın son mesajı duygulandırdı. Usta sanatçı, hastalığının duyulmasının ardından “Ayaktayım, yürüyorum, güçlüyüm, umarım atlatacağım” ifadelerine yer verdiği bir açıklama yapmıştı. İşte detaylar… Yeşilçam’ın usta aktörlerinden biri olan Tarık Akan, bir süredir akciğer kanseri ile mücadele ediyor, tedavi görüyordu. Birçok filmde gösterdiği üstün performans ile adını sanat dünyasına kazıyan aktör, daha fazla dayanamadı ve bugün sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu. Hastalığı süresince sık sık iyi olduğunu söyleyen Tarık Akan, vefatından kısa bir süre önce son olarak resmi Facebook hesabından, “Tedavim devam ediyor. Ayaktayım, yürüyorum, güçlüyüm. Gayet iyiyim, umarım atlatacağım. Beni merak etmeyin.” diye bir açıklama yapmıştı. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı; Tarık Akan’ın vefat haberini ” Tarık Akan 16 Eylül Cuma sabahı aramızdan ayrılmıştır. Halkımızın başı sağolsun.” ifadeleri ile duyurdu. Sanatçının ağabeyi Turgut Üregül de, “Dostlar sağolsun. Dün buradaydım, rahatsızdı. Ciğerinin alındığını biliyoruz. Kanserden kurtuluş yok biliyorsunuz. Son tedaviler de netice vermedi herhalde. Gece 1’de öldüğünü duydum, hastaneden aldığım haberler.” dedi.
Yeşilçam’dan bir acı kayıp daha.. Tarık Akan hayatını kaybetti!
Bir süredir akciğer kanseri ile mücadele eden ve İstanbul’da tedavi gören usta Yeşilçam oyuncusu Tarık Akan, yaşamla olan mücadelesine yenik düştü. Tarık Akan, 66 yaşında hayatını kaybetti. Detaylar haberimizde…
Yeşilçam’ın usta aktörü efsane isim Tarık Akan, bir süredir mücadele ettiği amansız hastalığa yenik düştü. Akan, bugün sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Usta sanatçının vefat haberini Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı teyit etti. Sosyal medyada Tarık Akan için binlerce taziye mesajı yayınlandı. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı; ” Tarık Akan 16 Eylül Cuma sabahı aramızdan ayrılmıştır. Halkımızın başı sağolsun.” sözleri ile usta sanatçının vefat haberini duyurdu. Asıl ismi Tahsin Tarık Üregül olan ünlü sanatçının ağabeyi Turgut Üregül de sanatçının hayatını kaybettiği hastaneye gelerek basın mensuplarına açıklama yaptı. Üregül, “Dostlar sağolsun. Dün buradaydım, rahatsızdı. Ciğerinin alındığını biliyoruz. Kanserden kurtuluş yok biliyorsunuz. Son tedaviler de netice vermedi herhalde. Gece 1’de öldüğünü duydum, hastaneden aldığım haberler.” diye konuştu. Ayrıca; kardeşinin kanser tedavisi gördüğünü belirterek, cenazenin defnedileceği yerin henüz netleşmediğini ifade etti.
Bayram sofraları sonrası hazımsızlığı önleyecek besinler
Kurban Bayramı’nda bol bol et yedik, ağır et yemeklerinin bulunduğu sofralara oturduk, diyetleri bozduk, porsiyonları artırdık, hasret dolu muhabbet eşliğinde ne kadar yediğimizin farkına varmadan aşırıya gittik. Bu nedenle de hazımsızlık sorunu yaşamamız oldukça doğal. Hazımsızlık sorununu aşmak için bazı besinlerden yardım alabilirsiniz… Sindirim sistemine yardımcı probiyotik bakterilerden faydalanabilirsiniz. Hazmı zorlaştıran besinlerin midede oluşturacağı sindirim sorunlarını önlemek için probiyotik bakteriler bakımından zengin yoğurt, kefir ve ayran tüketilebilir. Ancak; bu besinlerden alınan probiyotik miktarı hem vücudun günlük ihtiyacını karşılamaya yetmiyor hem de var olan probiyotikler mide asidinden olumsuz etkilenip kayba uğruyor ve bağırsaklara az bir miktarı ulaşabiliyor. Buna engel olmak ve bağırsak mikroflorasını düzenlemek adına eczanelerde bulunabilen probiyotik takviyelerden faydalanabilirsiniz. Posa içeriği yüksek yiyecekleri tüketerek midenizin dolmasını kolaylaştırabilir, haddinden fazla yemenize engel olabilir, hazmı kolaylaştırabilirsiniz. Kimyon, zerdeçal ve karabiber gibi baharatlar aşırı tüketilmediği sürece sindirime yardımcı olurlar. Bayram yemeklerini bu baharatlarla tatlandırarak hazmı kolaylaştırabilirsiniz. Rezene, hazımsızlık nedeniyle oluşan gaz problemlerini hafifletici etkiye sahiptir. Bu nedenle yemeklerden sonra bir fincan rezene çayı içerek oluşan şişkinliği ve hazımsızlığı gidermeye yardımcı olabilirsiniz. Rezenenin yanı sıra papatya çayı ve yeşil çay içerek de midenizi rahatlatabilirsiniz. Hem kuru hem de taze nane mideyi ve bağırsağı rahatlatır. Bu nedenle yemeklerden sonra taze nane yaprağı çiğneyip üzerine bir bardak su içebilir ya da bir fincana kuru nane ile çay demleyerek içebilirsiniz. Ayrıca, sabah kahvaltılarınızda bol bol yeşil yapraklı C vitamini ve posa açısından zengin olan sebzeler tüketebilir, domates yiyebilirsiniz. Söğüş şeklinde hazırlanmış domates ve biberli kahvaltılıklar iyi olacaktır. Böylece, hem kalori bakımından düşük beslenmiş olur, hem de sağlıklı besinler ile midenizi ağır et yemeklerine hazırlayabilirsiniz.
90’ların efsane şarkıcısı Hazal şimdi nerelerde, neler yapıyor?
90’lı yılların en popüler isimlerinden biri olan şarkıcı Hazal’ı hatırladınız mı? Bir döneme şarkıları, güçlü sesi ve kendine has yorumu ile damgasını vurmuş olan efsane şarkıcı Hazal, şimdilerde nerelerde, neler yapıyor?
Hazal, eğitimini, müzik yolculuğunu ve şimdiki hayatını kendi cümleleri ile anlattı… “İstanbul’da doğdum büyüdüm.Başarılı bir öğrencilik hayatım oldu. Çok yönlü bir çocuktum. O yüzden hayatımı hangi yönde devam ettireceğime dair kafam biraz karışıktı. 12 sene voleybol oynadım. Spor akademisi çantada keklik diye düşünüyordum hep. Yabancı dillere merakım vardı. Devlet okulunda okumama rağmen dil puanıyla Arap Dili Edebiyatı’nı kazandım. Fakat şehir dışında olduğu için gidemedim.Resim sanatıyla da oldukça haşır neşirdim. Konservatuvar mı yoksa Güzel Sanatlar Akademisi mi derken sonunda müzik kazandı. Müzik eğitimime ilk olarak Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde, Klasik Türk Musıkisi bölümünü kazanarak başladım. O dönemde sevgili Sertab Erener ve Levent Yüksel okulumuzda öğretmenlik yapıyorlardı. Ben sürekli pop müzik bölümünün misafir öğrencisi pozisyonundaydım. Bu kaynaşma sonucunda pop müzik öğrencilerinin kurduğu orkestrada solist olarak sahneye çıkmaya başladım. Ne heyecandı ama. Öğretmen olmak amacıyla İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı’ nı kazanıp eğitimime devam ederken tam Türk filmi senaryosu gibi bir gelişme yaşandı. Allah rahmet eylesin sevgili Süha Özgermi çalıştığım barın müdavimlerindendi. Bir gün sahne bittikten sonra garson yanıma geldi ve Süha Bey sizinle görüşmek istiyor dedi. Elim ayağım buz tuttu, malum Süha Bey’in namı fena. ‘Gitti deyin, gitti deyin’ diyerek kaçtım. İki üç gün sonra tekrar davet gelince ‘aman ne olacak ya bakalım ne istiyormuş’ diyerek gittim yanına. ‘Küçük Hanım ben sizin sesinizi çok beğeniyorum, sizde müthiş bir ışık görüyorum’ dedi. ‘ Raks’ın eski genel müdür Ali Keleş arkadaşımdır ve şimdi Klip Müzik Yapım isminde yeni bir şirketin başında, senin gibi yetenekli, eğitimli gençlere albüm yapmak istiyor’ diye devam etti. Ben ne diyeceğimi şaşırdım bir yandan da içim pır pır oldu. ‘Ailemle görüşüp fikirlerini, almak istiyorum’ dedim, izni kaptım ve olaylar gelişti. O dönemde beni çok seven magazinci abilerimiz tarafından ‘akıllı ol, yazık etme kendine’ dediler. ‘Gel seni uzaktan üstsüz çekelim, sansasyon yaratalım’ şeklinde teklifler olsa da bu hiç bana göre bir şey değildi. Bana göre, ‘ne olursa olsun ünlü olmalıyım, bu uğurda ne gerekiyorsa yaparım’ diyebilen bir insan ne kendine ne de yaptığı işe saygı duyuyordur. 2000’li yıllardan sonra sektörde bir değişim başladı. Ama maalesef bu değişim iyi yönde bir değişim değildi.Yapımcılar kaliteye sırtını döndü. Magazin kendisine malzeme verenleri niteliklerine bakmaksızın starlaştırdı.Zaten 2000’li yıllar magazin programlarının nirvanaya ulaştığı yıllar oldu. Ben bu karmaşa içinde kendimi konumlandıramadım. Tam o dönemde çıkan öğrenci affıyla yarım kalan eğitimimi tamamlamak, elim daha güçlü bir şekilde müziğe devam etmek istedim. Tam dokuz sene sonra ‘Geriye Dönme’ isimli albümümü hazırlayarak kaldığım yerden yola devam etmek istedim fakat işlerin daha da çıkmaza girdiğini gördüm.
Sağlam sömürüldüğümü yıllar sonra farkettim. Nihayetinde tecrübesiz öğrenci çocuklar olarak, bir anda girdik bu işin içine. Yurt içinde, yurt dışında çok sayıda konser verdim, özel organizasyonlarda sahneye çıktım; sadece evim var, onu da anneciğime hediye ettim. Çok şükür tabii, hayalim olan öğretmenliği yapıyor olsaydım 15 sene sonra emekli olunca bir evim olacaktı belki de. Sağlam temel atınca, namınız uzun süreler yürüyor sanırım. Bu 9 yıl boyunca da sahne devam ettim. Hala da devam ediyorum. Medyayla yaşanan kopukluk sebebiyle sanki müziği bırakmışım gibi bir algı oluştu. Yeni jenerasyon muhtemelen hiç tanımıyor bizleri. Gerçi küçücük çocukların 90’lar fanı olduğunu da hayretle izliyorum sosyal medyada. İnternet bugünkü kadar yaygın olsaydı bu mesafe çok açılmazdı diye düşünüyorum. O da bizim şanssızlığımız. İnternet sayesinde alttan alttan bir hareket, keşif oldu. Gittiğim konserlerde ‘Görmeseydim’ isimli şarkımı söylediğimde bir bakıyorum şarkıyı biliyor ve eşlik ediyorlar, sonrasında ‘aaaaa sen mi söylüyordun bu şarkıyı’ diyorlar. Ne radyolar ne, müzik kanalları şarkıları çalmadılar. Hakkını yemeyeyim belki 2-3 tanesi yapması gerekeni yaptı. İnsanların haberi bile olmadı neredeyse. Dost’la okula geri döndüğümde tanıştık. 2004’ten beri sahnede ve müziğin mutfak kısmında birlikte çalışıyoruz. Son albümümde de altı şarkısı var yine. Çok yetenekli ve iyi bir vizyona sahip. Geleceğin en değerli müzik adamlarından biri olma yolunda sakin sakin ilerliyor. Tabii bizler yeteneğe aşık olan insanlarız. 2006’da arkadaşlığımız farklı bir aşamaya geçti. Sonradan aşık olanlardanım ben. Yetenek ve iyi kalbe karşı koyamadım. Yakışıklılık bonus. İnşallah bu sene evlenmeyi planlıyoruz.
Albüm zamanı sektörün bir takım insanların tekelinde olduğunu, radyocuların özgürlüğünün bittiğini anladım. Çıkarları çevresinde birleşmiş birkaç yapımcı, medya kuruşulu halkın kimleri dinleyeceğine karar veriyor ve belli isimleri dayatıyorlar. Halkımız, günde 10 kere çalınarak dayatılan isimler arasından bir tercih yaptığını maalesef farkında değil. Artık kimse iyi şarkılar yazamıyor, iyi sesler çıkmıyor sanıyorlar. Halbuki olan biten, pastayı olabildiğince az kişiyle paylaşıp büyük dilimler yemek isteyen, derdi ne müzik ne de dinleyici olan insanların müzik sektörünü ele geçirmiş olmasıdır. İyi ki internet var da bir ihtimal oradan kanatlanıp uçabilir yetenekli arkadaşlar. Hoş orada bile hile hurda gırla. 2014’te çıkan Aşktan Bıçak albümü, gurur duyduğum çalışmalarımdan biri oldu. Bir haftalık bir reklam çalışmasıyla bir anda pek çok kişinin etekleri tutuştu. Kutup Yıldızım isimli şarkım bir günde 200.000 tık aldı. Yalansız dolansız. Birkaç ay sonra Aşktan Bıçak formatında albümler çıkmaya başladı bu da ne kadar doğru bir iş yaptığımızın ispatıydı. Beni tanıyan tanımayan tüm müzik severlerden olumlu tepkiler aldık. Ancak müzik kanalları ve radyolar görmezden gelmeye devam ettiler. Naim Dilmener, Yavuz Hakan Tok gibi değerli müzik eleştirmenleri tarafından da övgüyle bahsedilen arşivlik bir albüm oldu. İyi bir iş yaptığını bilmenin mutluluğu başka oluyor. Yeni bir single hazırlığı vardı fakat ülkemizde yaşanan olaylar malum. Enerjimizi boşa harcamak istemediğimiz için ve sektörün tutumu da ortadayken biraz erteleme kararı aldık. Cuma geceleri Catz Bebek’te “Sevdiğimiz Şarkılar”ı söylüyoruz. Onun dışında ektra sahne çalışmalarına devam. Oğuz Abadan Müzik Okulu’nda yılların hayalini gerçekleştirmek, bilgi ve tecrübelerimi aktarmak gibi bir durum var, görüşüyoruz. Bu arada ben öğrenciliğe hala devam ediyorum. Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Okumak kadar güzel şey var mı? Çok yetenekli insanlar var. Ama sektör çok azına fırsat tanıyor. Son on yılın kazancı diyebileceğimiz isimler bir elin parmaklarını geçmez. İnternetteki popülaritesiyle tekelin dikkatini çekip albüm yapma imkanı yakalayan bir iki kişi var. Diğerleri albüm ve promosyon için bir milyon lira harcayabilecek imkanı olan çocuklar. 80 milyonluk bir ülkede durum bu olmamalıydı. İyi sesleri seviyorum. Adele ile düet yapmak isterdim. Ne de olsa sikletimiz yakın. Bazılarının sözlerini kendim yazdığım, Dost Bilen Kırım’a ait o kadar güzel şarkılar birikti ki onları söylemek için sabırsızlanıyorum aslında. Televizyonda program teklifi gelse seve seve kabul ederdim, çünkü halka ulaşabilmenin en iyi yolu. Keyifli bir müzik eğlence programı yapmak isterdim. Seni neden göremiyoruz, çok özledik, neden programlarda yoksun, radyolar niye çalmıyor, kliplerin niye yayımlanmıyor diyenlerle bol bol özlem giderirdik.

