Kurban Bayramı’nda bol bol et yedik, ağır et yemeklerinin bulunduğu sofralara oturduk, diyetleri bozduk, porsiyonları artırdık, hasret dolu muhabbet eşliğinde ne kadar yediğimizin farkına varmadan aşırıya gittik. Bu nedenle de hazımsızlık sorunu yaşamamız oldukça doğal. Hazımsızlık sorununu aşmak için bazı besinlerden yardım alabilirsiniz… Sindirim sistemine yardımcı probiyotik bakterilerden faydalanabilirsiniz. Hazmı zorlaştıran besinlerin midede oluşturacağı sindirim sorunlarını önlemek için probiyotik bakteriler bakımından zengin yoğurt, kefir ve ayran tüketilebilir. Ancak; bu besinlerden alınan probiyotik miktarı hem vücudun günlük ihtiyacını karşılamaya yetmiyor hem de var olan probiyotikler mide asidinden olumsuz etkilenip kayba uğruyor ve bağırsaklara az bir miktarı ulaşabiliyor. Buna engel olmak ve bağırsak mikroflorasını düzenlemek adına eczanelerde bulunabilen probiyotik takviyelerden faydalanabilirsiniz. Posa içeriği yüksek yiyecekleri tüketerek midenizin dolmasını kolaylaştırabilir, haddinden fazla yemenize engel olabilir, hazmı kolaylaştırabilirsiniz. Kimyon, zerdeçal ve karabiber gibi baharatlar aşırı tüketilmediği sürece sindirime yardımcı olurlar. Bayram yemeklerini bu baharatlarla tatlandırarak hazmı kolaylaştırabilirsiniz. Rezene, hazımsızlık nedeniyle oluşan gaz problemlerini hafifletici etkiye sahiptir. Bu nedenle yemeklerden sonra bir fincan rezene çayı içerek oluşan şişkinliği ve hazımsızlığı gidermeye yardımcı olabilirsiniz. Rezenenin yanı sıra papatya çayı ve yeşil çay içerek de midenizi rahatlatabilirsiniz. Hem kuru hem de taze nane mideyi ve bağırsağı rahatlatır. Bu nedenle yemeklerden sonra taze nane yaprağı çiğneyip üzerine bir bardak su içebilir ya da bir fincana kuru nane ile çay demleyerek içebilirsiniz. Ayrıca, sabah kahvaltılarınızda bol bol yeşil yapraklı C vitamini ve posa açısından zengin olan sebzeler tüketebilir, domates yiyebilirsiniz. Söğüş şeklinde hazırlanmış domates ve biberli kahvaltılıklar iyi olacaktır. Böylece, hem kalori bakımından düşük beslenmiş olur, hem de sağlıklı besinler ile midenizi ağır et yemeklerine hazırlayabilirsiniz.
90’ların efsane şarkıcısı Hazal şimdi nerelerde, neler yapıyor?
90’lı yılların en popüler isimlerinden biri olan şarkıcı Hazal’ı hatırladınız mı? Bir döneme şarkıları, güçlü sesi ve kendine has yorumu ile damgasını vurmuş olan efsane şarkıcı Hazal, şimdilerde nerelerde, neler yapıyor?
Hazal, eğitimini, müzik yolculuğunu ve şimdiki hayatını kendi cümleleri ile anlattı… “İstanbul’da doğdum büyüdüm.Başarılı bir öğrencilik hayatım oldu. Çok yönlü bir çocuktum. O yüzden hayatımı hangi yönde devam ettireceğime dair kafam biraz karışıktı. 12 sene voleybol oynadım. Spor akademisi çantada keklik diye düşünüyordum hep. Yabancı dillere merakım vardı. Devlet okulunda okumama rağmen dil puanıyla Arap Dili Edebiyatı’nı kazandım. Fakat şehir dışında olduğu için gidemedim.Resim sanatıyla da oldukça haşır neşirdim. Konservatuvar mı yoksa Güzel Sanatlar Akademisi mi derken sonunda müzik kazandı. Müzik eğitimime ilk olarak Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde, Klasik Türk Musıkisi bölümünü kazanarak başladım. O dönemde sevgili Sertab Erener ve Levent Yüksel okulumuzda öğretmenlik yapıyorlardı. Ben sürekli pop müzik bölümünün misafir öğrencisi pozisyonundaydım. Bu kaynaşma sonucunda pop müzik öğrencilerinin kurduğu orkestrada solist olarak sahneye çıkmaya başladım. Ne heyecandı ama. Öğretmen olmak amacıyla İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı’ nı kazanıp eğitimime devam ederken tam Türk filmi senaryosu gibi bir gelişme yaşandı. Allah rahmet eylesin sevgili Süha Özgermi çalıştığım barın müdavimlerindendi. Bir gün sahne bittikten sonra garson yanıma geldi ve Süha Bey sizinle görüşmek istiyor dedi. Elim ayağım buz tuttu, malum Süha Bey’in namı fena. ‘Gitti deyin, gitti deyin’ diyerek kaçtım. İki üç gün sonra tekrar davet gelince ‘aman ne olacak ya bakalım ne istiyormuş’ diyerek gittim yanına. ‘Küçük Hanım ben sizin sesinizi çok beğeniyorum, sizde müthiş bir ışık görüyorum’ dedi. ‘ Raks’ın eski genel müdür Ali Keleş arkadaşımdır ve şimdi Klip Müzik Yapım isminde yeni bir şirketin başında, senin gibi yetenekli, eğitimli gençlere albüm yapmak istiyor’ diye devam etti. Ben ne diyeceğimi şaşırdım bir yandan da içim pır pır oldu. ‘Ailemle görüşüp fikirlerini, almak istiyorum’ dedim, izni kaptım ve olaylar gelişti. O dönemde beni çok seven magazinci abilerimiz tarafından ‘akıllı ol, yazık etme kendine’ dediler. ‘Gel seni uzaktan üstsüz çekelim, sansasyon yaratalım’ şeklinde teklifler olsa da bu hiç bana göre bir şey değildi. Bana göre, ‘ne olursa olsun ünlü olmalıyım, bu uğurda ne gerekiyorsa yaparım’ diyebilen bir insan ne kendine ne de yaptığı işe saygı duyuyordur. 2000’li yıllardan sonra sektörde bir değişim başladı. Ama maalesef bu değişim iyi yönde bir değişim değildi.Yapımcılar kaliteye sırtını döndü. Magazin kendisine malzeme verenleri niteliklerine bakmaksızın starlaştırdı.Zaten 2000’li yıllar magazin programlarının nirvanaya ulaştığı yıllar oldu. Ben bu karmaşa içinde kendimi konumlandıramadım. Tam o dönemde çıkan öğrenci affıyla yarım kalan eğitimimi tamamlamak, elim daha güçlü bir şekilde müziğe devam etmek istedim. Tam dokuz sene sonra ‘Geriye Dönme’ isimli albümümü hazırlayarak kaldığım yerden yola devam etmek istedim fakat işlerin daha da çıkmaza girdiğini gördüm.
Sağlam sömürüldüğümü yıllar sonra farkettim. Nihayetinde tecrübesiz öğrenci çocuklar olarak, bir anda girdik bu işin içine. Yurt içinde, yurt dışında çok sayıda konser verdim, özel organizasyonlarda sahneye çıktım; sadece evim var, onu da anneciğime hediye ettim. Çok şükür tabii, hayalim olan öğretmenliği yapıyor olsaydım 15 sene sonra emekli olunca bir evim olacaktı belki de. Sağlam temel atınca, namınız uzun süreler yürüyor sanırım. Bu 9 yıl boyunca da sahne devam ettim. Hala da devam ediyorum. Medyayla yaşanan kopukluk sebebiyle sanki müziği bırakmışım gibi bir algı oluştu. Yeni jenerasyon muhtemelen hiç tanımıyor bizleri. Gerçi küçücük çocukların 90’lar fanı olduğunu da hayretle izliyorum sosyal medyada. İnternet bugünkü kadar yaygın olsaydı bu mesafe çok açılmazdı diye düşünüyorum. O da bizim şanssızlığımız. İnternet sayesinde alttan alttan bir hareket, keşif oldu. Gittiğim konserlerde ‘Görmeseydim’ isimli şarkımı söylediğimde bir bakıyorum şarkıyı biliyor ve eşlik ediyorlar, sonrasında ‘aaaaa sen mi söylüyordun bu şarkıyı’ diyorlar. Ne radyolar ne, müzik kanalları şarkıları çalmadılar. Hakkını yemeyeyim belki 2-3 tanesi yapması gerekeni yaptı. İnsanların haberi bile olmadı neredeyse. Dost’la okula geri döndüğümde tanıştık. 2004’ten beri sahnede ve müziğin mutfak kısmında birlikte çalışıyoruz. Son albümümde de altı şarkısı var yine. Çok yetenekli ve iyi bir vizyona sahip. Geleceğin en değerli müzik adamlarından biri olma yolunda sakin sakin ilerliyor. Tabii bizler yeteneğe aşık olan insanlarız. 2006’da arkadaşlığımız farklı bir aşamaya geçti. Sonradan aşık olanlardanım ben. Yetenek ve iyi kalbe karşı koyamadım. Yakışıklılık bonus. İnşallah bu sene evlenmeyi planlıyoruz.
Albüm zamanı sektörün bir takım insanların tekelinde olduğunu, radyocuların özgürlüğünün bittiğini anladım. Çıkarları çevresinde birleşmiş birkaç yapımcı, medya kuruşulu halkın kimleri dinleyeceğine karar veriyor ve belli isimleri dayatıyorlar. Halkımız, günde 10 kere çalınarak dayatılan isimler arasından bir tercih yaptığını maalesef farkında değil. Artık kimse iyi şarkılar yazamıyor, iyi sesler çıkmıyor sanıyorlar. Halbuki olan biten, pastayı olabildiğince az kişiyle paylaşıp büyük dilimler yemek isteyen, derdi ne müzik ne de dinleyici olan insanların müzik sektörünü ele geçirmiş olmasıdır. İyi ki internet var da bir ihtimal oradan kanatlanıp uçabilir yetenekli arkadaşlar. Hoş orada bile hile hurda gırla. 2014’te çıkan Aşktan Bıçak albümü, gurur duyduğum çalışmalarımdan biri oldu. Bir haftalık bir reklam çalışmasıyla bir anda pek çok kişinin etekleri tutuştu. Kutup Yıldızım isimli şarkım bir günde 200.000 tık aldı. Yalansız dolansız. Birkaç ay sonra Aşktan Bıçak formatında albümler çıkmaya başladı bu da ne kadar doğru bir iş yaptığımızın ispatıydı. Beni tanıyan tanımayan tüm müzik severlerden olumlu tepkiler aldık. Ancak müzik kanalları ve radyolar görmezden gelmeye devam ettiler. Naim Dilmener, Yavuz Hakan Tok gibi değerli müzik eleştirmenleri tarafından da övgüyle bahsedilen arşivlik bir albüm oldu. İyi bir iş yaptığını bilmenin mutluluğu başka oluyor. Yeni bir single hazırlığı vardı fakat ülkemizde yaşanan olaylar malum. Enerjimizi boşa harcamak istemediğimiz için ve sektörün tutumu da ortadayken biraz erteleme kararı aldık. Cuma geceleri Catz Bebek’te “Sevdiğimiz Şarkılar”ı söylüyoruz. Onun dışında ektra sahne çalışmalarına devam. Oğuz Abadan Müzik Okulu’nda yılların hayalini gerçekleştirmek, bilgi ve tecrübelerimi aktarmak gibi bir durum var, görüşüyoruz. Bu arada ben öğrenciliğe hala devam ediyorum. Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Okumak kadar güzel şey var mı? Çok yetenekli insanlar var. Ama sektör çok azına fırsat tanıyor. Son on yılın kazancı diyebileceğimiz isimler bir elin parmaklarını geçmez. İnternetteki popülaritesiyle tekelin dikkatini çekip albüm yapma imkanı yakalayan bir iki kişi var. Diğerleri albüm ve promosyon için bir milyon lira harcayabilecek imkanı olan çocuklar. 80 milyonluk bir ülkede durum bu olmamalıydı. İyi sesleri seviyorum. Adele ile düet yapmak isterdim. Ne de olsa sikletimiz yakın. Bazılarının sözlerini kendim yazdığım, Dost Bilen Kırım’a ait o kadar güzel şarkılar birikti ki onları söylemek için sabırsızlanıyorum aslında. Televizyonda program teklifi gelse seve seve kabul ederdim, çünkü halka ulaşabilmenin en iyi yolu. Keyifli bir müzik eğlence programı yapmak isterdim. Seni neden göremiyoruz, çok özledik, neden programlarda yoksun, radyolar niye çalmıyor, kliplerin niye yayımlanmıyor diyenlerle bol bol özlem giderirdik.
Sezen Aksu, yeni albüm ile sahnelere geri dönüyor!
Geçen kıs sahnelere veda ettiğini açıklayarak sevenlerini üzen usta sanatçı Sezen Aksu, sahnelere geri dönüyor. Hem de yeni bir albüm ile. İşte detaylar… Geçen kış sahnelere veda ettiğini açıklayan Sezen Aksu, sahnelere geri dönüyor. Müzik dünyasının Minik Serçe ismi ile anılan usta sanatçısı Sezen Aksu, geçtiğimiz kış sahnelere veda ettiğini açıklamıştı. Bu açıklaması ile sevenlerini çok üzmüştü. Sezen Aksu, yeni bir albümle sahnelere geri dönme kararı aldı. Minik Serçe, eski ekibiyle çalışmalara başladı. Aksu’nun, 10 yeni şarkıdan oluşan albümünün hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğu öğrenildi. Usta sanatçının, zaman zaman şevkinin kırıldığı ama yine de sahneye çıkacağı konuşuluyor. Sezen Aksu hayranları, usta sanatçının sahnelere geri döneceği haberlerine çok sevindi.
Şükran Ovalı, sevgilisi Caner Erkin’in çocukluk fotoğrafını paylaştı!
Ünlü oyuncu Şükran Ovalı, bir süredir aşk yaşadığı ünlü futbolcu Caner Erkin’in çocukluk fotoğrafını paylaştı. Aşklarını sosyal medya üzerinden takipçileri ile paylaşan çift, paylaşımları ile yoğun ilgi görüyor. İşte detaylar… Geçtiğmiz aylarda sürpriz bir şekilde aşk yaşamaya başlayan ve bu yazın en popüler aşıklarından olan Caner Erkin ve Şükran ovalı çiftinin aşkları dolu dizgin devam ediyor. Ovalı ve Erkin çifti, sosyal medya hesapları üzerinden aşklarını dosta düşmana ilan etmeye, mutluluk pozları paylaşmaya devam ediyor. Şükran Ovalı, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabı üzerinden sevgilisi Caner Erkin’in çocukluk fotoğrafını paylaştı. Erkin’in çocukluk yıllarından kalma fotoğrafı, Şükran Ovalı’nın takipçilerinden yoğun ilgi gördü. Kısa sürede çok sayıda beğeni ve yorum alan fotoğrafa yapılan en ilginç yorum “Yenge, o Caner Erkin değil mi?” oldu.
Tarkan’dan sitem dolu sözler!
İlk kez eşi Pınar Tevetoğlu ile birlikte röportaj veren Megastar Tarkan, basın mensuplarına sitem etti. Tarkan, “Eşim artık Pınar Tevetoğlu. Pınar Dilek yazıldığını görünce çok kızıyorum.” dedi. Detaylar haberimizde… Megastar Tarkan Harbiye Açıkhava Sahne’sindeki “Tarkan Zamanı” sloganıyla başlayan konser maratonunu sonlandırdı. Sonuncusu 11 Eylül günü gerçekleşen konser maratonu, büyük bir heyecan ve coşkuyla sonlandı. Geçtiğimiz günlerde konser sonrası Beşiktaş Akaretler’de bulunan bir restoranda yemek yiyen Tarkan-Pınar Tevetoğlu çifti, haberciler tarafından görüntülendi. Yaklaşık iki saat kaldıkları mekandan el ele çıkan çiçeği burnunda çift, ilk kez birlikte röportaj verdi.
Basın mensuplarına sitem eden Tarkan, “Bu arada eşimle ilgili haberle çıktığında, ismi Pınar Dilek diye yazılıyor. Eşim artık Pınar Tevetoğlu. Pınar Dilek yazıldığını görünce çok kızıyorum.” dedi. Tarkan, eşi Pınar Tevetoğlu hakkında çıkan hamilelik haberlerine de açıklık getirerek, “Eşim yazıldığı gibi hamile değil. Pınar yemekleri çok güzel yapıyor. Evde birlikte çok güzel yemekler yapıyoruz. Bu yüzden ikimizde biraz kilo aldık. Ama bir çocuğumuzun olmasını tabii ki çok istiyoruz.” dedi.
Çağdaş Onur Öztürk, geçirdiği kaza nedeniyle ameliyat masasına yattı!
Binicilik çalışmalarında attan düşerek yaralanan ve Acıbadem Maslak Hastanesine kaldırılan ünlü oyuncu Çağdaş Onur Öztürk, ameliyat masasına yattı. Ünlü oyuncunun ameliyat haberini Acıbadem Maslak Hastanesi Başhekimi Dr. Cengiz Bavbek duyurdu. İşte detaylar… Ünlü oyuncu Çağdaş Onur Öztürk, geçtiğimiz günlerde binicilik çalışmaları sırasında attan düşerek yaralanmıştı. Hemen Acıbadem Maslak Hastanesine sevk edilen ünlü oyuncu ameliyat masasına yattı. Öztürk’ün ameliyat haberini Acıbadem Maslak Hastanesi Başhekimi Dr. Cengiz Bavbek açıkladı. Acıbadem Maslak Hastanesi Başhekimi Dr. Cengiz Bavbek yaptığı açıklamada; “Acıbadem Maslak Hastanesi’ne getirilen sanatçı Çağdaş Onur Öztürk’e yapılan tıbbi değerlendirme sonucunda, elmacık kemiğinde, kol kemiğinde ve el bilek kemiğinde kırıklar saptanmıştır. Bugün öğleden sonra, kırıklar için Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı/Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Metin Uzun ve Estetik, Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar tarafından operasyon planlanmaktadır. Ameliyat sonrası tedavisine kısa bir süre daha hastanemizde devam edilecektir.” ifadelerini kullandı. Bavbek, oyuncu Çağdaş Onur Öztürk’e ve yakınlarına geçmiş olsun dileğinde bulunarak “Sanatçımızın hayati bir riski bulunmamaktadır.” diye konuştu.
Harun Kolçak: “Korksam neye yarar, öleceğim zaten.”
Bir süredir kanser tedavisi gören Harun Kolçak, “Ölümden korkuyor musunuz?” sorusuna “Korkmasam neye yarar! Öleceğim zaten.” yanıtını verdi. Detaylar haberimizde… Prostat kanseri nedeni ile bir süredir yoğun bakımda tedavi gören ünlü sanatçı Harun Kolçak, verdiği röportajda samimi açıklamalarda bulundu. İşte Harun Kolçak’ın açıklamaları… Sanatta bu sene 25’inci yılınız. Çok çektiniz mi bu sektörde? – Babamdan dolayı hazırlıklıydım aslında yaşanacaklara. O başka bir kulvarda Türkiye’de sanatçı olmanın sıkıntılarını çekti. Devletin sanatçısına sahip çıkmadığını bilerek, duyarak büyüdüğüm için olacakların farkındaydım. Tabii benim de çektiğim şeyler oldu. Ama bana çektirenlerin, aynı dertleri bir süre sonra kendilerinin de çektiklerini gördüm. Bunu izlemek hoş oluyor… Zirve çok tehlikeli. Orada kimseye yer yok. Bir tek sen varsın. Sonrası için iki seçeneğin var… Ya aşağı inecek ya da intihar edeceksin… Ben kendimi yavaş yavaş daha makbul bir noktaya çektim. Şimdi yerimden memnunum, tek derdim sağlığım. 2014 yılında prostat kanserine yakalandığınızı ve yendiğinizi biliyoruz… Sonra haziran ayında yeniden hastaneye kaldırıldığınız haberini aldık… – Kanser hiçbir zaman geçmiyor. Sadece kontrol altına alınıyor. Hepimizde de kanser hücresi var. Yüzde 40 yaşama şansım olarak hastaneye kaldırıldım. Beni görenler öldüm sanmış… Sonrasını da hatırlamıyorum…. Sebebi yine kanser mi? – Hayır, aslında sonradan ortaya çıktı ki benim hastanelik olmamın sebebi aslında kanser değilmiş… Neymiş? – Kansere bağlı, orada çok iyi gizlenmiş olan başka bir oluşum; halk arasındaki adıyla ‘hastane mikrobu’… Bu genelde hastanelerde yakalanılan bir rahatsızlık. Prostatın altında öyle bir yerde yuvalanmış ve kendine öyle bir dünya yaratmış ki… Görülmesi ve bulunması neredeyse imkânsız. 10 ameliyat geçirdim. Ama kahramanım Profesör Oktar Asoğlu oldu. Şimdi o rahatsızlığı atlattım. Yoksa burada seninle konuşamazdım. Şimdi sağlığınız nasıl? – İyiyim. Üç aydır yürümediğim için bacaklarım zayıfladı. Ayakta durmakta zorlanıyorum. Birkaç gün içinde hastaneden çıkmayı planlıyorum. Ama belli bir süre tedavilerim devam edecek ve sık sık kontrole gelip gideceğim. Ölümden korkuyor musunuz? – Korkmasam neye yarar! Öleceğim zaten! “Ölüm hayatta birçok şeye değer katıyor” demişsiniz… Hâlâ aynı mı düşünüyorsunuz? – Evet. Hayatın değerini anlıyorsun. Çevrendeki insanların değersizliğini görüyorsun. Yaşadıklarınızdan hayata bakışınızda neler değişti? – Ben değiştim. Bazı şeylere farklı bakıyorum. Daha iyi bir adam oldum. Kimseyle uğraşacak halim yok. Senin neşen beni ilgilendiriyor ama derdin beni ilgilendirmiyor artık. Bu süreçte yaşadığınız vefasızlıklar oldu mu? – Arayan sormayanlar oldu. Eskiden kızardım ama artık takmıyorum. Etrafımdaki kimseye, ne vefasızım diye harcayacağım zamanım ne de gücüm var. Zamanımı ve gücümü arkamda çok daha düzgün şeyler bırakarak bu dünyadan gitmek için harcamayı düşünüyorum. Yeni albümünüz “Çeyrek Asır”da birçok ünlü isim sizin şarkılarınızı düet yaparak seslendiriyor. Ama gözler Sezen Aksu’yu arıyor… – Sezen sözleri ve ruhuyla bu albümde. Onunla telefonda görüştük. O dönemde annesini kaybetti, zor günler geçirdi. Böyle bir süreçte onu zorla şarkı okumaya çağırmak uygun gelmedi. En büyük pişmanlığınız ne? – Hayatımın belli bir dönemini daha farklı değerlendirebilirdim. Bu kadar. Başka soru sorma bu konuyla ilgili… Babanızla küs olduğunuz, sizi evlatlıktan reddettiği bile söylendi… İşin aslı neydi? – Benim için söylenenlere kızmam ama Eşref Kolçak’a bunu yapmak bir ayıptır. Asla böyle bir şey yok. Eminim hala bunlara da inanlar var. Hiç baba olmadığınız için pişman oldunuz mu? – Bir çocuğum olsun isterdim. Pişman değilim ama üzgünüm. Aslında biliyor musun benim bir çocuğum oldu… Nasıl yani? – Kız arkadaşım düşük yaptı. Çok gençtim. O gün Ölüdeniz’deydik. Bir kan gölünün ortasında iki genç insan ağlıyorduk. Benim için büyük bir travma oldu.
İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu evleniyor!
Poyraz Karayel dizisinin aşıkları İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu evlenmeye karar verdi. İlker Kaleli, Marmaris tatili sırasında sevgilisi Burçin Terzioğlu’na ettiği evlenme teklifine “evet” yanıtını aldı. Çift, bir buçuk yıllık ilişkilerini nikahla taçlandırıyor. Detaylar haberimizde… Kanal D ekranlarında yayınlanan Poyraz Karayel dizisinde başrolü oynayan, dizi aşkını gerçek hayatlarında da yaşamaya başlayan İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu çifti evleniyor. Kaleli ve Terzioğlu çifti, aşklarını nikah masasında taçlandırmaya karar verdi. Poyraz Karayel dizisinde önlerine çıkan engeller nedeni ile bir türlü mutlu olmayı başaramayan çift, gerçek hayatta mutluluğu yakaladı. Bir buçuk yıldır dolu dizgin aşk yaşayan Kaleli ve Terzioğlu, nikah masasına oturmayı planlıyor. İlker Kaleli, Marmaris tatilinde sevgilisi Burçin Terzioğlu’na evlenme teklifi etti. Terzioğlu, İlker Kaleli’nin bu teklifine “evet” yanıtını verdi. 2016 yılı bitmeden evlenmeyi planlayan çift, dizi setindeki yoğunluk ve İlker Kaleli’nn bir kot markası ile reklam kampanyasında anlaşması nedeni ile yaşadıkları yoğunluktan dolayı sıkıntı yaşıyor. Çift, birkaç ay içerisinde evlenemezse dizinin sezon finali yapmasından sonra evlenecekler.
Ferhat Göçer’den İbrahim Tatlıses’e gönderme!
Bodrum’da sevenler ile buluşan ünlü şarkıcı Ferhat Göçer, Dilan Çıtak üzerinden İbrahim Tatlıses’e gönderme yaptı. Göçer, “İbrahim abi bu laflarımdan daha sonra beni öldürmezse konserlerimize devam ederiz.” dedi. İşte detaylar… Ünlü şarkıcı Ferhat Göçer, Bodrum antik tiyatroda şehit aileleri ve polis yararına konser verdi. Kendisini dinlemeye gelen konuklarına unutulmaz bir gece yaşatan Göçer’in konserine Ferhat Göçer’in hayat arkadaşı Ömür Gedik ve İbrahim Tatlises’in kızı Dilan Çıtak gibi ünlü isimler de bulunuyordu.
Yaklaşık 4 bin kişinin izlemeye geldiği konserde en sevilen şarkılarını seslendiren Göçer, İbrahim Tatlıses’in kızı Dilan Çıtak’ı görünce takılmadan geçemedi. Sahneden Dilan Çıtak’a seslenen Ferhat Göçer “İbrahim Tatlıses’e benziyor dediler. Bende gördüm ve şok oldum. Dilan İbrahim Tatlıses’in şıp demiş burnundan düşmüş diyorum. Bu kadar benzerlik olur ancak. Tabi ki Dilan babasından binlerce, on binlerce kez daha güzel. Daha şirin ve daha sempatik. İbrahim abi bu laflarımdan daha sonra beni öldürmezse konserlerimize devam ederiz.” diye konuştu. Çıtak ile şakalaşmasının ardından konserine devam eden Göçer, İbrahim Tatlıses’in “Seni yakacaklar” şarkısını seslendirdi. Şarkının tam ortasında elektrikler kesildi. Elektriklerin kesilmesine aldırış etmeyen izleyiciler Ferhat Göçer ile birlikte hep bir ağızdan şarkıyı seslendirdi. Elektrikler gelene kadar şarkı söyleyen vatandaşlar alkışlarla ritim tuttu. Konser, elektriklerin gelmesinin ardından kaldığı yerden devam etti. Konsere ücret almadan çıkan Ferhat Göçer’e teşekkür eden Bodrum İlçe Emniyet Müdürü Can Candaş konser öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Candaş “Ferhat Göçer sağ olsun hiçbir beklentisi olmadan bu konsere destek verdi. Her zaman olduğu gibi Bodrum halkı yanımızda. Amacımız Bodrum’un daha iyi güvenini sağlamak. Bu bağlamda buradan gelecek gelirlerle beraber teşkilatımıza yeni araç ve gereçler alıp, Bodrum asayişini daha iyi bir bir hale getirmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Hayat arkadaşı Ferhat Göçer’i yalnız bırakmayarak konseri ön sıralardan izleyen Ömür Gedik’te “Kendi hayatlarını bizler için öne atanlar. Bizleri koruyan emniyet güçleri çok zor bir görev yapıyor. Böyle bir gecede bulunmaktan çok mutluyum. Ferhat bundan öncede sanırım böyle konserler verdi. Hepsi çok keyifli geçmişti. Bu gecede öyle geçecek herhalde.” diye konuştu.
Hanife’nin talibi paravanın tepesine tırmandı!
Zuhal Topal’ın sunuculuğunu yaptığı izdivaç programının en çok konuşulan popüler gelin adaylarından biri olan Hanife hanıma talibinden inanılmaz bir sürpriz geldi. Hanife hanımın talibi, onu etkilemek için paravanın üzerine tırmandı. Detaylar haberimizde… Zuhal Topal’ın sunumu ile ekranlara gelen izdivaç programının en popüler gelin adaylarından biri olan Hanife hanıma talibi tarafından canlı yayında ilginç bir sürpriz yapıldı. Hanife hanım, bu ilginç sürpriz karşısında şoke oldu. Daha önceden de Hanife hanıma talip olan Soner bey, yine Hanife hanıma talip oldu. Ancak, bu defa Hanife hanımı etkilemek için farklı bir yola başvurdu. Hanife hanımdan vazgeçmeyen ve ona talip olma konusunda pes etmeyen Soner bey, gelin adayını etkilemek için paravanın üzerine tırmandı.
Paravanın üzerine tırmanan Soner bey, Hanife hanımın başından aşağı güller döktü. Ardından yukarıdan atlayarak ineceğini söyledi. Ancak, programın sunucusu Zuhal Topal Soner beye atlaması için izin vermedi. Soner bey, görevliler tarafından getirilen bir merdiven ile tırmandığı paravan üzerinden aşağı indirildi. Bu anlara tanıklık eden stüdyodakiler ve ekranları başındakiler şaşkınlık yaşadı.

