Türkiye’de son yıllarda en çok konuşulan ama en az itiraf edilen bağımlılıklardan biri, yasadışı bahis ve kumar. Özellikle çevrim içi platformların artışıyla birlikte, bir tıkla kasa açmak, canlı maçlara “yüklenmek” ya da sanal slot oyunlarına girmek, gençler için her zamankinden daha kolay hale geldi. Uzmanlara göre bu “kolaylık”, ciddi bir psikolojik bedeli de beraberinde getiriyor. Artık pek çok ruh sağlığı merkezinde, “sadece biraz eğlenmek için” başladığı halde kontrolü kaybeden, borç batağına saplanan ve yoğun suçluluk duygusuyla başvuran kişi sayısında artış gözleniyor; büyükşehirlerde artan başvurular, İzmir psikiyatrist randevularına yansıyan vaka örneklerinde de kendini gösteriyor.
Cepte Taşınan Kumarhane: 7/24 Açık Bir Tehlike
Geleneksel kumarhaneler ya da yasa dışı bahis mekanları geçmişte belirli fiziksel alanlarla sınırlıyken, bugün durum tamamen değişmiş durumda. İnternet bağlantısı olan her telefon, bilgisayar ya da tablet, aslında 7/24 açık bir “cep kumarhanesi” işlevi görüyor. Bu da özellikle gençler ve ergenler için erişim bariyerini neredeyse sıfıra indiriyor.
“Bir maç daha”, “bu kupon kesin gelir” ya da “kaybettiğimi geri alacağım” düşünceleri, kullanıcıların ekrana bağlandıkları her an tetiklenebiliyor. Kısa süre içinde oyun, eğlence ya da adrenalin arayışı olmaktan çıkıp, kontrol duygusunun kaybedildiği, kaybı telafi etmeye odaklı bir kısır döngüye dönüşüyor. Psikiyatristler ve psikologlar, bu döngüyü diğer bağımlılık türlerinde görülen “craving” (yoğun istek) ve “tolerans” (yetmeme hissi) kavramlarıyla birlikte değerlendiriyor.
Kazanmanın Hazzi, Kaybetmenin Utancı
Yasadışı bahis ve kumarın psikolojik etkilerini anlamanın yolu, duygusal iniş çıkışlara bakmaktan geçiyor. İlk kazançlar, beyinde güçlü bir ödül duygusu yaratıyor. Dopamin salınımı artıyor, kişi kendini “şanslı, başarılı, zeki” hissediyor. Bu duyguyu yeniden yaşama isteği, tekrar oynamaya teşvik ediyor.
Ancak sistemin doğası gereği, uzun vadede kazanan çoğunlukla platformlar oluyor. İlk kazançların ardından gelen kayıplar, bireyde farklı bir duygusal yelpazeyi tetikliyor:
- Suçluluk: “Niye yaptım?”, “Bu parayı harcamamalıydım.”
- Utanç: “Biri öğrenirse ne der?”, “Aileme ne anlatacağım?”
- Öfke: Kendine, sisteme veya “şanssızlığa” yönelik yoğun kızgınlık.
- İnkar: “Aslında kaybetmedim, sadece henüz kazanmadım.”
Bu duygularla başa çıkamayan birçok kişi, paradoksal bir şekilde yeniden bahis yaparak kaybını telafi etmeye çalışıyor. Böylece “kazanmak için oynamak” ile “kaybı geri almak için oynamak” arasındaki çizgi tamamen siliniyor.
Gizlilik, Yalan ve Çift Hayat
Uzmanların dikkat çektiği noktalardan biri de, yasadışı bahis ve kumarın çoğu zaman gizlilikle el ele yürümesi. Kişi, yaşadığı maddi ve duygusal çöküşü yakın çevresiyle paylaşmaktan çekiniyor; bunun yerine:
- Kredi kartı ekstrelerini saklamaya,
- Telefon geçmişini silmeye,
- Ailesine, eşine ya da partnerine yalan söylemeye,
- Borçlarını farklı bahanelerle açıklamaya
başlıyor.
Bu süreç, kumarın sadece bireyi değil, çevresindeki tüm ilişkileri de zehirlemesine yol açıyor. Güven duygusu zedeleniyor, aile içi çatışmalar artıyor, kimi zaman boşanma ve ayrılık süreçleri gündeme geliyor. Kimi vakalarda ise kişi, borçlarını kapatmak için başka riskli davranışlara, örneğin yüksek faizli borçlanmalara veya yasa dışı faaliyetlere yönelmek zorunda kalıyor.
Gençler ve Öğrenciler: En Kırılgan Grup
Bahis ve yasadışı kumarın psikolojik etkileri söz konusu olduğunda, en kırılgan gruplardan biri de üniversite öğrencileri ve genç yetişkinler. Kısıtlı gelir, yüksek harcama baskısı, sosyal çevrenin etkisi ve “kolay yoldan para kazanma” düşüncesi, gençleri riskli oyunlara daha açık hale getiriyor.
Özellikle öğrenci evlerinde, arkadaş grupları üzerinden yayılan “kupon kültürü”, kısa sürede bireysel bağımlılıklara dönüşebiliyor. Sosyal medyada paylaşılan kazanç ekran görüntüleri, “bir gecede zengin olanlar” hikâyeleri ve influencer’ların bahis içerikli paylaşımları, gerçekçi olmayan beklentiler yaratıyor. Oysa aynı platformlarda, tüm parasını kaybeden, eğitimini yarıda bırakan veya ciddi ruhsal çöküş yaşayanların hikâyeleri çok daha az görülüyor.
Aileler İçin Sessiz Alarm: Davranışlardaki Değişimler
Birçok aile, çocuklarının ya da eşlerinin yasadışı bahis veya kumar problemi olduğunu, genellikle iş işten geçtikten sonra fark ediyor. Uzmanlar, erken dönemde dikkat edilmesi gereken bazı işaretleri şöyle sıralıyor:
- Ani ve açıklanamayan para kayıpları, borç talepleri,
- Kredi kartı ve banka hareketlerinde artış,
- Gece geç saatlere kadar telefon ya da bilgisayar başında kalma,
- Gerginlik, sabırsızlık, sinirlilik hali,
- Sosyal geri çekilme, aileyle daha az vakit geçirme,
- Okul veya iş performansında belirgin düşüş.
Bu belirtiler elbette tek başına kumara işaret etmiyor; ancak birden fazlası bir arada görülüyorsa, aile içinde açık ve yargılayıcı olmayan bir iletişim kurmak, gerekirse profesyonel destek için adım atmak önem taşıyor.
Yasadışı Bahis: Ekonomik Sorundan Fazlası
Toplumda bahis ve kumar çoğu zaman “para kaybetme” ya da “borç” çerçevesinde konuşulsa da, ruh sağlığı uzmanları bunun bir bağımlılık biçimi olduğunu vurguluyor. Kumar bağımlılığı yaşayan kişilerde:
- Yoğun kaygı bozuklukları,
- Depresyon, umutsuzluk ve değersizlik hissi,
- Uyku düzensizlikleri, kabuslar,
- Yeme bozuklukları (iştah artışı ya da kaybı),
- Konsantrasyon güçlüğü, karar vermede zorlanma
gibi semptomlar sıkça görülüyor. Bazı ağır vakalarda, kişinin geleceğe dair tüm umutlarını yitirmesi ve kendine zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması da mümkün. Bu nedenle kumar ve yasadışı bahis, yalnızca “mali bir problem” olarak değil; ciddi bir psikiyatrik risk alanı olarak ele alınmalı.
Dijital Tuzaklar: “Bedava Bonus”la Başlayan Yolculuk
Online platformların kullandığı pazarlama teknikleri, psikolojik açıdan ayrıca incelenmeyi hak ediyor. “Hoş geldin bonusu”, “ilk kayıp bizden”, “bedava deneme hakkı” gibi kampanyalar, kullanıcının risk algısını zayıflatıyor. Kişi, aslında gerçek parasını kaybettiği noktayı çoğu zaman geç fark ediyor.
Buna ek olarak:
- Sınırlı süreli kampanyalar,
- Canlı bildirimler ve “kaçırma korkusu” (FOMO),
- Kişiye özel teklif mesajları,
karar verme süreçlerini baskılayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu tür yapıları “davranışsal tasarım” ve “bağımlılık mekaniği” kavramlarıyla açıklıyor; yani sistem, baştan kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre içeride tutmak, yeniden oynamaya teşvik etmek üzere kurulmuş durumda.
“Sadece İrade Meselesi” Değil
Toplumda yaygın yanlış inanışlardan biri, kumar ve bahis bağımlılığının sadece “zayıf iradeli” kişileri etkilediği yönünde. Oysa bilimsel çalışmalar, kumar bağımlılığının beyin kimyası, ödül sistemi, dürtü kontrolü ve öğrenilmiş davranış kalıplarıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle, bağımlılıktan çıkış sürecini sadece “bırak artık, yapma” cümlesine indirgemek, hem kişiyi suçluyor hem de sorunu basite indiriyor. Birçok vakada, terapi, psikiyatrik değerlendirme, aile desteği ve “tetikleyici unsurlardan uzaklaşma” süreci bir bütün olarak ele alınmak zorunda.
Yardım İstemekten Utanmak Döngüyü Uzatıyor
Kumar ve yasadışı bahisle ilgili en büyük engellerden biri de, yardım isteme konusunda yaşanan utanç ve çekinme. “El âlem ne der?”, “Ailem öğrenirse beni dışlar”, “İşimde duyulursa itibarsızlaşırım” kaygıları, birçok kişiyi sessizce yalnız kalmaya itiyor.
Oysa uzmanlar, bu tür durumların sanılandan çok daha yaygın olduğunu, klinik başvurularda kumar ve bahis temasının giderek daha sık gündeme geldiğini belirtiyor. Kişinin profesyonel destek almaya karar vermesi, sürecin en zor ama en kritik ilk adımı olarak görülüyor. Çünkü problemin adını koymak, çözüm için kapı aralıyor.
Toplumsal Boyut: Sadece Bireyin Sorunu Değil
Yasadışı bahis ve kumarın yarattığı tahribat, bireyin ötesine uzanıyor. Borçlar, aile içi çatışmalar, çocukların etkilenmesi, iş yerindeki performans düşüşleri, kimi zaman işini kaybetme riski, toplumsal düzeyde domino etkisi yaratıyor.
Ayrıca yasadışı bahis piyasası, kayıt dışı ekonomi, organize suç yapıları ve kara para aklama gibi ciddi suç başlıklarıyla da iç içe. Dolayısıyla kullanıcı, yalnızca “oyun” oynadığını sanarken, farkında olmadan çok daha karanlık yapılara finansal kaynak sağlamış olabiliyor. Bu da sorunun yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal boyutunu da ortaya koyuyor.
Medya ve Sosyal Ağların Sorumluluğu
Diziler, filmler ve sosyal medya içerikleri, zaman zaman “kolay para kazanma” hikâyelerini romantize edebiliyor. Bahis kuponları üzerinden yapılan şakalar, “bir kuponla hayatı değişenler” anlatıları, genç zihinlerde gerçekçi olmayan bir başarı algısı yaratıyor.
Uzmanlar, medyanın bu konuda daha sorumlu bir dil kullanması gerektiğini savunuyor. Bahis ve kumarla ilgili içeriklerin, sadece kazanç hikâyeleri üzerinden değil; kayıpların, bağımlılık süreçlerinin ve psikolojik yıkımın da gerçekçi biçimde yansıtılması gerektiği vurgulanıyor.
Çıkış Mümkün: Umudu Diri Tutmak
Tüm bu karanlık tabloya rağmen, kumar ve yasadışı bahis bağımlılığından çıkışın mümkün olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Pek çok kişi, doğru destek mekanizmalarıyla, terapi süreçleriyle ve aile desteğiyle bu döngüyü kırmayı başarabiliyor.
Bu noktada:
- Yargılayıcı olmayan, destekleyici bir aile tutumu,
- Profesyonel psikiyatrik ve psikolojik yardım,
- Maddi planlama ve borç yapılandırması için uzman desteği,
- Aynı problemi yaşamış kişilerle kurulan destek grupları,
önemli rol oynuyor. İlk adım her zaman en zor olanı; ancak atılan her küçük adım, kişiyi bağımlılığın pençesinden biraz daha uzaklaştırıyor.
Sonuç olarak, yasadışı bahis ve kumar, sadece “eğlenceli bir hobi” ya da “bazen kaybedip bazen kazanılan bir oyun” değil; bireyin zihnini, duygularını, ilişkilerini ve geleceğini kuşatan ciddi bir risk alanı. Bu riski görmezden gelmek yerine, konuşmak, fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, hem birey hem aile hem de toplum için hayati önem taşıyor. Çünkü kaybedilen yalnızca para değil; zaman, güven, huzur ve çoğu zaman da umut oluyor.

