Ana Sayfa Blog Sayfa 63

Aşk ve Tahtın Kadın Başrolü Belli Oldu

ATV, Kuruluş Osman ve devam projesi Kuruluş Orhan’ın ardından ekranlara taşıyacağı yeni dönem dizisi Aşk ve Taht için hazırlıklarını sürdürüyor. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat’ın yaşamını konu alacak yapımın oyuncu kadrosu da netleşmeye başladı.

Dizinin başrolünde Sultan Alaaddin Keykubat karakteriyle Akın Akınözü yer alırken ona eşlik edecek kadın başrol için uzun süredir birçok ünlü oyuncunun adı gündeme geliyordu. Yapılan son açıklamalara göre, dizide Destina karakterini Bosna-Hersekli bir oyuncu canlandıracak.

Oyuncu kadrosunda ayrıca Melike Hatun rolüyle Simay Barlas, Baş Hatun Ümmühan rolüyle Ayça Bingöl, Nurcihan karakteriyle Ceren Benderlioğlu ve Andreas karakteriyle Halil İbrahim Ceyhan yer alıyor.

Yüksek prodüksiyon bütçesi ve tarihi atmosferiyle dikkat çeken Aşk ve Taht, ATV’nin yeni sezondaki en iddialı yapımları arasında gösteriliyor. Akın Akınözü’nün başrolünde olduğu dizinin, Selçuklu dönemini merkezine alan hikâyesiyle geniş bir izleyici kitlesine ulaşması bekleniyor.

Destina Belli Oldu

ATV’nin merakla beklenen dönem dizisi Aşk ve Taht için oyuncu kadrosu şekillenmeye devam ediyor. Dizide Akın Akınözü’nün canlandıracağı Sultan Alaaddin Keykubat’ın karşısında yer alacak Destina karakterini kimin oynayacağı uzun süredir gündemdeydi.

Daha önce rol için Pınar Deniz ve Afra Saraçoğlu’nun isimleri konuşulmuş ancak iki oyuncunun da projede yer almama kararı aldığı öne sürülmüştü. Bunun ardından yapım ekibi, karakter için yurt dışından bir oyuncu arayışına yöneldi.

Son gelen bilgilere göre Destina karakteri için Bosna-Hersekli genç oyuncu Merjem Šiljak ile anlaşma sağlandı. Böylece Şiljak, dizinin kadın başrolü olarak Akın Akınözü’ne eşlik edecek.

Öte yandan, Muhteşem Yüzyıl’ın yönetmenleri olan Taylan Biraderler tarafından çekilecek dizide Merjem Šiljak’ın nasıl bir performans sergileyeceği şimdiden merak konusu oldu. Bazı izleyiciler, yabancı kökenli bir oyuncunun tarihi bir yapımda yer almasının geçmişte olduğu gibi dikkat çekici bir etki yaratabileceğini düşünüyor.

Henüz kariyerinin başında olan Merjem Šiljak hakkında da araştırmalar hız kazandı. 2000 doğumlu oyuncunun daha önce TRT Tabii platformunda yayınlanan Koyu Beyaz dizisinde rol aldığı ve bu projeyle ekran deneyimi kazandığı öğrenildi. Aşk ve Taht, Şiljak’ın Türkiye’deki en büyük çıkış projelerinden biri olmaya aday görünüyor.

Gülşen’den Güzellik Baskısı Açıklaması

0

Şarkıcı Gülşen, Sober Digital için verdiği röportajda günümüzde özellikle kadınlar üzerinde hissedilen güzellik baskısına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“Bu Baskıyı Zaman Zaman Hissediyorum”

Röportajda yöneltilen, “Günümüzde özellikle kadınlar üzerinde yaratılan güzellik baskısına dair neler düşünüyorsunuz? Bu baskıyı ne kadar üstünüzde hissediyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Gülşen, bu baskının zaman zaman hissedildiğini ifade etti.

Sanatçı, “Elbette oluyor. Çünkü herkes birbirinin aynısı olsun gibi bir yerden bir bakış da var ama hiç kimse aynı değil. Hiç kimse başka birinin dayattığı kişi değil.” sözleriyle bireyselliğin ve özgün olmanın önemine dikkat çekti.

“Herkesin Kendine Özgü Bir Kimliği Var”

Toplumda oluşturulan güzellik algısının tek tip bir anlayışı beraberinde getirdiğini vurgulayan Gülşen, insanların başkalarının beklentilerine göre değil, kendi kimlikleriyle var olması gerektiğini dile getirdi.

Ünlü sanatçının açıklamaları, sosyal medyada kısa sürede geniş yankı uyandırırken, özellikle güzellik standartları ve bireysel özgürlük üzerine yapılan tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

“Sevdiğim İnsanlar” Filminin Oyuncu Kadrosu Genişliyor

Oyuncu Serenay Sarıkaya‘nın başrolünde yer aldığı “Sevdiğim İnsanlar” filminin hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Kasım ayında sete çıkması planlanan yapımın oyuncu kadrosuna dört yeni isim daha dahil oldu.

Kadroya Dört Yeni Oyuncu Katıldı

Ödüllü yönetmen Doğuş Algün imzasını taşıyan filmde Serenay Sarıkaya, Azra karakterini canlandıracak. Çekimleri İzmir ve çevresinde gerçekleştirilecek yapımda, Menderes Samancılar Azra’nın babasına, Zeynep Tuğçe Bayat ise yakın arkadaşı Sibel’e hayat verecek.

Kadroya yeni katılan isimler arasında Lale Mansur, Serkan Keskin, Rahimcan Kapkap ve Özlem Öcalmaz da yer alıyor. Lale Mansur, Azra’nın annesini; Serkan Keskin ağabeyi İrfan’ı; Rahimcan Kapkap kardeşi Yusuf’u; Özlem Öcalmaz ise çocukluk arkadaşı Aysel’i canlandıracak.

Hikâye Türkiye’nin Güncel Toplumsal Yapısına Odaklanıyor

Film, yıllar sonra memleketine dönen Azra’nın ailesi ve geçmişiyle yeniden yüzleşmesini konu alıyor. Aile bağları, sınıfsal farklılıklar ve toplumsal çelişkiler üzerinden ilerleyen hikâye, günümüz Türkiye’sine dair dikkat çekici bir anlatı sunmayı hedefliyor.

Öte yandan, magazin kulislerinde yer alan bilgilere göre Erkan Kolçak Köstendil‘in hazırlıkları süren “Alt Üst” filmi ise iptal edildi. Yapımla ilgili iptal kararının gerekçesine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Hamal’ın Başrolü Fahriye Evcen Oldu!

0

Yeni sezon için hazırlıklarını sürdüren Oktay Kaynarca, bu kez yalnızca oyuncu olarak değil yapımcı kimliğiyle de izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Merakla beklenen “Hamal” dizisinin başrolünde yer alacak olan Kaynarca’nın partneri de netlik kazandı. Uzun süredir ekranlardan uzak olan Fahriye Evcen, dizinin kadın başrolü olarak projeye dahil oldu.

Televizyon dünyasının dikkat çeken yapımlarından biri olmaya aday gösterilen dizi, güçlü oyuncu kadrosuyla şimdiden gündem yaratmayı başardı. Son yıllarda daha çok reklam kampanyaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiren Fahriye Evcen, böylece uzun bir aranın ardından yeniden dizi setlerine dönmüş olacak.

Güçlü Ekip Bir Araya Geliyor

“Hamal”ın senaryosu deneyimli isimler Kerem Deren ve Çisil Hazal Tenim tarafından kaleme alınırken yönetmen koltuğunda ise Mustafa Şevki Doğan oturacak. Yapım aşaması devam eden dizinin hikâyesi ve diğer oyuncuları henüz açıklanmasa da Oktay Kaynarca ile Fahriye Evcen’i bir araya getirecek olması şimdiden büyük merak uyandırdı.

Uzun yıllardır televizyon ekranlarının sevilen yüzleri arasında yer alan iki oyuncunun aynı projede buluşması yeni sezonun en çok konuşulan gelişmelerinden biri olarak gösteriliyor. Dizinin yayın tarihi ve detaylarının önümüzdeki dönemde paylaşılması bekleniyor.

Oğuzhan Uğur, Efsane Dizi Behzat Ç.’nin Yeni Sezonunda

Dijital dünyanın ve televizyon ekranlarının en popüler isimlerinden biri olan Oğuzhan Uğur, Türk televizyon tarihinin kült yapımları arasında yer alan Behzat Ç. dizisinin kadrosuna dahil oldu. Erdal Beşikçioğlu‘nun canlandırdığı efsanevi başkomiser Behzat Ç.’nin maceralarını konu alan dizinin yeni sezon çekimleri tüm hızıyla sürerken, Oğuzhan Uğur’un projede konuk oyuncu olarak yer alacağı kesinleşti. Sosyal medya platformlarında büyük heyecan yaratan bu gelişme, iki farklı kitlenin heyecanla beklediği bir buluşmaya dönüştü.

Set Tarzı ve Siyah Takım Elbisesiyle İlk Kareler Geldi

Setten ilk fotoğrafları bizzat kendi sosyal medya hesapları üzerinden paylaşan Oğuzhan Uğur, takipçilerine büyük bir sürpriz yaptı. Dizideki rolü gereği şık bir siyah takım elbise giydiği görülen Uğur, alışılmışın dışındaki bu ciddi imajıyla dikkat çekti. Set arkasındaki profesyonel ve keyifli atmosferi gözler önüne seren fotoğraflar, ünlü ismin nasıl bir karakterle izleyici karşısına çıkacağına dair merakı iyice artırdı. Sorgu odasında mı yoksa yeraltı dünyasından bir isim olarak mı yer alacağı şimdiden tartışma konusu oldu.

“Amirim” İle Aynı Sahnede: “Çok Klas Bir Anı Oldu”

Çocukluğundan beri ya da oyunculuk kariyerinin başından beri Behzat Ç. dünyasına büyük bir hayranlık beslediğini gizlemeyen Oğuzhan Uğur, paylaşımının altına düştüğü sitemkar ve gururlu notla duygularını özetledi. Erdal Beşikçioğlu ile karşılıklı oynamanın kendisi için büyük bir şeref olduğunu belirten Uğur, “Konuk olmak çok klas bir anı oldu” ifadelerini kullanarak dizi ekibine teşekkür etti. Sahnelerin çekiminin tamamlandığını belirten ünlü yayıncı, sinematografik açıdan da unutulmaz bir deneyim yaşadığını vurguladı.

10 Metreden Büyük Teknesi Olan Ünlülere Sınav Şartı

0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 17 Temmuz’da yürürlüğe koyacağı yeni yönetmelik, denizlerde 10 metrenin üzerinde tekne sahibi olan tüm kaptanlara zorunlu sınav şartı getirirken, sanat dünyasının ünlü denizcilerini de limanda ders çalışmaya mecbur bıraktı. Ulaştırma Bakanlığı tarafından hayata geçirilen bu köklü mevzuat değişikliği, deniz güvenliğini artırmayı hedeflerken amatör denizcilik camiasında adeta bir “ehliyet seferberliği” başlattı. Sınavda başarı gösteremeyen kaptanların ticari veya özel tekneleriyle denize açılması tamamen yasaklanacak.

10 Metre Sınırı Kaptanlık Ezberlerini Bozuyor

Deniz turizminin en yoğun olduğu yaz sezonunun ortasında yürürlüğe girecek olan yönetmelik, ezberleri bozmaya hazırlanıyor. Bugüne kadar mevcut amatör denizci belgeleriyle (ADB) uzunluğu ne olursa olsun belirli sınıra kadar özel teknelerini rahatça sevk ve idare edebilen kaptanlar, artık yeni bir yetkinlik testine tabi tutulacak.
Yeni kurala göre, tam boyu 10 metreyi aşan deniz araçlarını kullanan herkes, bakanlığın belirlediği teorik ve pratik sınavlardan geçer not almak zorunda. 17 Temmuz tarihine kadar işlemlerini tamamlamayan veya sınavda başarısız olan deniz tutkunlarının mevcut belgeleri, büyük gövdeli tekneleri kullanmak için yetersiz sayılacak. Bu durum, özellikle yaz aylarını tamamen açık denizlerde ve izole koylarda geçiren yüzlerce tekne sahibini oldukça sıkışık bir takvime soktu.

Sanat Dünyasının Ünlü Kaptanları Sınav Masasında

Denize olan tutkularıyla bilinen, yaşam tarzlarını ve sanatsal üretimlerini mavi sularla harmanlayan pek çok ünlü isim de bu yeni düzenlemenin sınırlarına takıldı. 10 metre üzerindeki lüks tekneleri ve motoryatlarıyla bilinen ünlülerin, yaz rotalarını çizmeden önce teorik ders notlarının başına geçmesi gerekecek. Sınav maratonuna katılacak popüler isimler ve denizle olan bağları şu şekilde:
  • Ata Demirer: Kuzey Ege ve Bozcaada sularından çıkmayan, zıpkınla avcılık ve denizcilik kültürünü hayat felsefesi haline getiren ünlü komedyen, büyük teknesi için dümene geçmeden önce sınav kağıdının başına geçecek.
  • Beyazıt Öztürk: Yaz sezonlarında gözlerden uzak kalmak adına rotasını Ege ve Akdeniz’in bakir koylarına çeviren ünlü şovmen, yeni kurallara uyum sağlamak adına başvurusunu yapan isimler arasında.
  • Gani Müjde: Sadece bir tekne sahibi değil, aynı zamanda deniz hikayeleri yazan ve derin bir denizcilik geçmişi olan deneyimli yazar da yeni mevzuat sınırına takılarak sınava girecek.
  • Mehmet Aslantuğ: Deniz kültürüne, yelken disiplinine ve deniz etiğine olan hakimiyetiyle tanınan usta oyuncu, amatör denizcilik belgesini yeni yönetmeliğe uygun hale getirmek için gün sayıyor.
  • Uğur Yücel: Uzun yıllardır teknede yaşamayı tercih eden, kış aylarında bile denizden kopamayan usta sanatçı, sınav engelini aşarak seyir güvenliğini tescilleyecek.
  • Zafer Algöz: Yakın dostlarıyla çıktığı tekne seyahatleriyle ve deniz maceralarıyla bilinen ünlü oyuncu, ehliyetini yenilemek zorunda olan bir diğer popüler sima.
  • Fatih Erkoç: Bodrum’a yerleştikten sonra hayatının merkezine müziğin yanı sıra denizi de koyan usta müzisyen, 10 metre üstü teknesiyle yeni kurallara tabi olacak.

Limandan Çıkış Kuralları Sil Baştan Yazılıyor

Yönetmeliğin getirdiği tek yenilik sınav zorunluluğu değil; aynı zamanda denizlerdeki denetim mekanizması ve cezai yaptırımlar da en üst seviyeye çıkarılıyor. 17 Temmuz sonrasında Sahil Güvenlik Komutanlığı ve liman başkanlıkları tarafından yapılacak rutin kontrollerde, sınavı geçememiş kaptanların teknelerine anında “seyirden men” işlemi uygulanacak ve tekneler en yakın limana bağlanacak.
Ekonomik yaptırımlar da deniz severlerin gözünü korkutacak cinsten. Ehliyetsiz ya da yetersiz belgeyle seyir yaptığı tespit edilen kişilere, teknenin maliyetine ve boyutuna bakılmaksızın, 10 metreyi aşan her bir metre için her kontrolde 2 bin 500 TL idari para cezası kesilecek. Sektör temsilcileri, bu kararın denizlerdeki kazaları azaltmak ve nitelikli kaptan sayısını artırmak adına çok kritik bir adım olduğunu belirtirken, ünlü isimlerin sınavı geçip geçemeyeceği şimdiden merak konusu oldu.

Ev Hapsi Alan Ela Rümeysa Cebeci’den İlk Açıklama

0
Düzenlenen bir uyuşturucu operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve adli makamlarca ev hapsi şartıyla tahliye edilen ünlü sunucu ve oyuncu Ela Rümeysa Cebeci, uzun süren sessizliğini bozdu. Yaşadığı yasal süreç ve cezaevi günlerinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden oldukça derin ve felsefi bir açıklama metni yayınlayan Cebeci, içeride geçirdiği zamanı bir iç hesaplaşma dönemi olarak tanımladı. Takipçileriyle adeta bir itiraf ve özeleştiri metni paylaşan ünlü isim, “Benim en uzun yolculuğum, birkaç metrekarenin içinde kendime doğru oldu” diyerek yaşadığı dönüşümü aktardı.

“Nefis İnsanı Bir Anda Yenmez, İlkelerini Esnetmeye Çalışır”

Özgürlüğünü kaybetmenin ötesinde, insanın kendi karakteriyle verdiği savaşa dikkat çeken Ela Rümeysa Cebeci, parmaklıklar ardında en çok “nefis” kavramı üzerine düşündüğünü belirtti. İnsanın hatalara nasıl sürüklendiğini adım adım özetleyen Cebeci, şu ifadeleri kullandı: “İçeri girmeden önce en büyük sınavın özgürlüğümü kaybetmek olduğunu sanıyordum. Yanılmışım. Asıl sınav, ahlakını şartlara teslim etmemekmiş. İnsanın en büyük mücadelesi demir parmaklıklarla değil, kendi nefsiyle. Demir kapılar sadece bedeninizi sınırlar. Nefsiniz ise karakterinizi. İçeride en çok şunu düşündüm: Nefis, insanı bir anda yenmez. Önce doğrularını tartıştırır. Sonra ilkelerini esnetmeye çalışır. Her tavize makul bir gerekçe bulur. İnsanı, doğrularından milim milim uzaklaştırır.”

“Karakter Büyük Kararlarla Değil, Küçük Tavizlerle Aşınır”

Yaşadığı durumdan çıkardığı hayat derslerini toplumsal bir mesajla birleştiren ünlü sunucu, insanın kendi değerlerinden vazgeçme sürecinin küçük adımlarla başladığını vurguladı. Yanlış kararların insanı nasıl ele geçirdiğini anlatan Cebeci, “Önce küçük bir taviz ister. Sonra bir tane daha. Çünkü karakter, büyük kararlarla değil; küçük tavizlerle aşınır” sözleriyle kendi adına yaptığı hataların altını çizdi.

Viktor Frankl Alıntısıyla Noktaladı: “Seçme Özgürlüğünü Anladım”

Açıklamasının son bölümünde dünyaca ünlü psikiyatr ve yazar Viktor Frankl’ın felsefesine sığınan Ela Rümeysa Cebeci, zorlu koşullar altında bile insanın kendi duruşunu seçebileceğini cezaevinde deneyimlediğini söyledi. Cebeci, “Viktor Frankl, insanın elinden pek çok şey alınabileceğini fakat yaşadığı koşullar karşısında nasıl bir tavır alacağını seçme özgürlüğünün elinden alınamayacağını söyler. İçeride bunun ne demek olduğunu anladım” diyerek sözlerini noktaladı. Ev hapsi süreci devam eden ünlü ismin bu çarpıcı açıklaması, kısa sürede sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girdi.

Ayça Ayşin Turan’ın Zor Dakikaları

0

Show TV‘nin MF Yapım imzalı yeni yaz dizisi Muhtemel Aşk, hem ekran başındakileri hem de set arkasını hareketlendirmeye devam ediyor. Dizinin başrol oyuncusu Ayça Ayşin Turan, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen çekimler sırasında görünmez bir kazanın kurbanı oldu ve sette zor anlar yaşadı.

Gerçek Acı Tepkileri Kamera Kaydındaydı

Dizinin eğlenceli ve renkli sahnelerinden biri olan “acı yeme sahnesi” çekilirken senaryo gereği önündeki acı biberleri yiyen güzel oyuncunun başına talihsiz bir olay geldi. Sahnede inandırıcılığı artırmak adına gerçek acı biber kullanıldığı öğrenilirken Turan bir anlık dalgınlıkla acılı elini gözüne sürdü. Gözü aniden yanmaya başlayan ve yaşlar süzülen oyuncuya ilk müdahale set ekibi tarafından hemen yapıldı. Çekimlere kısa bir süre ara verilirken Turan’ın sahnedeki gerçekçi acı tepkilerinin ise kameralara anbean yansıdığı belirtildi.

Muhtemel Aşk Dizisinin Konusu Ne?

Yönetmen koltuğunda Altan Dönmez’in oturduğu Muhtemel Aşk, 30’lu yaşlarında, kariyer basamaklarını kendi emeğiyle tırmanan hırslı avukat Defne’nin (Ayça Ayşin Turan) hikayesini merkezine alıyor. Hayatına tam da aşkı almaya karar vermişken kendisini birbirine düşman ve son derece çekici iki mimarın, Kadir (Ekin Koç) ve Tolga’nın (Feyyaz Şerifoğlu) arasında bulan Defne’nin aşk ile mantık arasındaki eğlenceli ve karmaşık yolculuğu izleyiciyi ekrana kilitliyor.

Üçüncü Kez Aynı Projedeler

Ayça Ayşin Turan ve Ekin Koç, daha önce de dijital platformlarda yayınlanan Sen İnandır filmi ve Vicdansız dizisinde partner olmuşlardı. Muhtemel Aşk ile üçüncü kez bir araya gelen ikilinin yakaladığı ekran uyumu, Perşembe akşamları yayınlanan yeni bölümlerde izleyiciden tam not almaya devam ediyor.

Güzel Oyuncu Buçe Buse Kahraman Evliliğe İlk Adımı Attı

0
Son dönemin parlayan yıldızlarından başarılı oyuncu Buçe Buse Kahraman, uzun süredir gözlerden uzak ve mutlu bir birliktelik yaşadığı iş insanı sevgilisi Kaan Akyıldız’dan evlilik teklifi aldı. İlişkilerini her zaman basının odağından uzakta, sakin yaşamayı tercih eden çift, bu mutlu haberle hayranlarını sevindirdi. Kaan Akyıldız’ın sevgilisi için hazırladığı oldukça romantik ve sürprizlerle dolu evlilik teklifi, ikilinin hayatında yeni bir dönemin kapısını araladı.

Masalsı Paylaşım Sosyal Medyayı Salladı

Evlilik teklifine “Evet” yanıtını veren Buçe Buse Kahraman, yaşadığı büyük mutluluğu Instagram hesabı üzerinden takipçileriyle paylaştı. Parmağındaki tektaş yüzüğüyle çekilen romantik karelerini peş peşe yayınlayan güzel oyuncu, fotoğrafların altına düştüğü duygusal notla dikkat çekti. Çocukluğundan beri hayranı olduğu hikayeye atıfta bulunan Kahraman, paylaşımına “Artık en sevdiğim masal Küçük Deniz Kızı değil” notunu ekleyerek kendi aşk hikayesinin tüm masallardan daha güzel olduğunu ilan etti.

Sektörden Tebrik Yağmuru

Genç oyuncunun evlilik yolunda ilk adımı attığını duyurduğu bu masalsı paylaşım, kısa sürede sosyal medyada beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu. Kahraman’ın rol aldığı projelerdeki oyuncu arkadaşları, yönetmenler ve çok sayıda ünlü isim paylaşıma tebrik mesajları yazarak çifte bir ömür boyu mutluluk diledi. Hayranları ise şimdiden düğünün ne zaman ve nerede yapılacağına dair merak dolu sorular sormaya başladı.

Sinan Akçıl’dan Şaşırtan A Milli Takım İtirafı

0
A Milli Futbol Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası’na grup aşamasında erken veda etmesinin ardından, ünlü şarkıcı ve söz yazarı Sinan Akçıl’dan spor ve magazin gündemini sarsacak çok çarpıcı açıklamalar geldi. Turnuva öncesinde milli takım için “Türkler Geliyor” isimli iddialı bir marş besteleyen Akçıl, projenin arka planında büyük bir restleşme yaşandığını itiraf etti. Sürecin en başından itibaren tuhaf bir hal aldığını belirten Akçıl, “Marş olayı baştan enteresan gitti” diyerek takım içindeki bazı isimlerin federasyon üzerinde baskı kurduğunu iddia etti.

Futbolcular Federasyon Başkanına Diretti: “Murda’nın Şarkısı Olsun Diye Baskı Yaptılar”

Kendi hazırladığı bestenin neden geri planda kaldığına açıklık getiren Sinan Akçıl, takımın iki önemli yıldızı Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral’ı doğrudan hedef aldı. Yıldız oyuncuların kendisinin yazdığı marşı kesinlikle veto ettiğini söyleyen ünlü sanatçı, süreci şu sözlerle ifşa etti: “Yaptığım marşı Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral istemedi. Bu iki ismin, milli takım marşı olarak rap sanatçısı Murda’nın şarkısının seçilmesi konusunda federasyon başkanına adeta direttiklerini öğrendim. Türkiye Futbol Federasyonu’ndaki (TFF) bazı yetkililer de bu durumu maalesef üzülerek bana doğruladı. Demek ki milli takımın marşına bile koskoca federasyon değil, kaptan ve Merih karar veriyor. Ben de bu kulisleri öğrendikten sonra profesyonel duruşumu koruyarak işin içinden tamamen çekildim.”

“Keşke Şarkının Adını ‘Türkler Geliyor’ Değil ‘Türkler Gidiyor’ Yapsaydım”

Milli takımın turnuvada Avustralya ve Paraguay yenilgileriyle adeta hüsrana uğramasının ardından hissettiği kırgınlığı esprili ama sitemkar bir dille özetleyen Akçıl, turnuva sonucuna da göndermede bulundu. Alınan erken mağlubiyetlerin tüm ülkeyi üzdüğünü hatırlatan popçu, “Zaten marşı beğenen de oldu, beğenmeyen de. Ama günün sonunda ortaya çıkan bu başarısız sonuç hepimiz için çok yıkıcı ve üzücü oldu. Ben de yaşanan bu elenme durumundan sonra içimden ‘Keşke şarkının adını Türkler Geliyor değil de Türkler Gidiyor yapsaydım’ dedim” diyerek futbolculara karşı olan sitemini gizlemedi.

Kaptanlık Tartışmasına Son Noktayı Koydu: “Bence Yeni Kaptan Kesinlikle Arda Güler Olmalı”

Dünya Kupası vedasının ardından eleştirilerin odak noktası haline gelen mevcut takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun liderlik vasıfları tartışmaya açılırken, Sinan Akçıl bu konuda da çok net bir duruş sergiledi. Milli takımın geleceği için radikal bir yönetim ve jenerasyon değişikliği yapılması gerektiğini savunan Akçıl, Real Madrid forması giyen genç yıldızı işaret etti. Akçıl, “A Milli Takım’da yeni bir dönemin başlaması şart. Takım içerisindeki bu kliklerin ve ego savaşlarının bitmesi için bence milli takımın yeni kaptanı kesinlikle Arda Güler olmalıdır” diyerek futbol dünyasında çok konuşulacak yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.