Türk televizyon ve sinemasının en yetenekli, en karizmatik jönlerinden canlandırdığı her karakterle devleşen, Cem Yılmaz projelerinin vazgeçilmez yüzü Ozan Güven, kariyerinin zirvesindeyken öyle bir skandalla sarsıldı ki magazin dünyası adeta ikiye bölündü. 2020 yılının yaz gecesinde Levent’teki o meşhur lüks villada başlayan olaylar zinciri, yıllar süren yıpratıcı bir mahkeme maratonunun ardından nihayet kesinleşti. İşte iddialardan darp raporlarına, 2 yıl 3 aylık kesinleşmiş hapis cezasından adliye koridorlarında deşifre olan o travmatik gecenin tüm ayrıntılarıyla magazin anatomisi:
O Gece Levent’teki Villada Çatışan İfadeler
13 Haziran 2020’de O dönem Ozan Güven ile aşk yaşayan sosyal medya uzmanı Deniz Bulutsuz, ünlü oyuncunun Levent’teki evinde sabaha karşı dehşet dolu anlar yaşadığını iddia ederek savcılığın kapısını çaldı. Bulutsuz’un şikayet dilekçesinde yazılana göre eski bir ilişkiden açılan konu yüzünden başlayan sözlü tartışma, kısa sürede fiziksel bir infiale dönüşmüştü. İddiaya göre Ozan Güven, genç kadını saatlerce evden çıkarmamış, üzerine kapıları kilitlemiş ve evdeki eşyaları fırlatarak ağır şekilde darp etmişti.
Basına sızan darp fotoğrafları ve Adli Tıp raporu ise skandalın boyutunu gözler önüne serdi. Bulutsuz’un gözündeki derin morluklar, çenesindeki kesikler ve vücudunun çeşitli yerlerindeki onlarca çürük magazin gündemine bomba gibi düştü.
Ancak Ozan Güven’in tamamen farklı bir savunması vardı. Ünlü oyuncu, asıl mağdurun kendisi olduğunu, Deniz Bulutsuz’un evde kriz geçirerek eşyaları kırdığını ve kendisini sakinleştirmeye çalışırken yaralandığını öne sürdü. Güven, “Ben ona dokunmadım, o bana saldırdı“ diyerek karşı dava açtı ve yüzündeki çiziklerin fotoğraflarını dosyaya sundu.
“Silah” Sayılan Abajur
İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan dava, Türk hukuk ve magazin tarihinin en uzun soluklu davalarından birine dönüştü. Mahkeme, her iki tarafın da hem “müşteki” hem de “sanık” olarak yargılandığı davada titiz bir süreç yürüttü. Karşılıklı bilirkişi raporları, adli tıp incelemeleri derken nihai karar Haziran 2025‘te açıklandı.
Mahkeme, Ozan Güven’in “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “hakaret” gibi ağır suçlamalarından beraatine hükmetti. Ancak iş fiziksel şiddete geldiğinde hakim, Güven’in savunmasına itibar etmedi. Gerekçeli karardaki en dikkat çekici ayrıntı, olay sırasında kırılan ve fırlatılan abajurun hukuksal olarak “silah” kapsamında değerlendirilmesi oldu. Mahkeme, ünlü oyuncuyu “silahla kasten yaralama” suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Deniz Bulutsuz ise hakkında açılan basit yaralama davasından tamamen beraat etti.
Bu şok karar, Ekim 2025 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da onanarak resmiyet kazandı ve kesinleşti. Güven’in bu ceza doğrultusunda denetimli serbestlik dışında kalan 45 günlük süreyi açık cezaevinde geçirebileceği basına yansıdı.
“Bir Tek Senden Özür Dilemeyeceğim”
Cezası kesinleştikten sonra uzun süreli sessizliğini bozan Ozan Güven, kameraların karşısına geçerek çok sert ve ses getiren bir basın toplantısı düzenledi. Kendinden son derece emin bir duruş sergileyen usta oyuncu, “Hakkımdaki beş suçlamanın dördünden aklandım. Ben yüz kızartıcı hiçbir şey yapmadım, alnım ak“ dedi.
Kamuoyunda kendisine inanan ve bu süreçte hayal kırıklığı yaşayan tüm kadınlardan özür dileyebileceğini belirten Güven, Deniz Bulutsuz’a yönelik ise tarihi bir rest çekti: “Hangi kadının içine şüphe düşürdüysem özür dilerim ama bir tek senden özür dilemeyeceğim. Çünkü ben sana hiçbir şey yapmadım.” Genç kadının gözündeki kızarıklığın olaydan önce hastanede belgelenen bir “göz tansiyonu” rahatsızlığı olduğunu iddia eden oyuncu, suçluluk psikolojisine hiç girmediğini yineledi.
Ailevi Dram
Bu adli süreç sadece Ozan Güven’in kariyerini bitirme noktasına getirmekle kalmadı, aile hayatında da derin yaralar açtı. Güven, yaptığı duygu dolu açıklamada, yaşanan bu büyük travmanın ardından 2021 yılında annesine Alzheimer teşhisi konduğunu itiraf etti. Annesinin bu haksızlığı kaldıramadığını belirten ünlü oyuncu, “Belki de tüm bu acıları ve haksızlıkları unutmak için Alzheimer oldu” diyerek iç burkan bir çıkış yaptı.
Toplum vicdanındaki yargılama ise adliye salonlarından çok daha sert geçti. O dönem rol aldığı popüler Babil dizisinden apar topar ayrılmak zorunda kalan Güven, uzun yıllar boyunca sektörden aforoz edildi. Kendisini unutturmak için bir dönem Ayvalık’a yerleşen oyuncu, İstanbul’a dönüp 7 Kocalı Hürmüz müzikaliyle sahnelere adım atmak istese de gelen yoğun protestolar nedeniyle projeden çekilmek zorunda kaldı.
Tepkiler sokaklara da taştı. Mayıs 2026‘da usta aktör Mehmet Aslantuğ ile Kadıköy’de bir mekanda oturan Ozan Güven, mekandaki bir grup kadının masasının önünde “Failler dışarı!” sloganları atmasıyla neye uğradığını şaşırdı. Gerilimin tırmanması üzerine ünlü oyuncu apar topar mekanı terk etmek zorunda kaldı.
Magazin tarihinin bu en büyük şiddet ve hukuk davası, aradan geçen yıllara ve kesinleşen cezalara rağmen tarafların bitmeyen açıklamalarıyla gündemdeki sıcaklığını korumaya devam ediyor.

